İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2026/855 E. 2026/613 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2026/855
Karar No
2026/613
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO:2026/855 Esas KARAR NO:2026/613

DAVA : Sigorta (Trafik Sigortası Kaynaklı) DAVA TARİHİ:24/06/2025

BİRLEŞEN KAPATILAN ....ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN 2025/... ESAS SAYILI DOSYASI

DAVA:Sigorta (Trafik Sigortası Kaynaklı) DAVA TARİHİ:24/06/2025 KARAR TARİHİ:21/09/2026

Mahkememizde görülmekte olan Sigorta (Trafik Sigortası Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: İddia ve savunmaların özeti; Davacı vekili tarafından asıl dosyada sunulan dava dilekçesinde özetle; 07.07.2024 tarihinde ... plakalı aracın müvekkile ait olan ... plakalı araca arkadan çarptığını ve %100 kusurlu hareket ederek müvekkil araçta maddi hasarlı kazaya sebebiyet verdiğini, ... plaka nolu araç için ... sayılı Kasko poliçesi ve İMM klozu davalı ... Sigorta A.Ş düzenlendiğini, ayrıca ... plakalı aracın Trafik sigortasına başvurulduğunu ve Trafik poliçesi limiti kadar tazminat alındığını, trafik poliçe limitini aşan kısım için işbu davayı açma zorunluluğunun hasıl olduğunu, müvekkilin aracını kaza sonucu hasarlandığını ve kaza sonrası trafik poliçesi limitinin üzerinde hasar onarım bedelinin ortaya çıktığını, davalı sigorta şirketine 08/05/2025 tarihinde yazılı olarak tazminat talebinde bulunduklarını, davalı sigorta şirketi tarafından geri dönüşün yapılmadığını, arabuluculuğa başvurduklarını ancak bir sonuç almadıklarını, davalı tarafından asıl yükümlülüğünün Kasko poliçesi ve İMM klozu kapsamında meydana gelen gerçek zararın tazmin etmek olduğunu, kaza sonucu müvekkilinin aracının yaklaşık 30 gün boyunca serviste kaldığını, müvekkilin bu süre zarfında araçtan mahrum kaldığını, işbu nedenle aracın piyasa koşullarındaki rayiç kiralama bedelinin bilirkişi marifetiyle tespit edip söz konusu zararın müvekkile ödenmesi gerektiğini beyan ederek izah edilen nedenlerle fazlaya ilişkin talep ve dava haklarının saklı kalması kaydı ile şimdilik belirsiz dava olarak 10,00 TL bakiye hasar onarım bedelinin poliçe limitleri dahilinde davalı şirket ve davalı gerçek kişilerden 10,00 TL araç mahrumiyet bedelinin sadece davalı gerçek kişilerden temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsiline, baro pulu bedeli vekalet harcı ile her türlü başvuru yargılama gideri bilirkişi ücreti ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini dava ile talep etmiştir. Davalı ... Sigorta Anonim Şirketi vekili tarafından asıl dosyada sunulan cevap dilekçesinde özetle; işbu davada görevli mahkemenin tüketici mahkemesi olduğunu, davacının müvekkil şirkete usulüne uygun bir şekilde tazminat bedeli için başvuruda bulunmadığını, 07/07/2024 tarihinde meydana gelen hasarlı kazada davacının müvekkil sigorta şirketine 08/05/2025 başvurduğunu, davacının müvekkil şirkete karşı tazminat talebinde bulunurken usulüne uygun şekilde başvuruda bulunmadığını, işbu nedenlerle huzurdaki davanın reddi gerektiğini, HMK madde 119 gereğince işbu davanın dava dilekçesinde bulunması gereken hususlar bulunmadığından davanın reddi gerektiğini, işbu davanın 2 yıllık zamanaşımına tabi olduğunu, bu nedenle zamanaşımı itirazında bulunduklarını, İMM teminatına ilişkin sorumluluğunda ZMMS limitinin aşılmadığını müvekkil şirketin sorumluluğunun başlamadığını, değer kaybının 130.000,00 TL olarak tespit edildiğini, 200.000,00 TL'sinin trafik poliçesinden alınmış olması nedeniyle müvekkil şirketin 06/11/2025 tarihinde kalan bakiye 130.000,00 TL ödemeyi yapacağı, başkaca bir sorumluluğunun kalmadığını, trafik sigortasından tahsil edilmeyen tutarın değer kaybı tutarından düşüldüğünü, davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte müvekkil sigorta şirketini davacıya yapılan ödemesinde yaşanan gecikme kapsamında sorumlu tutmanın hakkaniyete aykırılık teşkil ettiğini, yine kabul anlamına gelmemekle birlikte değer kaybına yönelik taleplerin müvekkil şirketten haksız kazanç sağlamaya yönelik olmaması için alanında uzman bilirkişi marifeti ile hesaplanması gerektiğini, savunmalarının baki kalması kaydı ile tazminat ödenmesi gerektiğine kanaat getirilmesi halinde poliçedeki kloz ve muafiyetlerin uygulanmasını talep ettiklerini, müvekkil şirketin somut olayda herhangi bir temerrüdü söz konusu olmadığını, bu nedenle faiz sorumluluğunun bulunmadığını, mahkemece aksi durumun kabulü halinde müvekkil şirketin ancak dava tarihinden itibaren yasal faiziyle sorumlu olabileceğini, sigorta şirketinin iskonto hakkının bulunduğunu, araç mahrumiyet bedelinin 6098 sayılı TBK m.49 vd. hükümleri uyarınca davalı sigortalı araç maliki ile araç sürücüsünün müteselsilen sorumluluğu altında istenebileceğini, araç mahrumiyet bedelinin ise ZMMS kapsamın dışında kalan zararlardan olduğunu, işbu zararın müvekkil şirketçe ayrıca bir ek sözleşme ile teminat kapsamına alınmadığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte mahkemece aksi kanaatte olunması halinde dosyanın bilirkişiye tevdi edilmesi gerektiğini, sigorta sözleşmelerinin sigorta ettirenin zenginleşmesine yol açmaması gerektiğini, zararın giderilmesini sağlaması gerektiğini beyan ederek anılan nedenlerle mahkemece de re'sen gözetilecek hususlar nedeniyle huzurdaki davanın müvekkil şirket yönünden reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretlerinden muaf tutulmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili tarafından birleşen dosyada sunulan dava dilekçesi özetle ; 07.07.2024 tarihinde ... plakalı araç müvekkilinin aracı olan ... plakalı araca arkadan çarmış ve %100 kusurlu hareket ederek müvekkilinin aracında maddi hasarlı kazaya sebebiyet verdiğini, Bu durum kaza tespit tutanağından da anlaşılacağını, ... plaka nolu araç için ... sayılı Kasko poliçesi ve İMM klozu davalı ... Sigorta A.Ş düzenlendiğini, Ayrıca ... plakalı aracın Trafik sigortasına başvurulmuş ve Trafik poliçesi limiti kadar tazminat alındığını, Trafik poliçe limitini aşan kısım için işbu davayı açma zorunluluğu hasıl olduğunu, ... plakalı müvekkil araç kaza neticesinde hasarlanmış ve kaza sonrası trafik poliçesi limitinin üzerinde hasar onarım bedeli ortaya çıktığını, Davalı sigorta şirketine 08.05.2025 tarihlerinde yazılı olarak tazminat talebinde bulunulduğunu, ancak sigorta şirketince geri dönüş yapılmamış daha sonra dava açılmadan önce Arabuluculuk yoluna başvurulduğunu, ancak bir netice elde edilemediğini, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu 30'uncu maddesi çerçevesinde yine 2918 sayılı KTK'nın 97'nci maddesi ''zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içerisinde dava yoluna gitmeden öne ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerektiğini, Sigorta kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması halinde zarar gören dava açabilir veya 5684 sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurabilir.'' hükmü yer aldığını, Davalı tarafın asıl yükümlülüğü Kasko poliçesi ve İMM klozu kapsamında meydana gelen gerçek zararı tazmin edeceğini, ZMMS sigortalının üçüncü kişilere verdiği zararı gidermek üzere yapılmakta, Kasko poliçesindeki İMM klozu ise Trafik poliçe limiti üzerindeki zararı gidermek için yapıldığını, Bu kapsamda zarar sigortası olarak değerlendirilmesi gerekir ve asıl olan gerçek zararın tespit edilerek sigortacı tarafça ödenmesi gerektiğini, Bu sebeple aracın ne kadar maliyetle onarıldığı ve fatura miktarı önem taşımadığını, Asıl olan aracın onarılması değil, zararın giderilmesi olduğunu, Ayrıca bilindiği gibi trafik kazası nedeniyle tazminat davasının özünde haksız fiil sorumluluğu yarattığını, Haksız bir fiil sonucu bir zarara sebep olan kimsenin, bu zararı uygun bir tazminat ödemek suretiyle gidermesi gerektiğini, Türk Borçlar Kanunu madde 49 "Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür." şeklinde hüküm ile haksız fiil sonucunda meydana gelen zararın giderilmesi gerektiğine hükmettiğini, Karayolları Trafik Kanunu ve Anayasa Mahkemesi kararları gereği davalılar değer kaybı bedelinden sorumlu tutulduğunu, Dolayısıyla meydana gelen kaza sonucu müvekkil aracında oluşan araç ikame bedellerinin de taraflarına ödenmesini talep ettiklerini, arz ve izah edilen sebeplerle. fazlaya ilişkin talep ve dava hakkımız saklı kalmak kaydıyla şimdilik belirsiz dava olarak; 10 TL değer kaybı bedelinin poliçe limitleri dahilinde davalı şirket ve davalı gerçek kişilerden temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsiline, Baro pulu bedeli, vekalet harcı ile her türlü başvuru, yargılama gideri, bilirkişi ücreti ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine, karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili ... Sigorta Anonim Şirketi vekili tarafından birleşen dosya kapsamında sunulan cevap dilekçesinde özetle; mahkemeniz nezdinde açılan işbu dava için; görevli mahkeme asliye ticaret mahkemeleri değil, tüketici mahkemeleri olduğunu, Sigorta ettiren/Sigortalı, rizikonun gerçekleştiğini öğrendiği tarihten itibaren en geç beş (5) iş günü içinde sigortacıya bildirimde bulunmak zorunda olduğunu, Hasarın türü ve meydana geliş şekline bağlı olarak farklı evrakların da istenebileceğini, 2918 Sayılı Kanunu’nun 97. maddesi “Zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir. Sigorta kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması hâlinde, zarar gören dava açabilir veya 5684 sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurabilir.” şeklinde düzenlendiğini, madde metninden açıkça anlaşıldığı üzere, sigorta şirketine başvuru zorunluluğu sadece sigorta davaları için değil Sigorta Tahkim Komisyonu’na yapılacak başvurular açısından da geçerli olduğunu, HMK'nın 115/2 maddesi uyarınca mahkeme dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar vermesi gerekir. Davacı tarafından müvekkil sigorta şirketine yapılmış usulüne uygun bir başvuru olmadığını, 07.07.2024 tarihinde maddi hasarlı kaza meydana gelmesine rağmen davacı müvekkil sigorta şirketine 08.05.2025 tarihinde başvurduğunu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu 1427. maddesine göre; “...(2) Sigorta tazminatı veya bedeli, rizikonun gerçekleşmesini müteakip ve rizikoyla ilgili belgelerin sigortacıya verilmesinden sonra sigortacının edimine ilişkin araştırmaları bitince ve her hâlde 1446 ncı maddeye göre yapılacak ihbardan kırkbeş gün sonra muaccel olur. Can sigortaları için bu süre onbeş gündür. Sigortacıya yüklenemeyen bir kusurdan dolayı inceleme gecikmiş ise süre işlemez.” davalı, müvekkil şirkete karşı tazminat talebinde bulunurken usule uygun şekilde başvurmadığını, İşbu sebeplerle huzurdaki davanın reddi gerektiğini, talep miktarını belirleyebilecek olan davacının, belirsiz alacak davası ve/veya kısmi dava açmakta hukuki yararı bulunmadığından dolayı davanın, “hmk 114/1-h maddesi hükmü gereğince dava şartı yokluğundan” usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, Bilindiği üzere 6100 sayılı HMK’nun “dava şartları” başlıklı 114/1-h. maddesinde “h) davacının, dava açmakta hukuki yararının bulunması” gerektiği hususu, açık bir dava şartı olarak sayıldığını, dolayısıyla da her ne kadar davacı kısmi dava açmışsa da işbu davanın belirsiz alacak davası ve/veya kısmi dava şeklinde açılmasında hukuki yarar bulunmadığını, ayrıca, araç hasarına ilişkin olarak eksper aracılığı ile inceleme yaptırılmış veya davacı tarafça sigorta şirketine müracaat esnasında belli bir tutar belirlenerek bunun üzerinden tazminat talebi yapılmış dosyalarda yüksek mahkeme belirsiz alacak davası açılamayacağını içtihat ettiğini, İlgili Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararından anlaşılan bir davanın belirsiz alacak davası olarak nitelendirilebilmesi için belirsiz alacak davasi olduğunu açıkça belirtilmesi gerektiğini, fazlaya ilişkin haklarin sakli tutulduğuna ilişkin terimlerin kısmi dava olarak nitelendirildiği yönünde olduğunu, Bu durumda davanın belirsiz alacak olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığını, 6100 sayılı HMK’nın “kısmi dava” başlığını taşıyan 109. MADDESİ, “Talep konusunun niteliği itibarıyla bölünebilir olduğu durumlarda, sadece bir kısmı da dava yoluyla ileri sürülebilir.” hükmünü içerdiğini, Bu durumda, ilgili madde hükmü gereği talep konusunun niteliği itibariyle bölünebilir olmadığı durumlarda sadece talep konusunun bir kısmı üzerinden kısmi dava yoluna başvurulması da kanuna aykırılık teşkil edeceğini, 6100 sayılı HMK’nin 107/I. maddesi “Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir” hükmünü içermektedir. Madde hükmünden de anlaşıldığı üzere Belirsiz alacak davası davacının, davada talep edeceği miktarı veya değeri tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin objektif şekilde imkânsız olması ya da bunun kendisinden beklenememesi halinde mümkün olduğunu, davacı dava tarihinde davanın miktarını tam ve kesin olarak biliyorsa veya bunu bilebilecek durumda ise, belirsiz alacak davası açayacağıın, nitekim davacı taraf aracın tamir süresince kullanılamaması nedeniyle araç mahrumiyeti zararını belirsiz olarak belirtmesi de davacı tarafın taleplerinin reddine karar verilmesini gerektirdiğini, Açıklanan nedenlerle, belirsiz alacak davası ve/veya kısmi dava açmakta hukuki yararı bulunmayan davacı tarafın talebinin reddine karar verilmesini talep ettiğini, davalı dava dilekçesinde müvekkil şirketin gerçek hasar bedelinin altında ödeme yapması nedeniyle mağduriyet yaşadığı iddiasının dayanağı ve ne sebeple mahrumiyet bedeli talep ettiğine ilişkin açıklama bulunduğunu, Davacının tüm taleplerinin somutlaştırılması gerektiğini, açıklanan sebeplerle davacının dava dilekçesindeki eksikleri gidermesi aksi takdirde davanın açılmamış sayılması gerektiğini, hak kaybı yaşanmaması adına zamanaşımı itirazında bulunmaktayız. işbu dava 2 yıllık zamanaşımına tabi olup, fazlaya ilişkin hakların saklı tutulması yalnızca alacağın kısmı davaya konu edilen kısmı için zamanaşımını kesip, saklı tutulan kısım için ıse zamanaşımı kesilmediğini, ihtiyari mali mesuliyet teminatına ilişkin sorumluluk; tazminat bedelinin, zorunlu mali mesuliyet teminat limitinin üstünde kalması ile başlar. somut olayda zmms limiti aşılmamış olup müvekkili şirketin sorumluluğu başlamadığını, İMM sigortacısının hasara ilişkin sorumluluğuna gidebilmek için önce ZMMS sigortacısına müracaatta bulunulması gerektiğini, hasar, ZMMS sigortacısının teminat limitlerini aşıyorsa eğer İMM sigortacısı, aşan kısımdan sorumlu olacağını, davacı taraf dava dilekçesinde her ne kadar ZMMS sigortacısı olan ... Sigorta A.Ş. ve müvekkil şirket tarafından bir kısım ödeme gerçekleştirildiği, fakat ilgili ödemelerin yetersiz kaldığı iddiaları bulunmuş olsa da işbu iddialara katılmanın mümkün olmadığını, açıklamalarımıza istinaden davanın ZMMS sigortacısı olan ... Sigorta A.Ş.’e ihbarını talep ettiklerini, değer kaybı reel 130.000 TL tespit edilmiş olup 200.000,00 TL sinin trafik poliçesinden alınmış olması nedeniyle müvekkil şirket 06/11/2025 tarihinde kalan bakiye 130.000 TL ödemeyi yapacak olup başkaca bir sorumluluğu kalmadığını, Trafik sigortasından tahsil edilemeyen tutar değer kaybı tutarından düşüldüğünü, Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurulu'nun 09.04.2025 tarihli ve 1038 sayılı kararıyla; 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu’nun 20. maddesi kapsamında, gerekli sermayenin nakden Şirket hesaplarına intikal ettiğinin tevsikine kadar müvekkil ... Sigorta A.Ş.'nin tüm branşlarda yeni sigorta sözleşmesi akdetme ve temdit yetkisinin kaldırıldığını, SEDDK kararı kapsamında ödemeler kamu otoritesi tarafından SEDDK’nın izin verdiği ölçüde yürütülmekte olup müvekkil şirketin ödemeler konusunda karar alma yetkisi bulunmadığını, bu durumda davayı kabul anlamına gelmemekle birikte müvekkil sigorta şirketini, davacıya yapılan ödemesinde yaşanan gecikme kapsamında sorumlu tutmak hakkaniyete aykırılık teşkil edececeğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte, değer kaybına yönelik taleplerin müvekkil şirketten haksız kazanç sağlamaya yönelik olmaması, alanında uzman bilirkişi marifeti ile hesaplanması gerektiğini, araç değer kaybı hesabı yapılırken aracın modeli, yılı, hasar geçmişi de göz önüne alınması gerektiğini, Bilirkişi marifetiyle tespit edilecek olan miktar ile gerçek değer kaybı miktarının belirlenmesi gerektiğini, Kaldı ki hasar dosyasında mübrez eksper raporunda da görüleceği üzere değer kaybı hesaplaması da gerçek hasara göre hesaplandığını, Sayın Mahkemenizce de bilindiği üzere, değer kaybının; aracın trafik kazası sonucu hasarlanıp onarılmasından sonraki değeri ile hiç hasarlanmamış haldeki değeri arasındaki farka ilişkin olduğunu, araçtaki değer kaybı belirlenirken ise; aracın markası, yaşı, modeli ve hasar gördüğü kısımları dikkate alınarak aracın kaza tarihinden önceki 2. el satış değerinin tespiti ile aracın tamir edildikten sonra ikinci el satış değerinin tespiti ve arasındaki farkın göz önüne alınması gerekmekte ve buna yönelik sigorta şirketinden talepte bulunulması gerektiğini, Nitekim Yerleşik Yargıtay Kararlarında da değer kaybı hesaplanırken sigorta şirketi üzerinden zenginleşme amacı güdülmemeli sadece sigortalının zararının giderilmesi gerektiğini, huzurdaki davanın usulden ve esastan reddi gerekmekte olup mahkemeniz aksi kanaatte ise ve davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte; davaya konu sigortalı aracın hasar kaydının araştırılmasını, davacı tarafın zorunlu trafik sigorta şirketinden tüm ödemelerin istenilmesi, TSB’ye yazı yazılarak sigortalı aracın riziko anındaki rayiç değerinin öğrenilmesini ve yeterli deliller toplandıktan sonra delil listemizi sunma hakkımız saklı kalmak kaydıyla dosyanın uzman bilirkişiye tevdine karar verilmesini talep ettiklerini, kabul anlamına gelmemek ve yukarıdaki savunmalarımız baki kalmak kaydı ile tazminat ödenmesi gerektiğine kanaat getirilmesi halinde poliçedeki kloz ve muafiyetlerin uygulanmasını talep ettiklerini kabul anlamına gelmemek üzere, istemin şirket sorumluluğu altında olduğu varsayılsa dahi müvekkil şirketin "KDV'ye" ilişkin olarak herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını, bir teslim veya hizmetin karşılığını teşkil etmeyen veya buna bağlı olarak ortaya çıkmayan sigorta tazminatları KDV'nin konusuna girmemektedir. Bu durumda, sigortalının hasar gören eşya için sigorta şirketinden aldığı tazminat için KDV hesaplanması söz konusu olmayacaktır. KDV'nin müvekkil şirketten talep edilmesi, "gerçek zarar" kavramı karşısında mümkün olmayıp buna bağlı olarak da haksız KDV talebinin reddi gerektiğini, sigorta şirketinin iskonto hakkı bulunmadığını, müvekkil şirket, poliçeden doğan tüm sorumluluğunu yerine getirdiğinden HMK m.124, m.326, m.327, m.331 gereğince müvekkil şirket yargılama giderlerinden sorumlu tutulamayacağını, Bu nedenle davacı tarafın yargılama giderleri ve vekalet ücreti taleplerinin reddi gerektiğini, Kabul anlamına gelmemek kaydıyla ve aksi kanaatte olunması durumunda: Müvekkil sigorta şirketinin sorumluluğunun belirlenmesi açısından, gerçek zarar ilkesi doğrultusunda denetime elverişli bilirkişi raporu olmadan zarar belirlemek mümkün olmadığını, Bu sebeple uzman bir bilirkişiden bilirkişi raporu alınmasına karar verilmesini talep ettiklerini, işbu davadan dolayı müvekkil şirketin faiz sorumluluğu bulunmadığını, açıklanan ve mahkemenizce re’sen dikkate alınacak tüm nedenlerle sair hak ve alacaklarımız ile fazlasını talep ve dava etme hakkımız saklı kalmak kaydıyla; Hukuk Muhakemeleri Kanunu, Türk Borçlar Kanunu ve sair tüm mevzuat doğrultusunda haksız, hukuki yarardan, dayanaktan yoksun, fahiş taleplerle açılan işbu davanın öncelikle dilekçemizde belirttiğimiz sebepler ile usulden reddine; hiçbir ispatı yapılamayan açıklamaların da mesnetsiz ve haksız taleplerden oluşması nedeniyle esastan reddine karar verilmesini; Mahkeme aksi kanaatte ise dosyanın uzman bir bilirkişice incelendikten sonra mahkemece karar verilmesini talep ettiklerini, açıklanan ve resen göz önüne alınacak nedenlerle; davanın öncelikla .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine, davanın esasa girilmeksizin usuli itirazlarımız doğrultusunda usulden reddine, davanın ZMMS sigortacısına ihbar edilmesine, usule ilişkin itirazlarımızın kabul görmemesi durumunda ise davanın, esastan reddine, TSB’ye yazı yazılarak aracın kaza tarihindeki rayiç bedelinin sorulmasına, deliller toplandıktan sonra dosyanın konusunda uzman bilirkişice incelenmesine, bu nedenle ortaya çıkacak tüm yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Diğer davalılara asıl dosya ve birleşen dosya kapsamında dava dilekçesi ve tensip zaptı usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş ancak davalılar tarafından süresinde cevap dilekçesi sunulmamıştır. Davalı ... katılmış olduğu 25/11/2025 tarihli ön inceleme duruşmasında alınan beyanında; "ben aracın işleteni olarak buradayım, kazanın nasıl olduğuna dair bir bilgim yok ancak davalı sigorta şirketinin bu tutarı ödemek zorunda olduğunu biliyorum, bu aşamada eksik hususlar giderilsin" şeklinde beyanda bulunmuştur. Toplanan deliller, delilerin tartışılması, değerlendirilmesi ve gerekçe: Davacı vekili asıl ve birleşen dosyada dava dilekçesinde kaza tutanakları, kaza görüntüleri, faturalar, poliçeler, ruhsat, keşif, bilirkişi incelemesi ve her türlü yasal delili delil olarak bildirmiştir. Dava asıl ve birleşen dosya bakımından maddi hasarlı trafik kazasından kaynaklanan hasar onarım bedeli, araç mahrumiyet bedeli ve değer kaybı alacağı istemine ilişkindir. Mahkemece ... Sigorta Anonim Şirketi, Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi ve ... Sigorta Anonim Şirketi'ne müzekkereler yazılmış ve gelen yazı cevapları dosya arasına alınmıştır. Yine davaya konu kazaya karışan araçlar bakımından sahiplik sorguları Uyaptan yapılarak dosya arasına alınmıştır. Mahkemece taraf iddia ve savunmaları kapsamında dosyanın otomotiv alanında uzman bir bilirkişiye tevdi ile tarafların kusur durumlarının tespiti ve talep edilen alacak kalemleri bakımından alacak miktarının tespiti hususunda rapor düzenlenmesi istenilmiş, bilirkişi tarafından sunulan 19/03/2026 tarihli bilirkişi raporunda özetle; dosya kapsamında yer alan tüm belgeler üzerinde yapılan inceleme sonucunda; dava dışı trafik sigortacısı teminat limitleri dahilinde hasardan kaynaklı 200.000 TL zararı karşıladığı, dava konusu değer kaybı ve bakiye hasar tutarı zorunlu mali mesuliyet teminatı kapsamında limitleri aşan kısımları, ... plaka sayılı aracın davalı kasko sigortacısı- 1.000.000 TL kombine İMM Limitinden karşılanabilir durumda olduğu, hasar onarımının dosyanın açıldığı poliçe ve sigorta şirketinin uygulamaları kapsamında yapılmakta olup rücu işlemlerinde rücu edilen sigorta şirketinin kullanılan parçanın menşei-iskonto oranının KDV hususunda itirazı yersiz kaldığı, sigorta şirketlerinin birbirlerine ödedikleri tazminatı bu şekilde rücu ettikleri, hasar onarımında KDV'nin tahakkuk etmediği, dosyaya sorulan bilgi ve belgeler beraberce değerlendirildiğinde son karar sayın mahkemeye ait olmak üzere; ... plaka sayılı aracın sürücüsü ...'ın 2918 sayılı KTK Madde 52 – a Hükmüne aykırı davrandığı, çarpma fiili ile Madde 84 – l , Kanun hükmü gereği kazanın meydana gelmesinde %100 asli kusurlu olduğu, park halinde bulunan ... ve ... araçların sürücüsü-sahiplerinin 2918 Sayılı KTK ve 23050 sayılı KTY 'ye aykırı davranışları görülmemiş olup kazanın meydana gelmesinde kusurları bulunmadığı (%0), kaza sebebiyle ... plaka sayılı dava konusu araçta 235.443,27 TL hasar onarım tutarı meydana geldiği, ZMMS limitleri kapsamında karşılanan 200.000 TL'den bakiye 35.443,27 TL hasar bedeli bulunduğu, bu bedelin tazmininde sorumluluğun ... plaka sayılı aracın Kasko-İMM sigortacısı davalı ... sigorta şiketi olduğu, 1.000.000 TL kombine İMM limitinin zararı karşılamaya yeterli olduğu, 7 Temmuz 2024 kaza tarihi itibariyle araçtaki değer kaybının 144.913 TL olduğu, bu bedelin tazmininde sorumluluğun ... plaka sayılı aracın Kasko-İMM sigortacısı davalı ... sigorta şirketi olduğu, 1.000.000 TL kombine İMM limitinin zararı karşılamaya yeterli olduğu, ZOrunlu Mali Mesuliyet Sigortası dolayısıyla IMM teminatı kapsamında olmayan 13 günlük makul onarım süresi boyunca ortaya çıkan net mahrumiyet zararının 19.584,44 TL olduğu, tazmininde müşterek ve müteselsil sorumluluğun kazanın meydana gelmesinde %100 kusur olan ... plaka sayılı aracın sürücüsü ve sahibinde olduğu , davacının meydana gelen zararları ... plaka sayılı aracın sürücüsünün kazadaki %100 kusuru sebebiyle tam hesaplandığı şekliyle tazmin edebileceği sonucuna varıldığını bildirmiştir. Alınan bilirkişi raporu taraflara usulüne uygun olarak tebliğ edilmiştir. Davacı vekili tarafından sunulan bedel artırım dilekçesinde özetle: asıl dava yönünden; dava dilekçelerinde meydana gelen trafik kazası nedeniyle yasal ve yargı içtihatları gereği hesap yapıldıktan sonra artırım yapmak ve fazlaya ilişkin haklarının saklı kalmak üzere belirsiz dava olarak 10 TL bakiye hasar onarım bedelinin poliçe limitleri dahilinde davalı şirket ve davalı gerçek kişilerden 10 TL araç mahrumiyet bedelinin sadece gerçek kişilerden temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsilini talep ettiklerini, birleşen dava yönünden ise belirsiz dava olarak 10 TL değer kaybı bedelinin poliçe limitleri dahilinde davalı şirket ve davalı gerçek kişilerden temerrüt tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte tahsilini talep ettiklerini, bilirkişi raporuna karşı itiraz haklarının saklı kalması şartıyla taleplerini ıslah ettiklerini beyan ederek fazlaya ilişkin haklarının saklı kalması kaydıyla bilirkişi raporunda tespit edilen bedeller dikkate alınarak asıl dava yönünden; 10,00 TL hasar onarım bedelini 35.433,27 TL arttırarak 35.443,27 TL bedele, poliçe limitleri dahilinde davalı şirket ve davalı gerçek kişilerden, 10,00 TL araç mahrumiyet bedelini ise 19.574,44 TL arttırarak 19.584,44 TL bedele sadece davalı gerçek kişilerden tahsil edilmesini, birleşen dava yönünden ise; 10,00 TL değer kaybı bedelini 144.903 TL arttırarak 144.913,00 TL bedele, poliçe limitleri dahilinde davalı şirket ve davalı gerçek kişilerden tahsil edilmesini talep ettiklerini beyan ederek anılan ve re'sen gözetilecek nedenlerle davanın ıslah talebinin kabul edilerek talep artırım dilekçelerinin kabulüne, fazlaya ilişkin tüm haklarının saklı kalması kaydıyla asıl dava yönünden; 10,00TL hasar onarım bedelini 35.433,27 TL arttırarak 35.443,27 TL bedele, poliçe limitleri dahilinde davalı şirket ve davalı gerçek kişilerden, 10 TL araç mahrumiyet bedelini ise 19.574,44 TL arttırarak 19.584,44 TL bedele sadece davalı gerçek kişilerden temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsil edilmesine, birleşen dava yönünden ise 10 TL değer kaybı bedelini 144.903,00 TL arttırarak 144.913,00 TL bedele, poliçe limitleri dahilinde davalı şirket ve davalı gerçek kişilerden temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsil edilmesine, tazminat talepleri için yasal faiz ve yasal faizi aşan kısma ilişkin enflasyon farkına karar verilmesine, baro pulu bedeli- vekalet harcı ile her türlü başvuru- yargılama gideri- bilirkişi ücreti ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili tarafından sunulan bedel artırım dilekçesi davalılara usulüne uygun olarak tebliğ edilmiştir. Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde davacı tarafından kendisine ait ... plakalı araç ile davalı ...'a ait diğer davalı ...'ın sürücüsü, davalı sigorta şirketinine Kasko poliçesi ve İMM klozu ile sigortalı olan ... plakalı aracın 07.07.2024 tarihinde karışmış olduğu maddi hasarlı trafik kazası kapsamında aracında meydana gelen hasardan kaynaklı hasar onarım bedeli, değer kaybı alacağı ve aracın kullanılamamasından kaynaklı araç mahrumiyet bedeline ilişkin asıl ve birleşen davanın açıldığı, davalı sigorta şirketi tarafından davanın reddinin talep edildiği, mahkememizce taraf iddia ve savunmaları kapsamında alınan 19/03/2026 tarihli bilirkişi raporunda dava konusu kazada ... plakalı araç sürücüsü davalı ...'ın %100 oranında kusurlu bulunduğunun, kaza sebebiyle ... plaka sayılı dava konusu araçta 235.443,27 TL hasar onarım tutarı meydana geldiği, ZMMS limitleri kapsamında karşılanan 200.000,00 TL'den bakiye 35.443,27 TL hasar bedeli bulunduğu, bu bedelin tazmininde sorumluluğun ... plaka sayılı aracın Kasko-İMM sigortacısı davalı ... sigorta şiketi olduğu, 1.000.000 TL kombine İMM limitinin zararı karşılamaya yeterli olduğu, kaza tarihi itibariyle araçtaki değer kaybının 144.913 TL olduğu, bu bedelin tazmininde sorumluluğun ... plaka sayılı aracın Kasko-İMM sigortacısı davalı ... sigorta şirketi olduğu, 1.000.000 TL kombine İMM limitinin zararı karşılamaya yeterli olduğu, Zorunlu mali mesuliyet sigortası, dolayısıyla IMM teminatı kapsamında olmayan 13 günlük makul onarım süresi boyunca ortaya çıkan net mahrumiyet zararının 19.584,44 TL olduğu, tazmininde müşterek ve müteselsil sorumluluğun kazanın meydana gelmesinde %100 kusur olan ... plaka sayılı aracın sürücüsü ve sahibinde olduğunun bildirildiği, alınan bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli ve denetime açık olduğu, bu kapsamda yapılan tespit ve alacak kalemleri bakımından yapılan hesaplamalar bakımından mahkememizce benimsendiği, dava konusu kazada kusurlu olar araç malik ve sürücüsü ile sigorta şirketi bakımından davacının dava açmakta haklı olduğu anlaşılmakla davanın kabulüne karar vermek gerekmiş, davalı sigorta şirketine başvuru tarihi 05/05/2025 olup bu kapsamda 8 iş günü sonrası bakımından davalı şirket yönünden temerrüt oluştuğu gözetilerek davayı sigorta şirketi bakımından 16/05/2025 tarihinden itibaren diğer davalılar bakımından kaza tarihi itibariyle dava konusu trafik kazasına neden olan aracın hususi araç olması nedeniyle yasal faize hükmedilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; ASIL DOSYA OLAN MAHKEMEMİZİN 2026/855 ESAS SAYILI DOSYASI BAKIMINDAN; 1-Davanın KABULÜ ile; a) Davacının 35.443,27 TL hasar onarımdan kaynaklı tazminatının 07/07/2024 tarihinden itibaren (davalı ... Sigorta A.Ş yönünden 16/05/2025 temerrüt tarihinden itibaren) işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, (davalı sigorta şirketi bakımından poliçe limitiyle sınırlı olmak üzere) b) Davacının 19.584,44 TL araç mahrumiyet bedelinden kaynaklı tazminatının 07/07/2024 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan ... ve davalı ...’tan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, 2-Karar tarihi itibariyle alınması gereken 3.758,94 TL karar ve ilam harcından davacı tarafından başlangıçta yatırılan 615,40 TL peşin harç ve 940,00 TL tamamlama harcı toplamı olan 1.555,40 TL harcın mahsubu ile eksik 2.203,54 TL (davalı ... Sigorta A.Ş 1.419,08 TL'sinden sorumlu olmak kaydıyla) karar ve ilam harcının davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak hazineye irat kaydına, 3-Davacı tarafından yatırılan ve alınması gereken harçtan mahsup edilen 615,40 TL peşin harç ve 940,00 TL tamamlama harcı toplamı olan 1.555,40 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 4-Tarafların zorunlu arabuluculuk sürecinde anlaşamamaları nedeniyle 6325 Sayılı Kanunun 18/A-13 maddesi uyarınca zorunlu arabuluculuk gideri 4.600,00 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak hazineye irat kaydına, 5-Davacı tarafından işbu yargılama nedeniyle yapılan 615,40 TL başvuru harcı, 6.500,00 TL bilirkişi ücreti ve 5.178,00 TL tebligat posta gideri toplamı olan 12,293,40 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 6-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte olan A.A.Ü.T'ye göre hesaplanan 45.000,00 TL nispi vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 7-Davacı tarafça yatırılan ve bakiye kalan gider avansının karar tebliğ işlemleri tamamlandıktan sonra yatıran tarafa re'sen iadesine,

BİRLEŞEN KAPATILAN ....ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN 2025/... ESAS SAYILI DOSYASI BAKIMINDAN; 1-Davanın KABULÜ ile; davacının 144.913,00 TL değer kaybı bedelinden kaynaklı tazminatının 07/07/2024 tarihinden itibaren (davalı ... Sigorta A.Ş yönünden 16/05/2025 temerrüt tarihinden itibaren) işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, (davalı sigorta şirketi bakımından poliçe limitiyle sınırlı olmak üzere) 2-Karar tarihi itibariyle alınması gereken 9.899,01 TL karar ve ilam harcından davacı tarafından başlangıçta yatırılan 615,40 TL peşin harç ve 2.475,00 TL tamamlama harcı toplamı olan 3.090,40 TL harcın mahsubu ile eksik 6.808,61 TL karar ve ilam harcının davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak hazineye irat kaydına, 3-Davacı tarafından yatırılan ve alınması gereken harçtan mahsup edilen 615,40 TL peşin harç ve 2.475,00 TL tamamlama harcı toplamı olan 3.090,40 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 4-Davacı tarafından işbu yargılama nedeniyle yapılan 615,40-TL başvuru harcı ve 1.178,00-TL tebligat, posta ve diğer masraflar olmak üzere toplam 1.793,40 TL yargılama giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte olan A.A.Ü.T'ye göre hesaplanan 45.000,00 TL nispi vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 6-Davacı tarafça yatırılan ve bakiye kalan gider avansının karar tebliğ işlemleri tamamlandıktan sonra yatıran tarafa iadesine, Dair, davacı vekilinin ve davalı ...'nın yüzüne karşı diğer davalıların yokluğunda tebliğden itibaren 2 haftalık sürede HMK 341 maddesi uyarınca istinaf yolu açık olmak üzere karar verildi. 21/09/2026

Katip ... E-imzalıdır

Hakim ... E-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2026/855, K. 2026/613, T. 21.09.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2026-855-e-2026-613-k-4d44aacbff62