İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2026/895 E. 2026/747 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2026/895
- Karar No
- 2026/747
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2026/895 Esas KARAR NO : 2026/747
DAVA : Ticari Şirket (Şirket Ortaklık Payı Alacağının Tahsili Kaynaklı) DAVA TARİHİ : 02/09/2025 KARAR TARİHİ : 07/10/2026
Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket müdürünün eylemleri ile davacı şirketlerin zarara uğratıldığının tespiti davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ... ile davalı ... ve eşinin 20/05/2019 tarihinde Tarihinde ... Ltd. Şti. unvanlı şirketi kurduklarını, 08/06/2022 tarihinde ise Şirketin ... adresinde faaliyet gösteren... Şti. 'nin devralındığını, 22/09/2022 tarihinde hisse devirleri neticesinde davalı ...'in %66, davacı ...'nun ise %33 pay sahibi olduğunu, taraflar arasında şirket müdürünün davalı olacağı ve düzenli toplantılar yapılacağı hususunda anlaşıldığını, ancak davalının aylık toplantıları yapmadığını, ... Ltd. Şti. 'ni habersizce ... adresine taşıdığını, bu adreste ... markasıyla kendi adına yeni bir şirket kurarak eski şirketin tüm tabela ve demirbaşlarını bu yeni yapıya aktardığını, ayrıca ... Tic. Ltd. Şti. 'nin yanındaki yeri de ... firmasına kiralayarak her iki şirketin içini boşalttığını, şirketlerin vergi, sigorta ve kredi borçlarını ödemeyerek davacıları yaklaşık 3 milyon TL borç altında bıraktığını, şirket defterlerini ibraz etmediğini, İkas programı şifrelerini değiştirerek davacıların gelir takibini engellediğini, davalının hileli işlemlerle yaklaşık 12-13 milyon TL tutarındaki alacağı kendi şirketine aktardığını, ...numaralı soruşturma dosyasının mevcut olduğunu belirterek davalının tüm malvarlığı üzerine tedbir konulmasını, davacı şirketlere kayyum atanarak gerçek durumun tespit edilmesini, uğranılan zararların tazminini, ... firmasına aktarılan mal ve değerlerin iadesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesini talep ve dava etmiştir. Mahkememiz 05/09/2025 tarihli ara kararı ile davacılar vekilinin ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir. CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacıların şirketlerin içinin boşaltıldığı, hukuka aykırı malvarlığı aktarımı yapıldığı ve zimmet suçunun işlendiği yönündeki iddialarının somut delilden yoksun, varsayıma dayalı ve spekülatif olduğunu belirttiğini, ticari nitelikteki bu davada dava şartı olan arabuluculuk sürecinin tamamlanmadığını ve bu nedenle davanın usulden reddinin gerektiğini ifade ettiğini, davacı ...'nun ... ile ...'nde müdür sıfatıyla münferiden temsile yetkili olduğunu ve bu yetkiyle davayı açtığını, dolayısıyla davacıların hukuki yararının bulunmadığını savunduğunu, davacı tarafın herhangi bir delil sunmadığını ve delil sunmalarına muvafakatlerinin olmadığını bildirdiğini, şirketlerin kuruluş süreçlerini ve hisse devirlerini detaylandırarak TTK'nın 560. maddesi uyarınca zamanaşımı definde bulunduğunu, davacı ... ile müvekkili arasında kafe işletmeciliği konusunda yapılan anlaşmaların davacı tarafından yerine getirilmediğini, müvekkilin şirketi ayakta tutmak için şahsi kredi ve borçlarla sermaye aktardığını, ...'nin herhangi bir ticari faaliyeti olmadığını ve gereksiz masraflar nedeniyle zarar ettiğini, ... Şirketi'ne ait olduğunu ve şirketlerin içinin boşaltılmadığını, iddia edilen 12-13 milyon liralık aktarımın ticari hayatın olağan akışına ve matematiksel gerçeklere aykırı olduğunu, davacı ...'nun eski çalışanlar ve onların avukatlarıyla iş birliği yaparak müvekkili ve şirketleri zarara uğratacak şekilde hareket ettiğini, bu hususların davanın haksızlığını ortaya koyduğunu belirterek ... Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ... soruşturma numaralı dosyasının bekletici mesele yapılmasını, davanın öncelikle usulden, aksi halde esastan reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacılar üzerinde bırakılmasını talep etmiştir. DELİLLER VE GEREKÇE: Taraflara usulüne uygun davetiyeler tebliğ edilmiş olup, ticaret sicil kayıtları, ... Cumhuriyet Başsavcılığının ...CBS Soruşturma dosya UYAP sureti dosyamız içerisine alınmıştır. Dava; davacı şirketler müdürü olan davalının eylemleri ile şirketlerin zararının oluşmasına sebebiyet verildiğinin tespiti istemine ilişkindir. Tarafların iddia ve savunmaları, toplanan deliller ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Davacı vekilince, dava dilekçesi ile taleplerinin davalı şirket müdürünün eylemleri ile şirketlerin uğradığı zararların tespiti ile tazmini istemine ilişkin olduğunun belirtildiği, mahkemece 17/02/2026 tarihli celse 3 numaralı ara karar ile, davacı vekiline, 19/12/2018 tarihli Resmi Gezetede yayınlanan 7155 sayılı 06/12/2018 tarihli Kanunun 20.maddesi ile 6102 sayılı TTK 'nun 5.maddesine eklenen ve 01/01/2019 tarihinde yürürlüğe giren 5/A – (1) maddesi ile ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması "dava şartı" olarak kabul edilmiş olup, eldeki davanın açılma tarihi ve niteliğine göre dava şartı kapsamında kaldığı, 6325 sayılı Kanunun 18/A maddesi 2.bendi gereğince Arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanak aslı veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğinin dava dilekçesine eklenmediği anlaşıldığından, anılan yasa maddesi gereğince davacıya "Arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanak aslı veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğinin sunulması bakımından 1 hafta kesin süre verilmiş olmakla birlikte, davacılar vekilince 23/02/2026 tarihli beyan dilekçesinde taleplerinin TTK 553 maddesi uyarınca tespit istemine ilişkin olduğunun, tazmin taleplerinin bulunmadığının açıklandığı bu nedenle arabuluculuk sürecinin işletilmediğinin belirtildiği görülmüştür. Bu hali ile eldeki davanın, yalnızca şirket müdürü olan davalının eylemlerinin şirketin zararına yol açtığının tespiti istemine ilişkin olduğu anlaşılmıştır. Tespit davaları, bir hakkın veya hukuki ilişkinin var olup olmadığının tespitine ilişkin davalar olup, davacının bir hakkın veya hukuki ilişkinin var olup olmadığının hemen tespit edilmesinde hukuki bir yararının bulunması dava şartı niteliğindedir. Yani davacının, bu davayı açmakta hukuken korunmaya değer güncel bir yararı bulunması gerekli olup, bir hukuki ilişkinin hemen tespit edilmesinde hukuki yararın bulunması şu üç şartın varlığına bağlıdır. 1-Davacının bir hakkı veya hukuki durumu hale hazır bir tehlike ile tehdit edilmiş olması, 2-Bu tehdit nedeniyle davacının hukuki durumunun tereddüt içinde olması ve bu husus davacıya zarar verilebilecek nitelikte bulunması, 3-Yalnız kesin hüküm yetkisine sahip olup, icraya konulamayan tespit hükmünün bu tehlikeyi ortadan kaldırmaya elverişli nitelikte olmasıdır. (Prof. Dr. Baki Kuru Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı 23. Baskı Ankara 2012) TTK 553 ve 555 maddeleri uyarınca, şirketi zarara uğratan yönetici aleyhine karşı doğrudan tazminat (sorumluluk)-eda davasının her bir pay sahibince açılabileceği düzenlenmiştir. Zarar miktarının tam olarak belirlenemediği durumlarda ise HMK 107 maddesi uyarınca belirsiz alacak ve tazminat davası olarak eda davasının açılması imkanı bulunmaktadır. Buna göre, davacının, limited şirket müdürü olan davalının eylemlerinden kaynaklanan zararlar için TTK anılan maddeleri uyarınca, tazminatın şirkete ödenmesi istemli eda davası açma imkanı bulunmaktadır. Bu nedenle, eda davasının açılmasının mümkün olduğu durumlarda ayrıca veya tek başına zarar doğurucu eylemlerin tespiti şeklinde açılan eldeki dava bakımından tespit davası açmasında hukuki yararını gösteren üç şartında olmadığı anlaşılmakla,(Yargıtay 11 HD ... E. ... K.) neticede davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle usulden reddine dair aşağıdaki hali ile karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere; 1-Davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle dava şartı yokluğundan USULDEN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 732,00 TL harcın peşin alınan 853,88 TL harçtan mahsubu ile fazladan yatan 121,88 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, 3-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T'ne göre hesaplanan 45.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davacılardan alınarak kendisini vekil ile temsil eden davalıya verilmesine, 4-Davacılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 5-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından hüküm kurulmasına yer olmadığına, 6-Dosyada kullanılmayan bakiye gider avansının HMK.’nın 333. ve HMK. yönetmeliğinin 47/1. maddeleri uyarınca karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa ödenmesine, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğund, kararın tebliğinden itibaren 2 Hafta süre içerisinde Bölge Adliye Mahkemesine İSTİNAF yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 07/10/2026 Başkan ... ¸e-imzalıdır Üye ... ¸e-imzalıdır Üye ... ¸e-imzalıdır Katip ... ¸e-imzalıdır