Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2023/121 E. 2026/1712 K. – Menfi Tespit
Konu: Menfi Tespit
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2023/121
- Karar No
- 2026/1712
- Karar Tarihi
- Konu
- Menfi Tespit
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2023/121
KARAR NO: 2026/1712
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İSTANBUL 29. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ (Kapatılan) İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ: 27/10/2022
NUMARASI: 2022/134 Esas - 2022/723 Karar
DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Ticari satımdan kaynaklanan)
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı tarafça, müvekkili şirket aleyhine İstanbul ....İcra Müdürlüğü'nün ... Esas numaralı dosyası ile ilamsız icra takibine girişildiğini ve söz konusu takibin usulsüz tebligat nedeniyle kesinleştiğini, davalı tarafından müvekkilinin araçlarına ve banka hesaplarına bloke konulduğunu, davalı ile davacı müvekkilinin ...yarı-römork aracının satışı için anlaştığını ve müvekkilinin ....Noterliğinin 22/12/2021 tarihli ve ... yevmiye numaralı araç satış sözleşmesi ile aracı devralarak bedelini davalı vekiline ödediğini, akabinde davalının kötüniyetli olarak aynı araç için 28/12/2021 tarihinde fatura kestiğini ve faturaya dayalı icra takibi başlattığını, davalı yetkilisi ...nın ....Noterliğinin 19/03/2018 tarih, ... yevmiye numaralı vekaletname ...'na geniş yetkili vekaletname verdiğini, ...'nun ise ....Noterliği 10/11/2021 tarihli ... yevmiye numaralı ve iş bu davaya konu ...plakalı aracın da içerisinde olduğu birkaç araç satışı için ...'e araç satış vekaletnamesi verdiğini, dilekçe ekinde sunmuş oldukları satış sözleşmesi ile müvekkilinin mezkur aracın bedelini ödediğini ve aracın devrinin gerçekleştiğini, satış sözleşmesinde de görüleceği üzere satıcı vekili "bedelini elden nakit olarak aldığını" beyan ettiğini, satış ve devir işlemlerinin 22/12/2021 tarihinde gerçekleştirildiğini ve bahse konu alış işleminin müvekkilinin ticari defterlerine işlediğini, müvekkili şirketin saygınlığına ve itibarına finans şirketleri ve bankalar nezdinde zarar gelmemesi için söz konusu yargılama devam ederken haciz baskısı altında dava konusu miktarın-takip kesinleştiğinden dolayı ödemek zorunda kalınırsa davaya istirdat davası olarak devam edeceklerini , davalı şirket tarafından düzenlenen 47.000,00 TL bedelli fatura açısından ve icra takip dosyasındaki alacağın tamamı bakımından müvekkili şirketin borçlu olmadığının tespitine, ileride telafisi imkânsız zararların doğmaması açısından, dava sonuçlanıncaya kadar İstanbul .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında tahsilatların alacaklıya ödenmemesi için öncelikle teminatsız olarak, mahkeme aksi kanaatte ise %15 teminatla icra dosyasında tahsil edilen paraların alacaklıya verilmemesini, bu durumunda mümkün olmaması halinde ise %115 teminatla dosyada bulunan tüm hacizlerin kaldırılmasını, alacaklı olmadığını bildiği halde haksız ve kötü niyetli davalı aleyhine takip miktarının %20'sinden aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı taraf, davaya herhangi bir cevap vermemiş, HMK 128. madde hükmü uyarınca davacının, dava dilekçesinde ileri sürdüğü vakıaların tamamını inkar etmiş sayılmıştır.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Mahkememizce aldırılan bilirkişi raporu ile ; tacir olan davacı şirketin ticari defterleri incelenmiş olup, 2021 yılı defterlerinin açılış ve kapanış tasdiklerinin zamanında yapıldığı, TTK ve VUK hükümlerine göre usulüne uygun tutulduğu, Raporumuzun 4.a.2.bölümünde detaylı bir şekilde açıklandığı üzere, davalı şirket tarafından inceleme günü defter ve belge ibrazında bulunulmadığından, davalı şirkete ait usul ve hesap incelemesinin yapılamadığı, davacının Menfi Tespit Talebi Yönünden: Raporumuzun Genel Değerlendirme bölümünde detaylı bir şekilde açıklandığı üzere, davacı şirket ile davalı şirket arasında düzenlenen ....Noterliği'nin 22.12.2021 tarih, ... yevmiye numaralı Araç Satış Sözleşmesi ile ...plaka numaralı Yarı Römork'un satışının yapılmış olduğu, satış sözleşmesinde belirtilmiş olduğu üzere, davacı adına alıcı ve davalı adına satıcı tarafından araç bedelinin “elden nakit olarak” alındığı şeklinde belirtilmiş olduğundan davacı şirketin 28.12.2021 tarih, ... seri numaralı 47.000,00 TL tutarlı fatura borcunu ödemiş olduğu, bu kapsamda, hukuki değerlendirmeler mahkemeye ait olmak üzere, davacı şirketin, takip konusu alacağı oluşturan 28.12.2021 tarih, ... no.lu 47.000,00 TL tutarlı fatura içeriği araç bedelini ödemiş olduğundan davalı şirkete borcunun bulunmadığı sonuç ve kanaati bildirilmiştir. Davacı şirket ile davalı şirket arasında düzenlenen ....Noterliği’nin 22.12.2021 tarih, ... yevmiye no.lu Araç Satış Sözleşmesi ile ... Plaka no.lu Yarı Römork’un satışının yapılmış olduğu, satış sözleşmesinde belirtilmiş olduğu üzere, davacı adına alıcı ve davalı adına satıcı tarafından araç bedelinin “ELDEN NAKİT OLARAK” alındığı şeklinde belirtilmiş olduğundan davacı şirketin 28.12.2021 tarih, ... seri no.lu 47.000,00 TL tutarlı fatura borcunu ödemiş olduğu, davanın resmi evrakla ispatlandığı aksi bir delil sunulamadığı anlaşılmakla..." gerekçesiyle davanın kabulüne, davacının İstanbul .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasında davalıya borçlu olmadığının tespitine, asıl alacağın %20 oranında kötüniyet tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; vekil vasıtasıyla takip edilen işlerde kural olarak tebligatların vekile yapılması gerektiğini çünkü tebligatın muhatabının vekil olduğunu, taraflarının cevap dilekçesi vermesi ve davada kendilerini temsil etmesinin mümkün olamadığını, bilirkişi raporuna itiraz süresinin dolması beklenmeden karar verildiğini, raporun 25.10.2022 tarihinde müvekkiline tebliğ edildiğini, 27.10.2022 tarihli duruşmada karar verilerek yasal sürenin ihlal edildiğini, davacının takip sonrasında 7 günlük itiraz süresi kaçırdığından İstanbul Anadolu 11. İcra Hukuk Mahkemesine başvurduğunu, şikayetin kabulüne karar verildiğini, tebligatın usulsüzlüğüne karar verildiğinden ödeme emrinin itiraz sürelerinin yeniden başladığını, ayrıca davacı tarafın icra takibine itiraz ettiğini, takibin durdurulduğunu, menfi tespit davası açmasında hukuki bir yararının bulunmadığını, davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddi gerektiğini, esasa ilişkin olarak ise davacı aleyhine icra takibi başlatıldığını, usulüne uygun şekilde ödeme emrinin borçluya tebliğ edildiğini ve takibin kesinleştiğini, müvekkili şirketin 1995 yılından bu yana uluslararası taşımacılık sektöründe hizmet verdiğini, sahip olduğu araçlarını şirketin envanterinde bulunan araçları yenilemek amacıyla sattığını, müvekkili uhdesinden çıkarmak için satmaya karar verdiği ... plaka nolu yarı römorku satın almak üzere davacı şirketin talip olduğunu, fiyat konusunda anlaşmaları üzerine satış vekaleti verildiğini, vekalet verilen şahsın davacı ile anlaşarak ve güveni kötüye kullanarak müvekkili uhdesinde araçları davacı üzerine geçirmesine yardım ettiğini, satış bedelinin müvekkiline ödenmemesi üzerine icra takibi başlatıldığını, ödeme emrinin tebliğine rağmen itirazda bulunulmadığını, takibin kesinleşmesinden sonra icra hukuk mahkemesi kanalıyla usulsüz tebligat şikayeti neticesinde davacı şikayetinin kabulüne karar verilerek ödeme emrinin iptaline karar verildiğini, satım sözleşmesinin şartlarının davacı tarafça yerine getirilmediğini, satım bedelinin hiçbir suretle müvekkili tarafından teslim alınmadığını, vekalet verilen kişinin kendi eylem birliği içerisinde olağan kişilerden olmasını isteyerek müvekkilini yanıltan ve bunun sonucu araçları hiçbir karşılık ödemeden uhdesine geçirmeye çalışan davacının açmış olduğu davanın kötü niyetli olduğunu, satış bedellerinin tahsil edilmiş gibi göstermeye çalıştığını, vekalet veren kişi ile davacı aralarında gizlice anlaşarak satış sözleşmesine konu bedelin elden ödendiğine dair ibare koydurarak ödemeden kurtulmayı amaçladığını, davacının elden alındığını iddia ettiği hiçbir ücretin müvekkili şirkete verilmediğini, bu hususta İzmir Cumhuriyet Başsavcılığına hem davacı şirket hem de satış sözleşmesini imzalayan taraflar hakkında hizmet nedeniyle görevi kötüye kullanmak, vekalet görevinin kötüye kullanılması, nitelikli dolandırıcılık eylemleri ile ilgili suç duyurusunda bulunulduğunu, soruşturmanın devam ettiğini, elden para ödendiğinin davacı tarafça ispat edilmesi gerektiğini, müvekkili şirket hesaplarına ve defter kayıtlarına bakıldığında davacı tarafın ücret ödemesini yerine getirmediğini, kötü niyetli olarak borçsuz olduğu iddiasında bulunduğunu, müvekkilini yanıltıp hiçbir ücret ödemeden uhdesine araçları geçirmek olan davacının açmış olduğu davanın kötü niyetli olduğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usule ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE
Dava, İİK'nın 72/3 maddesi gereğince icra takibinden sonra açılan menfi tespit istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekili yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.
Taraflar arasında, araç satış sözleşmesinin varlığı hususunda herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir. Uyuşmazlık, menfi tespit davasında dava dilekçesinin, takip alacaklısının vekiline davalı vekili olarak tebliğ edilip edilmeyeceği, icra takip dosyasındaki alacaklı vekiline davalı vekili olarak dava dosyasında tebligat yapılmamış olmasının usul ve yasaya aykırı olup olmadığı, bilirkişi raporunun tebliğ sonrasında yasal süre beklenilmeksizin karar verilip verilmediği, davacının menfi tespit davası açmasında hukuki yararının olup olmadığı, kararın usul ve yasaya uygun bulunup bulunmadığına ilişkindir.
Dosya kapsamından, taraflar arasında .... Noterliğinde düzenlenen 22.12.2021 tarihli araç satış sözleşmesinin gerçekleştirildiği, sözleşmede alıcının davacı şirket, satıcının davalı şirket olduğu, her iki tarafında vekil vasıtasıyla temsil edildiği, söz konusu aracın ...plakalı tırsan markalı tenteli kasa ticari araç olduğu, satış bedelinin sözleşmede 47.000,00 TL olarak belirtildiği, sözleşmenin ilk paragrafında satıcının alıcıya aracı satarak bedelini elden nakit olarak aldığı ve aracı teslim ettiğini, aracın plakalarını imha için notere teslim ettiğini, alıcının ise bedelini elden nakit olarak ödeyerek teslim aldığına dair beyanının bulunduğu, davalı şirket tarafından davacı şirket hakkında İstanbul .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında 20.01.2022 tarihinde 47.000,00 TL alacağa ilişkin olarak ilamsız icra takibi başlattığı, takip talebinde araç satışı için tanzim olunan 28.12.2021 tarihli 47.000,00 TL miktarlı fatura ve satış sözleşmesinin gösterilmiş olduğu, davacı şirket tarafından İİK 72/3.fıkrası gereğince iş bu menfi tespit davasının açılmış olduğu anlaşılmıştır.
Davalı şirketin dava dilekçesinde gösterilen adresine tebligat normal şekilde gerçekleştirilmiştir. Tebligat şerhine tüzel kişi temsilcisinin tebliğ anında adreste bulunmaması sebebiyle daimi işçisine tebliğ edildiğine dair şerh düşülmüştür. Dava dilekçesinden sonraki yargılama safhasında tebligatlar aynı şekilde gerçekleştirilmiştir. Davalı taraf yazılı beyanda bulunmadığı gibi duruşmalarada katılmamıştır. Davacının delillerini ibraz etmesi ve ilgili delilerin celbi sonrasında bilirkişi incelemesi gerçekleştirilmiştir. 09.10.2022 tarihli bilirkişi heyet raporu alınmış, davalı şirkete 25.10.2022 tarihinde bilirkişi raporu tebliğ edilmiştir. Mahkemece 27.10.2022 tarihli celsede; bilirkişi raporu doğrultusunda karar verilmiştir.
İcra takibini başlatan şirket vekilinin menfi tespit davasını takip etmek gibi bir yükümlülüğü bulunmamaktadır. Vekalet ilişkisi her bir olay, iş veya dosya nedeniyle vekalet verenin vekili özel bir talimatla talimatlandırmasına bağlıdır. Bu itibarla takibe itiraz etmiş ve arabuluculuk işlemlerini takip etmiş bir vekilin mutlaka dava aşamasında da davalıyı temsil etmek gibi bir yükümlülüğü bulunmadığından, mahkemece henüz vekil olup olmayacağı belli olmayan vekilin yerine davanın asıl muhatabı olan davalıya dava dilekçesi ile ön inceleme duruşmasını tebliğ etmesi yerindedir. Bu şekilde yapılan tebligat usul hukukuna uygun olup, davalı asıla yapılan tebligat ile davalının bizzat haberdar edildiği bir vakıa veya durum nedeniyle savunma hakkının kısıtlandığını veya adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini kabul etmek mümkün değildir.
Zira hakkın asıl sahibi olan davalının, kendi hakkını vekilinden daha önce düşünerek gerekli önlemleri alacağı, savunmasını organları eliyle veya görevlendirilecek bir vekil aracılığıyla yapacağı kabul edilmelidir. Nitekim bu hususta Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 03.06.2022 tarihli ve 2021/1 Esas, 2022/3 Karar sayılı kararı ile "İcra takibine maruz kalan borçlu, vekil marifetiyle takibe itiraz ettiğinde, itiraz üzerine duran icra takibinin devamını sağlamak için alacaklının açacağı itirazın iptali davasında dava dilekçesinin asıla tebliğ edilmesi gerekmektedir" şeklinde karar verilmiştir. 2797 sayılı Yargıtay Kanunu'nun 45. maddesi uyarınca içtihadı birleştirme kararları benzer hukuki konularda Yargıtay Genel Kurullarını, dairelerini ve adliye mahkemelerini bağlar. Somut olayda davanın icra takibinden sonra açılan menfi tespit davası olması sonuca etkili olmayacaktır. Bu yasal düzenleme gereğince, içtihadı birleştirme kararlarının benzer hukuki konularda Yargıtay Genel Kurulları, daireleri ve adliye mahkemeleri için gerekçeleri ile açıklayıcı, sonucu ile bağlayıcı olduğunda kuşku bulunmamaktadır. Bu durumda davalı vekilinin tebligatların asıla yapılmış olmasının usulsüz olduğuna yönelik istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.
HMK'nın 280. maddesinde bilirkişi raporunun duruşma gününden önce taraflar tebliğ edileceği hükme bağlanmıştır. Aynı Yasanın 281/1 maddesinde ise tarafların bilirkişi raporunun tebliğinden itibaren iki hafta içinde raporda eksik gördükleri hususların bilirkişiye tamamlattırılmasını, belirsizlik gösteren hususlar hakkında bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilecekleri düzenlenmiştir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 13/05/2015 Tarihli ve 2013/8-2201 Esas, 2015/1326 Karar sayılı kararı).
Mahkemece, 09.10.2022 havale tarihli bilirkişi heyet raporu uyarınca davanın kabulüne karar verilmiştir. Ancak bilirkişi raporu davalı şirkete 25.10.2022 tarihinde tebliğ edilmiş olmasına ve tebligat üzerinde HMK'nın 281. maddesi gereğince tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde itiraz edilmediği takdirde bilirkişi raporuna itiraz etme hakkından vazgeçilmiş olacağının ihtarına rağmen iki haftalık süre dolmaksızın 27.10.2022 tarihinde karar verilmiştir. Tebligat üzerinde belirtilen süre dikkate alınmaksızın yasal düzenleme kapsamında davalı tarafa bilirkişi raporuna beyanda bulunma hakkı verilmeden karar verildiği anlaşılmıştır.
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6. maddesi ve Anayasa'nın 36. maddesine göre herkes, yasal yollardan faydalanarak yargı yerleri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir. Anayasa'nın 36. maddesi ile HMK'nın 27. maddesi uyarınca, taraflar dinlenilmeden, iddia ve savunmalarını beyan etmeleri için davet edilmeden hüküm verilemez. Aksi halde savunma hakkı kısıtlanmış olur. Adil yargılanma hakkı HMK’nın 27. maddesinde belirtilen hukukî dinlenilme hakkını da içeren daha geniş bir haktır ve hukuk devletinin bir gereğidir.
Adil yargılanma hakkı; kanuni, bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından yargılanma, makul süre içinde yargılanma, hakkaniyete uygun yargılanma ve hukuki dinlenilme haklarını kapsar. Hukuki dinlenilme hakkı, adil yargılanma hakkının en önemli unsurudur. HMK’nın 27. maddesine göre, tarafların yargılama ile ilgili bilgi sahibi olması, bilgi sahibi olduğu konuda açıklama ve ispat hakkını kullanabilmesi, mahkemenin tüm iddia ve delilleri dikkate alarak kararını gerekçeli olarak vermesi gerekir. Hukuki dinlenilme hakkına aykırılık, kanun yolu incelemesinde re'sen dikkat alınır. Bu nedenlerle ilk derece mahkemesince, savunma hakkı kısıtlanarak, tebliğ sonrası süre beklenilmeksizin davalıya beyan ve itiraz hakkı tanınmayan bilirkişi raporu esas alınarak karar verilmesi usul ve yasaya aykırı görülmüştür.
Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına ve davanın yukarıdaki açıklamalar ışığında yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki karar verilmiştir.
KARAR :Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
1-HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına,
2-Yukarıdaki açıklamalar ışığında davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
3-Davalı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince davalıya iadesine,
4-Kaldırılan ilk derece mahkemesi kararının icrasıyla ilgili olarak İİK'nın 36. maddesi uyarınca yatırılan teminatların, yatıran taraflara iadesine,
5-Davalı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin, ilk derece mahkemesince, yeniden verilecek hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine dair;
HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 08.10.2026