Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2025/542 E. 2026/1461 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2025/542
- Karar No
- 2026/1461
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/542 - 2026/1461 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2025/542 KARAR NO : 2026/1461
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R
BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP :
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 24.05.2024 NUMARASI : 2023/678 Esas 2024/307 Karar
DAVACI : VEKİLİ : Av.
DAVALI : VEKİLİ : Av.
DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali KARAR TARİHİ : 24.09.2026 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 24.09.2026
İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davalı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 06.02.2020 tarihinde davacı şirkete zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı, davalıya ait, dava dışı ...’ın sevk ve idaresindeki... plakalı motosikletin yaya ...’a çarpması neticesinde yaralanmalı trafik kazası meydana geldiğini, kaza tespit tutanağında sürücü...’ın asli ve tam kusurlu bulunduğunu, davalı sürücünün olay yerini terk ettiğini, dava konusu kaza nedeniyle Menemen 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2020/601 E. 2021/1033 K. sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporunda da sigortalı araç sürücüsünün asli ve tam kusurlu bulunduğunu, davalı şirkete yapılan başvuru neticesinde zarar görene 29.09.2022 tarihinde 219.350,00 TL ödeme yapıldığını, şirket tarafından ödenen tutarın rücuen tahsili amacıyla Ankara 6. İcra Md. 2023/1935 E. sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalı tarafından icra takibine itiraz edilmesi üzerine takibin durduğunu, dava şartı arabulucuya başvurulduğunu, anlaşmaya varılamadığını belirterek, itirazın iptali ile takibin devamına davalının alacağın %20’den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı taraf, süresinde davaya cevap vermemiş beyan dilekçesi ile davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre davacı şirkete zorunlu mali mesuliyet sigorta poliçesi ile sigortalı ...'ın sevk ve idaresindeki... plaka sayılı motorsikletin yaya kaldırımında yürüyen ...'a çarpması neticesi yaralanmalı trafik kazası meydana geldiği, kaza tespit tutanağından asli ve tam kusurlu bulunan sigortalı araç sürücüsünün ZMSS poliçesi genel şartlarına aykırı biçimde olay yerini terk ettiği, dava konusu kaza nedeniyle yapılan yargılama neticesinde Menemen 1. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2020/601 E., 2021/1033 K. sayılı kararı ile asli ve tam kusurlu bulunan sanık sürücünün cezalandırılmasına karar verilerek hükmün açıklanmasının geri bırakıldığını, dava dışı ...'ın yaralanması nedeni ile sigorta şirketine yapmış olduğu başvuru neticesinde hasar dosyası ile poliçe kapsamında ...'a 29.09.2022 tarihinde toplam 219.350,00-TL tazminat ödemesi yapıldığı, davacı şirket tarafından ödenen tutarın rücuen tahsili amacıyla başlatılan takibe davalının itiraz ettiğini, 19.03.2024 tarihli bilirkişi raporunda davacıya ödenen tazminat miktarının aşkın olmadığı değerlendirilmesinde bulunulduğunu, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nın sigortacının, sigortalıya rücu hakkını düzenleyen B.4. Maddesi F Bendi uyarınca zorunlu haller dışında kaza yerinin terk edilmemesi hükümlerini düzenleyen maddesine göre ve somut olayda sigortalı araç sürücüsünün kaza yerini terk ettiğine dair tutanaktaki beyan esas alındığında ve kusur durumu dikkate alındığında rücu hakkına sahip olduğunu, somut olayda sigortalıya rücu şartlarının oluştuğu, alacağın likit olmaması nedeni ile davacının icra inkar tazminatı isteminin yasal koşulları oluşmadığı, davacının icra takibi başlatmasından haksız ve kötü niyeti ispat edilmediğini belirtilerek, davanın kabulü ile Eski esas Ankara 7. Genel İcra Md. 2023/147892 E. ( Kapatılan Ankara 6. İcra 2023/1935 Esas) sayılı takibine davalı tarafından yapılan itirazın İptaline, takibin aynı koşullarla devamına, davacının icra inkar tazminatı isteminin yasal koşulları oluşmadığından reddine, davalının kötü niyet tazminatı isteminin yasal koşullar oluşmadığından reddine karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı sigorta şirketinin rücu hakkını haksız şekilde ileri sürdüğünü, sürücünün kasti bir hareketinin olmadığını, her ne kadar ceza yargılamasında davalı şirkete ait aracın sürücüsü asli kusurlu bulunmuşsa da hukuk hakiminin bununla bağlı olmadığını, yerel mahkeme kararının gerekçesinde de yer alan 19.03.2024 tarihli bilirkişi raporunun hatalı tespitler içerdiğini, sürekli iş göremezlik dönemine ilişkin olarak hesaplama yapılmış olmasının hatalı olduğunu, hesaplama yapılmadan önce sürücünün kusuru bakımından bir rapor alınması gerektiğini, sürekli iş göremezlik oranı 2021 yılında ATK raporunda % 8 olsa da tazminat ödemesi 2022 yılında yapılmış olup aradan 1 yıl geçtiği göz önünde alındığında iş göremezlik oranında bir düşüş yaşanacağını, iş göremezlik oranının yeniden güncel olarak tespiti için dosyanın Yüksek Sağlık Kuruluna gönderilmesi gerektiğini, davacı tarafından talep edilen reeskont faizinin hakkaniyete aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasınına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve istinaf edenlerin sıfatına göre dosya içerisindeki bilgi ve belgeler, mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonunda; Dava zorunlu mali mesuliyet sigorta poliçesi ile sigortalı aracın karıştığı trafik kazası neticesinde zarar gören üçüncü kişilere iş göremezlik tazminatı kapsamında yapılan ödemenin olay yeri terk nedenine dayanılarak davalı sigortalıdan rücuen tahsili istemine ilişkin olup ilk derece mahkemesince davacının davasının kabulüne karar verilmiştir. Davacı sigorta şirketi, rücu sebebini, sigortalısı olan davalıya ait aracın sürücüsünün kazadan sonra olay yerini terk etmesi olgusuna dayandırmıştır. Nitekim, kaza tespit tutanağı içeriğinden somut uyuşmazlıkta sigortalı araç sürücüsünün kaza yerini terk ettiği anlaşılmaktadır. Sigortacı, 2918 sayılı Karayolları Trafik Yasasının 95/2. maddesi ve Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının B-4.maddesi gereğince, tazminat yükümlülüğünün azaltılması veya kaldırılmasına ilişkin halleri, üçüncü kişilere karşı ileri süremeyeceğinden, zarar görene ödeme yaptıktan sonra sigorta sözleşmesine ve bu sözleşmeye ilişkin kanun hükümlerine göre kendi sigorta ettirenine rücu edebilir. Rücu davaları; gerçek zararının giderilmesi amacına yönelik olup, zenginleşmeye bir vesile teşkil etmemelidir. Dolayısıyla zarar sorumlusundan halefiyet ilkelerine dayalı olarak talepte bulunan davacı da ödediği meblağın tamamını değil ancak zarar görenin uğradığı gerçek zararı, zarar sorumlusu bulunanlardan isteyebilir. Zira, davalı, davacının ödediği miktardan değil, kaza nedeni ile ortaya çıkan gerçek zarardan sorumludur. Bu durumda, mahkemece ödeme tarihi itibari ile zarar görenin uğradığı gerçek zarar miktarının belirlenmesi gerekir. Davacı tarafından başvuru üzerine yapılan ödemenin rücuen tahsilinin talep edilmiş olması nedeniyle esasen eldeki davada ispat yükü davacı üzerindedir. Davacı, dava dışı üçüncü kişinin uğradığı zararı ve bu zararın giderildiğini ispat etmelidir. Davacının bu davayı açabilmesi için öncelikle zarar gören üçüncü kişiye haklı bir ödeme yapmış olması elzemdir. Bu nedenle davacı yapmış olduğu ödemenin yersiz bir ödeme olmadığını, bir başka deyişle haklı bir ödeme olduğu ispat etmek zorundadır. Zira, rücunun konusu gerçek zarardır. Bu kapsamda, gerçek zararın varlığının tespiti için somut olayın özeliğine göre öncelikle zarar görenin üçüncü kişinin kusur ve maluliyeti bulunup bulunmadığının varsa oranının usulüne uygun şekilde tespit edilmesi gerekir. 1. Dava konusu olaya ilişkin Menemen 1. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2020/601 Esas sayılı dava dosyası kapsamında yapılan yargılamada motosiklet sürücüsü ... asli ve tam kusurlu davacının kusursuz olduğu kabul edilmek sureti ile cezalandırılması cihetine gidilerek hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın itiraz edilmeden 09.02.2022 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı 5271 sayılı CMK'nın 223. maddesinde sayılan hükümlerden değildir. Bu durumda davanın esasını çözen bir karar bulunmadığı için verilecek hüküm veya kararlarda lehe ve aleyhe sonuçtan da söz edilemeyecektir. Hukuk hakimi, ceza kararları karşısında kusurun varlığı ve derecesi, zarar miktarının tayini yönünden bağımsızdır. Maddi olgunun belirlenmesi yönünden ise “hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı”, kesinleşmiş bir ceza hükmü olmadığından, hukuk hakimini bağlamayacağının kabulü gerekir.(Yargıtay HGK'nın 01.02.2012 tarih ve 2011/19-639 E. - 2012/30 K. ) Somut olay yukarıda açıklanan Kanun hükümleri ve ilkeler doğrultusunda değerlendirildiğinde, mahkemece ceza dosyasındaki bilirkişi raporu hükme esas alınarak davacının kusursuz, davalıya sigortalı araç sürücüsünün asli ve tam kusurlu olduğundan bahisle davanın kabulüne karar verilmiş ise de dava dosyası kapsamında hiçbir kusur rapor aldırılmadığı gibi hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı ile neticelenen ceza dosyasındaki bilirkişi raporu esas alınarak karar verilmiştir. Ancak, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı kesinleşmiş bir ceza hükmü olmayıp, hukuk hakimini bağlamayacağından söz konusu ceza dava dosyası kapsamındaki kusur raporuna dayanarak hüküm kurulamaz. Dava konusu trafik kazasına ilişkin ceza dosyası, dosya arasına alınarak tüm deliller değerlendirilmek suretiyle, tarafların olaydaki kusur oranlarının tespiti için uzman bilirkişiden kusur oranlarının belirlenmesi için oluşa uygun, denetime elverişli, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve araştırma ile hüküm verilmesinde hukuki isabet görülmemiştir. 2. Haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşların çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden,haksız fiilin gerçekleştiği tarih esas alınarak 11.10.2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 tarihi ile 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013 tarihi ile 01.06.2015 tarihleri arasında Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015 tarihi ile 20.02.2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik, 20.02.2019 tarihinden sonra da Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir. (Yargıtay 4.HD'nın 29.06.2022 tarih ve 2021/15362 E. - 2022/9643 K.) Davacı taraf dava dilekçesine ekli sigorta tahkim yargılamasına sunulan ve hükme esas alınan Dokuz Eylül Üniversitesi’nden alınan maluliyet raporuna dayanarak tazminat talep etmiş olup, mahkemece, zarar gören üçüncü kişinin maluliyet oranının tespiti için zarar görenin dava konusu kaza sonucu yaralanması nedeniyle tüm tedavi evraklarının ilgili kurumlardan getirilerek yaralanmasının niteliğine uzman hekimlerin de bulunduğu Adli Tıp Kurumu veya üniversitelerin Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı bölümlerinden zarar görenin tedavi evrakları incelenerek son durumunun değerlendirilmesi ve muayene edilerek olay tarihinde yürürlükte olan Erişkinler için Engellilik Değerlendirilmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun biçimde, kazada yaralanması nedeniyle maluliyeti bulunup bulunmadığı, varsa oranı ve süresi konusunda ayrıntılı, gerekçeli ve denetime elverişli, kaza ile illiyet bağı kuran rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesis edilmiş olmasında hukuki isabet bulunmamaktadır. 3. Davacı sigorta şirketi ödediği değil ödemesi gereken gerçek zararı sigortalısına rücu edebileceğinden olayın oluşumunda tarafların mevcut kusur durumu ile zarar gören kişinin maluliyetin usulüne uygun olarak belirlenmesinden sonra ödeme tarihi itibariyle gerçek zararın tespiti için Yargıtay uygulamalarına uygun şekilde tazminat hesabı yapılması için aktüerya hesaplanmaları konusunda uzman bilirkişiden rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken doğru şekilde gerçek zarar hesabı yapılmadan davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamıştır. Açıklanan tüm bu hukuki ve maddi vakıalar karşısında; ilk derece mahkemesi tarafından kusur ve maluliyet bilirkişi raporu alınarak varsa raporlara yönelik itirazlar da giderilmesini müteakip, dosyanın aktüerya hesap bilirkişisine tevdi ile tespit edilen iş gücü kaybı oranı üzerinden ödeme tarihindeki verilere göre TRH 2020 yaşam tablosu ile progresif rant yöntemine göre zarar görenin gerçek zararının belirlenmesi için ayrıntılı, denetime elverişli aktüerya hesap bilirkişi raporu alınarak varsa rapora yönelik itirazlar da giderilip, oluşacak sonuca göre usuli kazanılmış haklar da gözetilerek, takip talebine konu asıl alacak ve işlemiş faiz yönünden infazda tereddüte neden olmayacak şekilde bir karar verilmesi gerektiğinden kararın kaldırılmasına karar verilmesi gerekmiştir. Bu durumda, ilk derece mahkemesince uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması nedeniyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, kaldırma kararının sebep ve şekline göre sair istinaf itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurularının kabulü ile; ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK’nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, Yeniden yargılama yapılması için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE, 2-Davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde ilgilisine iadesine, 3-İstinaf yoluna başvuran davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yeniden yapılacak yargılamada dikkate alınmasına, 4-Karar tebliği, harç ve gider avansı iade işlemlerinin İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine, 5-Ankara 7. Genel İcra Müdürlüğünün 2023/147892 esasına yatırılan 503.600,00 TL teminat mektubunun yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 24.09.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Katip
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır. n