Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2025/570 E. 2026/1496 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2025/570
- Karar No
- 2026/1496
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/570 - 2026/1496 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2025/570 KARAR NO : 2026/1496
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R
BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP :
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA BATI 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 18.02.2025 NUMARASI : 2023/1246 Esas 2025/220 Karar
DAVACI : VEKİLİ : Av.
DAVALILAR : 1 - VEKİLİ : Av.
2 - VEKİLİ : Av.
DAVANIN KONUSU : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 25.09.2026 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 10.10.2026
İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davalı ...Limited Şirketi vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI Davacı vekili dava dilekçesinde; 18.01.2023 tarihinde, davalı şirkete ait ve davalı sigorta şirketi tarafından İhtiyari Mali Mesuliyet Sigortası ile sigortalanan aracın sürücüsünün tam kusurlu olarak davacı şirkete ait araca çarpması sonucu meydana gelen kazada, davacıya ait aracın hasarlanmasına ve değer kaybına uğramasına neden olduğunu, davalı şirkete ait aracın Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası kapsamında, dava dışı ... AŞ tarafından hasar tazminatı olarak ödeme yapıldığını ancak bu ödemenin eksik olduğunu, ayrıca davacının aracının ticari araç olup serviste onarımı sırasında geçen sürede davacı şirketin zarara uğradığını, Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası kapsamında tahsil edilen bedelin düşülmesi ile kalan zararın İhtiyari Mali Mesuliyet Sigortası teminatı olan ... Sigorta tarafından tazmin edilmesi gerektiğini, davacıya ait araç onarımında kullanılan yan sanayi parçalar ile orijinal parçalar arasındaki farkın hesaplanarak davacıya ödenmesi gerektiğini, yüksek oranlarda iskontolu olarak düzenlenen eksper raporunun da taraflarınca kabul edilir olmadığını, bu bağlamda davacıya ait araç gerçek hasar bedelinin belirlenmesi gerektiğini belirtilerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, HMK m. 107'ye göre belirsiz alacak davası olarak, şimdilik hasar ve orijinal parça fark bedeli için 100,00 TL, değer kaybı bedeli için 100,00 TL olmak üzere toplam 200,00 TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan tahsiline, davacı şirketçe ödenen 750,00 TL eksper raporu faturasının yargılama gideri olarak davalılardan tahsiline, karar verilmesini istemiş, davacı vekili 05.02.2025 tarihli bedel artırım dilekçesi ile; 100,00 TL olan bakiye hasar bedeli taleplerini 114.900,00 TL artırarak 115.000,00 TL'ye yükseltmiştir. Davalı ... Sigorta AŞ vekili cevap dilekçesinde; Dava konusu kazaya karışan aracın davalı sigorta şirketine İMM Sigorta poliçesiyle sigortalı olduğu, sorumluluklarının da sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında 3.000.000,00 TL poliçe limitiyle sınırlı olduğunu, kabul anlamına gelmemek üzere davacıya ait araç meydana geldiği iddia edelen değer kaybının Genel Şartlara göre hesaplanması gerektiğini, hasar bedelinin hesaplanmasında parça ve işçilik iskontosunun en az yüzde %30 olması gerektiği gibi davalı sigorta şirketinin KDV sorumluluğunun da olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı ...Ltd. Şti. vekili cevap dilekçesinde; Meydana gelen kazanın oluşumunda davalının maliki olduğu araç sürücüsünün kusurunun olmadığını, maliki oldukları araç sürücüsü ...'ın ifadesinde de görüleceği üzere, 70 km hızla yolun orta şeridinde seyir halindeyken, öndeki aracın yolun orta şeridinde ilerlediğini düşünerek, önce hızını azaltmadığını, yaklaştığında ise davacı tarafa ait aracın durmuş olduğunu fark ederek durmaya çalışsa da, dava konusu kazanın meydana geldiğini, trafik akımının olduğu yerlerde oluşan kazalar veya arızalar sonrasında geriden gelen araçların görebilmeleri için araç gerilerine reflektör, flaşör vb. uyarıcı konulması gerektiğini, davacıya ait araçta oluşan hasar bedelinin davalı aracının Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası Poliçesini tanzim eden sigorta şirketi tarafından karşılanmış olmakla sorumluluklarının olmadığını, davalı sigorta şirketi tarafından davacıya 25.04.2023 tarihinde 120.000,00 TL ödeme yapıldığını, 2023311118286/2 dosya numarası ile ... isimli şahıs adına 06.06.2023 tarihinde 79.600,00 TL ödeme yapıldığını, dolayısıyla davacıya ait araç hasar bedeli karşılanmış olmakla sorumluluklarının kalmadığını, kabul anlamına gelmemek üzere davacıya ait araç hasar tutarının Genel Şartlar hesaplama yöntemine göre belirlenmesi gerektiğini, dava dilekçesi ile orijinal parça fark bedelinin talep edilmesinin hukuki dayanağının da olmadığını savunarak davanın reddi istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; davanın trafik kazası nedeniyle araçta oluşan bakiye hasar bedeli ve değer kaybı bedelinin İMMS ve işleten sorumluluğuyla davalılardan tahsili istemine ilişkin olduğu; 18.01.2023 tarihinde, davalı şirkete sigortalı, diğer davalı... AŞ'ye ait araç ile davacıya ait aracın çarpışması sonucu dava konusu maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiği; Mahkemece makine mühendisi bilirkişiden alınan rapora itiraz üzerine kusura ilişkin Adli Tıp Kurumundan alınan kusur raporunda, davalıya ait aracın sürücü ...'ın %100 (yüzde yüz) oranında kusurlu olduğu, davacıya ait aracın sürücüsü...'in kusursuz olduğu, yayalar; ...ve ...'nın kusursuz oldukları yönünde görüş ve kanaat bildirildiği; hasara ilişkin olarak alınan 26.03.2024 tarihli raporda ise kaza neticesinde hasarlanan davacıya ait aracın tamirinin ekonomik olmadığı, aracın pert-total durumunda ve hasar tutarının da 235.000,00 TL olacağı, 25.04.2023 tarihinde ... AŞ tarafından 120.000,00 TL ödeme yapılmış olunduğu, davacının davalılardan bakiye hasar bedeli talebinin olmayacağı, davacıya ait araç pert-total durumunda olmakla, araçta değer kaybı oluşmasının da söz konusu olamayacağı, araç onarımında orijinal veya muadil parça kullanımının da söz konusu olamayacağı için, davacının orijinal parça fark zararının da söz konusu olamayacağı yönünde görüş bildirildiği, toplanan deliller, kayıt ve belgeler, usul ve yasaya uygun olarak alınan denetlenebilir bilirkişi raporları ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek; 115.000,00 TL bakiye hasar bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun İMM sigorta poliçe limitiyle sınırlı tutulmasına, değer kaybı tazminatı talebinin bakiye değer kaybının bulunmadığı anlaşıldığından reddine, karar vermek gerektiği gerekçesiyle; "Davanın kısmen kabulü ile ; 115.000,00 TL bakiye hasar bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun İMM sigorta poliçe limitiyle sınırlı tutulmasına, Değer kaybı tazminatı talebinin reddine, karar verilmiş, hüküm davalı .... Ltd. Şti. vekili tarafından istinaf edilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı ...Limited Şirketi vekili istinaf başvuru dilekçesinde; Kusur raporunu kabul etmediklerini, hatalı tespitlerle kusur oranın belirlendiğini, kazanın meydana gelmesinde davacıya ait araç sürücüsünün asli kusurlu olduğunu, davalıya ait araç sürücüsünün beyanına göre, Samsun'dan Ankara’ya seyir halinde iken hızının 70 km olduğunu, olay yerine geldiğinde orta şeritte duran davacının aracının seyir halinde olduğunu düşünerek yaklaştığını, sonrasında duran araca arkadan çarptığını beyan ettiğini, kök bilirkişi raporunda, bu husus değerlendirilerek, kaza tespit tutanağındaki takip mesafesine uyulmamasından verilen kusurun oluşa uygun olmadığı değerlendirilerek, yol üzerinde duran davacıya ait araç sürücüsüne %75 oranında, davalı araç sürücüsüne %25 oranında kusur verildiğini, bu nedenle tüm kusurun davalıda olduğuna dair raporu kabul etmediklerini, davacının yol üzerinde gerekli işaretlemeleri yapmadığını, bu nedenle aracın görünür olmasından bahisle tüm kusurun araç sürücüsüne verilmesinin hatalı olduğunu, ayrıca raporlar arasında çelişki oluştuğunu, çelişki giderilmeden karar verilmesinin hatalı olduğunu, İlk derece mahkemesince talep artırım dilekçesine cevap verme süresi dolmadan, ayrıca yokluklarında karar verilmesinin hatalı olduğunu, mahkemece “talep artırım dilekçesine karşı beyanda bulunulması için süre yasada öngörülmediğinden, bu yöndeki talebin reddine” denilerek davanın esası hakkında karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu; ayrıca mazeret taleplerinin reddine karar verilmesinin de yerinde olmadığını, aynı gün 3 ayrı mahkemede duruşması olması nedeniyle zaten duruşmaya katılmasının imkansız olduğunu, bu nedenle mazeretin belgesiz ve gerekçesiz olduğundan bahisle mazeretlerinin reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak dosya içindeki bilgi ve belgeler, Mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonucunda; Dava, trafik kazasından kaynaklanan, araç hasarı nedeniyle, bakiye hasar bedeli, araçta meydan gelen değer kaybı ve orijinal parça farkı nedeniyle oluşan zararların tazmini istemidir. Mahkemece, kaza neticesinde davacının aracının tamirinin ekonomik olmaması nedeniyle, ayrıca değer kaybı ve orijinal parça nedeniyle fark bedeli talep edilemeyeceği, ancak aracın rayiç değeri ile sovtaj değeri arasındaki farklın talep edilebileceğini kabul ederek, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı ...Limited Şirketi vekili tarafından, usulü hatalar yapılarak hukuki dinlenilme hakkı kısıtlandığından ve esasa ilişkin de karar hatalı olduğundan bahisle istinaf edilmiştir. 1-Davalının vekilinin, hukuki dinlenilme hakkının kısıtlandığına yönelik istinaf sebeplerinin incelenmesinde; davalı vekili, davacı tarafından verilen talep artırım dilekçesi sonrasında, dilekçeye karşı beyanda bulunmak üzere kendilerine verilen süre beklenilmeksizin, ayrıca karar celsesinde mazeret taleplerinin de haksız olarak reddedilerek, yokluklarında karar verilerek hukuki dinlenilme hakkının kısıtlandığını ileri sürmüştür. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 27. maddesinde yer bulan “Hukuki Dinlenilme Hakkı” gereğince davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup, bu hakkın yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını, mahkemenin açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini içermektedir. Mahkeme, iki tarafa eşit şekilde hukukî dinlenilme hakkı tanıyarak hükmünü vermelidir. Anayasa'nın 36. maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının en önemli unsuru olan hukukî dinlenilme hakkı, adil yargılanma hakkı içinde teminat altına alınmıştır. Bu hakka, tarafın hâkime meramını anlatma hakkı ya da iddia ve savunma hakkı da denilmektedir. Ancak, hukukî dinlenilme hakkı, bu ifadeleri de kapsayan daha geniş bir anlama sahiptir. Bu hak çerçevesinde, tarafların gerek yargı organlarınca gerekse karşı tarafça yapılan işlemler konusunda bilgilendirilmeleri zorunludur. Kişinin kendisinden habersiz yargılama yapılarak karar verilmesi, kural olarak mümkün değildir. Hukukî dinlenilme hakkı, sadece belli bir yargılama için ya da yargılamanın belli bir aşaması için geçerli olan bir ilke değil, tüm yargılamalar için ve yargılamanın her aşamasında uyulması gereken bir ilkedir. Bu çerçevede gerek çekişmeli ve çekişmesiz yargı işlerinde gerekse bu yargılamalarla bağlantılı geçici hukukî korumalarda, icra takiplerinde, tahkim yargılamasında, hatta hukukî uyuşmazlıklarla ilgili yargılama dışında ortaya çıkan çözüm yollarında, her bir yargılama, çözüm yolu ve uyuşmazlığın niteliğiyle bağlantılı şekilde hukukî dinlenilme hakkına uygun davranılmalıdır. Somut olayda, davacı haksız fiil neticesinde, meydana gelen maddi zararının tazmini belirsiz alacak davası olarak talep etmiş, 05.02.2025 tarihli talep artırım dilekçesi ile de, araç hasarı nedeniyle talep ettiği hasar bedelini, 115.000,00 TL olarak belirlemiş, talep artırım dilekçesinin 10.02.2025 tarihinde, davalıya tebliği sonrasında 18.02.2025 tarihinde yapılan duruşma öncesinde, davalı vekili 14.02.2025 tarihinde mazeret dilekçesi sunmuş, ayrıca talep arttırım dilekçesi "ıslah dilekçesi" olarak değerlendirilerek itiraz süresinin dolmasının beklenilmesini istemiştir. İlk derece mahkemesi tarafından 18.02.2025 tarihli celse de davalının yokluğunda, talep artırım dilekçesi ile talep edilen miktar üzerinden davanın esası hakkında karar verilmiştir. Bir önceki celse, tahkikatın sona ermediği, Adli Tıp Kurumu raporunun beklediği, celse arasında gelen raporun tebliğ ve davacı tarafın talep artırım dilekçesi vermesi ile kararın verildiği anlaşılmaktadır. Açıklandığı üzere HMK'nın 107. maddesinde, talep artırım dilekçesine karşı davalının beyanda bulunması için öngörülen bir süre yer almasa da, dilekçenin tarafların hak ve yükümlülüklerinin belirlenmesinde esas alınacağı durumda, tarafın beyanda bulunmak üzere süre talep etmesi halinde HMK'nın 27. Maddesi gereğince hukuki dinlenilme hakkı ihlal edilmeden yargılamanın sürüdürülmesi gerekir. 2-Davalının kusur raporuna yönelik istinaf sebeplerinin incelenmesinde; haksız fiilden kaynaklanan maddi tazminat davasında, davacı gerçek zarardan, kusuru ile sınırlı olarak sorumlu olduğundan, haksız fiilin meydana gelmesinde kusur oranın doğru şekilde tespit edilmiş olması önemlidir. Haksız fiilin, suç teşkil eden eylemden kaynaklandığı durumda, olaya ilişkin ceza soruşturması ya da kovuşturması mevcut ise, özellikle olayın oluş şeklinin taraflar arasında uyuşmazlık konusu olması halinde, ceza soruşturması ya da kovuşturması dosyası da dosyaya kazandırılarak olayın oluş şekili tam olarak tespit edilmeli, kovuşturma dosyasında ceza mahkemesi tarafından, kazanın oluş şekli tespit edilmiş ve bu doğrultuda haksız eylemin sübuta erdiği kesilenmiş karar ile kabul edilmiş ise, TBK'nın 74. maddesi gereğince, maddi vakanın hukuk hakimini bağlayacağı gözetilerek, kesinleşen maddi vakanın değerlendirildiği kusur raporu alınarak davanın esası hakkında karar verilmelidir. Somut olayda; davalıya ait aracın sürücüsünün gece vakti, aydınlatmanın olmadığı, meskun mahal dışı, hız limitinin 110 km olduğu yolda seyri sırasında, olay yerine geldiğinde, aracıyla, kara yolu üzerinde arızalanan başka bir araca yardım için bulunan, davacıya ait araca arkadan çapması, bu aracında yol üzerinde bulunan araca ve yayalara çarpması ile maddi hasarlı ve yaralamalı trafik kazasının meydana geldiği anlaşılmaktadır. Kaza Tespit Tutanağında, davalıya ait araç sürücüsüne trafikte seyri sırasında, ön ilerisindeki araçlarla takip mesafesini korumayarak kural ihlalinde bulunduğundan bahisle, kusur verilmiş, davalı vekili ise, kazanın öndeki araçların seyri sırasında değil, araçların gece koşulunda meskun mahal dışı olan yol üzerinde gerekli önlemler alınmaksızın durması neticesinde meydana geldiğini ileri sürmüştür. Kazanın oluş şekli davada uyuşmazlık konusu olup, kaza öncesinde, davacıya ait aracın meskun mahal dışında yol üzerinde duruyor olması ya da seyir halinde olması kusurun tespitinde etki edebilecek bir durumdur. Nitekim, mahkemece makine mühendisinden alınan 26.03.2024 tarihli raporda, kaza anında davacıya ait aracın, kara yolu üzerinde durduğu kabul edilerek kazanın meydana gelmesinde, kara yolu üzerinde bozulan aracın kurtarılması sırasında hiç bir önlem alınmadan aracın park edildiğinden %75 oranında asli kusurlu, davalının ise KTK'nın 52/b maddesi gereğince aracın hızını, kullandıkları aracın yük ve teknik özelliliğine uydurmayarak, gerekli dikkati göstermediğinden %25 oranında kusurlu olduğu kabul edilmiş iken; kaza tespit tutanağında, Ceza Soruşturma dosyasında Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinden alınan raporda ve eldeki dosyada Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinden alınan (ceza soruşturmasında rapor tanzim eden 3 üyeden 2'si hukuk dosyasında rapor tanzim ettiği görülmüştür.) raporda ise, davacıya ait aracın, olay yerinde bozulan aracı kurtarmak için karayolu üzerinde seyir halinde olduğu kabul edilerek, tüm kusurun davacıya ait araca çarpan davalıya ait araçta olduğu kabul edilmiştir. Dosya kapsamından, meydana gelen kaza nedeniyle Tosya Asliye Ceza Mahkemesinin 2023/1246 E. dosyası ile, davalıya ait araç sürücüsü hakkında kamu davası açıldığı anlaşılmaktadır. Bu durumda, taraflar arasında kazanın oluş şekli uyuşmazlık konusu olduğundan, ceza mahkemesi dosyası da dosya içerisine kazandırılarak, ceza dosyasında kesinleşmiş mahkeme kararı ile kazanın oluş şekli tespit edilmiş ise, tespit edilen bu oluş nazara alınarak, aksi durumda ise her ne kadar dosyada savcılık açmasında ve eldeki dosyada mahkeme aşamasında Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinden alınan rapor mevcut ise de, alınan raporda yer alan üç üyeden ikisinin her iki raporda da yer alması karşısında, hükme esas alınan rapor, olayın oluş şekline yönelik makine mühendisi tarafından tanzim edilen rapor nedeniyle oluşan çelişkiyi giderebilecek mahiyette olmadığından, İstanbul Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi Genişletilmiş Uzmanlar Heyetinden, yol durumu, yolun özellikleri, hız limitleri, davalının aracının teknik ve yük özellikleri de değerlendirilmek suretiyle, ceza dosyasında kazanın oluş şekli kesinleşmiş mahkeme kararı ile belirlenmiş ise bu oluş şekli nazara alınarak, aksi durumda ceza dosyasında toplanan deliller çerçevesinde, kazanın oluş şekli tespit edilerek, kusur durumunun belirlendiği dosyada mevcut makine mühendisi tarafından tanzim edilen rapor ile Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi tarafından tanzim edilen raporlar arasındaki çelişkinin giderildiği rapor alınarak, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile kusur durumunun belirlenmiş olması yerinde görülmemiştir. 3-Davalının, belirlenen maddi tazminata yönelik istinaf sebeplerinin incelenmesinde; haksız fiilden kaynaklanan maddi tazminat istemli davada, zarar veren ve eylemlerinden sorumlu olan "gerçek zarar" ile sorumlu olduğundan, kaza tarihi itibariyle zararın doğru şekilde tespit edilmiş olması önemlidir. Öte yandan, araç zarar veren ya da eylemlerinden sorumlu olduğu kişi ya da sigorta şirketi tarafından, gereği gibi onarılarak, zarar verene teslim edilmiş ise, zarar gören, aracın gereği gibi onarılmadığını kanıtlayamadığı sürece, bakiye zarar talep edemeyeceği gibi, zarar verenin aracın onarılması sırasında istifade ettiği KDV'nin ya da iskotonun kendisine ödenmesini talep edemez. Yine, bu şekilde aracı gereği gibi onarılmış ve araç kendisine teslim edilmiş ise, aracın onarılarak teslim edildiği durumda, zarar verenin istifade ettiği iskonto bedeli ve KDV ve sair indirimler de, kendisine ödenmesi gereken bir alacak gibi hasara ilave edilerek, salt bu nedenle aracın tamirinin ekonomik olmadığından bahisle bakiye hasar bedeli talep edemez. Somut olayda, ... AŞ'den davalının zararına yönelik ZMMS kapsamında yapılan ödemelere ilişkin hasar dosyası dosyaya kazandırılmış, "İbraname ve Teslim/Temlik" Belgesi düzenlenmiş, "hasarlı aracının onarılması, iyi vaziyette ve eksiksiz olarak tamiri için aşağıda belirtilen servise teslim ettiğimi beyan ederim" denilerek, aracın tamir ücretinin de sigorta şirketi tarafından tahakkuk ettirilecek, sigorta limit dahilinde, onarım servisine ödenmesine muvafakat ettiğini beyan etmiş, ekspertiz incelemesi sonrasında, davacının aracını yaptırdığı, onarım bedelinin Yansıtma Faturaya istinaden ... AŞ tarafından sigorta limiti dahilinde ödendiği anlaşılmaktadır. Mahkemece hükme esas alınan raporda ise orijinal parça fiyatları nazara alındığında tamirinin ekonomik olmayacağı değerlendirilmiştir. Dosya kapsamından; davacının, aracını tamir ettirerek teslim almak suretiyle tanzim edilen 06.04.2023 tarihli ... No'lu ... faturasının da ibraname ve temliknamedeki faturanın yansıtılmasına ilişkin anlaşma sebebiyle 06.04.2023 Tarihli,...fatura nolu, borçlusu ... AŞ olan yansıtma fatura ile zararı sigorta teminat limiti kapsamından karşılandığı anlaşıldığından, öncelikle, davacının aracının gereği gibi tamir edilip edilmediği hususu değerlendirilerek, gereği gibi tamir edilmiş ve tamiri uygulanan iskonto ve sair indirimler ile "tamiri ekonomik kılacak düzeyde bir maliyet ile gerekleşmiş ise" davacı, ancak kendi adına fatura edilen onarım bedelinden, sigorta şirketine yansıtamadığı ve kendisi tarafından yapılan ödeme var ise bu zararı geçmemek üzere bakiyesini talep edebileceğinden (Aracın gereği gibi onarımı, alınan iskonto ve sair indirimler ile tamiri ekonomik olacak seviyeye gelmiş ve araç onarılmış ise, artık iskontosuz değerlendirme ile aracın tamirinin ekonomik olmayacağı söylenemeyeceğinden), Onarımı gerçekleştiği anlaşılan aracın, gereği gibi onarılıp onarılmadığı hususu değerlendirilerek, davacının aracının gereği gibi onarılamadığını kanıtlayıp kanıtlamamasına göre talep edebileceği bakiye zararın tespit edildiği, her halükarda davacı, aracının tamirinin ekonomik olmayacağı durumda, kaza tarihinde aracın sovtaj değeri ile kaza tarihindeki serbest piyasadaki rayiç değeri arasındaki farkı geçmemek üzere zararını talep edebileceği göz önünde bulundurularak, hasar miktarı daha önce yapılan hasar ödemesi dahil bu farkı geçmemek üzere tespit edildiği rapor alınarak, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, karar vermeye elverişli olmayan rapora göre karar verilmiş olması doğru görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle, davalı ...Limited Şirketi vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, uyuşmazlığın çözümünde etkili deliller toplanılmadan ve değerlendirilmeden karar verilmiş olması nedeniyle ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince, istinaf eden davalı lehine kaldırılmasına, davanın yeniden görülerek eksiklikler giderilmek suretiyle davanın esası hakkında, kararın sadece davalı ...Limited Şirketi vekili tarafından istinaf edilmiş olması nedeniyle, kaldırılan ilk derece mahkemesi kararı gereğince oluşan usuli kazanılmış haklar ve kesinleşen yönler korunarak, davanın esası hakkında olumlu olumsuz bir karar verilmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davalı ...Limited Şirketi vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının, HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, Davanın yeniden görülüp sonucuna göre bir karar verilmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE, 2-Kararın kaldırılma sebebine göre davalı vekilinin sair istinaf sebeplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, 3-İstinaf eden davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde istinaf eden davalıya iadesine, 4-İstinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesinde değerlendirilmesine, 5-Karar tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yapılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 25.09.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Katip
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.