Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/103 E. 2026/1086 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/103
Karar No
2026/1086
Karar Tarihi

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2024/103 KARAR NO : 2026/1086

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 13.09.2023 NUMARASI : 2018/368 E. - 2023/692 K. DAVANIN KONUSU : Tazminat KARAR TARİHİ : 19.06.2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 19.06.2026

İzmir 2.Asliye Ticaret Mahkemesinin 13.09.2023 tarih 2018/368 E. - 2023/692 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalılar ..., ... ve ... vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye .... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA : Davacılar vekili, müvekkillerinin .... A.Ş.’nin %10 azlık oy sahipleri olduğunu, şirketin 31.03.2016 tarihinde yapılan 2015 yılı olağan genel kurul toplantısında azlık hisse sahiplerinin bilanço ve kayıtları inceleme talebi sebebiyle 02.05.2016 tarihine ertelendiğini, davalı şirketin 2015 yılı faaliyetlerinin İzmir 4. Sulh Hukuk Mahkemesi 2015/42 E. sayılı tereke dosyasında tereke temsilcisi tarafından denetlendiğini, Tereke Hakimliği tarafından tayin edilen ve ... AŞ yönetim kurulunun 2015 yılı harcamalarını değerlendiren bilirkişinin 15.04.2016 tarihli ve 03.03.2017 tarihli raporlarında şirket yönetim kurulunun 2015 yılına dair usulsüzlüklerinin hatalarının tespit edildiğini, tereke dosyasına sunulan hukuki mütalaada 2015 yılında şirket tarafından ..., .... ve ....’ya yapılan ödemeler hakkında “.... A.Ş.’nin 2015 yılına ait harcama kalemleri arasında yer alan, biri şirket genel müdürü olan 3 şirket çalışanına yapılan kıdem tazminatı ödemesinin, iş sözleşmesi devam ederken ödenen yıllık ücretli izin ücreti ödemesinin, iş sözleşmesine ve yönetim kuruluna dayanmayan bayram ikramiyesi ödemelerinin tümünün mevzuat hükümlerine aykırı olduğu, bu ödemelerin yapılmasına karar veren kişinin ve ödemelerden yararlanan kişilerden birinin ...’un 6102 sayılı TTK’nun 366. maddesi uyarınca görevlerini tedbirli bir yöneticinin özeniyle yerine getirmek ve şirketin menfaatlerini dürüstlük kurallarına uyarak gözetmek yükümlülüğü altında olan yönetim kurulu başkanı ve şirket müdürü olan kişi olması sebebiyle bu durumun 6102 sayılı TTK'ya aykırılık teşkil ettiği" görüşünün bildirildiğini; ilk erteleme üzerine 02.05.2016 tarihinde yapılan 2015 yılı Olağan Genel Kurul toplantısında toplantı başkanı/tereke temsilcisi Av.... tarafından yukarıda bahsi geçen bilirkişi raporları ve mütalaa kapsamında Tereke Hakimliğince ... görevden alınarak yerine ....’in seçildiğini, tereke temsilcisi tarafından ayrıca TTK 438/1-2. maddeleri gereğince Asliye Ticaret Mahkemesi'nden özel denetçi tayini talebinde bulunulduğunu, talebin kabul edildiğini, azınlık hisse sahibi olarak müvekkillerinin de beyan ve itirazlarının okunduğunu ve muhalefet şerhlerinin toplantı tutanağına eklendiğini, genel kurulun yeniden ertelendiğini, İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2016/722 E sayılı dosyasından görevlendirilen bilirkişi heyeti tarafından hesapların incelendiğini, özel denetçi raporunun ibrazından sonra 22.03.2017 tarihinde 1. Olağanüstü Genel Kurul Toplantısının yapıldığını, yönetim kurulu ve denetçilerin ibra edilmediğini, ancak Ticaret Mahkemesinden gelecek cevabi belge bilgiler doğrultusunda yeniden toplanmasına karar verildiğini, 15.08.2017 tarihinde genel kurulun 2. Olağanüstü Genel Kurul’a aynı gündemle çağrıldığını, hazır bulunan bakanlık temsilcisinin eksik evrak sebebiyle uyarıda bulunması üzerine 2. Olağanüstü Genel Kurul toplantısının 26.09.2017 tarihine ertelendiğini, 26.09.2017 tarihinde yapılan 2. Olağanüstü genel kurul toplantısında da yönetim kurulunun yeniden ibra edilmediğini, ...’un yeniden müdür olarak tayin edildiğini, ....’in istifa etmek zorunda kaldığını, davalı şirket yönetim kurulunun denetim raporlarında da incelenip açıklandığı üzere pek çok usulsüz işlemler yaparak şirketi haksız zararlara uğrattığını, şirketin 2015 yılı hesapları ile ilgili yapılan incelemelerde bir önceki yıla göre giderlerde toplam %29’luk bir artış olduğunun bilirkişi tarafından tespit edildiğini ve gayri faal bir şirket için bu giderlerin fazla olduğunun ortaya çıktığını, usulsüz şekilde kıdem tazminatı, müşavirlik ve avukatlık hizmeti, elektrik ve su giderleri, emlak vergisi, resim ve harçlar, personel ücretleri, yıllık ücretli izin ücretleri, personel bayram ikramiyeleri ve kıdem tazminatı ödemesi yapıldığını, gayri faal şirkette kullanılmayan telefon hatlarının iptal edilmeyip abone bedeli ödendiğini, ...’un yazlık evinde kullandığı telefonlar olduğunu, şirketin üç kiracısının kullandığı taşınmazları elektrik ve su bedellerinin aboneliğinin şirket üzerine olması sebebiyle şirket tarafından ödendiğini, elektrik ve su bedellerinin kiracılardan eksik tahsil edildiğini, şirket gelir elde edilmiş gibi şirketin KDV borcu altına sokulduğunu, şirketin taşıtlar hesabı temel alındığında şirkette .... ve .... plakalı iki adet taşıt daha bulunması gerektiğini, şirket yetkilisi ...’a tahsis edilen aracın masraflarının yıllık 24.541-TL civarında benzin masraflarının 14.352-TL olduğunu, gayri faal bir şirkette 2-3 avukatın bulunmasının ve ödeme yapılmasının şirket menfaatlerine uygun olmadığını iddia ederek; belirsiz alacak davası niteliğinde olmak üzere, davalıların kanunun kendilerine yüklediği görevleri yerine getirmeyerek kötü niyetle şirketi ve dolaylı olarak ortakları zarara uğrattıklarının kabulü ile personel giderleri (haksız ve hukuka aykırı ödenen kıdem tazminatları diğer işçilik ödemeleri), telefon giderleri, kiracı şirketler için ödenen elektrik ve su giderleri, taşıt giderleri-avukatlık hizmetleri yönünden fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 25.000,00 TL şirket zararının, zararların doğum tarihinden itibaren en yüksek ticari faiz oranları ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile şirkete ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davacılar vekili 06.02.2023 tarihli ıslah dilekçesi ile dava değerini 62.395,38 TL'ye yükseltmiştir. CEVAP: Davalılar ..., ... ve ... vekili, dava konusu şirketin faal olduğunu, davacı pay sahipleri ve alacaklıların davalı konumunda olan ilgili yönetim kurulu üyesinin kusurunu ispatla mükellef olduğunu, uzman raporlarının açıkça hukuki yorumlar içerdiğini, herhangi bir bilimsel veriye dayanmadığını, TTK 553 md ve gerekçesi incelendiğinde kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerin kusurlarıyla ihlali denilmek suretiyle tazminat sorumluluğunu doğuran sebeplerin somutlaştırıldığını, TTK 557 ve TBK 51, 52 md hükümleri dikkate alındığında yönetim kusurunun açıkça bir sorumluluk hali olarak düzenlenmediğini, sorumluluk kavramının olaya göre somutlaştırılması gerektiğini, gayri faal bir şirket için %29’luk bir gider artışı olduğuna dair iddianın mesnetsiz olduğunu, devletin uyguladığı vergi artışları olduğunu, yıllık izin ücretleri, bayram ikramiyeleri ve kıdem tazminatının ödenmesinde hukuka aykırılık bulunmadığını, 2007 yılında veya 2012 yılında herhangi bir kıdem tazminatı ödemesi yapılmadığını, posta ve telefon giderlerinin şirket faaliyetinde zaruri ve olağan masraflar olduğunu, şirket adına kayıtlı .... plakalı araç ile ilgili periyodik bakımların yapılması, motorlu taşıtlar vergileri ve kasko bedellerinin ödenmesi, yakıt ve otopark harcamasında bulunulması, avukatlık ücretleri konularındaki iddiaların da gerçek dışı olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalılar ..., ...., denetim raporlarındaki tespitlerin kendileri tarafından yapıldığını, gizleme veya hatalı rapor olmadığını, yapılan işlemden sorumlu olmalarının mümkün olmadığını, kendilerine husumet yöneltilmesinin hatalı olduğunu, İş Kanunu gereğince işçinin işten çıkarılması halinde tazminat verileceğini, şirketin zarara uğratıldığı iddiasının yersiz olduğunu, davanın şirket ortaklarının iç çekişmelerinden kaynaklandığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece, SMMM ve şirket sorumluluk davalarından anlayan bilirkişiden alınan 15.04.2021 tarihli raporda, dava konusu şirketin 2015 yılında 30.505,19 TL (kanuna aykırı kıdem ve yıllık ücretli izin ödemesi) ve 427,98 TL (.... numaralı ...hat için ödemesi) olmak üzere toplam 30.933,17 TL zarara uğratıldığı, davalı yönetimi kurulu üyelerinin farklılaştırılmış teselsül ilkeleri gereğince; davalı yönetim kurulu başkanı ...’ın zararın tamamından (30.933,17 TL), davalı yönetim kurulu üyeleri ... ve ...’ın görev yaptıkları dönemlerde meydana gelen zararların 1/3’ünden (10.311,05 TL) sorumlu oldukları, şirketin bağımsız denetime tabi olmadığı ve Gümrük ve Ticaret Bakanlığı İç Ticaret Genel Müdürlüğünün İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğüne gönderdiği 29.04.2013 tarihli yazısı ile “bağımsız denetim kapsamı dışındaki şirketlerin atadığı bağımsız denetçilerin tescilinin yasal dayanağı olmadığı, tescil ile birlikte ilanı yapılacak bu hususun üçüncü kişilerde yanlış izlenime sebep olacağı belirtilmiş ve beklenen yönetmelik çıkarılıncaya kadar bağımsız denetim kapsamında olmayan şirketlerin genel kurullarında denetçi seçilemeyeceği, buna bağlı olarak böyle bir hususun ticaret sicili müdürlükleri nezdinde tescil ve ilanının yapılmayacağı” dikkate alındığında, davalılar .... ve ....’in genel kurula sundukları raporun özel uzman görüşü veya mütalaa olarak nitelenebileceği ve bağımsız denetçi sıfatıyla sorumluluğuna gidilmesinin mümkün olmadığı yönünde görüş bildirildiği; davalıların itirazları da dikkate alınarak, iş hukuku mevzuatından anlayan aktüer hesap bilirkişinin heyete dahil edilerek düzenlenen 03.08.2022 tarihli raporda, kıdem tazminatı yönünden fesih işlemlerinin usulüne uygun olduğunun kabulü halinde zarar tespit edilemediği, giriş çıkış işlemlerinin muvazaalı olduğunun kabulü halinde şirketin toplam 56.517,40 TL zarara uğratılmış olduğu, yıllık izin ödemeleri yönünden 31.03.2015 tarihinde yapılan 5.350,00 TL yıllık izin ödemesinin şirketi zarara uğratmış olabileceği, şirket işçilerine yapılan ikramiye ödemelerinin yerleşik içtihatlar da göz önüne alınarak yerinde olduğu ve işçilerin ikramiye ödemesi alamamaları halinde talep haklarının doğacağı, ancak davacı iddiasının kabulü halinde şirketin toplam 22.400,00 TL zarara uğratılmış olabileceği yönünde görüş belirtildiği; ikinci raporun sadece iş hukuk uzmanından alınmış olması nedeniyle üçlü bilirkişi heyetinden alınan 14.11.2022 tarihli ek raporda, sadece ...'un kıdem tazminatı ödemesinin dikkate alınması halinde 30.933,17 TL zarar oluştuğu, tüm kıdem tazminatı ödemelerinin dikkate alınması halinde 62,395,38 TL zarar oluştuğu, yönetim kurulu başkanı ...'ın zararın tamamından (ilk ihtimalde 30.933,17 TL, ikinci ihtimalde 62.395,38 TL) sorumlu olduğu, diğer iki yönetim kurulu üyesinin görev yaptıkları dönemlerde meydana gelen zararların 1/3'ünden (ilk ihtimalde 10.311,05 TL, ikinci ihtimalde 20.798,46-TL) sorumlu olabileceği yönünde görüş bildirildiği; TTK'nun 555/1. Maddesi uyarınca pay sahibi olan davacıların, şirket genel kurulunca yöneticiler hakkında dava açılmasına ilişkin karar alınmasına gerek olmadan doğrudan pay sahibi olarak dava açabilecekleri, TTK'nun 560. maddesinde şirket yöneticisine karşı açılacak tazminat davasında, zararın ve zarar verenin öğrenilmesinden itibaren iki ve her halükarda beş yıllık zaman aşımı süresi düzenlendiği, bunun dışında pay sahiplerinin, dava açması için herhangi bir hak düşürücü süre ön görülmediği, pay sahibi davacıların zararı ve zarar vereni öğrenme tarihinin, dava tarihinden iki yıl öncesine olduğuna dair somut iddia ve kanıt sunulamadığı, bu sebeple tazminat alacağının zamanaşımı süresi dolmadan dava konusu edildiği; dava dışı şirket çalışanlarına iş çıkış ve girişi yapılmak suretiyle şirketin zarara uğratıldığı iddia edilmiş ise de, bu suretle yapılan ödemelerin şirket çalışanlarına haksız çıkar sağlamak amacıyla muvazaalı olarak yapıldığının davacı tarafça kanıtlanamadığı, davalı denetçilerin görevlerini ifası sırasında şirketi zarara uğratıcı sair iş ve işlemlerde bulunduğu yönündeki iddianın davacılar tarafından kanıtlanamadığı, bilirkişi heyeti tarafından dosyaya sunulan rapor ve ek raporların dosya kapsamına uygun, ilme ve hukuka uygun, olduğu gerekçesiyle davalılar ... ve .... hakkında açılan davanın reddine, davalılar ..., ... ve ... hakkında açılan davanın kısmen kabulü ile, davalı ...'a kıdem tazminatı, yıllık izin ücreti ve telefon bedeli ödenmesi ile oluşan 30.937,17 TL şirket zararı maddi tazminatın 25.055,19 TL'sine 14.05.2015 tarihinden itibaren, 5.350,00 TL'sine 31.03.2015 tarihinden itibaren, 427,98 TL'sine 21.12.2015 tarihinden itibaren avans faizi uygulanmak suretiyle davalılar ... ve ...'ın alacağın 1/3 ü ile sınırlı sorumlu olmak kaydı ile davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak dava dışı ... Şirketi'ne verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. Karara karşı davalılar ..., ... ve ... vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ : Davalılar ..., ... ve ... vekili, dava konusu edilen ödemelerin, şirketin 2015 yılı faaliyet dönemi içerisinde gerçekleştiğini, 2015 faaliyet yılı ile ilgili 2016 yılından 22.03.2017 tarihine dek olağanüstü şekillerde ertelenen genel kurul süreçlerinden, finansal raporlardan, resmi ve bağımsız denetçi raporlarından, mahkeme incelemelerinden ve diğer tüm teknik/mali konulardan, şirket hissedarı olan davacı asillerin bizzat haberdar olduklarını, bu nedenle zamanaşımı definin reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, davanın, belirsiz alacak olarak ikame edilemeyeceğine ve bedel arttırım dilekçesine yönelik 03.04.2023 tarihli dilekçede yer alan itirazlarının değerlendirmeye alınmamasının hatalı olduğunu, şirketin 2015 faaliyet dönemi hakkında, 22.03.2017 tarihinde 1. Olağanüstü Genel Kurul Toplantısının yapıldığını, davacı azlık hisse sahibi vekilleri tarafından 2015 yılı faaliyetleri için yönetim kurulunun ibra edilmemesi sebebiyle yönetim kurulu hakkında sorumluluk davası açılması talebi üzerine bu hususta da oylama yapıldığı, bu talebin oy çokluğu ile reddedildiğini, dolayısıyla davanın dinlenme şartının gerçekleşmediğini, davanın açıldığı tarihte sorumluluk davası açılması yönünde bir genel kurul veya yönetim kurulu kararı bulunmadığını, mahkemenin yerindelik incelemesi yaparak şirket faaliyeti hakkında tazminata karar vermesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkili ...'un, 2018 yılında iş akdinin kıdem tazminatını hak edecek şekilde feshedildiğini, dava konusu olan 2015 tarihli kıdem tazminatı ödemesi gerekçesiyle kendisine 2018 yılında sadece 2015-2018 arasında hesaplanan 3 yıllık kıdem tazminatı ödendiğini, dava konusu edilen kıdem tazminatı 2015 tarihinde kendisine ödenmeseydi, 2018 yılında davalı ...'a son maaşına göre zaten daha fazla kıdem tazminatı ödemesi yapılması gerekeceğini, bu durumda şirketin zarara uğramadığını, hem işçilik ödemeleri hem de telefon hattı ödemesinin, şirket kurucusu ...'in uygulamaya aldığı şirket teamüllerinden olduğunu istinaf sebepleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını talep etmiştir. GEREKÇE : : Dava, anonim şirket yönetim kurulu ve denetçilerinin sorumluluğundan kaynaklanan şirket zararının tahsili ile şirkete ödenmesi istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. İlk derece mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi asıl ve ek raporlarında özetle, 2015 ve 2016 yılı genel kurullarında ortaklara zarara konu kalemler bakımından ayrıntılı şekilde bilgi verildiğine, bilanço içeriğinde kime ne kadar işçilik ödemesi yapıldığı veya hangi ev telefonu bedelinin ödendiğine dair açıkça bilgi verildiğine dair bir kanıt bulunmadığı, davalı yönetim kurulu başkanı ...'un kendisini işten çıkararak kıdem tazminatı ödediği, sonra kendisini tekrar işe aldığı, bu suretle 25.055,19 TL kıdem tazminatı ve 5.450,00 TL yıllık ücretli izin ödemesi aldığı, böylece şirketi 30.505,19 TL zarara uğrattığı, ayrıca şirket adına kayıtlı ancak davalı yönetim kurulu başkanı ...'un evinde kullandığı anlaşılan telefon hattı için 427,98 TL masraf yapılarak şirketin zarara uğratıldığı, böylece toplam şirket zararının 30.933,17 TL olduğu tespit edilmiş, ilk derece mahkemesince bu tespit doğrultusunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Açıklanan tüm bu hukuki ve maddi vakıalar karşısında; ilk derece mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi rapor ve ek raporunun hüküm kurmaya ve denetime elverişli olmasına, davalıların sorumluluğu ile şirketin zararının dosya kapsamına uygun olarak belirlenmesine, davanın azlık hisse sahipleri tarafından, hükmedilecek tazminatın şirkete ödenmesi talebiyle açılmasına, tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, hükmün dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, ilk derece mahkemesince verilen kararda bir hukuka aykırılık bulunmamakla, davalıların istinaf itirazları yerinde değildir. Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranların dilekçelerinde yer verdikleri itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalılar ..., ... ve ... vekilinin istinaf başvurularının Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı ... yönünden istinaf karar harcı olan 2.113,31 TL'den peşin alınan 266,39 TL'nin mahsubu ile eksik kalan 1.846,92 TL'nin davalı ...'dan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-Davalı ... yönünden istinaf karar harcı olan 732,00 TL'nin bu davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 4-Davalı ... yönünden istinaf karar harcı olan 732,00 TL'nin bu davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 5-İstinaf başvurusu nedeniyle davalılar ..., ... ve ... tarafından yapılan giderlerin kendi üzerilerinde bırakılmasına, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere 19.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2024/103, K. 2026/1086, T. 19.06.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-103-e-2026-1086-k-fcf3e8a8483b