İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2026/1927 E. 2026/823 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1927
- Karar No
- 2026/823
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2026/1927 Esas KARAR NO:2026/823
DAVA : İtirazın İptali DAVA TARİHİ : 14/10/2026 KARAR TARİHİ : 16/10/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; Müvekkil şirket nezdinde ... numaralı “... F Kasko Sigorta Poliçesi” ile sigortalı bulunan sigortalı ... ... ait ... plaka sayılı araç 27.08.2024 tarihinde; ... Caddesi üzerinde, davalı ... ...'nün maliki ve davalı ... sürücü olduğu ... plaka sayılı ... otobüsünün kusuruyla çarpması sonucunda maddi hasara uğradığını, hasarlı aracın tamiri neticesinde, faturalar ile hasar dosyası muhteviyatı dikkate alınarak ilgilisine 205.218,39 TL hasar ödemesi yapıldığını, ... plakalı aracın %100 kusurlu olduğu tespit edilmiş olduğundan kaza tespit tutanağı ve diğer belgeler ışığında ödenen tazminattan; %100 oranında davalıların sorumlu olduğu, sigorta şirketi tarafından poliçe limiti dahilinde 125.000,00 TL ödenmiş olup hasarın kalan kısmı olan 80.218,39 TL si için davalı taraflara rücu edilmesi gerektiği bu nedenle davalılar tarafından .... İcra Müdürlüğü- 2026/... E. sayılı dosyasına vaki itirazının iptaline, takibin devamına, itiraz eden davalılar aleyhine haksız itirazından dolayı %20’den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine, yargılama gideri ve ücreti vekâletin davalı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, davacı sigorta şirketinin kasko sigorta poliçesi ile sigortaladığı ... plakalı araç ile, davalı ... ...'nün maliki ve davalı ... sürücü olduğu ... plakalı araç arasında meydana gelen trafik kazası nedeniyle, sigortalı araç için ödenen hasar bedelinin, davalı araç sürücüsünün kusurlu olduğu iddiası ile davalılardan rücuen tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır. 6100 sayılı HMK’nın 2. maddesinin 1.fıkrası gereğince malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça Asliye Hukuk Mahkemesidir. Yine 2.maddenin 2.fıkrası uyarınca HMK’da ve diğer kanunlarda aksine düzenleme bulunmadıkça, Asliye Hukuk Mahkemesi diğer dava ve işler bakımından da görevlidir. Ticari davalar TTK’nın 4/1.maddesinde tanımlanmıştır. Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır. Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK’nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür. HMK'nun 1.maddesi "Mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenir. Göreve ilişkin kurallar, kamu düzenindendir." hükmünü içermekte olup görev hususu dava şartlarındandır. HMK'nun 115.maddesi "Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır." hükmüne haizdir. Sigortacının halefiyete dayalı olarak açacağı rücuen tazminat davasında, görevli mahkemenin belirlenmesi konusunda; 22.03.1944 tarih, 37 Esas, 9 Karar sayılı (03.07.1944 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan) Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararında "sigortacının halefiyete dayalı açtığı davanın aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa, aynı hak sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur" ilkesi benimsenmiştir. Buna göre; sigortacının halefiyete dayalı olarak açtığı davada, davanın nitelendirmesi yapılırken, davacının sigortalısı ile zarara neden olduğu iddia edilen arasındaki hukuki ilişkiye bakılması gerekmektedir. Yapılan açıklamalar çerçevesinde, somut olayda, davacı sigorta şirketinin, sigortalısı gerçek kişiye halef olarak açmış olduğu davada görevli mahkeme, dava dışı sigortalı ile davalılar arasındaki ilişkiye göre belirlenecektir. Somut olayda davacının halefi olduğu dava dışı sigortalısı gerçek kişi olup, tacir değildir. Buna göre dava, haksız fiilden kaynaklı olup, sigorta hukuku ile bir ilgisi bulunmamaktadır. Ayrıntılı olarak açıklandığı üzere, davacı sigorta şirketi, dava dışı sigortalısının halefi olarak onun yerine geçtiğinden, görev hususu dava dışı sigortalı ile davalılar arasındaki ilişkiye göre belirlenecek olup, dava dışı sigortalı ve davalılar tacir de olmadığına göre, davanın nispi ticari davaya da vücut vermeyeceği, davaya bakmakla görevli mahkemenin asliye hukuk mahkemesi olduğu anlaşılmaktadır. Bu nedenle, görev hususunun kamu düzenine ilişkin olması nedeniyle Mahkeme tarafından yargılamanın her aşamasında resen dikkate alınabileceği gözetilerek Mahkememizin görevsizliğine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davada HMK'nın 114/1-c maddesinde düzenlenen "Mahkemenin görevli olması" dava şartının yokluğu nedeniyle, HMK nun 115/2 maddesi gereğince DAVANIN USULDEN REDDİNE, görevli mahkemenin İstanbul Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesi olduğuna, 2-Görevsizlik kararının istinaf yasa yoluna başvurulmadan kesinleşmesi durumunda, kesinleşmesinden itibaren 2 HAFTALIK SÜRE içerisinde dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesinin talep edilmesi halinde, dosyanın görevli İstanbul Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE; -Görevsizlik kararının istinaf yasa yolundan geçmek suretiyle kesinleşmesi durumunda, istinaf başvurusunun reddi kararının tebliği tarihinden itibaren 2 HAFTALIK SÜRE içerisinde talep edilmesi halinde, dosyanın görevli İstanbul Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 3-Dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesi için mahkememize süresinde müracaat edildiği takdirde, yargılama giderlerinin HMK 331/2 maddesi uyarınca görevli mahkemece karara bağlanmasına, 4-Dosyanın yetkili mahkemeye gönderilmesi için mahkememize süresinde müracaat edilmemesi halinde, HMK 20 maddesi gereğince davanın açılmamış sayılmasına karar verileceği ile HMK 331/2 maddesi gereği talep edilmesi halinde dosya üzerinden davaya bir başka mahkemede devam edilmediği tespiti yapılıp davacının yargılama giderlerini ödemeye mahkûm edileceğinin İHTARINA, Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 341 vd. maddeleri gereğince (5235 sayılı Kanunun 2. maddesi de dikkate alınarak) davacı vekilinin yüzüne karşı, davalının yokluğunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde mahkememize verilecek veya başka bir mahkeme aracılığıyla gönderilecek dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ilgili Hukuk Dairesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere açıkça okunup usulen anlatıldı. 16/10/2026 Katip ... ¸e-imzalıdır
Hakim ... ¸e-imzalıdır