Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2023/125 E. 2026/1713 K. – İtirazın İptali

Konu: İtirazın İptali

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2023/125
Karar No
2026/1713
Karar Tarihi
Konu
İtirazın İptali

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

14. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2023/125

KARAR NO: 2026/1713

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : İSTANBUL 30. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ (Kapatılan) İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi

TARİHİ: 28/09/2022

NUMARASI: 2019/843 Esas - 2022/644 Karar

DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan)

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı banka ile dava dışı ... arasında Genel Kredi Sözleşmesi imzalandığını, davalının bu sözleşmeyi müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığını, söz konusu sözleşme gereğince kullanılan kredinin ödenmemesi üzerine muaccel hale gelen borcun ödenmesi için .... Noterliği'nin 07/03/2019 tarihli ve ... yevmiye numaralı hesap kat ihtarnamesi keşide edilerek borçlulara tebliğ edildiği halde süresinde borcun ödenmemesi üzerine İstanbul .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası üzerinden genel haciz yoluyla takip başlatıldığını, itiraz üzerine zorunlu arabuluculuğa başvurulduğunu ve İstanbul Anadolu Arabuluculuk Bürosu'nun ...arabuluculuk dosya numarası üzerinden ... arabuluculuk numarası ile sürecin anlaşamama ile sonuçlandığını ve anlaşamama son tutanağı düzenlendiğini; itirazların haksız olduğunu iddia ederek, itirazın iptaline, takibin devamına ve %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesi talep ve dava edilmiştir.

Davalıya tebligat yapıldığı hâlde davaya süresinde cevap verilmemiş ise de ön inceleme duruşma tensibinden sonra davalı vekili ile temsil edilmiş olup buna göre davalı vekili tarafından 14/09/2021 tarihli dilekçede davaya karşı beyanları içerir dilekçe sunmuş olduğu bu dilekçede resende gözetilmesi gereken imzanın aidiyeti ile ilgili beyanlar bakımından dilekçe dikkate alınarak sonuçta 23/02/2022 tarihli duruşma tutanağına yansıyan şekilde ve davalı vekilinin söz konusu duruşmadaki beyanına bağlı olarak davalı açısından aidiyet sorunu kalmadığı ifade edildiğinden davanın isticvabına gerek olmadığı belirtilmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ

İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Sonuç olarak celp edilip incelenen icra dosyası, kredi ve kefalete ilişkin sözleşmeler ve limitleri, kat ihtarı, buna ilişkin ihtarnamenin içeriği ve tebliğ tarihi; dosya kapsamına uygun, denetime ve hükme esas alınmasına elverişli olup Mahkememizce de dosya kapsamına uygun ve yeterli görülen 2. ek rapor, 2. ek rapora itirazların yerinde görülmemesi, 2. ek raporda da tatminkar bir şekilde açıklandığı üzere emsal olduğu ileri sürülen söz konusu 2020/366 Esas sayılı davanın konusunun yeni sözleşmeyle ilgili olup eldeki bu davanın ise eski sözleşmeyle ilgili olması nedeniyle söz konusu 2020/366 Esas sayılı davanın eldeki dava yönünden emsal niteliğe haiz olmaması, eldeki davayı etkilememesi nedeniyle o davayla ilgili sürecin beklenmesine gerek olmaması, yukarıya aktarılan ilgili yasal düzenlemeler, davacı tarafın 2. ek rapora itirazının olmaması ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde davanın söz konusu 2. ek rapor doğrultusunda kısmen sübuta erdiği kanaatine varılmıştır.

Söz konusu 2. ek rapordaki veriler ve takip talebi gözetildiğinde:

443.309,64 TL asıl alacak, 5.915,32 TL işlemiş akdi faiz, 99.444,66 TL işlemiş temerrüt faizi ve 5.267,97 TL BSMV olmak üzere toplam 553.937,59 TL, olup talebe konu toplam 760.359,67 TL'den 553.937,59 TL düşüldüğünde kısmen redde konu bedel olarak 206.422,08 TL bedele ulaşılmış olup aşağıdaki hesaplamalarda bu değerler gözetilmiştir.

Tarafların icra inkar-kötü niyet tazminatı adı altında talep ettikleri icra tazminatı yönünden yukarıya aynen alınan İcra ve İflas Kanunu’nun 67.maddesinin 2. Fıkrası hükmü, davanın niteliği, çok sayıda sözleşmeye dayalı ileri sürülen çok sayıda talep yönünden hesaplama ve denetleme zorluğu birlikte değerlendirildiğinde iki taraf yönünden de icra tazminat şartlarının somut olayda gerçekleşmediği sonuç ve kanaatine varıldığından ..." gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile İstanbul .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyası üzerinden yapılan takibin 443.309,64 TL asıl alacak, 5.915,32 TL akdi faiz, 99.444,66 TL temerrüd faizi ve 5.267,97 TL BSMV olmak üzere toplam 553.937,59 TL üzerinden ve takip tarihinden itibaren asıl alacağa faiz işletilmek suretiyle yürütülmesine; itirazın belirtilen çerçevede iptaline ve takibin belirtilen şekilde devamına, gerekçede açıklanan şekilde şartları oluşmadığından iki taraf yönünden de icra tazminat talebinin reddine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ

Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davacı ile dava dışı ... arasında genel kredi sözleşmesini müvekkilinin müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığı gerekçesiyle sözleşme hükümlerine riayet edilmemesinden dolayı ihtarname ile söz konusu borcun bildirildiği ancak buna rağmen ödenmediği belirtilerek icra takibi başlatıldığını, davacı ile dava dışı ... arasında 15.03.2016 tarihinde 1.000.000,00 TL limitli genel kredi sözleşmesi akdedildiğini, müvekkilinin 200.000,00 TL limit ile kefil sıfatıyla imzasının bulunmadığını, 04.12.2017 tarihinde 4.000.000,00 TL limitli kredide müvekkilinin imzasının bulunmadığını, 13.04.2018 tarihli 2.000.000,00 TL limitli kredide müvekkilinin imzasının bulunmadığını, müvekkilinin sorumluluğunun olmadığını ve kefaleti ile imzalamadığı sözleşmeler var iken tüm borçtan müvekkilinin sorumlu tutulmasının hukuka uygun olmadığını, davanın tümden reddi gerektiğini, müteselsil kefil sıfatıyla sorumluluğunun bulunmadığını iddia ederek, hükmün kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini ve ayrıca %20'den aşağı olmamak üzere tazminata karar verilmesini talep etmiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE

Dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan banka alacağın tahsili amacıyla başlatılan ilamsız icra takibine karşı yapılan itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Taraflar arasında, dava dışı ... ile davacı bankanın...şubesi arasında birden fazla genel kredi sözleşmelerinin imzalanmış olduğu konusunda herhangi uyuşmazlık mevcut değildir. Uyuşmazlık, takip borçlularından davalının krediden dolayı kefaletinin ve müştereken ve müteselsilen sorumluluğun olup olmadığı ile kararın usul ve yasaya uygun olup olmadığını ilişkindir.

Dosya kapsamından, davacı ve dava dışı ... arasında davacı bankanın...şubesi ile birden fazla genel kredi sözleşmelerinin imzalandığı, 04.01.2018 tarihinde imzalanan genel kredi sözleşmesinin 2.000.000,00 TL limitli olduğu, dava dışı ... ile ...'in müteselsil kefil olarak sözleşmeyi imzaladıkları, 10.08.2015 tarihli genel kredi sözleşmesi limitinin 2.000.000,00 TL olduğu, ...'in kefalet hükmü başlıklı 16.11.2015 tarihli sözleşme ile 1.000.000,00 TL tutarında kefil olduğu, kefalet miktarının, ad, soyad ve diğer bilgilerin açıkça belirtildiği, davacı banka tarafından davalı ile birlikte dava dışı ..., ..., ...'e 07.03.2019 tarihinde .... Noterliğinde keşide edilen ihtarnameyi düzenlettiği, söz konusu ihtarnamede; kredi sözleşmeleri uyarınca ...'e kredi tesis edildiği ve kullandırıldığı, ...'in sözleşmede müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatını taşıdığı, risklerden ve ödemenin yapılacağı tarihe kadar temerrüt faiz oranında sorumlu olacağının ve diğer hususların belirtilerek her bir kredi türü ve miktarı belirtilmek suretiyle toplam 614.648,51 TL'nin ihtarnameden itibaren bir gün içerisinde ödenmesinin talep edildiği, ödemenin gerçekleştirilmemesi üzerine davacı banka tarafından davalı ile birlikte dava dışı kredi borçlusu ve ... hakkında İstanbul .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında 15.10.2019 tarihinde 560.945,40 TL asıl alacak, 57.714,47 TL işlemiş akdi faiz, 131.311,58 TL işlemiş temerrüt faizi, 8.492,73 TL %5 BSMV toplamı ile 1.895,49 TL ihtarname masrafı olmak üzere toplam 760.359,67 TL alacağın tahsili amacı ile ilamsız icra takibi başlatıldığı, icra takibi öncesinde İstanbul Anadolu 1. ATM'nin 2019/672 D.İş sayılı dosyası üzerinde 614.648,51 TL alacak yönünden ihtiyati haciz kararının alınmış olduğu, icra takibine karşı davalının icra dairesinin yetkisi ile birlikte alacak ve ferilerine itiraz ettiği, davacı tarafça itiraz eden davalı hakkında İİK 67.maddesi gereğince bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde iş bu itirazın iptali davasınına açılmış olduğu anlaşılmıştır.

Tarafların delillerini dosyaya ibraz etmesi ve ilgili delillerin celbi sonrasında bilirkişi raporun alınmıştır.

27.10.2021 tarihli bilirkişi raporunda; davacı banka.... tarafından dava dışı asıl borçlu ...'e kullandırılan ticari nakit ve gayri nakit kredilere ilişkin sözleşme, hesap hareketi, hesap ekstresi ve Banka sistem kayıtları göz önüne alındığında, dava dışı asıl borçlu ...'in bu borçlarındarı sorumlu olduğunun anlaşıldığı, dava dışı asıl borçlu ...'in kredi geri ödemelerinde ödeme güçlüğü çekmesi nedeniyle, banka ile asıl borçlu arasında imzatanmış olan Genel Kredi Sözleşmeleri gereği Müteselsil Kefil sıfatıyla imzası bulunan ..., ... ve ...' in de bu borçlardan kefalet limitleri kadar sorumlu olduklarının anlaşıldığı, TBK'nın müteselsil kefalet hükümleri gereği işbu kefaletin süresiz olarak verildiği, işbu kefalet sözleşmesinin kurulmasından başlayarak on yılın geçmesiyle kendiliğinden ortadan kalkacağının belirtildiği, bu bağlamda davalı müteselsil kefil ...'in kefil sorumluluğunun 10.08.2015 tarihli Genel Kredi Sözleşmesi' ne göre henüz süre aşımına uğramadığı ve 1.000.000,00 TL limit dahilinde sorumluluğunun devam ettiğinin görüldüğü, davacı bankanın müteselsil kefillerden talep etmiş olduğu toplam alacak tutarı icra takip tarihi itibariyle; 760.359,67 TL olduğu, icra takip tarihi itibariyle bilirkişilerce hesaplanan toplam banka alacak tutarının ise 774.991,46 TL olduğu, ancak banka talebi ile bağlı olduğu, davada müşterek borçlu ve kefil sıfatını taşıyan davalı ...'in banka sisteminde görünen Business Kredi Kartı, Krediti Bankomat 7/24 ve Tazmin Olunan Gayri Nakdi Krediler hesaplarından sorumlu olduğu ihtarnamede belirtildiğinden, müteselsil kefil ...'in icra takip tarihi olan 15.10.2019 tarihi itibariyle borcunun 557.486,78 TL olduğunun değerlendirildiği belirtilmiştir.

Davalı vekili rapora karşı beyan ve itiraz dilekçesinde; raporu kabul etmediklerini, müvekkilinin borçtan sorumluluğunun bulunmadığını, 15.03.2016 tarihli, 04.12.2017 tarihli ve 13.04.2018 tarihli kredi sözleşmelerinde müvekkilinin kefil olarak imzasının bulunmadığını, müvekkilinin sorumlu olduğu sözleşmeler için icra takiplerinin başlatıldığı, takipler sonucunda ipotek verilmiş limitlerle ilgili olarak alıcı banka tarafından işlemler yapıldığını, müvekkilinin sorumlu olmadığı ve müteselsil kefaleti ile imzalamadığı sözleşmeler var iken borçtan müvekkilinin sorumlu tutulmasının hukuka uyar bir yanının bulunmadığını, ipotekli taşınmazlarında satılması sonrasında müvekkilinin borçlu olduğu iddiasının kabul edilemeyeceğini, müteselsil kefil olarak imzasının bulunmadığını, sorumluluğunun bulunmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Davacı vekili mahkemenin 01.12.2021 tarihli ara kararı gereğince beyan dilekçesinde; takibe ve davaya konu sözleşme veya sözleşmelerin tarihlerinin bildirilip özgülenmesi ve buna göre davalı vekilinin rapora itiraz dilekçesinde imza yönünden itiraza uğrayan sözleşme olması durumunda sözleşme asıllarının ve örneklerinin ibrazı için iki haftalık süre verildiğini, bilirkişi raporunda tespit edildiği gibi asıl borçlu ... ile müvekkili banka arasında imzalanan 10.08.2015 tarihli 2.000.000,00 TL meblağlı genel kredi sözleşmesi olduğunu, davalının bu sözleşmeyi 16.11.2015 tarihinde müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığını, davalının 01.12.2021 tarihli duruşmada bahsettiği diğer dava dosyasının İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/366 Esas sayılı dosyası olduğunu, dava ile ilgisinin bulunmadığını, söz konusu dosyada davalı borçlunun dava dışı ... ile müvekkili banka arasında imzalanan kredi sözleşmesi olan kefaletinden kaynaklandığını, dava dosyasının ise dava dışı ...'in müvekkili bankadan kullanmış olduğu kredi sözleşmesine kefaletinden kaynaklandığını belirterek, davanın kabulü ile takibin devamına karar verilmesini talep etmiştir.

25.04.2022 ek bilirkişi raporunda; davada müşterek borçlu ve kefil sıfatını taşıyan Davalı ...'in Banka sisteminde görünen Business Kredi Kartı, Kredili Bankomat 7/24 ve Tazmin Olunan Gayri Nakdi Krediler hesaplarından sorumlu olduğu ihtarnamede belirtildiğinden, müteselsil kefil ...'in icra takip tarihi olan 15.10.2019 tarihi itibariyle borcunun 553.937,59 TL olduğu değerlendirildiği belirtilmiştir.

28.06.2022 tarihli 2. Ek bilirkişi raporunda; Yüksek Yargıtay (kapatılan) 19. Hukuk Dairesi' nin 27.01.2016 tarih, 2015 / 9264 Esas, 2016/ 997 karar sayılı emsal ilamında; "Bir sonraki sözleşme imzalanmasına müteakip, eski sözleşmeye göre kullandırılıp devam eden kredi borçları hariç olmak üzere, eski sözleşmenin hükümsüz kaldığı, yeni sözleşme tarihinden sonra kullandırılan kredilerden eski sözleşmedeki kefilin sorumlu olmadığı " hükmünün yer aldığı, bu sebeple mahkemece; "davacı ile dava dışı asıl borçlu arasında imzalanan yeni sözleşmeden sonra kullandırılan yeni kredilerden müteselsil kefil olan davalı sorumlu olmayacağından davanın reddine karar verildiği" belirtildiği, mahkemenin huzurundaki davada ise yeni bir sözleşme gündemde olmayıp, mevcut sözleşme ile devam eden kredi kullanımları ve bu kredilerin ödenmemesi durumunun mevcut olduğu, davaya konu olan kredi sözleşmesinin ... numaralı olduğu, bu sözleşmenin asıl borçlu ... tarafından 10.08.2015 tarihinde ve müteselsil kefil ... tarafından 16.11.2015 tarihinde imzalandığı, davacı bankanın davalıdan talep etmiş olduğu toplam alacak tutarının icra takip tarihi itibariyle 760.359,67. TL olduğu, icra tutarının ise 553.937.59 TL olduğu, davacı banka tarafından hesaplanan bu 3 adet kredi ürünü ile ilgili bankanın toplam alacak tutarının ise 554.765,13 TL olarak belirtildiği, bu bağlamda davalı müteselsil kefil ...'in kefil sorumluluğunun 10.08.2015 tarihli ... sayılı Genel Kredi Sözleşmesine göre henüz süre aşımına uğramadığı ve 1.000.000,00 TL limit dahilinde sorumluluğunun devam ettiği belirtilmiştir.

Mahkemece, bilirkişi raporu ek rapor kapsamında davanın kısmen kabulüne dair hüküm tesis edilmiştir. Kat ihtarnamesine konu ve dava konusu kredi genel sözleşmesinin 10.08.2015 tarihli F0218319 numaralı sözleşme olduğu, söz konusu sözleşmenin takip borçlularından ... ile davacı bankanın...Şubesi arasında 2.000.000,00 TL limitli olarak imzalanmış olduğu anlaşılmaktadır. Genel kredi sözleşmesinin ekinde kefalet hükmü başlıklı olarak davacının 1.000.000,00 TL limit ile sorumluluğuna ilişkin 16.11.2015 tarihli sözleşme mevcuttur.

Sözleşme tarihinde yürürlükte bulunan TBK'nın 583/1.maddesine göre kefalet sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azamî miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz. Kefilin, sorumlu olduğu azamî miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesi şarttır. Somut davada, yukarıda yer verildiği üzere kredi sözleşmesinde kefalet ile ilgili yasal düzenlemeye uygun şekilde sözleşme gerçekleştirilmiştir. Bu nedenle davalının sözleşmenin geçersiz olduğuna dair aksine iddiaları ve dava konusu olmayan kredi sözleşmelerine dair iddiaları yerinde görülmemiştir.

Davalı vekili her ne kadar dava dışı kredi borçlusu ile davacı banka arasında imzalanan genel kredi sözleşmelerinin tamamı istinaf konusu yapılmış ise de yargılama aşamasında takip konusu genel kredi sözleşmesinin yalnızca 10.08.2015 tarihli yukarıda numarası belirtilen sözleşme olduğu anlaşılmıştır. Söz konusu sözleşmede TBK 583.maddesinde belirtilen şekil şartlarına uygun biçimde davalı müteselsil kefilin kefaleti mevcuttur. Kat ihtarnamesi ile dava konusu 10.08.2015 tarihli krediye bağlı olarak borçluya kullandırılan Business Kredi Kartı, BCH Kredisi, Kredili Bankomat 724 ve tazmin olunan gayri nakdi kredilerden kaynaklanan alacağın talep edilmiştir.

Söz konusu alacak kalemleri davalı müteselsil kefilin 1.000.000,00 TL kefaletinin yer aldığı kredi sözleşmesine ilişkindir. Kredi genel sözleşmesine ekli kefalet hükmünde sözleşmeyi imzalayan kefilin hangi koşullarda kefalet vermeyi beyan ve kabul ettiği ayrıntılı şekilde düzenlenmiştir. 1.maddede; "Sözleşme'nin sonunda imzası bulunan kefil “müteselsil kefil” sıfatı ile kefalet vermeyi kabul eder. Kefil, kefalet limiti ile sınırlı olmak üzere müteselsil kefaletin, anapara ve akdi faizini, bilcümle işlemiş işleyecek temerrüt faizlerini, fonları, komisyonları, her türlü masrafları, vergi ve resimleri, dış işlemlerde kur artışı nedeniyle ortaya çıkacak ilave miktarları, kanuni takip giderlerini ve avukatlık ücretlerini ve bunlarla sınırlı olmaksızın Borçlar Kanununun 589'uncu maddesinde belirtilen diğer borçlardan ve 1 yıl süre ile sınırlı olmaksızın Banka alacağı için işlemiş ve işleyecek faizlerin tamamından sorumlu olduğunu kabul ve taahhüt eder." düzenlemesi mevcuttur.

Taraflar arasında imzalanan kefalet sözleşmesi, TBK'nın yukarıda yer verilen ilgili hükümleri ile alınan bilirkişi rapor ve ek raporlarına göre verilen kararda istinaf sebepleri göz önünde bulundurulduğunda herhangi bir isabetsizlik görülmemiştir.

Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararı usule ve yasaya uygun olup davalı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.

HÜKÜM

:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;

1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine,

2-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 28.379,60 TL istinaf nispi karar harcının davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,

3-Davalı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

4-Gerekçeli kararın, Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair;

HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 08.10.2026 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.08.10.2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2023/125, K. 2026/1713, T. 08.10.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2023-125-e-2026-1713-k-824174d133b6