Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2023/1662 E. 2026/2182 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2023/1662
- Karar No
- 2026/2182
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2023/1662 KARAR NO : 2026/2182
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 01/06/2023 NUMARASI : 2022/407 Esas 2023/456 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat BAM KARAR TARİHİ : 07/10/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 09/10/2026
Davalı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı ... Cep Telefonu, fotoğraf makinesi ve aksesuvarları ticareti ile uğraşmakta, uzun senelerdir bu iş ile iştigal ettiğini, davacının gerek iş yerinden, gerekse internet üzerinden satışlar yapmakta, internet üzerinden satıp faturalandırdığı ürünleri de uzun yıllardır davalı taraf olan... şirketi aracılığı ile göndermektedir ve halen daha bu şirketle çalıştığını, taraflar uzun yıllardır birlikte çalıştıkları için ve müvekkilin gönderilecek ürünleri günün belli bir saatinde toplu olarak davalı firmaya teslim ettiği için, gönderilere genellikle gönderilen ürünün içeriği girilmeden bu gönderimler yapılmakta ve ürünler alıcılara ulaştırılmakta olduğunu, davacının gönderdiği ürün alıcıya ulaştırılamadığını, 19.11.2021 tarihinde davacı tarafça 275...numara ile faturalandırılan ....model bir adet telefon alıcı ...'a (TC:...) gönderilmek üzere paketlenerek, davalı firmanın İzmir... Şubesine teslim edildiğini, davalıya teslim edilen telefonun gönderi takip kodu 626947463... olduğu, bu gönderi takip numarası şu an bile sorgulandığında ürünün alıcıya teslim edilmediği ve halen daha dolaşımda olduğu görülmediğini, davacının telefon aracılığıyla yaptığı tüm görüşmeler sonuçsuz kaldığını, bunun üzerine İzmir 15. Noterliği aracılığı ile 04.03.2022 tarihli 3182 yevmiye numaralı ihtarname ile davalı tarafa başvurulduğunu, zararının giderilmesi talep edilmiş, davalı taraf 10.03.2022 tarihinde kendisine teslim edilen bu ihtarnameye hiçbir cevap vermediğini belirterek davalının ihmali davranış, kasten veya pervasızca davranışları sebebiyle ulaştıramadığı, halen daha gönderimde görünen, alıcıya teslim edilmemiş, kayıp durumda olan .... model ürünün faturalandırılmış fiyatı olan ve aynı zamanda davacının zararı olan 21.500,00 TL'nin avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak müvekkiline verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Teslim anında kargonun içeriği ve değeri davalı şirkete bildirilmediğinden gönderenin kusursuz sorumluluğu bulunduğunu, kargo teslim alma fişinden de açıkça sabit olduğu üzere kargonun içeriği paket olarak belirtildiğini, bu nedenle kabul anlamına gelmemek üzere davalının sorumlu olduğunun kabulü halinde dahi bu sorumluluk gönderinin net olmayan ağırlığının her bir kilogramı için 8,33 özel çekme hakkını karşılayan tutar ile sınırlı olduğunu, davalı şirket tarafından kargo içeriğinin bilinmesi mümkün olmayıp davacının tüm bu iddialarının ispata muhtaç olduğu açık olduğunu, davalı şirketin kendisine taşınmak üzere teslim edilen kargonun içeriğini araştırma (açarak içine bakma, vs.) hak ve yetkisi bulunmadığından içerik konusunda teslim edenin beyanına itibar edileceği açıktır ve tartışmasızdır, kaldı ki kanun gereği olduğunu, kabul anlamına gelmemek üzere davacının içeriği davalı şirket'e bildirilmeyen paketin içerisinde dava konusu cep telefonlarının olduğu yönündeki iddiası ispata muhtaç olduğunu, kargo teslim alma belgesinde kargo içeriği paket olarak beyan edildiğini, davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde kargo içeriği hakkında gönderi anında davalı şirkete bir bilgilendirme yapılmadığı davacı tarafça kabul edildiğini belirterek Yargıtay kararları doğrultusunda davanın reddine, yargılama giderlerinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama neticesinde İstinaf incelemesine konu karar ile: "...Dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 863. madde hükmüne göre, sözleşmeden, durumun gereğinden veya ticari teamülden aksi anlaşılmadıkça; gönderen, eşyayı, taşıma güvenliğine uygun biçimde araca koyarak, istifleyerek, bağlayarak, sabitleyerek yüklemek ve aynı şekilde boşaltmak zorundadır. Taşıyıcı, ayrıca yüklemenin işletme güvenliğine uygun olmasını sağlamakla yükümlüdür. Aynı Kanun'un 864. madde hükmünde de, gönderenin kusursuz sorumluluk halleri düzenlenmiş olup, buna göre, gönderen kusuru olmasa da yetersiz ambalajlamadan ve işaretlemeden kaynaklanan, taşıyıcının zararları ile giderlerini tazminle yükümlüdür. Ambalaj ve işaretlemenin nasıl yapılması gerektiğine ilişkin 862. madde hükmüne göre, eşyanın niteliği, kararlaştırılan taşıma dikkate alındığında, ambalaj yapılmasını gerektiriyorsa, gönderen, eşyayı zıya ve hasardan koruyacak ve taşıyıcıya zarar vermeyecek şekilde ambalajlamak zorundadır. Ayrıca gönderen, eşyanın sözleşme hükümlerine uygun şekilde işleme tabi tutulabilmesi için işaretlenmesi gerekiyorsa, bu işaretleri de koymakla yükümlüdür. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'na tabi taşımalarda eşyanın ambalajlanması kural olarak gönderene aittir. Taraflar arasındaki taşımanın niteliği ve sözleşme ise ambalajlama ve işaretlemenin niteliğine ilişkin olarak belirgin bir rol oynar. Yetersiz ambalajlama ya da işaretlemenin hem gönderenin hem de taşıyıcının sorumluluk alanında gerçekleşen iş ve işlemlerden kaynaklanması halinde zarar, sebep olma oranına göre paylaşılacaktır. Bu yaklaşım 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 864/3. hükmüne de uygun olacaktır. Buna göre, zararın veya giderlerin doğmasında taşıyıcının davranışlarının da etkisi olmuşsa, tazmin yükümlülüğü ile ödenecek tazminatın kapsamının belirlenmesinde, bu davranışların ne ölçüde etkili oldukları da dikkate alınır. Taşıma nedeni ile meydana gelen zıya, hasar ve gecikme sonucu oluşan zararın tazmininden sözedilebilmesi için öncelikle taşıyıcının sorumluluğunun belirlenmesi, sorumluluğun doğması halinde ise tazmin edilecek zararın kapsamı ve sınırlarının belirlenmesi gerekmektedir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 875. maddesi gereğince taşıyıcı, eşyanın taşınmak üzere teslim alınmasından teslim edilmesine kadar geçecek süre içinde, eşyanın zıyaından, hasarından veya teslimindeki gecikmeden doğan zararlardan sorumludur. Taşıyıcının sorumluluktan kurtulmasında genel sebepler ve özel sebepler ayrımı yapılmış olup taşıyıcı ancak 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 875/3, 876 ve 878. maddesinde gösterilen hallerin mevcudiyetini ispat etmek suretiyle mesuliyetten kurtulabilir. Eşyanın taşıma süresini taraflar aralarında kararlaştırabilirler. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 873. maddesi uyarınca taraflar arasında taşıma süresinin kararlaştırılmış olması halinde taşıyıcı bu süre içerisinde, her hangi bir sürenin belirlenmemiş olması durumunda ise şartlar dikkate alındığında özenli bir taşıyıcıya tanınabilecek makul süre içerisinde teslim etmekle yükümlüdür. Taşıyıcının eşyanın geç tesliminden sorumlu tutulması halinde tazmin edilecek zararın kapsamı ve sınırları belirlenmelidir. Taşıyıcının sorumluluğu 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 882. maddesinin 3. fıkrası uyarınca taşıma ücretinin üç katı tutar ile sınırlıdır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 882.maddesine göre, 880. ve 881. maddeleri uyarınca ödenecek tazminat, gönderinin net olmayan ağırlığının her bir kilogramı için 8,33 Özel Çekme Hakkını karşılayan tutar ile sınırlıdır. Gönderinin münferit parçalarının zıyaı veya hasarı hâlinde taşıyıcının sorumluluğu; gönderinin tamamı değerini kaybetmişse tamamının, gönderinin bir kısmı değerini kaybetmişse, değerini kaybeden kısmının, net olmayan ağırlığının her bir kilogramı için 8,33 Özel Çekme Hakkını karşılayan tutar ile sınırlıdır. Ancak 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 886. maddesi uyarınca taşıyıcı veya 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 879. maddede belirtilen kişiler zarara, kasten veya pervasızca bir davranışla ve böyle bir zararın meydana gelmesi ihtimalinin bilinciyle işlenmiş bir fiil veya ihmalle sebebiyet verdiklerinin ispat edilmesi halinde sorumluluktan kurtulma hâllerinden ve sorumluluk sınırlamalarından yararlanamayacaklardır. Yapılan açıklamalar kapsamında, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 875. maddesi gereğince taşıyıcı eşyanın kararlaştırılan sürede, böyle bir sürenin kararlaştırılmamış olması halinde makul süre içerisinde teslimi ile sorumludur. 4925 sayılı Karayolu Taşıma Kanunu'nun Tanımlar başlıklı 3. maddesinde kargo, tek parçada en fazla yüz kilogramı geçmeyen genellikle ambalaj ve kap içerisinde olan küçük boyutlu koli, sandık, paket gibi parça eşya olarak tanımlanmıştır. Kural olarak, eşyanın ambalajlanması gönderene ait olsa da, kargo taşımasının niteliği gereği, davalının da eşyanın ambalajı hususunda nezaret yükümlülüğü olduğunun kabulü gerekir. Taşıyıcı, eşyanın taşınmak üzere teslim alınmasından alıcıya teslim edilmesine kadar geçecek süre içinde, eşyanın zıyaından, hasarından veya teslimindeki gecikmeden doğan zararlardan sorumludur. Mahkememizin 08/12/2022 tarihli oturumunda davacı tanığı ..., kendisinin davacı ile birlikte yaklaşık 9 yıldır beraber çalıştığını, dava konusu olan kargo siparişi kendisinin hazırladığını, kargo şubesine kendisinin gittiğini, ayrıca kendilerinin iş yerinde siparişlerini davalı ... kargonun ... şubesi ile gönderdikleri için şubede kendilerinin genelde müşterilerinin fotoğraf makinesi ve telefon gibi cihazları gönderdiklerini bildirdirdikleri için dava konusu telefonu müşteriye gönderirken paket içerisinde telefon olduğuna dair şubeye herhangi bir bilgilendirme yapmadığını, şubede kendilerine gönderilerinin içinde ne olduğunu sormadığını, işlerinin gereği gönderilerinin teknolojik cihazlarının olduğunu bildiklerini beyan etmiştir. Mahkememizce davacı tanığı olan ...'ın ikamet adresine bağlı Nöbetçi Bakırköy Asliye Ticaret Mahkemesine yazılan talimat doğrultusunda; kendisinin 2021 yılının 19-20 kasımında telefonla .... ile görüşerek ....lık sipariş ettiğini, havale ederek telefon ücretini ödediğini, bir kaç gün beklediğini fakat kargo ile ürün kendisine teslim edilmediğini, bunun üzerine.... parasını kendisine geri iade ettiğini, adına kargo teslim alındığına dair .... tarafından kendisine mesaj atılıp atılmadığını hatırlamadığını, .... kendisine telefonu .... ile göndereceğini söylediğini beyan etmiştir. Somut olay mahkememizce değerlendirilerek dosya Nitelikli Hesap Uzmanı (Ticaret/Taşıma konusunda uzman) tevdi edilmiş ve rapor aldırılmıştır. 106/03/2023 tarihli bilirkişi raporunda; Davacı ... ile davalı ... A.Ş. arasında, dava konusu gönderinin dava dışı ...'a teslimi konusunda bir taşıma sözleşmesinin bulunduğu, tarafın gönderen, davalı şirketin taşıyıcı, konumunda olduğu: bu ilişkide davacı ...'ın ise gönderilen 19.11.2021 tarihinde davacı ... tarafından, dava dışı ...'a gönderilmek üzere, 2 kg ağırlığındaki bir adet paketin davalı şirketin İzmir....şubesine teslim edildiği, gönderi takip numarasının 626947463... olduğu; Takip numarasıyla arama yapıldığında, gönderinin teslimat tarihi 20.11.2021 rağmen, bir yılı aşkın olmasına bir süre boyunca gönderilene teslim edilmediğinin, gönderinin ancak eldeki dava açıldıktan tam yedi ay bir gün sonra, 19.12.2022 tarihinde... İsimli bir kişiye teslim edildiğinin görüldüğü; Bir gün olan taşıma süresi (teslimat tarihi 20.11.2021) üzerinden yirmi günden çok daha uzun bir sürenin geçtiği, davacının gönderinin teslim edilmesini beklemeden zıya karinesine dayanarak eldeki nedeniyle 21.500,00 TL sorumluluğunun kapsamının ve davayı açtığı ve eşyanın Zıyai tutarında tazminat talep ettiği, davalı-taşıyıcının sorumluluğunun kapsamının ve sınırlarının zıyadan sorumluluk hükümleri çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini, davalı-taşıyıcının gönderiyi bir yılı aşkın bir süre boyunca alıcıya teslim etmediği, teslimatı da ancak dava açıldıktan aylar sonra 19/12/2022 tarihinde gönderilen ...'a değil .... isimli başka bir kişiye yaptığı, davalı - taşıyıcının gönderinin akıbeti hakkında herhangi bir açıklama sunmadığı, bu durum karşısında davalı - taşıyıcının pervasızca hareket ettiği ve ispatlanması halinde davacının zararının tamamından sorumlu olduğu, davacının gönderinin içeriği hakkında davalı - taşıyıcıya bilgi vermediği kargo cinsinin sisteme yalnızca "paket" olarak girildiği, paketin içeriğinin neyden ibaret olduğunu ve zıyaa uğrayan eşyanın ne olduğu davacı tarafın ispat etmesi gerektiği, davacı ... tarafından dava dışı ... adına düzenlenen faturanın düzenlenme tarihinin dava konusu gönderinin kabul tarihiyle örtüşmesi ve gönderenin davacı ... gönderilenin ise ... olması, dava dışı ...'ın tanık beyanında da o tarihte davacıdan telefon satın aldığını doğrulaması karşısında gönderilen pakette yer alan ürünün bu faturanın konusunu oluşturan .... model ürün olduğu kabul edilebileceği, davacının paket içeriğini ispatladığının kabul edilmesi durumunda davacının fatura değeri olan 21.500,00-TL 'yi gönderinin zıyaa uğradığının kabul edildiği ( taşıma süresinden yirmi gün sonraki) tarih olan 10/12/2021 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte talep edebileceği, buna karşılık gönderinin içeriğinin ne olduğunun davacı tarafından ispat edilemediğinin kabul edilmesi durumunda davalı - taşıyıcının gönderinin zıyaından ancak TTK m. 882'deki sorumluluk sınırı çerçevesinde sorumlu tutulabileceği gönderinin ağırlığı 2 Kg olarak belirtildiğinden davalının sınırlı sorumluluğunun 2x8,33 ÖÇH den ibaret olduğu, Özel Çekme Hakkınının gönderinin davalı-taşıyıcıya teslim edildiği 19/11/2021 tarihindeki değere göre Türk Lirasına çevrilmesi gerektiği, bu tarihte Özel Çekme Hakkı Merkez Bankasınca 15,4456 Tl olarak belirtildiğinden davalı-taşıyıcının gönderinin zıyaından dolayı sınırlı sorumluluğunun (2x8,33x15,4456) = 257,32 TL olduğu sonuç ve kanaatine varıldığını bildirmiştir. Her ne kadar davalı vekili tarafından sorumluluktan kurtulma amacıyla kargo içeriğinin davalı şirket tarafından bilinmesinin mümkün olmadığından bahisle davalı şirketin sorumluluğunun özel çekme hakkı ile sınırlı olduğu gözetilerek karar verilmesi talep edilmiş ise de 6102 sayılı TTK'nın 886.maddesinde "Zarara kasten veya pervasızca bir davranışla ve böyle bir zararın meydana gelmesi ihtimalinin bilinciyle işlenmiş bir fiilinin veya ihtimalinin sebebiyet verdiği ispat edilen taşıyıcı veya 879. Maddede belirtilen kişiler bu kısımda öngörülen sorumluluktan kurtulma hallerinden ve sorumluluk sınırlamalarından yararlanamaz" hükmü düzenlenmiş olup, tanık beyanları, mail yazışmaları, ihtarname ve tüm dosya kapsamınca; davalının dava konusu taşımaya ilişkin eşyanın taşıma belgesinde görüldüğü üzere 1 adet paket içerisinde taşındığının kabulü gerektiği, içerisindeki 3 adet eşyanın kaybıyla ilgili akıbetine ilişkin davalı tarafça bir açıklama getirilemediği, 6102 sayılı TTK'nın 886. maddesi gereğince taşıyıcının sınırlı sorumluluğunun istisnasını oluşturduğu ve sınırlı sorumluluktan yararlanamayacağı anlaşılmakla açılan davanın kabulüne 21.500,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.'" şeklindeki gerekçesi ile; "Davanın KABULÜ ile; 21.500,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine," şeklinde karar verilmiştir. İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davacı, kargo içeriğini eksik ve yanlış beyan ettiğinden gönderenin kusursuz sorumluluğu ilkesi dikkate alınması gerektiğini, bilirkişinin bu hususu değerlendirmeksizin rapor oluşturması ve müvekkil şirketin sorumlu olduğu yönünde ki değerlendirmesi hatalı olduğunu kargo teslim alma fişinden de açıkça sabit olduğu üzere kargonun cinsi paket olarak belirtilmiş olduğunu, kargo içerğine ilişkin fatura ve irsaliye teslim anında davalı müvekkile teslim / ibraz edilmediğini, yargılama aşamasında alınan bilirkişi raporundaki davalı müvekkilinin pervasızca hareket ettiği ve davacının zararının tamamından sorumlu olduğu yönünde ki değerlendirmesinin hatalı olduğunu, bilirkişi raporunda TTK 882'ye göre hesaplama yaparken, somut olayda gönderinin 2 kg ağırlığında olduğunu baz alarak 8,33 çekme hakkı üzerinden alternatifli hesaplama yaptığını, içeriğinde ... model telefon olduğu iddia edildiği dikkate alındığında dava konusu ... model telefonun bu ağırlıkta olmasının da teknik olarak mümkün olmadığını, davalı müvekkilinin taşımadan kaynaklı sorumlu olduğunun kabulü halinde dahi bu sorumluluğunun kargo içeriğinin / cinsinin paket olarak beyan edildiği dikkate alındığında TTK düzenlemesi gereği gönderinin net olmayan ağırlığının her bir kilogramı için 8,33 özel çekme hakkını karşılayan tutar ile sınırlı olduğunun kabulü gerekirken akis yöndeki ilk derece mahkemesi kararının hatalı olduğunu, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2015/2501 - 2015/7524 sayılı 2.6.2015 tarihli ilamının da tüm bu itirazlarının haklı olduğunu gösterir yönde olduğunu, davanın kabulüne ilişkin kararının kaldırılmasına yargılama aşamasındaki tüm beyan ve itirazları ile sunulu istinaf gerekçeleri gereği davanın reddine, yargılama masraflarının karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, yurtiçi taşıma işlemi sırasında taşımaya konu emtianın gerçek alıcıya teslim edilmemesi nedeni ile maddi tazminatın davalı taşıyıcıdan tahsili istemine yöneliktir. 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran vekilinin dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlar res'en gözetilerek ve yine HMK 357/1.maddesindeki, ilk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunmalar istinaf incelemesi sırasında dinlenemez ve yeni delillere dayanılamaz hükmü çerçevesinde yapılmıştır. İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama neticesinde "Davanın Kabulü ile; 21.500,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine" şeklinde karar verilmiştir. İş bu karar davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davalının taşıyıcı sıfatıyla sorumlu olabilmesi için öncelikle taşıyıcının sorumluluğunun belirlenmesi, sorumluluğun doğması halinde ise tazmin edilecek zararın kapsamı ve sınırlarının belirlenmesi gerekmektedir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 875. maddesi gereğince; taşıyıcı, eşyanın taşınmak üzere teslim alınmasından teslim edilmesine kadar geçecek süre içinde, eşyanın zıyaından, hasarından veya teslimindeki gecikmeden doğan zararlardan sorumludur. Taşıyıcının bu yükümlülüğüne karşın eşyanın zıyaı veya hasara uğramış olması halinde gönderen veya gönderilene aynı Kanun'un 889 uncu maddesi gereğince bildirimde bulunma yükümlülüğü yüklenmiştir. Buna göre eşyanın açık zıyaı veya hasarının en geç teslim sırasında teslim edene bildirilmemesi halinde yani ihtirazi kayıtsız kabul edilmesi durumunda eşyanın sözleşmeye uygun olarak teslim edildiğinin varsayılacağı maddede karine olarak öngörülmüştür. Taşıyıcının sorumluluğu için karinenin aksi, eşyanın taşıyıcıya teslimden sonra gönderilene ulaşmasına kadar geçen süreçte hasara uğradığının ispat edilmesi gerekmektedir. Taşıyıcının sorumluluktan kurtulmasında genel sebepler ve özel sebepler ayrımı yapılmış olup, taşıyıcı ancak 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 875/2, 876 ve 878 inci maddelerinde gösterilen hallerin mevcudiyetini ispat etmek suretiyle mesuliyetten kurtulabilir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 878 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi gereğince; hasarın gönderen tarafından yapılan yetersiz ambalajlama sonucu oluşması halinde doğan zarardan taşıyıcı sorumlu tutulamayacaktır. Aynı maddenin ikinci fıkrasına göre ise, herhangi bir zararın hal ve şartlara göre birinci fıkrada öngörülen bir sebebe bağlanmasının muhtemel bulunduğu durumlarda zararın bu sebepten ileri geldiği de kabul edilecektir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 862. maddesi gereğince; ambalaj ve işaretleme yükümü gönderene yüklenmiştir. Bu hükme göre eşyanın niteliği kararlaştırılan taşıma dikkate alındığında, ambalaj yapılmasını gerektiriyorsa, gönderen eşyayı zıya ve hasardan koruyacak ve taşıyıcıya zarar vermeyecek şekilde ambalajlamak zorundadır. Bununla birlikte ambalajlama gönderene ait olsa bile taşıyıcının malın sağlam ve tam olarak teslimi sorumluluğu çerçevesinde gerek istifleme gerekse ambalaj itibarıyla taşımaya uygunluğu noktasında denetleme görevi mevcuttur. Bir başka deyişle yetersiz ambalaja rağmen ihtirazi kayıt koymaksızın taşımayı kabul eden taşıyıcının meydana gelen zararda müterafik kusurunun (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 52 nci maddesi) bulunduğunun kabulü gerekir. Taşıyıcı, eşyanın tamamen veya kısmen hasarından dolayı tazminat ödemekle sorumlu tutulduğunda ise tazmin edilecek zararın kapsamı ve sınırları 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 880. maddesi gereğince belirlenecek olup bu tazminat, eşyanın hasara uğraması hâlinde, onun taşınmak üzere teslim alındığı yer ve zamandaki hasarsız değeri ile hasarlı değeri arasındaki farka göre belirlenmesi gerekmektedir. Aynı maddenin üçüncü fıkrasında eşyanın değerinin piyasa fiyatına göre, bu yoksa aynı tür ve nitelikteki malların cari değerine göre tayin edileceği belirlenmiştir. Eşya, taşınmak üzere teslimden hemen önce satılmışsa, satıcının faturasında taşıma giderleri mahsup edilerek gösterilen satış bedelinin piyasa fiyatı olduğu varsayılır. Bu şekilde belirlenerek ödenecek tazminat ise 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 882. maddesine göre, 880 ve 881. maddeleri uyarınca, gönderinin net olmayan ağırlığının her bir kilogramı için 8,33 Özel Çekme Hakkını karşılayan tutar ile sınırlıdır. Gönderinin münferit parçalarının zıyaı veya hasarı hâlinde taşıyıcının sorumluluğu; gönderinin tamamı değerini kaybetmişse tamamının, gönderinin bir kısmı değerini kaybetmişse, değerini kaybeden kısmının, net olmayan ağırlığının her bir kilogramı için 8,33 Özel Çekme Hakkını karşılayan tutar ile sınırlıdır. Özel Çekme Hakkı, eşyanın taşıma amacıyla taşıyıcıya teslim edildiği tarihteki veya taraflarca kararlaştırılan diğer bir tarihteki, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasınca belirlenen değerine göre Türk Lirasına çevrilir. Ancak 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 886. maddesi uyarınca taşıyıcı veya aynı Kanun'un 879. maddesinde belirtilen kişiler zarara, kasten veya pervasızca bir davranışla ve böyle bir zararın meydana gelmesi ihtimalinin bilinciyle işlenmiş bir fiil veya ihmalle sebebiyet verdiklerinin ispat edilmesi halinde sorumluluktan kurtulma hâllerinden ve sorumluluk sınırlamalarından yararlanamayacaklardır. Yukarıda belirtilen yasal düzenlemeler gereğince, TTK'nın 875/1.maddesine göre taşıyıcı eşyanın taşınmak üzere teslim alınmasından, teslim edilmesine kadar geçecek süre içerisinde eşyanın ziyaından, hasarından veya tesliminin gecikmesinden doğan zararlardan sorumludur. Yine TTK'nın 880/1 maddesine göre de taşıyıcı, eşyanın tamamen veya kısmen zıyaından dolayı tazminat ödemekle sorumlu tutulduğunda, bu tazminat, eşyanın taşınmak üzere teslim alındığı yer ve zamandaki değerine göre hesaplanır. Aynı yasanın "Sorumluluk Sınırları" başlıklı 882/1 maddesine göre ise de; gönderinin tamamının zıyaı veya hasarı hâlinde, 880 ve 881 inci maddeler uyarınca ödenecek tazminat, gönderinin net olmayan ağırlığının her bir kilogramı için 8,33 Özel Çekme Hakkını karşılayan tutar ile sınırlıdır. Yine aynı yasanın "Sorumluluğu Sınırlama Hakkının Kaybı" başlıklı 886.maddesine göre de, zarara, kasten veya pervasızca bir davranışla ve böyle bir zararın meydana gelmesi ihtimalinin bilinciyle işlenmiş bir fiilinin veya ihmalinin sebebiyet verdiği ispat edilen taşıyıcı veya 879. maddede belirtilen kişiler, bu kısımda öngörülen sorumluluktan kurtulma hâllerinden ve sorumluluk sınırlamalarından yararlanamayacaktır. Dava konusu somut olayda taşımaya konu kargonun davalı taşıma şirketine teslim edildikten sonra kaybolduğu ve bulunamadığı dosya kapsamı belgelerle sabittir. Bu şekilde davalı taşıma şirketi tarafından teslim alınan kargonun alıcısına teslim edilmeden kaybolduğu görülmüştür. Dava konusu somut olayda TTK'nın 876 maddesi kapsamındaki sorumluluktan kurtulma hallerinden birinin varlığı davalı tarafça ileri sürülmemiştir. Ayrıca 6102 Sayılı TTK'nın 886.maddesine göre " zarara, kasten veya pervasızca bir davranışla ve böyle bir zararın meydana gelmesi ihtimalinin bilinciyle işlenmiş bir fiilinin veya ihmalinin sebebiyet verdiği ispat edilen taşıyıcı veya 879. maddede belirtilen kişiler, bu kısımda öngörülen sorumluluktan kurtulma hâllerinden ve sorumluluk sınırlamalarından yararlanamaz. Davalı taşıyıcı tarafından taşıma işlemi sırasında gerekli dikkat ve özen gösterilmediğinden davacı tarafça taşınmak üzere davalıya teslim edildiği dosya kapsamına göre taşımaya konu kargo kaybolmuştur. Davalı tarafça bu duruma ilişkin geçerli bir dayanak yada mazeret bildirilmemiştir. Bu nedenle davalı taşıma şirketinin dava konusu somut olayda pervasızca davranışı neticesinde kargonun kaybolmasına sebebiyet verdiği ve bu nedenle ağır kusurlu olduğunun ve TTK'nın 882/1.maddesindeki sınırlı sorumluluktan yararlanamayacağının kabulü gerekir. Yukarıda anlatılan nedenlerle; Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına göre davalı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK m. 353/1-b-1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin olarak aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 01/06/2023 tarih, 2022/407 Esas ve 2023/456 Karar sayılı kararına karşı davalı vekilinin istinaf başvuru sebeplerinin HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-İstinaf kanun yoluna başvuran davalı taraftan alınması gereken 1.468,66 TL istinaf nispi karar harcından başlangıçta alınan 367,25 TL'nin mahsubu ile eksik yatırılan 1.101,41 TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-Davalı tarafından yapılan istinaf masrafının üzerinde bırakılmasına, 4-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, 5-İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine, Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince oy birliği ile kesin olmak üzere karar verildi. 07/10/2026