Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2023/2187 E. 2026/2207 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2023/2187
Karar No
2026/2207
Karar Tarihi

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2023/2187 KARAR NO : 2026/2207

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 27/09/2023 NUMARASI : 2023/261 Esas 2023/634 Karar DAVA : İTİRAZIN İPTALİ KARAR TARİHİ : 08/10/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 08/10/2026

İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/261 Esas ve 2023/634 Karar sayılı dava dosyasından yapılan yargılama sonucunda davanın görev yönünden usulden reddine dair verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya, Dairemize gönderilmiş olmakla HMK'nın 353. maddesi uyarınca dosya üzerinden inceleme yapıldı. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Mahkemece yapılan açık yargılama sonucunda; ''...Davacı vekili mahkememize sunduğu dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı arasında düzenlenen 14.07.2022 tarihli protokol ile davalının müvekkiline 29.07.2022 tarihinde... konseri, 2022 Ağustos ayı için de 4 adet .... konseri edimini yüklendiğini, tarafların ... konseri için 32.600,00-Euro ve ... konserleri için 960.000,00-TL bedel ödenmesi hususunda anlaştıklarını, müvekkili tarafından davalıya 14.07.2022 tarihinde 45.900,00-Euro ödeme yapıldığını, tarafların protokolün yapıldığı tarihteki kur itibariyle ... için kalan 296.750,00-TL'nin 20.07.2022 tarihinde, ... için kalan 24.600,00-Euro'nun 28.07.2022 tarihinde ödeneceği hususunda anlaştıklarını, müvekkili tarafından ödeme yapılmış olmasına karşın davalı tarafın edimini yerine getirmediğini, protokolde belirtilen tarihlerde konserlerin yapılmadığını, borçlu tarafından sözleşmenin kusurlu olarak ifa edilmediğini, protokolde belirtilen tarihler geçtiğinden artık davalı tarafın kendi edimini yerine getirmesinin mümkün olmadığını, davalının borcunu ifa etme imkanı bulunmadığından müvekkilinden kapora olarak alınan paranın hukuki bir temele dayanmadığını, işbu sebeple sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca davalıya ödenen 45.900,00-Euro bedelin müvekkiline iade edilmesi gerektiğini, davalı aleyhine 06.09.2022 tarihinde Bakırköy 12. İcra Müdürlüğü 2022/9815 Es. Sayılı dosyasında icra takibi başlatıldığını, davalı tarafından yetki itirazında bulunulduğunu, bunun üzerine talepleri doğrultusunda dosyanın Çeşme İcra Müdürlüğüne gönderildiğini, yine davalı tarafından Çeşme İcra Müdürlüğündeki 2022/825 Es. Sayılı dosyaya haksız olarak 25.10.2022 tarihinde borca, faize ve ferilerine itiraz edilerek takibin durdurulduğunu, davalı tarafından yapılan itirazların soyut ve mesnetsiz olduğunu, protokolde kayıt altına alındığı üzere müvekkili tarafından 45.600,00-Euro ödeme yapıldığını, davalı tarafın kötüniyetli olarak borca itiraz ettiğini belirterek Çeşme İcra Müdürlüğünün 2022/825 Esas sayılı dosyasındaki itirazın iptali ile davalı aleyhine asıl alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili mahkememize sunduğu cevap dilekçesinde; "Protokol" isimli sözleşmeden de anlaşılacağı üzere davacının ... konserleri için kalan tutar olan 296.750-TL'yi 20.07.2022 tarihinde müvekkiline ödenmesi gerekirken sözleşmeye aykırı davranarak ödemediğini, ayrıca yine aynı şekilde sözleşmeye aykırı davranarak ... Konseri için kalan tutar olan 24.600-€'yu 28.07.2022 tarihinde ödemesi gerekirken ödemediğini, davacının tam kusurlu bir şekilde sözleşmede yer alan ödemelerini yapamayacağını ve sözleşmeden caydığını müvekkiline söylediğini, bu sebeple de müvekkili tarafından yapılacak konserlerin yapılamadığını, davacının sözleşmeden cayması ve taahhüt edilen ve sözleşmede yer alan tarihlerde geri kalan ödemeyi yapmaması sonucu sözleşmenin ifa edilemediğini, her ne kadar davacı tarafça kaporanın hukuki bir yapısının olmadığı, sebepsiz zenginleşmeye yol açtığı iddia edilse de iki tarafında tacir olması sebebiyle sözleşmede yer alan kapora kelimesinin aslında cayma parası olduğunu bilmesi gerektiğini, davacının işbu takibi ve davayı da kötüniyetli bir şekilde açtığını, tüm bu konserler için gerekli hazırlıkları yapmış olan müvekkilinin bu durumda zarara uğratıldığını, müvekkilinin işbu kaporayı (cayma parasını) hali hazırda zararlarını kapatmak için kullandığını, ilgili mekana vermiş olduğu sözleri yerine getirmek ve ticari itibarını kurtarmak için başka bir sanatçı ile anlaşarak o sanatçıyı çıkarttığını belirterek müvekkili hakkında açılmış bulunan işbu itirazın iptali davasının esastan reddine, takibinde haksız ve kötü niyetli olan alacaklı hakkında takip konusu alacağın %20’sinden az olmamak üzere tazminata hükmedilmesine karar verilmesini savunmuştur. Davada dilekçeler aşaması tamamlanmış olmakla evrak üzerinde ön inceleme yapılmıştır. Çeşme İcra Dairesinin 2022/825 Esas sayılı takip dosyasının incelenmesinden, ... tarafından ... aleyhine 14.07.2022 tarihli Protokol gereği ödenmesi gereken toplamda 46.511,16-Euro'nun tahsili için girişilen icra takibine ilişkin olduğu, borçlu tarafça borca itiraz edildiği ve bu nedenle takibin durduğu anlaşılmıştır. Öncelikle HMK 114 maddesi kapsamında mahkememizin görevinin tayini konusunda davanın ticari bir dava olup olmadığının değerlendirilmesi gerekmiştir. Görev hususu kamu düzenine ilişkin olup her aşamada mahkemece resen gözetilmelidir. 6102 sayılı yasanın TTK'nın 4 maddesine göre bir davanın ticari dava sayılması için ya uyuşmazlık konusu işin taraflarının her ikisinin birden tacir ve uyuşmazlığın ticari işletmeleri ile ilgili olması (nispi ticari dava) yada tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesiyle ilgili olup olmadığına bakılmaksızın TTK ve diğer kanunlarda davaya asliye ticaret mahkemesinin bakacağı yönünde amir düzenleme bulunması (mutlak ticari dava) gerekmektedir. Davanın mutlak ticari dava olmadığı belirlenmiştir. Nispi ticari dava olup olmadığı konusunda yapılan değerlendirmede, davanın nispi ticari dava olabilmesi için her iki tarafın tacir, uyuşmazlığın ticari işletmeleri ile ilgili olması gerektiği, tarafların ticaret sicile kayıtlı olmadığı, akit tarihi itibariyle ve dava tarihi itibariyle ...'ün vergiye kayıtlı ticari faaliyet yürütmediği, bu nedenle davacının tacir sayılsa bile davanın ticari nitelikte olmadığı, davayı görmeye mahkememizin görevli olmadığı, Asliye Hukuk Mahkemesi'nin görevli olduğu..." gerekçesi ile, davayı görmeye İzmir Asliye Hukuk Mahkemesi görevli olup mahkememiz görevli olmadığından davanın HMK 114/1-c ve 115/2 maddeleri uyarınca usulden reddine, Kararın kesinleşmesinden sonra HMK 20 maddesi uyarınca iki haftalık süre içerisinde taraflarca dava dosyasının görevli İzmir Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesinin talep edilmesi halinde dosyanın İzmir Hukuk Mahkemeleri Tevzi Bürosuna gönderilmesine, iki haftalık süre içerisinde talep edilmemesi halinde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesine karar verilmiş, verilen bu karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, tarafların tacir olduğunu, mahkemenin görevli olduğunu belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılması istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur. DELİLLERİN TARTIŞILMASI, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE: Dava, alacağın tahsili için yapılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır. Davacı vekili tarafından istinaf aşaması sırasında 17.01.2024 tarihinde verdiği dilekçe ile davadan feragat ettiklerini beyan etmiştir. Davalı vekili tarafından da istinaf aşaması sırasında 10.01.2024 tarihli dilekçe ile istinaf talebinden feragat ettiklerini beyan etmiştir. HMK'nın 349. maddesinde "Taraflar, ilamın kendilerine tebliğinden önce, istinaf yoluna başvurma hakkından feragat edemez. Başvuru yapıldıktan sonra feragat edilirse, dosya bölge adliye mahkemesine gönderilmez ve kararı veren mahkemece başvurunun reddine karar verilir. Dosya, bölge adliye mahkemesine gönderilmiş ve henüz karara bağlanmamış ise başvuru feragat nedeniyle reddolunur." hükmüne yer verilmiştir. Somut olayda, mahkemece verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya istinaf incelemesinin yapılması için Dairemize gönderilmiştir. Ancak, dosyanın karara bağlanmasından önce vekaletnamesinde kanun yollarından feragate ilişkin özel yetkisi bulunan davalı vekili tarafından Dairemize sunulan 10.01.2024 tarihli dilekçe ile istinaf kanun yolu başvurusundan feragat edilmiştir. Bu durum karşısında yukarıda değinilen yasa hükmü uyarınca davalı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun vaki feragat nedeniyle reddine karar verilmiştir. Ayrıca 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 307. ve devamındaki maddeler uyarınca davadan feragat, davacının, talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesini içerir nitelikte davaya son veren ve kesin hükmün sonuçlarını doğuran taraf işlemi niteliğinde olup hüküm kesinleşinceye kadar her zaman davadan feragat edilmesi mümkündür. Feragatin hüküm ifade etmesi, karşı tarafın veya mahkemenin muvafakatına bağlı değildir. Vekil aracılığıyla davadan feragat edilmesi halinde vekilin vekaletnamesinde davadan feragate ilişkin özel olarak yetkilendirilmiş olması gereklidir. Açıklanan bu nedenlerle; her ne kadar yerel mahkeme kararına karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya istinaf aşamasında iken vekaletnamesinde davadan feragat hususunda özel olarak yetkilendirilen davacı vekili tarafından 17.01.2024 tarihinde davadan feragat dilekçesi ile davadan feragat edildiği ayrıca vekaletnamesinde davadan feragat hususunda özel olarak yetkilendirilen davalı vekili tarafından 10.01.2024 tarihli istinaftan feragat dilekçesi ile istinaftan feragat edildiği, taraf vekillerinin vekalet ücreti, yargılama gideri ve icra inkar tazminatı taleplerinin olmadığı anlaşılmakla davadan feragat beyanı uyarınca ilk derece mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı HMK’nın 355 ve 353/(1)-b-2. maddeleri gereğince re'sen kaldırılmasına ve davanın feragat nedeniyle reddine dair aşağıdaki belirtilen şekilde karar verilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; I-Davalı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 349/2. fıkrası uyarınca FERAGAT NEDENİYLE REDDİNE, II-İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 27/09/2023 tarih ve 2023/261 Esas 2023/634 Karar sayılı hükmünün davacı vekilinin vaki davadan feragat beyanı uyarınca 6100 sayılı HMK’nın 355. ve 353/(1)-b-2. maddeleri uyarınca RE'SEN KALDIRILMASINA, III-KALDIRILAN HÜKMÜN YERİNE GEÇMEK ÜZERE; “1-Davacı tarafından davalı aleyhine açılan davanın FERAGAT NEDENİYLE REDDİNE, 2-Taraf vekillerinin beyanları da dikkate alınarak davalı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesine yer olmadığına, 3-Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli olan 732,00.TL ilam harcından peşin olarak alınan 14.313,19.TL harcın tenzili ile bakiye 13.581,19.TL harcın karar kesinleştiğinde davacıya iadesine, 4-Taraflarca yapılan yargılama giderlerinin tarafların talebi de dikkate alınarak taraflar üzerinde bırakılmasına, 5-Davalının vekalet ücreti talebinden vazgeçmesi dikkate alınarak bu davada kendisini vekil ile temsil ettiren davalı yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 6-HMK.'nın 333. maddesi gereğince taraflarca yatırılan gider/delil avansının kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,'' şeklinde HÜKÜM TESİSİNE, IV-İstinaf başvurusu nedeniyle alınan istinaf karar peşin harcının yatıran tarafa iadesine, V-İstinaf kararının niteliği ve tarafların beyanı dikkate alınarak istinaf aşamasında davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin takdiren davalı üzerinde bırakılmasına, VI-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından taraflar yararına/aleyhine vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, VII-Kararın kesinleştirme, harç ikmali/iadesi ve gider/delil avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirmesine, VIII-Kararın Dairemizce taraf vekillerine tebliğine, Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde Yargıtay’a temyiz yolu açık olmak üzere 08/10/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2023/2187, K. 2026/2207, T. 08.10.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2023-2187-e-2026-2207-k-adf2a9dc1ee7