Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2025/192 E. 2026/807 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2025/192
Karar No
2026/807
Karar Tarihi

T.C. ERZURUM BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/192 KARAR NO : 2026/807 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ERZURUM ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 20/09/2024 (Dava), 16/12/2024 (Karar) NUMARASI : 2024/409 Esas, 2024/524 Karar DAVA : Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli) KARAR TARİHİ : 22/05/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 22/05/2026 Taraflar arasında görülen davanın yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı gerekçeyle davanın usulden reddine dair verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine HMK'nın 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili, müvekkilinin toplam 120.000-TL'lik sermayesine tekabül eden 120.000 adet pay/hisse bulunan ...HOLDİNG A.Ş.'nin en büyük pay oranı olan %17,99 oranındaki “21.588” adet hissenin/payın sahibi ve aynı zamanda adı geçen Holding'deki tek kamu kuruluşu ortak olduğunu, davalı şirketin 2023 yılı hesap dönemine ilişkin Ortaklar Olağan Genel Kurul Toplantısına ilişkin taraflarına bildirim yapılan davet yazısında toplantının 05/09/2024 tarihinde saat 14:00'da Erzurum... üzerine 14.km'deki hazır beton tesislerinde yapılacağı ve şirketin 2023 yılı hesap dönemine ait bilanço, gelir tablosu, yönetim kurulu faaliyet raporu ile... raporlarının 20/08/2024 tarihinden itibaren şirket merkezinde ve şirketin web adresinde ortakların incelemesine açık bulundurulacağının bildirildiği, müvekkil belediyece davetiyede belirtilen şirketin web sayfasında yayınlanan belgelerle ilgili yapılan inceleme neticesinde bir kısım eksikler ve hatalı veriler fark edildiğini ve bu nedenle genel kurul öncesinde inceleme yapılması için şirkete keşide edilen ve 28/08/2024 tarihinde tebliğ edilen ihtarnamede eksik hususların belirtildiğini ve belgelerin incelenmek üzere talep edildiğini, davalı şirketin yönetim kurulunun kanuna aykırı şekilde bilgi edinme ve inceleme talebini engellemeye yönelik red kararını içeren ve genel kurul toplantısından bir gün önce mesai bitimine doğru müvekkiline e tebligat ile gönderilen ihtarname cevabı ile bilgi ve belge edinme hakkının yasaya aykırı şekilde kullandırılmadığını, bunun üzerine belediye temsilcisinin genel kurul toplantısının ertelenmesine ilişkin talebini yazılı olarak bildirdiğini ve toplantı başkanının da toplantının ertelendiğini hazırdaki pay sahiplerine bildirdiğini ancak toplantı başkanının bu bildirime rağmen toplantıya devam ettiğini ve finansal tabloların müzakeresi ve buna bağlı konuların içinde yer aldığı gündemin dördüncü maddesini oylamaya sunduğunu, müvekkil belediye temsilcisinin bu oylamaya red oyu vererek toplantı başkanına yazılı red oyu gerekçesini bildirdiğini ancak belgelerin teslim alındı şerhli suretinin kendisine verilmediğini, 05/09/2024 tarihli genel kurul toplantısının TTK'nun 420.maddesi gereğince 1 ay ertelenmesine karar verildikten sonra yapılan oylamanın yok hükmünde olduğuna ve mutlak butlanla batıl olduklarına karar verilmesini, ayrıca karar verilene kadar talebe konu maddenin yürütmesinin durdurulmasını talep etmek için işbu davayı açmalarının zorunlu olduğunu, toplantı başkanının yasaya aykırı şekilde oylattığı maddede adı geçen ve mevcut yönetim kurulunca belirlenmiş "BDD... ve Danışmanlık A.Ş." nin oylanmasına müvekkil belediye temsilcisi ....ı'nın red oyu kullandığı ve gerekçesini bildirdiği halde tutanağa geçirilmediğini, red oyunun ilk gerekçesinin yukarıda açıklandığını, diğer gerekçelerin ise daha önce yönetim kurulunca belirlenen farklı denetçilerin görevlerini yasaya göre yapmayıp, yönetim kurulunun güdümünde hareket pay sahiplerine gerçek dışı raporlar hazırlandığının tespit edildiğini, buna dair Tiacret Bakanlığı Teftiş Kurulu'nun 07/..../2023 tarihli raporunu dosyaya sunduklarını, bu tespit üzerine 2022 yılı faaliyet yılına ilişkin 2023 yılı genel kurul toplantısında oy çokluğunu sağlayan pay sahiplerinin verdikleri yönerge ile toplantı başkanın azlettiklerini bildirdiklerini ancak toplantı başkanını usulsüz bir şekilde toplantının ikinci kez ertelenmesini sağladığını, bu hususa ilişkin suç duyurusu dosyaları ve iptal davalarının celbini talep ettiklerini, 05/09/2024 tarihli ertelenen toplantıdan sonra yeni bir toplantı tarihinin belirlenmediğini, erteleme kararından sonra yasaya aykırı bir şekilde finansal verilerin incelenmesi maddesine bağlı olan denetçi tayinine ilişkin gündemin 4. Maddesinin tartışma ortamında görüşülüp, yönetim kurulunun belirlediği ve hakkındaki iddiaların denetlenmesine imkan bırakılmayan BDD... ve Danışmanlık A.Ş. nin seçilmesinin hem şirketin hem de pay sahiplerinin menfaatine olmayacağını, hali hazırda bilgi alma ve bilgi edinme hakkını yasaya aykırı şekilde engelleyen ve haklarında bir çok dava/soruşturma/bakanlık teftiş raporu bulunan yönetim kurulunun şaibeli olduğunu, aklanmadan güven sağlamasının imkansız olduğu, bu nedenle seçtikleri denetim kuruluşuna da güven duymanın objektif olarak mümkün olamayacağını, tarafsızlığının gölgelendiği gerekçesiyle, dilekçemizin üçüncü maddesinde belirtilen taleplerinin mahkemece uygun görülmemesi halinde, TTK'nun 339 ve devamı gereğince belirlenecek bir başka denetçinin atanmasını talep ettiklerini tüm bu nedenlerle, terditli olmak üzere ve öncelikle; 5 Eylül 2024 tarihli toplantı tutanağının üç (....) nolu maddesinin yok hükmünde olduğuna veya mutlak butlanla batıl olduğuna karar verilmesini, bu mümkün görülmez ise anılan maddenin iptaline ve yürürlülüğünün tedbiren durdurulmasına karar verilmesini, ilk talebin Sayın Mahkemenizce uygun görülmemesi halinde ise, tüm nedenler ve delillere göre, TTK'nun 339 ve devamı gereğince belirlenecek bir başka denetçinin atanmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP:

Davalı vekili, davacı tarafın açtığı davanın usul ve yasaya aykırı olduğunu, TTK'da Genel Kurul kararları ile ilgili olarak; ikili bir ayırıma gidilmiş butlan sebepleri TTK'nun 447.maddesinde, iptal sebeplerinin ise TTK'nun 445.maddesinde düzenlendiğini, TTK'nun 447.maddesinde düzenlenen butlan sebepleri somut olay bakımından gerçekleşmediğini, dava konusu genel kurul kararında, TTK'nun 447. Maddesinde sayılan butlan sebeplerinin mevcut olmadığını, davacı tarafın, dava konusu genel kurul kararının yok hükümünde olduğuna veya mutlak butlanla batıl olduğuna dair karar verilmesi yönündeki talebinin reddine karar verilmesi gerektiğini, TTK'nun 445.maddesinde düzenlenen iptal sebeplerinin de somut olay bakımından gerçekleşmediğini, genel kurul kararlarının iptali davalarında TTK. 445. maddesi gereğince alınan kararların yasaya, ana sözleşmeye veya objektif iyiniyet kurallarına aykırı olduğunun ispat edilmesi gerektiğini, dava konusu olayda davacı taraf, dava konusu genel kurul kararının, alınan kararın yasaya, ana sözleşmeye veya objektif iyiniyet kurallarına aykırı olduğu hususunda dava dilekçesinde hiçbir delil ortaya koymadığını, bu nedenle davacı tarafın, dava konusu genel kurul kararının iptali yönündeki talebinin reddine karar verilmesi gerektiğini, davacı tarafın Mahkemece belirlenecek bir başka denetçi atanmasına karar verilmesi talebi bakımından; mahkemelerin anonim şirketlere bağımsız denetçi atama yetkisi TTK’nın 399/4 maddesinde düzenlendiğini, TTK’nın 399/4 maddesinde belirtilen “Şirketin merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesi ……. seçilmiş denetçinin şahsına ilişkin haklı bir sebebin gerektirmesi, özellikle de onun taraflı davrandığı yönünde bir kuşkunun varlığı hâlinde, başka bir denetçi atayabilir.” hükmünün somut olayda gerçekleşmediğini, şirketin Genel Kurulu kararı ile seçilmiş olan ... Firmasının, şahsına ilişkin haklı bir sebebin gerektirmesi ve özellikle de onun taraflı davrandığı yönünde bir kuşkunun varlığı söz konusu olmadığını, 05.09.2024 tarihli toplantıda seçilen... firmasının 2024 yılı faaliyetleri için seçilmiş olup, henüz rapor düzenlemediğini, raporların 2024 yılı faaliyetleri için düzenleyeceğini, ... firmasının şahsına ilişkin haklı bir sebebinin bulunması ve özellikle de onun taraflı davrandığı yönünde bir kuşkunun varlığından söz etmenin mümkün olmayacağını, söz konusu... firmasının; Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu gözetiminde faaliyetlerini yürüten, lisanslı ve uluslararası denetim standartlarıyla uyumlu Türkiye Denetim Standartlarına göre denetleme yapan bir firma olduğunu, ayrıca TTK’nın 399/4-b maddesi hükmü gereğince mahkemenin müvekkil şirketin Genel Kurulu kararı ile seçilmiş olan BDD... VE DANIŞMANLIK A.Şi isimli... Firmasını dinlemesi gerektiğini, TTK’nın 399/1 maddesine göre; denetçinin, her faaliyet dönemi ve her hâlde görevini yerine getireceği faaliyet dönemi bitmeden seçilmesinin şart olduğunu, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 397, 398, 399, 400, 401, 402, 403, 404, 405 ve 406. maddelerinde; anonim şirketlerde bağımsız denetçinin şirket genel kurulunca seçilmesi gerektiği ve kanunda öngörülen istisnalar dışında bağımsız denetçinin seçiminin genel kurulun devredilemez yetkileri arasında olduğu hususunun düzenlendiğini, müvekkil şirketin TTK 398 vd'da düzenlenen... sistemine tabi olup, her yıl... kuruluşu ile sözleşme yapmak zorunda olduğunu, ... kuruluşu ile her yıl sözleşme yapılmaması halinde şirketlerinin hukuki ve cezai sorumluluğu doğacağını, bu maddenin genel kurulda karara bağlanmasının ertelenmesi halinde şirketlerinin denetimsiz kalacağını, ... firmasının seçimine ilişkin genel kurul kararının Sayın Mahkemece iptal edilmesi durumunda; Türkiye'nin en büyük 500 şirketinden biri olan müvekkil şirketlerinin faaliyetlerini yürütemeyecek seviyeye geleceğini ve şirketin faaliyetleri durma ve tıkanma noktasına varacağını, ... firmaları şirketleri denetleyerek, şirket ortaklarının menfaatlerinin korunmasını sağlayacağını, Sermaye Piyasası Kanunu’na, Bankacılık Kanunu’na, Sigortacılık Kanunu’na ve Bireysel Emeklilik ve Yatırım Sistemi Kanunu’na tabi şirketlerin... yaptırmamaları durumunda bunlar hakkında idari para cezası uygulanması öngörüldüğünü, TTK’nın 397/2 maddesine göre; denetime tabi olduğu hâlde, denetlettirilmemiş finansal tablolar ile yönetim kurulunun yıllık faaliyet raporunun düzenlenmemiş hükmünde olacağını, TTK gereğince anonim şirketler her yıl olağan genel kurul toplantısı yapmak zorunda olduklarını, bu toplantılarda 1 yıl öncesinin faaliyetleri görüşülüp yasada belirtilen kararların alındığını, somut olayda müvekkil şirketin 2023 faaliyetlerinin görüşülüp yasada belirtilen kararların alınması amacı ile 05.09.2024 tarihinde müvekkil şirketin olağan genel kurul toplantısı yapıldığını, TTK’nın 399/1 maddesinin amir hükmü gereğince; şirketlerinin 05.09.2024 tarihli genel kurulunda görüşülmek üzere gündemin 4. Maddesinine gündem maddesi konulduğunu, bu gündem maddesinin müvekkil şirketin 2024 yılında gerçekleştireceği faaliyetlere ilişkin olduğunu, 05.09.2024 tarihli genel kurulda karara bağlananan... firmasının, müvekkil şirketin 2024 yılında gerçekleşecek olan faaliyetlerini kontrol ve denetlenmesi amacı ile seçildiğini, 2023 yılı faaliyetleri için geçen yıl yapılan genel kurulda başka bir... firması seçildiğini, 05.09.2024 tarihli genel kurulda karara bağlanan ve davacı tarafından iptali istenilen kararda seçilen... firması 2024 yılı faaliyetleri için kanuni zorunluluk gereği seçilmiş olup, 2023 yılı faaliyetleri ile ilgili olmadığını, 2023 yılı faaliyetleri ile ilgili rapor veren firma, 08.06.2023 tarihinde yapılan olağan genel kurul toplantısında genel kurulca seçilen firmanın ... ... A.Ş. Olduğunu, ... kuruluşunun belirlenmesi TTK’nun 420. Maddesinde belirtilen Finansal tabloların müzakeresi ve buna bağlı konulardan olmadığını, 05.09.2024 tarihli genel Kurulda erteleme olmasa idi 2023 yılı faaliyetleri görüşüleceğini, TTK 'nun 446 maddesine göre; anonim ortaklıkta genel kurul toplantısına katılan pay sahiplerinin alınan kararlar aleyhine iptal davası açabilmesi için, alınan genel kurul kararına olumsuz oy kullanması ve muhalefetini toplantı tutanağına geçirtmesi gerektiğini, bunun dava şartı olduğunu, dava konusu olayda 05.09.2024 tarihli genel kurul tutanağında davacının taraf iptalini istediği gündem maddeleri için olumsuz oy kullanıldığını ancak muhalefetini toplantı tutanağına geçirtmediğini, dolayısı ile dava konusu olayda dava şartı gerçekleşmemiş olup, bu nedenle açılan davanın dava şartı yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, TTK 420/1 maddesine göre "Finansal tabloların müzakeresi ve buna bağlı konular," Doktrin ve Yargıtay uygulamasına göre "İbra, Yönetim Kurulu Faaliyet Raporu , Bilanço ve Gelir tablosu, Faaliyet Raporu, Finansal Raporlar" gibi hususları kapsadığını, 05.09.2024 tarihli genel kurulda karara bağlanan ve davacı tarafından iptali istenilen gündemin 4. Maddesinde yer alan "Türk Ticaret Kanunu Mevzuatı çerçevesinde Yönetim Kurulunca tespit edilen... kuruluşunun onaylanmasının Genel Kurulun onayına sunulması" gündem maddesinin, TTK 420/1 maddesinde belirtilen "Finansal tabloların müzakeresi ve buna bağlı konular," dışında yer alan bir konu olup, finansal tabloların müzakeresinin ertelenmiş olması bu maddenin görüşülüp karara bağlanmasına engel olmadığını, bu nedenle ihtiyati tedbir kararının, kaldırılmasına karar verilmesini ve tüm bu nedenlerle davacı tarafın açtığı davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : İlk Derece Mahkemesince, " ...Dosya kapsamından ve dosyada mevcut tüm kayıt ve belgelerden; 05.09.2024 tarihli genel kurulda davacı tarafından 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 420/1. maddesine dayalı olarak erteleme talep edilmiş ve bu doğrultuda gündemin 2., 3., 5. ve 6. maddelerinin görüşülmesi ve oylanması 6102 sayılı TTK'nın 420/1. maddesine dayalı olarak bir ay sonrasına ertelenmiş olmakla birlikte dava konusu 3. (gündemin 4.) madde ile... kuruluşunun onaylanmasının genel kurula sunulması konuları görüşülmüş ve oylamaya sunularak 63.239 oyla ve oy çokluğu ile (Erzurum .... Belediyesinin 21.595 red oyu ile) kabul edilerek alınan karar, Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinin 09...2024 tarih ve ... sayılı nüshasında ilân edilmiştir. Dava dilekçesindeki talep sonucu itibariyle "yokluk", bir hukuki işlemin doğabilmesi için öngörülen kurucu/şekli nitelikte olan emredici hükümlere aykırılık hali olup, bu aykırılık, işlemin esaslı noktadaki kurucu unsurlarında eksikliğe yol açar ve işlemi "yokluk" ile sakat hale getirir. Yok sayılan işlem, şeklen dahi meydana gelmemiştir. Yokluk, bunu ileri sürme konusunda hukuki menfaati bulunan herkes tarafından her zaman ileri sürülebilir ve tespit ettirilebilir ve mahkeme tarafından da re’sen dikkate alınır. Dava dilekçesinde davacı, dava konusu işlemin yokluğundan bahsetmiş ise de yukarıda açıklandığı şekliyle alınan kararın kurucu unsurlarında bir sakatlık bulunmadığından ve buna göre kararın yok hükmünde ya da 6102 sayılı TTK'nın 447. maddesine esas butlanını gerektirir herhangi bir durum tespit edilmediğinden iptal istemi yönünden inceleme yapılmıştır. Ne var ki, davacının, somut uyuşmazlık bakımından iptal davası açılabilmesi için olumsuz oy kullanılması tek başına yeterli olmayıp, muhalefetinin tutanağa geçirilmesi veya bu hususta ayrı bir dilekçe verilmesi gerekir. Toplantı tutanağının incelenmesinde ise, davacının görüşmeler sırasında öneriye katılmadığı ve olumsuz oy kullandığı anlaşılmakla birlikte, kararın alınmasından sonra davacı tarafından yapılmış bir karşı çıkmanın; muhalefetin bulunmadığı, karardan sonra bu karara muhalif olduklarına dair bir şerh yazılmadığı gibi bu karara muhalif olunduğuna dair bu konuda ayrı bir dilekçe de verilmediği anlaşılmaktadır. Her ne kadar, dava dilekçesine ekli (EK-8) 05.09.2024 tarihli evrak içeriğine göre, muhalefetin tutanağa geçirilmesinin istendiği ve fakat talebin kabul görmediği yönünde davacı tarafça tek taraflı ve harici bir tutanak tutulduğu anlaşılmakta ise de, mahkememiz heyetince yapılan müzakerelerde bu tutanağın, davanın esasına dair incelemeye geçilmesi için yeterli olmayacağı değerlendirilmiştir. Zira, Anonim Şirketlerin Genel Kurul Toplantılarının Usul Ve Esasları İle Bu Toplantılarda Bulunacak Bakanlık Temsilcileri Hakkında Yönetmelik'in 26/4. maddesi, "Toplantıda alınan kararlara muhalif kalarak, muhalefet şerhi yazmak isteyenlerin şerhleri tutanağa yazılır veya yazılı olarak verilen muhalefet şerhleri tutanağa eklenir. Tutanağa şerh koyan pay sahibinin adı ve soyadı yazılarak, muhalefet şerhinin ekli olduğu belirtilir. Tutanağa eklenen muhalefet şerhi de toplantı başkanı ve Bakanlık temsilcisi bulunan toplantılarda Bakanlık temsilcisi tarafından imzalanır." hükmünü havi olup, muhalefetin ileri sürülmesi bakımından izlenecek yöntem yönetmelikte açıkça belirtilmiştir. Bu yöntemin uygulanmasında fiili bir imkansızlık söz konusu ise, bu halde yapılacak iş ayrı bir dilekçe verilmesidir (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 09.03.2015 tarih, 2014/17449 E. ve 2015/3128 K.). Ne var ki, davacı tarafça tek taraflı bir tutanak tutulmakla yetinilmiş, yönetim kuruluna hitaben "dava açma haklarını saklı tuttuklarına" dair muhalefetlerini içeren ayrı bir dilekçe verilmesi yoluna da gidilmemiştir. 6102 sayılı TTK'nın 446. maddesinde sayılan hususlar, iptal davası açabilecek kişiler bakımından özel birer dava olup, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 115/2 maddesi uyarınca yargılamanın her aşamasında; ileri sürülüp sürülmediğine bakılmaksızın mahkemelerce kendiliğinden gözetilmesi gerekir. Hâl böyle olunca, somut uyuşmazlık yönüyle davacı, dava konusu iptali istenen maddenin görüşülmesinde olumsuz oy kullanmış olmakla birlikte Yasa'nın aradığı şekilde muhalefetini tutanağa geçirmeyip bu hususta ayrı bir dilekçe de vermemiş olduğundan, mahkememizce işin esası incelenmeksizin davanın usulden reddi cihetine gidilmiş; belirtilen nedenlerle 04.10.2024 günlü ara karar ile uygulanmasına karar verilen ihtiyati tedbirin de kaldırılmasına karar verilmiştir. Davadaki asıl talep usulden reddedilmiş olduğundan kademeli olarak ileri sürülen 6102 sayılı TTK'nın 339 vd. gereğince denetçi atanması talebi incelenmemiştir. Zira "terditli dava", bir dava türü olarak 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 111. maddesinde düzenlenmiş olup, anılan düzenlemenin 2. fıkrası içeriğinde yasa koyucu tarafından emredici bir şekilde, "Mahkeme, davacının asli talebinin esastan reddine karar vermedikçe, fer'i talebini inceleyemez ve hükme bağlayamaz." hükmüne yer verilmiş olduğundan ve somut uyuşmazlıkta mahkememizce davadaki asıl talep esastan değil de; usulden reddedilmiş olduğundan, kademeli olarak ileri sürülen denetiçi atanması talebinin incelenmesi ve hükme bağlanması hukuken mümkün görülmemiş ve yalnızca asıl talep yönüyle davanın usulden reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. " gerekçesiyle " 1-6100 sayılı HMK'nın 114/2 ve 115/2 maddeleri uyarınca davanın USULDEN REDDİNE, " şeklinde karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF NEDENLERİ : Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; mahkemece ertelenen toplantının tamamlanması üzerine yasal sürede açılacak davayı beklemediği gibi, itiraza konu dosyaya sunulan delilleri, müvekkili temsilcisi tarafından verilen şerhe ilişkin tutanağa yazı yazılmaması ve teslim tutanağı verilmemesi üzerine, diğer temsilcilerle birlikte tutulan tutanak da incelemeksizin ve bu dilekçenin (....) nolu maddesinde açıklanan Yargıtay içtihatları gereğince “muhalefet şerhinin dahi yazılmasına gerek olmaksızın, dava konusu kararın mutlak butlan gereğince batıl olduğunu” gözden kaçırmak suretiyle, aynı zamanda kendi Mahkemesinin 2023/... Esas sayılı dosyasında, aynı nitelikte davada ve aynı heyetçe verilen kararıyla da çelişecek şekilde, usul ve yasaya aykırı bir usulden red kararı verdiğini savunarak mahkemece verilen kararın kaldırılması talebi ile istinafa başvurmuştur. DELİLLERİN TARTIŞILMASI, HUKUKİ SEBEPLER VE GEREKÇE: Dava, genel kurul kararının iptali davasıdır. İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır. Somut olayda; davacı vekili müvekkilinin davalı ...Holding A.Ş.'nin en büyük pay oranı olan %17,99 oranındaki “21.588” adet hissenin/payın sahibi ve aynı zamanda adı geçen Holding'deki tek kamu kuruluşu ortak olduğunu, 5 Eylül 2024 tarihli toplantı tutanağının üç nolu maddesinin yok hükmünde olduğuna veya mutlak butlanla batıl olduğuna karar verilmesini, bu mümkün görülmez ise anılan maddenin iptaline ve yürürlülüğünün tedbiren durdurulmasına karar verilmesini, terditli olarak TTK 399 ve devamı uyarınca başka bir denetçi atanmasını talep ve dava ve talep etmiş, mahkemece dava konusu iptali istenen maddenin görüşülmesinde davacı tarafından muhalefet şerhi bulunmaması nedeniyle asıl talebe ilişkin davanın usulden reddine, davacının terditli talebi yönünden HMK 111.maddesi gereği davacının asli talebinin esastan reddine karar vermedikçe, fer’î talebini inceleyemez ve hükme bağlayamaz, hükmü gereği asıl talebin usulden reddedildiği gerekçesiyle davacının terditli talebi hükme bağlanmamış, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. İstinaf talebinde bulunan davacı vekilinin ileri sürdüğü sebepler kapsamında yapılan inceleme sonucunda, mahkemece, yargılamanın HMK’da düzenlenen usul kurallarına uygun olarak yapılmış olduğu, kamu düzenine aykırılık hallerinin bulunmadığı, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, ilk derece mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı anlaşıldığından, davacı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf itirazlarının 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Başvuru sırasında peşin alınan harcın mahsubu ile bakiye 116,60-TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-İstinaf başvurusunda bulunan tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 5-Kararın kesinleştirme ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine, 6-Gerekçeli kararın tebliği ve harç ikmali işlemlerinin Dairemizce yerine getirilmesine, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 361 ve 362. maddeleri uyarınca gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süresi içinde Yargıtay'a temyiz yolu açık olmak üzere 22/05/2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2025/192, K. 2026/807, T. 22.05.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2025-192-e-2026-807-k-c27679b3abb3