Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/1461 E. 2026/1501 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/1461
- Karar No
- 2026/1501
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2024/1461
KARAR NO : 2026/1501
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
TARİHİ: 08/12/2023
NUMARASI : 2022/210 E. - 2023/273 K.
DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 01/10/2026
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA DİLEKÇESİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Dava konusu ... no.lu davalıya ait “...” markası, davacıya ait “...” markasının taklit edilmesi suretiyle oluşturulmuş olduğunu, davalının davacının markasının neredeyse birebir aynısını asli unsur olarak ihtiva ettiğini, davaya konu markanın asli unsur konumundaki “...” ibaresi, tıpkı davacının markasında olduğu gibi tüketici nezdinde en çok dikkat çeken kısmı olan başlangıcındaki harflerinde birebir şekilde ayırt edilemeyecek seviyede benzer olduğu, davacının markasının ayırt edici karakterini de zedelemekte ve markayı sulandırmakta olduğunu, bunun da ötesinde esas unsur olarak kullanıldığı, davacının marka tescillerine ve aktif kullanımlarına yakınlaşır şekilde benzer font ile oluşturularak markasını aktif olarak kullandığı ürünler üzerinde hem de benzer ambalaj tasarımlarıyla kullanıldığını, dava konusu hükümsüzlüğü talep edilen “...” markası, davacının sektörel tanınmışlığı haiz “...” markasının ayırt edilemeyecek derecede benzeri olup, markalarının tescilli olduğu ve ana faaliyet alanı kapsamındaki 32. sınıfta aynı ve/veya benzer mallar için kötü niyetli olarak tescil edildiği, davalının dava konusu markayı her an 3. kişilere devretme riski bulunma olduğunu, söz konusu devir karşısında, davacı şirketin ileride telafisi imkânsız zararlara maruz kalacağı ve mağdur duruma düşeceği, davacının “...” markasının Türkiye çapındaki satış rakamları ile sabit olduğu üzere bilinen bir marka olduğundan davalının ürünleri ile iltibas yaratacak düzeyde benzer tasarladığı, davalı şirkete ait https://bahcepinar.com.tr/ internet sitesi üzerinde yapılan Beşiktaş 13. Noterliği’nin ... yevmiye no.lu ve 01.08.2022 tarihli e-tespit tutanağı sabit olduğu, davacı şirketin kalite algısından haksız şekilde faydalanmakta ve bu şekilde rakiplerinin ticarette önüne geçtiği, davalının TTK uyarınca basiretli tacir gibi davranmadığı, davacı şirketin prestij ve kazanç kaybına uğradığı, tüketiciler nezdinde geliştirdiği kalite ve güven imajını kaybetme ve/veya imajının ciddi anlamda zarar görmesi tehlikesi altında olduğu, Davada hükümsüzlüğü talep edilen ... no.lu “ ” markasının 3. kişilere olası devrinin hüküm kesinleşinceye dek önlenmesi ve işbu hususun sicile kaydı için Türk Patent ve Marka Kurumu’na bildirilmesi, davalının tescilli “...” ve türevi marka haklarına tecavüz eden ve haksız rekabet yaratarak bu yolla iltibas teşkil ettiği, davaya konu “...” markasının ve bu markanın davalının marka ve ambalaj tasarımlarını taklit eder nitelikteki içecek ürünleri üzerinde kullanımlarının derhal durdurması, bu kapsamda davalıya ait üretilmiş, stoklanmış, depolanmış, dağıtılmış ve/veya satışa sunulmuş dava konusu ürünlere ve bu ürünlerin dağıtımı ve tanıtımı için hazırlanmış basılı materyallere, sair tanıtım malzemelerine ve araçlara el koyulması ile bu ürünlerin tanıtımlarının ve satışının engellenmesi hususlarında Sınai Mülkiyet Kanunu’nun m. 159 ve devamı, Türk Ticaret Kanunu’nun m. 61 ve devamı ile Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 389 ve devamı uyarınca, yargılama neticesinde verilecek hüküm kesinleşinceye kadar durdurulması ve önlenmesi yönünde teminatsız olarak ihtiyati kararı verilmesi, ... no.lu “ ” marka tescilinin SMK’nın 6/1, 6/3, 6/4, 6/5, 6/6, 6/9 ve 25. maddeleri uyarınca hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, davalının ... nezdinde “...” ve türevi marka tescillerinden doğan haklarına karşı meydana gelen marka tecavüzü fiilinin tespiti, durdurulması, tecavüzün giderilmesine, davalı tarafından üretilen ve satışa arz edilen dava konusu ürünlerden kaynaklı gerçekleştirilen TTK’nın 54 vd hükümleri uyarınca haksız rekabet fiillerin tespiti, men’i, ref’i ve haksız rekabetten doğan maddi durumun ortadan kaldırılmasına, tecavüz ve haksız rekabet sonuçlarının ortadan kaldırılması kapsamda davacıya ait dava konusu “...” ve türevi markaları ile ayırt edilemeyecek derecede benzeyen üretilmiş, stoklanmış, depolanmış, dağıtılmış ve/veya satışa sunulmuş ürünlerin ve bu ürünlerin dağıtımı ve tanıtımı için hazırlanmış basılı materyallerin, sair tanıtım malzemeleri ve araçları ile her türlü ürünün imha edilmesine, davacının marka haklarına tecavüzün ve haksız rekabetin devamını önlemek üzere gerekli önlemlerin alınarak davacıya ait markalar ile ayırt edilemeyecek derecede benzeyen marka ve kompozisyonların, davalı tarafından mal veya ambalaj üzerine konulmasının yasaklanmasına, bu ürünlerin piyasaya sürülmesinin, stoklanmasının, ilgili markaların iş evrakı ve reklamlarda kullanımı dahil her türlü kullanımının SMK’nın 7 ve 29. maddeleri ile TTK’nın 56. maddesi uyarınca yasaklanmasına, davalı aleyhine verilecek mahkeme kararının Türkiye’nin bütününde yayın yapan tirajı yüksek bir gazetede masrafları davalı tarafından karşılanmak üzere 15 gün ara ile iki kere yayınlanmasına, karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP DİLEKÇESİ:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; iltibas yaratılarak müşterilerin yanıltıldığı ve haksız rekabet iddiasının doğru olmadığını, marka üzerinde tescilleri olması sebebiyle kullanım haklarının ve tescilin kendilerine ait olduğunu, davacı tarafından itiraz süresi geçmesine rağmen yasal haklarını kullanmadıklarını, yasal itiraz haklarını yayından itibaren 3 ay içerisinde yapmadıklarını, YİDK kararı tebliğinden itibaren iki ay içerisinde dava açılmadığından, TPMK tarafından verilen karar karşı itiraz süresi içerisinde YİDK nezdinden incelenmek üzere itiraz edilmediğinden mahkemede iptal davası açılamayacağı sebebiyle dava şartı yokluğundan davanın reddinin gerektiği, davalı markanın “...” ve “...” kelimelerinin birleşiminden oluşan “...” olduğu ve “...” kelimesinin ticari unvan olması sebebiyle TTK 52. Uyarınca ticaret unvanının ticaret sicil ile birlikte sicilden terkin edilinceye kadar korunması gerektiği, sadece 3 harfin benzerlik taşıdığı ve dolayısıyla iltibas koşullarının oluşmadığı, davalı “...” markasının ... kodla sadece 32 numaralı sınıfta tescil olduğu fakat davacının “...” markasının 05, 29, 30, 31 numaralarda tescilli olduğu ve dolayısıyla konu farklılığı bulunduğu, markaların müşteride bıraktığı izlenimlerin farklı olduğu, benzerlik olmadığından dolayı tanınmış davacı marka sahibi korunmaya çalışırken davalının iktisadi özgürlüğünün elinden alınmış olacağı, hükümsüzlüğü talep edilen davalı “...” markasının 2 yıldır kesintisiz kullanılmakta olduğu ve bu süreçte davacının zarara uğramamış olduğu belirtilerek bilirkişi raporuna itiraz edilmiş ve heyetten yeni rapor alınarak ihtiyati tedbirin kaldırılması talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:
İlk Derece Mahkemesince;" Davacı, davalının tescilli markasından kaynaklanan haklarına tecavüz etmesinin aynı zamanda haksız rekabet oluşturduğunu belirterek, haksız rekabetin tespitini ve önlenmesini de talep etmiştir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 14/03/2022 tarihli, 2019/5189 Esas, 2022/1852 Karar sayılı kararında da belirtildiği gibi; 6762 sayılı mülga TTK’nın 57/5.maddesinde yazılı "Başkasının emtiası, iş mahsulleri, faaliyeti veya ticaret işletmesiyle iltibaslar meydana getirmeye çalışmak veya buna müsait bulunan tedbirlere başvurmak, hususiyle başkasının haklı olarak kullandığı ad, unvan, marka, işaret gibi tanıtma vasıtalarıyla iltibasa meydan verebilecek surette, ad, unvan, marka, işaret gibi tanıtma vasıtaları kullanmak veyahut iltibasa meydan veren malları, durumu bilerek veya bilmeyerek, satışa arz etmek veya şahsi ihtiyaçtan başka her ne sebeple olursa olsun elinde bulundurmak" şeklindeki düzenlemeden yola çıkılarak, sınai mülkiyet hakkına tecavüz eylemleri, hem özel yasa niteliğindeki 556 sayılı Marka KHK’nın 61 ve 9.maddeleri uyarınca, hem de az önce zikrolunan hüküm nedeniyle mülga 6762 sayılı TTK’nın 57/5.maddesi hükümleri doğrultusunda kümülatif olarak korunmakta idi.
6102 sayılı TTK’nın 55/1-a-4 bendinde yer alan "Başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler almak," şeklinde düzenlenmiş olup, Kanun’un gerekçesinde de ifade olunduğu üzere, Kanun Koyucu bilinçli bir şekilde, “ad, unvan ve marka” kavramlarına yeni düzenlemede yer vermemiş ve buna gerekçe olarak da, bu kavramların kendi özel yasası niteliğindeki 556 sayılı Marka KHK, 554 sayılı End. Tasarım KHK ve 555 sayılı Coğrafi İş. KHK ve TTK’nın unvan ile ilgili düzenlemeleriyle korunması gösterilmiş ve bunların bir kez de TTK’nın haksız rekabet hükümleriyle korunmasının gereksiz olduğu ve yorum güçlüklerine yol açacağına vurgu yapılmıştır.
Gerçekten de, sınai mülkiyet haklarının kendi özel yasası niteliğindeki 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu hükümleriyle korunması ve 6102 sayılı TTK’nın 55/1-a-4 maddesindeki düzenleme karşısında, davalının davacının davacı adına tescilli markalarla iltibas yaratan ürünleri üretmesi ve satması eylemlerinin TTK’nın 55/1-a-4.maddesi uyarınca aynı zamanda haksız rekabet teşkil ettiğine ilişkin talebin reddine" gerekçesi ile,
"Davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİ ile,
1-Davalı adına tescilli ... tescil numaralı ...+şekil markasının SMK'nın 25. Maddesi gereği HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE VE SİCİLDEN TERKİNİNE,
2-Davacı tarafın "..." unsurlu kullanımları dolaysıyla davacı adına tescilli, "..." ana unsurlu marka haklarına TECAVÜZ TEŞKİL ETTİĞİNİN TESPİTİNE,
Davalının davacının marka haklarına tecavüz teşkil eden eylemlerinin DURDURULMASINA, TECAVÜZÜN GİDERİLMESİNE,
Davacının marka haklarına tecavüz teşkil eden davalıya ait ürünlerin MUHAFAZA ALTINA ALINMALARINA,
Davacı tarafa ait dava konusu “...” ve türevi markaları ile ayırt edilemeyecek derecede benzeyen üretilmiş, stoklanmış, depolanmış, dağıtılmış ve/veya satışa sunulmuş ürünlerin ve bu ürünlerin dağıtımı ve tanıtımı için hazırlanmış basılı materyallerin, sair tanıtım malzemeleri ve araçları ile her türlü ürünün imha edilmesine, davacının marka haklarına tecavüzü önlemek üzere gerekli önlemlerin alınarak davacı tarafa ait markalar ile ayırt edilemeyecek derecede benzeyen marka ve kompozisyonların, davalı tarafından mal veya ambalaj üzerine konulmasının yasaklanmasına, bu ürünlerin piyasaya sürülmesinin, stoklanmasının, ilgili markaların iş evrakı ve reklamlarda kullanımı dahi her türlü kullanımına SMK'nın 7 ve 29. maddeleri uyarınca yasaklanmasına,
3-Davacı tarafın haksız rekabetin tespiti taleplerinin reddine,
4-Karar kesinleştiğinde hüküm özetini Türkiye çapında yayın yapan tirajı en yüksek üç gazeteden birinde masrafı davalıdan alınmak suretiyle bir kez ilanına, karar verilmiştir.
İSTİNAF:
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece verilen kararın hatalı olduğunu, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6/1 maddesi anlamında tarafların markaları arasında benzerlik bulunmadığını, iltibas tehlikesinin mevcut olmadığını, markaların görsel, işitsel ve anlamsal olarak farklılık gösterdiğini, müvekkili markası olan "..." ile davacı markası "..." arasında sadece üç harf benzerliği bulunduğunu, markaların tescil edildikleri mal ve hizmet sınıflarının farklı olduğunu, müvekkili markasının 32. sınıfta, davacı markasının ise 05,29,30 ve 31. sınıflarda tescilli olduğunu, müvekkilinin "..." ibaresinin ticaret unvanı olduğunu ve bu unsurun mahkemece dikkate alınmadığını, davacının markasının tanınmış marka kaydının bulunmadığını, müvekkilinin markasını 2 yıldır kesintisiz kullandığını, davacının bu süreçte sessiz kalarak hak kaybına uğradığını, ürünlerin şişe tasarımlarının dahi farklı olduğunu, müvekkilinin tescilli marka hakkını kullandığını, bu durumun mülkiyet hakkı kapsamında korunduğunu, haksız rekabet iddialarının dayanaksız olduğunu, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2015/6662 K. esas ve 2016/806 karar sayılı 27.01.2016 tarihli emsal kararı uyarınca tescilli marka kullanımının hukuka aykırı sayılamayacağını, davacının markasının tescili aşamasında itiraz haklarını kullanmadığını, markalar arasında ilişkilendirilme ihtimalinin bulunmadığını belirterek mahkeme kararının kaldırılmasını, haksız davanın reddini talep etmiştir.
İSTİNAFA CEVAP:
Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; Davalının haksız ve hukuki dayanaktan yoksun istinaf yolu başvurusunun reddini, mahkemece verilen kararda davalarında haklılıklarının kanıtlandığını belirterek usul ve yasaya aykırı istinaf isteminin reddi ile mahkeme kararının onanmasını talep etmiştir.
GEREKÇE: İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Davanını konusu davalı adına tescilli markanın hükümsüzlüğü ve davalı kullanımlarının davacıya ait markaya tecavüz ettiğinin tespiti ve önlenmesi davasıdır.
Davacı, Dava konusu ... no.lu davalıya ait “...” markası, davacıya ait “...” markasının taklit edilmesi suretiyle oluşturulmuş olduğunu, davalının davacının markasının neredeyse birebir aynısını asli unsur olarak ihtiva ettiğini, kötü niyetli tescil edildiğini, davacının “...” markasının Türkiye çapındaki satış rakamları ile sabit olduğu üzere bilinen bir marka olduğundan davalının ürünleri ile iltibas yaratacak düzeyde benzer tasarladığı, davalı şirkete ait https://bahcepinar.com.tr/ internet sitesi üzerinde yapılan Beşiktaş 13. Noterliği’nin ... yevmiye no.lu ve 01.08.2022 tarihli e-tespit tutanağı sabit olduğu, davacı şirketin kalite algısından haksız şekilde faydalanmakta ve bu şekilde rakiplerinin ticarette önüne geçtiği, belirterek davalı adına ... nosu tescilli markanın, SMK’nın 6/1, 6/3, 6/4, 6/5, 6/6, 6/9 ve 25. maddeleri uyarınca hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, davalının ... nezdinde “...” ve türevi marka tescillerinden doğan haklarına karşı meydana gelen marka tecavüzü ve haksız rekabetin tespitine ve önlenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı, markanın “...” ve “...” kelimelerinin birleşiminden oluşan “...” olduğu ve “...” kelimesinin ticari unvan olması sebebiyle TTK 52. Uyarınca ticaret unvanının ticaret sicil ile birlikte sicilden terkin edilinceye kadar korunması gerektiği, sadece 3 harfin benzerlik taşıdığı ve dolayısıyla iltibas koşullarının oluşmadığını belirterek davanın reddine talep etmiştir.
Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
02.11.2022 Tarihli Bilirkişi Raporunda özetle; "Dosya kapsamında yapılan inceleme ve değerlendirmelere istinaden https://bahcepinar.com.tr/urunlerimiz/ ve https://www....com.tr/market/bahceling-aromali- icecek-cilek-250-ml/ adreslerinde yapılan incelemede davalı tarafça yapılan marka kullanımının davacının tescilli markaları ile iltibas yaratacak şekilde olduğu, aynı sınıf ve hizmette yer alan davalı tarafa ait markanın davacı markalarına benzerlik ve iltibas sebebi ile 32.sınıfta yer alan “Maden suları, kaynak suları, sofra suları, sodalar. sebze ve meyve suları, bunların konsantreleri ve özleri, meşrubatlar. Enerji içecekleri (alkolsüz); proteinle zenginleştirilmiş sporcu içecekleri.” hükümsüzlük şartlarının oluştuğu takdirinin mahkemeye ait olduğu"belirtilmiştir.
02/11/2023 tarihli farklı Bilirkişi heyetine ait heyet raporunda özetle;" ... tescil numaralı ... plus markasının 32. Sınıfta, ... tescil numaralı ... limonata markasının 32. Sınıfta,... tescil numaralı ... şekil markasının 32. Sınıfta,... tescil numaralı ... sorbe markasının 30. Sınıfta,... tescil numaralı serinlink markasının 05 / 29 / 30 / 32. Sınıfta,... tescil numaralı ... markasının 29 / 30 / 32. Sınıfta,99/010287 tescil numaralı ... şekil markasının 32. Sınıfta,... tescil numaralı ... şekil markasının 32. Sınıfta, ... tescil numaralı ... şekil markasının 32. Sınıfta, ... tescil numaralı ... şekil markasının 32. Sınıfta, ... tescil numaralı ... markasının 29 / 30 / 32. Sınıfta, ... tescil numaralı ... markasının 29 / 30 / 32. Sınıfta, ... tescil numaralı power ... markasının 29 / 30 / 32. Sınıfta, ... tescil numaralı light ... markasının 29 / 30/ 32. Sınıfta, ... tescil numaralı sport ... markasının 29 / 30 / 31 / 32. Sınıfta, 98/017660 tescil numaralı links markasının 29 / 30 / 32. Sınıfta, tescilli olduğu, Davalı adına ... tescil numaralı ŞEKİL ... markasının 32. Sınıfta tescilli olduğu, Davalı adına tescilli ... tescil numaralı markanın davacı adına 1998 yılından bu yana koruma altında olan ... esas unsurlu markalar ile iltibasa neden olacak derecede benzer olup olmadığı, SMK'nun 6/1 maddesinde belirtilen hükümsüzlük nedenlerinin mevcut olup olmadığı hususunda yapılan değerlendirmede; Davalı markasında yer alan ... ibaresinin büyük yazı karakteri ile yazıldığı ve ... ibaresinin markanın genel imajında çok küçük yer işgal ettiği, Davalı markasında renk unsuru bulunmakla beraber ... ibaresinin ön planda olduğu, avalı adına tescilli markanın bir bütün olarak ve markayı oluşturan ... ve ... ibareleri arasında tek ses farkı bulunması, ... kelimesinin yaygın bilinen bir anlamı olmaması ve geniş halk kitleleri nezdinde davacı tarafın markası ile karıştırılmaya elverişli olması nedeniyle markanın hükümsüzlüğünün talep edilebileceği, Davacının ... ibaresi üzerinde öncelik hakkının bulunup bulunmadığı, SMK'nun 6/3 maddesinde belirtilen hükümsüzlük nedenlerinin mevcut olup olmadığı Hususunda yapılan değerlendirmede; Davacı tarafın ... ibaresini ihdas ettiği ve 1998 den bu yana tesciller ve uzun süreli kullanım ile marka üzerinde üstün hakka ve öncelik hakkına sahip olduğu, ... markasının seri marka olarak tescille korunan bir marka olması nedeniyle SMK /3 anlamında evveliyetle hükümsüzlük şartlarının oluştuğu, Davacının markasının SMK'nun 6/4 maddesi uyarınca tanınmış marka olup olmadığı, SMK'nun 6/4 maddesinde belirtilen hükümsüzlük nedenlerinin mevcut olup olmadığı huşunda yapılan değerlendirmede; WIPO kriterlerinin veya Yargıtay içtihatlarının öngördüğü kıstasları karşılayacak kemiyette delil sunulmadığı, TPMK nezdinde davacı markası lehinde alınmış bir tanınmışlık kararı bulunmadığı, Bu nedenle davacı adına tescilli ... markasının Paris Sözleşmesi ve SMK 5/G ve SMK 6/4 maddeleri kapsamında tanınmış marka olup olmadığı konusunda değerlendirme yapılamayacağı, Davacının markasının SMK'nun 6/5 maddesi uyarınca tanınmış marka olup olmadığı, SMK'nun 6/5 maddesinde belirtilen hükümsüzlük nedenlerinin mevcut olup olmadığı hususunda yapılan incelemede; ... markasının davacı adına 1998 yılından bu yana tescilli olduğu ve markanın belirli emtialar bakımından bilinirliği haiz olduğu özellikle 32. Sınıfta yer alan “Sebze ve meyve suları, bunların konsantreleri ve özleri, meşrubatlar” bakımından SMK 6/5 anlamında tanınmış marka olduğu, 32. Sınıfta yer alan “Sebze ve meyve suları, bunların konsantreleri ve özleri, meşrubatlar” bakımından davalı adına tescilli ... tescil numaralı ... markasının hükümsüz kılınabileceği, Davalının markasının kötü niyetli tescil edilip edilmediği, SMK'nun 6/9 maddesinde belirtilen hükümsüzlük nedenlerinin mevcut olup olmadığı hususunda yapılan incelemede; Davacı taraf markasının 1998 yılından bu yana tescillere konu edilmesi, markanın ciddi şekilde kullanılıyor olması ve geniş halk kitlelerine hitap eden mecralarda marka ile ilgili bilgilerin kamuya sunulmuş olması ve dalanın davacı markalarını bilebilecek durumda nedeniyle davalı markasının SMK 6/9 anlamında hükümsüzlüğünün istenebileceği, SMK'nun 6/6 maddesinde belirtilen hükümsüzlük nedenlerinin mevcut olup olmadığı hususunda yapılan incelemede; davacı tarafın ticaret unvanında esaslı unsurun ... olduğu, davalı markasında bu ibareye ilişkin hiçbir atıf bulunmadığı, tescilli marka dışında sair hakka ilişkin ispatlanabilir bir beyan bulunmadığı, bu nedenle SMK 6/6 Anlamında hükümsüzlük şartlarının oluşmadığı, Davalının markasını kullanmasının davacının marka haklarına tecavüz ve haksız rekabet teşkil edip etmediği hususunda yapılan incelemede; Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 14.03.2022 tarih, 2019/5189 E. ve 2022/1852 K. sayılı kararı ile, markaların kendi özel yasası niteliğindeki 6769 sayılı SMK (mülga 556 sayılı Marka KHK) hükümleriyle korunduğu, markaların SMK kapsamında korunması sebebiyle bunların bir kez de yeni TTK’nin haksız rekabet hükümleriyle korunmasının gereksiz olduğu gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verildiği, kesinleşen bu kararın değerlendirmesinin muhterem mahkemeye ait olduğu, Davacı şişe tasarımının çok özgün, ayırt edilebilen ve bilinen bir tasarım olması nedeniyle salt bu nedenle haksız rekabet şartlarının oluştuğunun söylenemeyeceği, "belirtilmiştir.
Somut olayda toplanan tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde, davacı tarafından, davalı adına tescilli ... tescil numaralı"...+şekil" markası kullanımının kendi adına tescilli bulunan ... tescil numaralı "..." markasına, tecavüz ettiğini, haksız rekabet teşkil ettiğini ve davalı adına kayıtlı, ... tescil numaralı"...+şekil" markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava ettiği, davalı tarafından kendi markasında "..." ibaresi önünde "..." ibaresinin de bulunduğunu, sadece üç harfin benzerlik taşıdığını, iltibasın söz konusu olmadığını, markaların müşteri de bıraktığı izlenimin farklı olduğunu, benzerlik bulunmadığını ve şirketin unvanın da ... ibaresinin yer aldığını belirterek davanın reddine talep etmiş ise de, davacının, "..." ana unsurlu seri markaların sahibi olduğu, 5,29,30,31 ve 32. sınıflardaki mal ve hizmetler yönünden tescilli olduğu, ... tescil numaralı"...+şekil" markasının 32. Sınıftaki mal ve hizmetler yönünden davalı adına tescilli olduğu, davalı markasında yer alan ... ibaresinin büyük yazı karakteri ile yazıldığı ve ... ibaresinin markanın genel imajında çok küçük yer işgal ettiği, ... ibaresinin ön planda olduğu, davalı adına tescilli markanın bir bütün olarak ve markayı oluşturan ... ve ... ibareleri arasında tek ses farkı bulunması, yazım şeklinin, aynı olduğu, davacının markası ile şekil ve font olarak ve sağa eğik biçimde aynı şekilde kullanıldığı, renklerin aynı olduğu bu haliyle markalar arasında iltibasın oluştuğu, davacı markasının 1998 yılından bu yana tescillere konu edilmesi, markanın ciddi şekilde kullanılıyor olması ve geniş halk kitlelerine hitap eden mecralarda marka ile ilgili bilgilerin kamuya sunulmuş olması ve davalının, davacı markalarını bilebilecek durumda olduğu, davalının kötü niyeti olduğu anlaılmakla, SMK'nın 6/1,6/3,6/5 ve 6/9. Maddeleri uyarınca hükümsüzlük şartlarının gerçekleştiği ve davalı kullanımlarının davacıya ait markaya tecavüz ettiği anlaşılmakla mahkemece verilen kararın dosya kapsamına göre yerinde olduğu anlaşılmıştır.
Saptanan ve hukuksal durum bu olunca; tarafların dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla yapılan inceleme neticesinde davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1- Usûl ve yasaya uygun İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 08/12/2023 tarih ve 2022/210 E., 2023/273 K. sayılı kararına karşı davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 304,40 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,
3-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,
5- Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 01/10/2026