İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/409 E. 2026/762 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/409
- Karar No
- 2026/762
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/409 Esas KARAR NO : 2026/762
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 12/06/2025 KARAR TARİHİ : 12/10/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirketin bahçe ekipmanları, hırdavat ürünleri ve bir takım yedek parçaların ticareti ile uğraştığı, bu suretle davalı borçluya ürün verdiği, aralarında ticari ilişki bulunduğu, taraflar arasında ticari ilişkiye istinaden çeşitli tarihlerde verilen ürünlerin karşılığında ödenmesi gereken fatura tutarlarının davalı tarafından ödenmediği, bu sebeple icra takibi başlatıldığı, takibe haksız ve köyü niyetle itiraz edildiği, takibin durduğu, takibin haksız ve kötü niyetli olduğu, sunulan ekstrelerde de görüldüğü üzere davalının belli aralıklarla ürün aldığı, bunun karşılığında fatura düzenlenip gönderildiği, faturaların davalı tarafa bildirildiği, tüm faturaların davacının ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, icra inkâr tazminatına hükmedilmesinin gerektiği, davalının taraflar arasındaki ticari ilişkiye itiraz etmediği, sadece borca itiraz ettiği, faturaların davalı yana tebliğ edildiği, asıl alacağın davacıya ödenmediği, arabuluculuk görüşmelerinden sonuç alınamadığı belirtilerek itirazın iptali, takibin devamı, %20 den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesi, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; yetki itirazlarının bulunduğunu, icra takibinin yetkisiz yerde açıldığını, icra takibine yetki hususunda itiraz edilmiş olup, işbu itiraz karşısında takip yetkili yere gönderilmemiş ve huzurdaki dava da yetki itirazının iptali istenmemiş olup, davanın dava şartı yokluğu sebebiyle reddi gerektiğini, dava konusu alacakların zamanaşımına uğradığını, davacı tarafından müvekkil aleyhine başlatılan icra takibi haksız ve kötüniyetli olduğunu, davacı tarafından icra takibinde dayanılmayan delillere davada sdayanılmış olup bu husus usul ve yasaya aykırı olduğunu, faturanın tek başına alacak iddiasını kanıtlayan bir belge olmadığını, davacının iş bu davayı açmasında HMK md. 114/1-h uyarınca hukuki yararının bulunmadığını, zira TTK 18/3 uyarınca müvekkil şirkete hiçbir bildirim yapılmadığını belirterek usule ilişkin itirazlarımız dikkate alınarak davanın usulden reddine, Mahkemece esasa girilecek olursa yasal dayanaktan yoksun ve mesnetsiz davanın esastan reddine, davacı tarafın, asıl alacağın %20'sinden az olmamak üzere kötüniyet tazminatına mahkûm edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER VE GEREKÇE: Taraflara usulune uygun davetiye tebliğ edilmiş olup, ... 2. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosya UYAP sureti, ticaret sicil ve vergi kayıtları dosyamız içerisine alınmıştır. Dosya Mali Müşavir bilirkişiye tevdi edilmiş, düzenlenen 17/07/2026 tarihli raporda; davalı tarafından herhangi bir belge sunulmadığı gibi yerinde inceleme talebi de bulunmadığı, davacının da yerinde inceleme talebinin olmadığı, bu nedenle rapor dosya muhteviyatı belgeler çerçevesinde düzenlendiği, davacının davalı tarafından düzenlenen iade faturası da dahil tüm faturaları ticari defter ve kayıtlarına intikal ettirdiğinin görüldüğü, davacının 2024 yılında düzenlediği 5 adet faturanın davalıya tebliğ edildiği davalının vergi dairesi bildiriminden anlaşıldığı, davalı tarafından davacının düzenlediği faturalardan sadece bir tanesine kısmi iade faturası düzenlemiş olup, diğer faturalara süresinde itiraz edildiğine dair iddia ve belge sunmadığı, davalı tarafından fatura bedellerini ödediğine dair herhangi bir belge sunulmadığı, fatura içeriği incelendiğinde satılan malların çim biçme makinası, dal budama makinası gibi hacimli, elde taşınması mümkün olmayan, nakliye gerektiren mallardan oluştuğunun görüldüğü, davacı mal teslimine dair imzalı teslim tutanağı, nakliye faturası gibi bir belge sunmadığı, davacı tarafından fatura içeriği malların teslimine dair evrak sunulmamakla birlikte inceleme bölümünde ayrıntılı açıklandığı üzere fatura içeriği mallar için kısmi iade faturası düzenlenmiş olması fatura içeriği diğer malların kabulü sonucuna ulaşmanın da mümkün olduğu, bu çerçevede Mahkeme’nin takdiri raporda yapılan tespitler ile davacı kayıtlarının alacağın varlığı için yeterli delil oluşturduğu ve fatura konusu malların tesliminin yapıldığı yönünde olması halinde davacının 28.03.2025 takip tarihi itibarı ile toplam alacağının 749.244,00 TL olduğu, asıl alacak tutarı olan 749.244,00 TL’ye takip tarihinden tahsil tarihine kadar TCMB tarafından ilan edilen değişken oranlarda avans faizi talep edilebileceği belirtilmiştir. Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Dava, itirazın iptali davasıdır. Mahkememizce celp edilen ... 2. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra takip dosyasında; davacı/alacaklının 749.244,00-TL asıl alacağın tahsiline ilişkin icra takibine geçtiği, ödeme emrinin 02.04.2025 tarihinde davalı tarafa tebliği edildiği, davalının 07.04.2025 tarihli dilekçesi ile takibe, borca, yetki, faize ve borcun tüm ferilerine itirazı üzerine takibin durduğu ve İİK 67.maddesi uyarınca işbu davanın yasal süresi içerisinde açıldığı görülmüştür. HMK'nın 10. maddesi uyarınca akdin ifa edileceği yer yetkilidir. Sözleşmeye göre akdin ifa yeri yani hizmetin yapıldığı yer aynı zamanda TBK 89. Maddesi uyarınca para borcu alacaklının yerleşim yeri İstanbul olduğundan, davalının icra takibinde yapmış olduğu yetki itirazının reddine karar verilmiştir. HMK'nın 222/3 maddesinde tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği belirtilmiştir. Kural olarak; fatura konusu mal veya hizmetin teslimini ispat külfeti satıcıya ait olup, yasal delillerle desteklenmediği sürece fatura ve davacı defter kayıtları tek başına alacağın varlığını kanıtlamaz. Dolayısıyla satıcı, fatura konusu mal veya hizmetin alıcıya teslim edildiğini kanıtlamak zorundadır. Dosya mali müşavir bilirkişiye tevdi edilmiş ve dosya kapsamına uygun denetime açık ve hükme elverişli bilirkişi raporu ile davalı tarafından bilirkişi incelemesine ilişkin herhangi bir belge sunulmadığı gibi yerinde inceleme talebinde de bulunmadığı, davacının flash bellek halinde e-defter beratlarını sunmuş olduğu, dosya muhteviyatı kapsamı itibari ile yapılan incelemede, davacının davalı tarafından düzenlenen iade faturası da dahil tüm faturaları ticari defter ve kayıtlarına intikal ettirdiğinin görüldüğü, davacının 2024 yılında düzenlediği 5 adet faturanın davalıya tebliğ edildiğinin davalının vergi dairesi bildiriminden anlaşıldığı, davalı tarafından davacının düzenlediği faturalardan sadece bir tanesine kısmi iade faturası düzenlemiş olup, diğer faturalara süresinde itiraz edildiğine dair iddia ve belge sunmadığı, davalı tarafından fatura bedellerini ödediğine dair herhangi bir belge sunulmadığı, fatura içeriği incelendiğinde satılan malların çim biçme makinası, dal budama makinası gibi hacimli, elde taşınması mümkün olmayan, nakliye gerektiren mallardan oluştuğunun görüldüğü, davacı mal teslimine dair imzalı teslim tutanağı, nakliye faturası gibi bir belge sunmadığı, davacı tarafından fatura içeriği malların teslimine dair evrak sunulmamakla birlikte, fatura içeriği mallar için kısmi iade faturası düzenlenmiş olması fatura içeriği diğer malların da kabulü gerektiği, kaldı ki davalı vekili tarafından sunulan bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde, söz konusu malların ...Müdürlüğü tarafından yapılan 09.09.2024 tarihli ve ... ihale kayıt numaralı ''..."ihalesi kapsamında davacı şirket tarafından bir takım malzemeleri tedariki doğrudan belediyeye yapmakta olduğunun bildirildiği, her ne kadar itiraz dilekçesinde müvekkili ile dava dışı idare arasında sözleşme imzalandıktan sonra, 23.01.2025 tarihinde müvekkile yapılan yeni "kesinleşen ihale kararı" tebliği ile Kamu İhale Kurulu tarafından verilen ... tarihli ve... sayılı karar gereğince sözleşmesi sona erdirilmiş olduğu belirtilmekte ise de bu hususun taraflar arasındaki iç ilişkiyi ilgilendirdiği ve davacıya karşı ileri sürelemeyeceği değerlendirilerek, bilirkişi raporu doğrultusunda davacının 28.03.2025 takip tarihi itibarı ile toplam alacağının 749.244,00 TL olduğu, asıl alacak tutarı olan 749.244,00 TL’ye takip tarihinden tahsil tarihine kadar TCMB tarafından ilan edilen değişken oranlarda avans faizi talep edilebileceği anlaşıldığından; davanın kabulü ile, ... 2.İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyasında davalı borçlu tarafından yapılan itirazın iptali ile, takibin takip talebindeki kayıt ve şartlarla aynen devamına şeklinde karar verilmiştir. İcra inkar tazminatı talebi yönünden ise; İİK 67/2 maddesinde " Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir." denilmektedir. Borçlunun icra inkar tazminatı ile mahkumiyeti açısından itirazın kötü niyetli olması şartı aranmayıp geçerli bir takibin ve itirazın bulunması, takip konusu alacağın belirlenebilir (likid) alacak olması ve davalının itirazında haksız olması gerekmektedir. "Likid alacak" kavramına gelince; eğer borçlu, ödeme emri ile kendisinden istenilen alacak bakımından borçlu olduğunu bilmekte veya bilmek durumunda ise ve buna rağmen itiraz ederse, itirazında haksızdır. O halde, borçlunun haksız olup olmadığının saptanabilmesi için, “alacağın bilinmekte veya bilinmek durumunda olması”nın ne anlama geldiği önem arz etmektedir. Öğretide genel olarak kabul edildiği üzere, borçlu, alacaklının icra takibinde talep ettiği alacağı veya alacağın bütün unsurlarını bilmekte veya bilmek (kolayca hesap edebilmek) durumunda ise ve alacağın miktarının belirlenmesi için tarafların ayrıca mutabakata varmasına (anlaşmasına) veya mahkemenin tayin edeceği bilirkişi eliyle bir değerlendirme yapılmasına ihtiyaç yoksa, alacak likidedir. Yargıtay’ın çeşitli kararlar vesilesiyle genel olarak yaptığı tanım da buna paraleldir: Ör- neğin, Hukuk Genel Kurulu'nun emsal kararlarında belirtildiği ve benimsendiği üzere , “alacağın gerçek miktarı belli ve sabit ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmekte veya bilinmesi gerekmekte ve böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesi mümkün ise başka bir ifadeyle, borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise alacak likiddir." Yargıtay'ın burada ifade ettiği, “borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise” ölçütü çok önemlidir. Burada dile getirilen borçlunun “yalnız başına” tespiti hususu, alacağın ve miktarının borçlu tarafından bütün unsurları ile bilinebilir (hesap edilebilir) olması ve bu konuda alacağın tespiti için ayrıca yargılama yapılmasına gerek olmaması anlamındadır. Alacağın likid olması bakımından “alacağın muhakkak bir belgeye bağlı olması" da şart değildir. ( İcra İnkar Tazminatı Açısından “Likid Alacak” Kavramı - Prof. Dr. Ejder Yılmaz/ Bankacılar Dergisi, Sayı 67, 2008) Açıklamalar doğrultusunda; takibe konu alacağın likit ve belirlenebilir olduğu, yine davalının hakkındaki icra takibine haksız olarak itiraz ederek durmasına neden olduğu da dikkate alınarak asıl alacağın % 20'si oranındaki icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçeleri yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KABULÜ ile, 1-... 2.İcra Müdürlüğünün ...esas sayılı takip dosyasında davalı borçlu tarafından yapılan itirazın İPTALİ ile, takibin takip talebindeki kayıt ve şartlarla aynen DEVAMINA, 2-İİK. 67/2. Maddesi uyarınca asıl alacağın %20’si oranında (149.848,80-TL) icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 2-Harçlar kanunu gereğince dava değeri üzerinden alınması gereken toplam 51.180,86-TL harçtan daha önceden ödenen toplam 9.049,00-TL harç düşüldükten sonra eksik kalan 42.131,86-TL harcın davalıdan alınarak hazineye irad kaydına, 3-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T (madde-13 Üçüncü Kısım) göre hesaplanan 118.387,00-TL nisbi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Davacı tarafından yapılan; 9.049,00-TL Peşin/nisbi Harcı, 5.000,00-TL Bilirkişi ücreti, 592,50-TL Tebligat, Posta ve diğer masraflar, olmak üzere toplam 14.641,50TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(11)-(13)- (14) maddesi ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 4.600,00-TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsiliyle Hazine adına gelir kaydına, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı davalı tarafın yokluğunda gerekçeli kararın tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, HMK 342.maddesine uygun olarak düzenlenmiş dilekçenin, HMK 343.maddesi gereğince Mahkememize ve Mahkememize gönderilmek üzere başka yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilmesi ve HMK 344.maddesinde belirtilen harç ve giderlerin yatırılması sureti ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar tefhim edildi, usulen anlatıldı.12/10/2026
Katip ... ¸e-imzalıdır
Hakim ... ¸e-imzalıdır