Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1309 E. 2026/1618 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/1309
Karar No
2026/1618
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

12. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO:2026/1309

KARAR NO:2026/1618

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

K A R A R

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ:İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ:14/07/2026

NUMARASI:2024/578 Esas - 2026/576 Karar

DAVA:Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)

DAVA TARİHİ : 09/02/2024

İSTİNAF KARAR TARİHİ:05/10/2026

Davanın kabulüne ilişkin verilen kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA:Davacı vekili; Müvekkil şirketin Türkiye genelinde tekstil ürünleri üretimi ve satışı ile iştigal ettiğini, davalı kargo şirketine teslim edilen emtianın zayi olması üzerine zararın tazmini için yapılan başvuruların sonuçsuz kaldığını, taraflar arasında akdedilen taşıma hizmet sözleşmesinin ilgili hükümleri gereği taşıyıcının kargo muhteviyatındaki ziyan ve hasardan sorumlu olduğunu, davalının sözleşme hükümlerine aykırı hareket ederek müvekkilin ekonomik zarara uğramasına sebebiyet verdiğini belirterek, zayi olan ürünlerin bedelinin teslim tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP:Davalı vekili; Davacı ile müvekkili şirket arasında 05.10.2020 tarihinde Taşıma Hizmet Sözleşmesi akdedildiğini, dava konusu gönderinin taşıması işinin sözleşmeye istinaden gerçekleştirildiğini, sorumluluk belgesinin imzalayan davacının, huzurdaki davayı açma hakkı bulunmadığını, dava konusu edilen zarar iddiasına ilişkin olarak kusurlu herhangi bir davranışı bulunmayan müvekkili şirketin sorumluluğuna gidilmesinin de mümkün olmadığını,aksi halde sorumluluğun sınırlı sorumluluk olması gerektiğini, kabul anlamına gelmemek üzere, henüz kargoya teslim edilen ürünün ne olduğu, nasıl ve ne durumda teslim edildiği dahi belirlenememişken davacının tek taraflı beyanı ile hüküm kurulmasının mümkün olmadığını, müvekkili şirketin davaya konu taşıma hizmetine dair sorumluluğu bulunmadığını, davanın zamanaşımı nedeniyle ve herhalde davacının davasını ispatlayamaması ve mücbir sebep nedenleriyle esastan reddine, karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEME KARARI:Mahkemece uyuşmazlığın TTK nın 850 vd. hükümlerine göre çözüme kavuşturulması gerektiği,Aynı yasanın "Zamanaşımı" başlıklı madde 855 hükmünde " (1) Bu Kitap hükümlerine tabi taşımalarda, yolcunun bir kaza sonucu ölmesi veya bedensel bütünlüğü zedeleyen bir zarara uğraması hâlinde istem hakları on yılda; diğer zararlarda ise bir yılda zamanaşımına uğrar.(2) Bu süre, eşya taşımasında, eşyanın gönderilene teslimi; yolcu taşımasında, yolcunun varma yerine ulaşma tarihinden başlar. Eşya tamamen zayi olmuş veya yolcu gideceği yere ulaşamamış ise, zamanaşımı süresi, eşyanın teslimi ve yolcunun ulaşması gereken tarihten itibaren işlemeye başlar.(5) Taşıyıcının kastından veya pervasızca bir davranışıyla ve böyle bir zararın meydana gelmesi ihtimalinin bilinciyle işlenmiş bir fiilinden veya ihmalinden dolayı; a) Eşya zıyaa, hasara uğramış veya geç teslim edilmişse, b) Yolcu geç ulaşmışsa, taşıyıcının sorumluluğu üç yılda zamanaşımına uğrar.. "düzenlemesi yer almakta olup somut olayda zayi olan eşyanın 02/08/2023 tarihinde davalıya teslim edildiği, bu tarih ile dava tarihi olan 09/02/2024 tarihi arasında geçen sürede davacının tazminat talepler zamanaşımına uğramadığı gibi meydana gelen yangında davalının pervasızca hareketlerinden kaynaklı olarak davalının sorumlu olduğu mahkememizce kabul edildiğinden olaya uygulanması gereken zamanaşımı süresi 3 yıl olup bu hali ile 02/08/2023 + 3 yıl = 02/08/2026 tarihine tekabül etmekte olup davacının ıslah tarihi itibari ile de zamanaşımı süresinin dolmadığı görülmekle davalının bu kapsamdaki itirazlarının reddine karar verilerek davanın kabulü ile 36.350-TL'nin kargo teslim tarihi olan 02.08.2023 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili; taşıyıcının kanun koyucu tarafından korunan sınırlı sorumluluk zırhından mahrum bırakılabilmesi için yalnızca bir zararın meydana gelmiş olması yeterli olmayıp; zararın doğrudan taşıyıcının kastından veya pervasızca, yani sonucun meydana gelebileceği ihtimalini bilerek ve bunu umursamayarak gerçekleştirdiği ağır nitelikteki bir eylem veya ihmalinden kaynaklandığının şüpheye yer bırakmayacak biçimde ispatlanması gerektiğini, Bilirkişi raporunda yer alan video kaydı çözümlemelerinde görüldüğü üzere; 04.08.2023 tarihli kamera kaydında karton koliden duman çıktığının fark edilmesi üzerine müvekkil kargo şirketi çalışanı derhal ve büyük bir gayretle olaya müdahale etmiş, yanan kısmı kendi elleriyle söndürmeye çalışmış, eli yanmasına rağmen müdahalesini sürdürmüş ve diğer personellerin de yardımıyla yangının büyümesini engelleyerek koliyi açıp içerisindeki ürünü tahliye ettiğini, yangının kaynağının koli dışındaki harici bir etkenden mi yoksa taşınan veya yanındaki gönderilerin kimyasal ve fiziksel reaksiyonundan mı kaynaklandığının teknik olarak tespit edilemediğini, yangının çıkış sebebinin dahi belirlenemediği bir tabloda müvekkil şirket'i pervasızca hareket etmiş kabul ederek tam kusurlu sayması açık bir hukuki yanılgı olduğunu ,müvekkili ağır kusurlu olmadığından üç yıllık zamanaşımı süresinin uygulanamayacağını ,sorumluluk belgesinde tazminat talep haklarından feragat ettiğini ileri sürerek kararın kaldırılarak davanın reddine, aksi halde sınırlı sorumluluk hükümlerini uygulanmasını talep etmiştir.

GEREKÇE:Dava, yurt içi taşıma sözleşmesi kapsamında zayi edilen emtia bedelinin tazmini istemine ilişkindir. 6102 sayılı TTK.nın 875 ve 879. maddeleri uyarınca taşıyıcı, eşyanın taşınmak üzere teslim alınmasından teslim edilmesine kadar geçecek süre içinde, eşyanın zıyaından, hasarından veya teslimindeki gecikmeden doğan zararlardan; kendi adamlarının, taşımanın yerine getirilmesi için yararlandığı kişilerin görevlerini yerine getirmeleri sırasındaki fiil ve ihmallerinden, kendi fiil ve ihmali gibi sorumludur. Yine TTK.nın 876. maddesi uyarınca ziya, hasar ve gecikme, taşıyıcının en yüksek özeni göstermesine rağmen kaçınamayacağı ve sonuçlarını önleyemeyeceği sebeplerden meydana gelmişse, taşıyıcı sorumluluktan kurtulur.6102 sayılı TTK nın 882. maddesinin 1. fıkrası; "Gönderinin tamamının zıyaı veya hasarı hâlinde, 880 ve 881 inci maddeler uyarınca ödenecek tazminat, gönderinin net olmayan ağırlığının her bir kilogramı için 8,33 Özel Çekme Hakkını karşılayan tutar ile sınırlıdır" hükmünü içermektedir. Maddenin 4. fıkrasında ise Özel Çekme Hakkı değerinin, eşyanın taşıma amacıyla taşıyıcıya teslim edildiği tarihteki TCMB kurları üzerinden Türk Lirasına çevrileceği hüküm altına alınmıştır.TTK’nın 855. maddesinin 5. Fıkrasında yer alan düzenleme; "Taşıyıcının kastından veya pervasızca bir davranışıyla ve böyle bir zararın meydana gelmesi ihtimalinin bilinciyle işlenmiş bir fiilinden veya ihmalinden dolayı; a) Eşya zıyaa, hasara uğramış veya geç teslim edilmişse, b) Yolcu geç ulaşmışsa, taşıyıcının sorumluluğu üç yılda zamanaşımına uğrar." şeklindedir Davalı vekili; taraflar arasında 05.10.2020 tarihinde akdedilen Taşıma Hizmet Sözleşmesi kapsamında davacı şirket yetkililerince imzalanmış bulunan Sorumluluk Belgesi ile; davacının taşımaya konu gönderinin mahiyeti itibarıyla özel bir hassasiyet taşıdığını bildiği ve bu çerçevede açık ve koşulsuz bir feragat iradesi ortaya koyduğu,müvekkil şirket aracılığıyla taşıması gerçekleştirilecek kargonun içeriğinin mahiyeti itibarıyla taşıma standartlarına uygun olmadığı, taşıma esnasında hasarlanabileceği ya da diğer kargolara hasar verebileceği bilgisinin müvekkil şirket tarafından kendisiyle paylaşıldığı, müvekkilinin hizmet sağlayıcısı sıfatıyla özen yükümlülüğünü eksiksiz yerine getirdiği, bu riski bilmesine rağmen kargonun taşınmasını talep ettiği ve kargonun taşıma esnasında hasara uğraması durumunda hasarın tazminini ya da hasarın sebep olacağı gönderiye ilişkin değer kaybından müvekkil şirketin herhangi bir sorumluluğu olmayacağını ve doğabilecek olası tüm tazminat taleplerinden peşinen feragat ettiğini ileri sürmüş ise de; davalı vekilinin bu savunması TTK nın 854(1) maddesi karşısında hükümsüz olduğundan dinlenebilir değildir.Yangın olayına ait video kaydının 1 dakika 44 saniye olduğu, kamera tarihinin 04.08.2023 olduğu, kamera saatine göre videonun 09.17.22 süresinde başladığı, yoldan geçen kadın ve çocuğun kamerada görünmeye başladıkları andan itibaren duman çıkan karton koliye doğru baktıkları, bu iki kişinin hemen arkasında bulunan başka bir kadının da duman çıkan koliye baktığı ve 09.18.06 süresinde eliyle koliyi işaret ettiği, buna mukabil siyah giyimli kargo çalışanının gelerek kolinin altını kaldırarak yanan kısmı söndürmeye çalıştığı, koliyi yan çevirdiğinde kolinin alt kısmından yoğun şekilde duman çıktığının görüldüğü, eliyle vurarak kolideki yanmayı söndürmeye çalıştığı, yanmadan dolayı koliye dokunan elini çektiği, başka çalışanların da gelerek koliye müdahale ettiği, bir çalışanın koliyi yırtarak kolinin içerisinden beyaz bir ürün çıkardığı ve kenara koyduğu, devamı görüntüleri olmadığından bir yapılamadığı anlaşılmaktadır.Somut uyuşmazlık;meydana gelen zayi olayında davalının ağır kusurlu olup olmadığı noktasındadır. Davacıya ait kargoya verilen gelinlik emtiasının davalı şirketin kargo aktarım merkezinde tespit edilemeyen bir nedenle yandığı uyuşmazlık dışıdır. Taşınan emtiaya en yüksek özen göstermesi gereken taşıyıcının kargo aktarım merkezinde tespit edilemeyen bir şekilde yanması, emtianın kendiliğinden yanabilecek bir ürün olmadığı, kargo aktarım merkezinde kargonun yanmasının beklenemeyeceği gözetildiğinde taşıyıcının muhafaza görevini yerine getirmediği ,taşınan emtiaların güvenliği için bir önlem alınmadığını ,hiç bir sebeb olmadan kargo kutusunun yanmaya başlamasının basit bir kusur veya teknik bir aksaklık olarak kabul edilemeyeceği, pervasızca, yani zararlı sonucun doğabileceği ihtimalini öngörmesine rağmen bu ihtimale kayıtsız kalarak ve umursamayarak ağır ihmal gösterdiğinin kabulü gerekir. Aksi yönde ki istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.Davalının ağır kusurlu olarak davacıya ait emtianın zayi olmasına sebebiyet verdiğinden sınırlı sorumluluktan yararlanma hakkını kaybettiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiş, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,Alınması gereken 2.483,07-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 732-TL harcın mahsubu ile kalan 1.751,07-TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,Davalı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, davacı tarafından yapılan 60-TL istinaf yargı giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.05/10/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/1309, K. 2026/1618, T. 05.10.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-1309-e-2026-1618-k-6a06738479ad