İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2026/145 E. 2026/863 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2026/145
Karar No
2026/863
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO:2026/145 Esas KARAR NO:2026/863

DAVA:İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ:19/02/2026 KARAR TARİHİ:20/10/2026

İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı tarafından, davalı aleyhine: 05/08/2025 tarihli ... numaralı faturadan kaynaklanan bakiye cari alacak nedeniyle, 2.153,98 USD asıl alacak için .... İcra Müdürlüğü 2025/... E. sayılı dosya ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, takipte; asıl alacağa takip tarihinden fiili ödeme gününe kadar kamu bankalarının 1 yıla kadar USD mevduatlara fiilen uyguladığı azami faiz oranı icra masrafları ve vekalet ücreti fiili ödeme tarihindeki TL kuru üzerinden tahsil talep edildiğini, davalı hiçbir somut gerekçe göstermeden borca itiraz ettiğini ve takibin durduğunu, itirazında haksız olduğunu ileri sürerek dilekçesinde bildirmiş olduğu diğer nedenlerle; davalının .... İcra Müdürlüğü 2025/... E. sayılı dosyasına yaptığı itirazın iptaline, takibin devamına, davalının haksız itirazı nedeniyle alacağın %20’sinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatına mahkûm edilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. SAVUNMA: Davalı tarafa usulüne uygun tebligat yapıldığı, süresinde cevap dilekçesi sunmadığı anlaşılmıştır. DELİLLER: .... İcra Dairesinin 2025/... E. Sayılı dosyası, bilirkişi raporu. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: Dava, davacı tarafın bakiye fatura alacağının tahsili amacıyla başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali ve icra inkar tazminatı talebine ilişkindir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun (TMK) 6. maddesi uyarınca kural olarak, aksi kanunca belirlenmedikçe iki taraftan her biri iddiasını ispata mecburdur. Bu hüküm, kaynak İsviçre Medeni Kanunu’ndaki şekli gibi, “bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran taraf, o vakıayı ispat etmelidir” şeklinde anlaşılmalıdır. 6102 sayılı TTK'nın 21/2.maddesi şu şekildedir: ''Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır''. TTK'nın 21/2.(6762 sayılı TTK'nın 23/2.) maddesi ile faturanın tacirler arasında ifaya yönelik ispat aracı olduğu, süresinde itiraz edilmemekle münderecatından sayılan hususlar yönünden düzenleyen lehine, adına fatura düzenlenen aleyhine bir karine getirilmiştir. Bu karine faturanın ispat gücünü ortaya koymaktadır. Fatura düzenleyen tacirin anılan karineden yararlanabilmesi için fatura tanzim edenle, adına fatura tanzim edilen arasında akdi ilişki bulunması, faturanın akdin ifasıyla ilgili düzenlenmesi gerekir. Fatura sözleşmenin kurulma safhasıyla ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin bulunması gerekir. Ticari davalarda yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasada delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delil olarak düzenlediği açıkça anlaşılmaktadır. Ticari defterler kesin delillerden ise de ancak HMK 222. maddedeki koşullar çerçevesinde ispat aracı olabilir. Ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Her iki ticari defterlerde yer alan kayıtlar birbiri ile uyuşması halinde ticari defterler, içeriğine göre delil vasfına sahip olabilecektir. Yapılan bu genel açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davacı tarafından, taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında düzenlenen 05.08.2025 tarihli ... numaralı faturadan kaynaklanan bakiye cari alacağının bulunduğu, bu alacağın tahsili için girişilen icra takibine haksız ve kötüniyetli bir şekilde itiraz edildiği ileri sürülmüştür. .... İcra Dairesinin 2025/... Esas sayılı dosyası incelendiğinde; davacı tarafından, davalı aleyhine, 19/09/2025 tarihinde, "05.08.2025 tarih, Fatura ... dan kalan bakiye cari alacak" sebebine dayalı olarak 2.153,98-USD asıl alacak üzerinden ilamsız takibe girişildiği, ödeme emrinin davalıya usulüne uygun şekilde tebliğ edildiği, borçlu şirket yetkilisinin süresinde borca ve ferilerine itiraz etmesi üzerine takibin durdurulmasına karar verildiği ve eldeki davanın hak düşürücü süre içerisinde açıldığı anlaşılmaktadır. Mahkememizce, taraflarca sunulan deliller ve ticari defter ve kayıtlar incelenmek suretiyle, davacının takip tarihi itibariyle davalıdan alacağının bulunup bulunmadığının ve bulunuyorsa miktarının tespiti için dosya mali müşavir bilirkişiye tevdi edilmiştir. Bilirkişinin 11/08/2026 tarihli raporunda özetle; "-Davaya konu faturanın, davacı tarafça incelemeye sunulan ticari defter kayıtlarında davalıya ait 120.10.01490 kodlu cari hesapta kayıtlı olduğu, davalı tarafça ticari defter ve kayıtları incelemeye sunulmadığından davalı tarafın defterlerindeki kayıt durumunun tespit edilemediği, -Davalının 05.08.2025 tarihinde 100.000,00 TL (fatura üzerindeki 40,66720 kuru ile 2.458,98 USD) ödeme yaptığının davacı kayıtlarında görüldüğü, başka bir ödeme yapılmışsa ispat yükünün davalı tarafta olduğu, bu ödemenin mahsubu sonrasında davacının bakiye 2.153,98 USD alacağının kaldığı, -Takibe konu faturanın e-fatura düzeninde, “TEMELFATURA” senaryosu ve “SATIŞ” tipi ile düzenlendiği, faturanın dava dosyasında bulunan nüshası üzerinde “İRSALİYE YERİNE GEÇER” ibaresi ile “ÇIKIŞI GÖRÜLDÜ Tarih: 05.08.2025” kaşesi ve teslim alan kısmında imza bulunduğu, imzanın aidiyetinin tespitinin teknik inceleme gerektirdiği, fatura “TEMELFATURA” senaryosunda düzenlendiğinden sistem içi red imkânının bulunmadığı, dosyada davalı tarafça faturaya itiraz edildiğine ilişkin herhangi bir belge bulunmadığı, -Davacı kayıtlarında ayrıca 17.09.2025 tarihli, A-... belge numaralı ve “... GİYİM SAN.TİC.A.Ş. - ...” açıklamalı kayıtla, icra takibine konu edilen 2.153,98 USD (41,2295 kuru ile 88.807,52 TL) tutarındaki alacağın cari hesaptan çıkarılarak takip kapsamında izlenmeye başlandığı; 31.12.2025 tarihli, A-... belge numaralı kayıtla da bu nakilden kaynaklanan 1.211,35 TL tutarındaki kur farkının kapatıldığının görüldüğü, bu kayıtların bir tahsilata ilişkin olmayıp alacağın izlendiği hesabın değişmesine ilişkin olduğu, -Yapılan mutabakatta; takip tutarının (2.153,98 USD) hem davacı defter kayıtlarındaki fatura toplamı (4.612,96 USD) hem de takip tarihi itibarıyla açık bakiye ile uyumlu olduğu, fatura toplamı ile takip tutarı arasındaki tek farkın, takip tutarının belirlenmesinde mahsup edilmiş olan takip öncesi 05.08.2025 tarihli 2.458,98 USD tutarındaki tahsilat olduğu, -28 Temmuz 2020 tarihinde Resmî Gazete’de yayımlanan 7251 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun ile değişiklik yapılan 6100 sayılı HMK m. 222/3'ün “İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir” hükmünü havi olduğu, yapılan ihtara rağmen davalı tarafın ticari defter ve kayıtlarının incelemeye sunmadığı, bu nedenle usul ve yasaya uygun olarak tutulmuş olan davacı şirket ticari defter kayıtlarının, sahibi lehine delil olarak kabul edilerek 17.09.2025 takip tarihi itibarıyla davacının davalıdan 2.153,98 USD alacaklı olduğunun değerlendirildiği" mütalaa edilmiştir. Tüm dosya kapsamı birlikte incelenip değerlendirildiğinde; davacının faturaya dayalı alacağının kısmen ödenmediğini ileri sürerek davalı aleyhine icra takibine giriştiği, mahkememizce taraflara usulüne uygun şekilde ihtarat yapılarak delil ve ticari defterlerini sunmak için süre verildiği, davacı tarafça defterlerinin dosyaya sunulduğu, bu defter ve kayıtlar üzerinde bilirkişi incelemesi yapıldığında, davaya konu KDV dahil toplam 4.612,96-USD'lik faturanın davacı defterlerinde kayıtlı olduğunun anlaşıldığı, yine aynı defter kayıtlarına göre davalının davacıya 2.458,98 USD karşılığı 100.000,00-TL ödeme yaptığının da belirlendiği, dolayısıyla davacının bakiye 2.153,98 USD alacağının görüldüğü, davacının da takibe bu bedel üzerinden giriştiği, davaya konu faturanın temel fatura senaryosu ve satış tipi ile düzenlendiği, üzerinde "irsaliye yerine geçer" ibaresinin bulunduğu ve ayrıca teslim alan kısmında imza bulunduğu anlaşılmakla; davalı yanın usulüne uygun şekilde yapılan ihtara rağmen ticari defterlerini ibraz etmemesi de gözetilerek ve buna göre davacı defter kayıtlarının sahibi lehine olacağı kanaatine varılarak rapor doğrultusunda davanın kabulüne ve alacak likit olduğundan icra inkar tazminatı talebinin de kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davanın KABULÜ ile .... İcra Dairesinin 2025/... Esas sayılı takip dosyasında davalı borçlunun yapmış olduğu İTİRAZIN İPTALİNE, TAKİBİN DEVAMINA, 2-Alacak likit olduğundan asıl alacak miktarının %20'si oranında hesaplanan 17.519,23-TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince alınması gerekli olan 5.983,69-TL ilam harcından, başlangıçta yatırılan 1.166,36-TL peşin harcın mahsubu ile eksik kalan 4.817,33-TL ilam harcının davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 4-Davacı tarafından yapılan 1.116,36-TL peşin harç, 732,00-TL başvurma harcı, 104,00-TL vekalet harcı ve 8.085,00-TL tebligat/posta/bilirkişi gideri olmak üzere toplam 10.037,36-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap ve takdir olunan 45.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, 6-Davalı tarafça yapılan masrafın kendisi üzerinde bırakılmasına, 7-6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 4.600,00-TL arabulucu ücretinin davalıdan alınarak maliyeye gelir kaydına, 8-Bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 HAFTA içinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemelerine İSTİNAF yolu açık olmak üzere verilen karar açıkca okunup, usulen anlatıldı.20/10/2026

Katip .... e-imzalı

Hakim ... e-imzalı

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2026/145, K. 2026/863, T. 20.10.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2026-145-e-2026-863-k-aca156044254