Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/1473 E. 2026/1510 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/1473
- Karar No
- 2026/1510
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2024/1473
KARAR NO : 2026/1510
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 10/07/2024
NUMARASI : 2023/67 E. - 2024/506 K.
DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 01/10/2026
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA DİLEKÇESİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkillerinin alacaklı olduğunu iddia eden davalı tarafa herhangi bir borçları bulunmadığı, dilekçe ekinde sundukları 3 adet dekont suretlerinden de müvekkil ... borçlarını ödeme tarihindeki dolar kuru üzerinden (6,80 - 6,95) ödediğinin anlaşıldığını, alacaklı olduğunu iddia eden davalının, müvekkilleri aleyhine kötü niyetli olarak icra takibi başlattığını, bu nedenle müvekkillerinin, davalı tarafa ilgili icra dosyası nedeniyle borçlu olmadığının tespitine, haksız ve hukuka aykırı açılan iş bu icra takibinde dosyadaki paranın alacaklıya ödenmemesi konusunda ihtiyati tedbir kararı verilmesi ile davalı tarafın %20'den aşağı olmamak üzerine kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
CEVAP DİLEKÇESİ:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı borçlular ... ve ... tarafından 21.03.2020 düzenleme tarihli, 30.04.2020 vade tarihli 2.500,00 USD bedelli, 21.03.2020 düzenleme tarihli, 30.05.2020 vade tarihli, 2.500,00 USD bedelli, 21.03.2020 düzenleme tarihli, 30.07.2020 vade tarihli, 2.500,00 USD bedelli bonolar düzenlenerek müvekkiline teslim edildiğini, toplam 7.500,00 USD değerinde alacak için davacılardan ödeme alınamaması üzerine müvekkil tarafından takip borçlusu davacılar aleyhine 22.06.2022 tarihinde kambiyo senedine özgü haciz yolu ile takip başlatıldığını, davacılar tarafından söz konusu takibe karşı İstanbul 20. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2022/580 E. ve 2022/572 K. sayılı dosyasında yetki ve borca itirazda bulunulmuş mahkemece takip haklı görülerek itirazının reddine karar verildiğini, akabinde bu davanın açıldığını, davaya konu İcra takibinden doğan borç, takip tarihine kadar müvekkiline ödenmemiş olup müvekkilinin haklı alacağının tahsilini teşkil eden takibe karşı açılan işbu davanın reddi gerektiğini, davacıların ödeme iddialarının asılsız ve mesnetsiz olduğunu, müvekkiline herhangi bir ödeme yapılmadığını belirterek, davanın reddine, hukuki yarar yokluğu nedeniyle ihtiyati tedbir talebinin reddine, davacılar aleyhine asıl alacağın % 20'sinden az olmamak üzere tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:
İlk Derece Mahkemesince; "Davacılar iddiasında, davacılardan ...'in yaptığı ödemeler nedeniyle takip dosyasında davalıya borçlu olmadıklarını, senet tanzim tarihinden sonra yapılan ödemelerin senet bedelinin karşılığı olduğunu ve bunun aksinin alacaklı tarafından yazılı delille ispatı gerektiğini belirtmiş, davalı taraf ise savunmasında, davacılar ile aralarında hem ticari hem de şahsi borç ilişkisi olduğunu, ticari olarak yapılan ödemelerin çoğunun davalının hesabına yapıldığını, dava konusu senetlerin ise davalının davacılara bizzat verdiği şahsi borca ilişkin olduğunu ve bu senetlerin karşılıklarının ödenmediğini, dayanak dekontlarda senetlere açık atıf olmadığından ödemenin ispatı için yeterli olmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Davalı tarafın cevap dilekçesindeki savunmasında, dava ve takibe konu senetlerin davacılara bizzat verilen şahsi borca ilişkin olduğu ve ödemenin de ticari ilişkiden kaynaklanan borca ilişkin olduğunu belirtmesi nedeniyle davalının savunmasına istinaden ispat yükü yer değiştirerek, bu senetlerin şahsi borca ilişkin olduğunu ve ödemenin de ticari ilişkiden kaynaklanan borca ilişkin olduğu hususunu ispat yükü davalıya geçmiştir.
Davalı senetlerin şahsi borca ilişkin olduğu ve davacıların yaptığını iddia ettiği ödemeler ve buna ilişkin dayandığı dekontların davalının şirketi ile davacılar arasındaki ticari ilişkiye dair olduğu savunmasında bulunmuş, davalının ödemelerin şirket alacağına ilişkin olduğu savunması ile ispat yükü davalıya geçtiği gibi, davacılar tarafından yapılan ödemelere dair dekontların davacının şahsi hesabına yapılması hususu ile davalının şirket alacağına ilişkin ödemeler savunmasına göre alınan bilirkişi raporunda bahse konu şirketle ticari ilişkileri kapsamında da davacıların fazla ödemede bulunduğu belirlendiğinden, davalının takibe konu senet alacağının şahsi borca ilişkin olduğu ve ödemelerin de sahibi olduğu şirket ile davacılar arasındaki ticari ilişki kapsamında olduğu savunmasını ispatla yükümlü olduğu ancak gerek ödemelerin davalının şahsi hesabına yapılması, gerekse davacıların şirketle ticari ilişkileri kapsamında yapılan incelemede de yapılan ödemelerin fazla olduğu belirlendiğinden takip tarihi itibariyle davacıların davalıya borçlu olmadığı kanaatine varıldığı" gerekçesi ile,
Davanın kabulüne,
Davacının İstanbul 36. İcra Dairesinin ... esas sayılı takip dosyasında ve takibe konu senetler nedeniyle davacıların davalıya borçlu olmadığının tespitine,
Takibe konu alacağın %20'si oranında 29.584,50-TL tutarındaki kötüniyet tazminatının davalıdan alınarak davacılara verilmesine karar verilmiştir.
İSTİNAF:
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, usul yönünden dosyanın bilirkişiden dönüşü beklenmeden ve bilirkişi raporuna yönelik itirazlar değerlendirilmeden hatalı şekilde karar verildiğini, 20.03.2024 tarihli duruşmada bilirkişi raporuna itirazların reddedildiğini ancak dosyanın 21.03.2024 tarihinde bilirkişiye gönderildiğini, 10.07.2024 tarihli duruşma öncesinde raporun dosyaya dönmediğinin anlaşıldığını, mahkemenin hukuki dinlenilme hakkını ihlal ederek davanın kabulüne karar verdiğini, esas yönünden ise davacıların menfi tespit talebinin asılsız olduğunu, İstanbul 36. İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyasındaki takibe konu senetlerin ödenmediğini, davacıların ispat yükü altında olduğunu, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2013/19-2402 E. sayılı ve 10.06.2015 tarihli ilamı uyarınca bonoda malen ibaresi bulunduğunda, ispat yükünün borçluda olduğunu, davacıların yazılı delil sunamadığını, bilirkişi raporunun dekontlarda senede ilişkin açıklama bulunmamasına rağmen ödemeleri senet borcuna mahsup ederek hatalı hesaplama yaptığını, Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin 1995/8415 E. 1995/8437 K. sayılı ve 07.06.1995 tarihli kararı ile 1986/10101 E. 1986/6325 K. sayılı ve 11.05.1987 tarihli kararı gereğince senet numarasına atıf içermeyen ödemelerin senet bedelinden mahsup edilemeyeceğini, İstanbul 20. İcra Hukuk Mahkemesi 2022/580 E. 2022/572 K. sayılı dosyasında da benzer gerekçeyle davanın reddedildiğini, senetlerin vade ve düzenleme tarihleri öncesinde yapılan ticari ödemelerin senet borcuna dahil edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, taraflar arasındaki ticari ilişkinin 09.09.2021 tarihine kadar devam ettiğini, dava konusu senetlerin müvekkilin şahsi borcuna ilişkin olduğunu, ticari ödemeler ile şahsi borç ödemelerinin karıştırıldığını belirterek mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
GEREKÇE: İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Davanın konusu İİK 72 maddeye göre açılan menfi tespit davasıdır.
Davacılar tarafından ödeme iddiasında bulunulduğu ve dekont ibraz edildiği görülmüştür.
İstanbul 36. İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı icra dosyasında, alacaklı ... tarafından, borçlular ... ve ... aleyhine,3 adet bonoya istinaden toplam 8.438,11-USD alacağın tahsili amacı ile, 23/06/2022 tarihinde kambiyo senedine dayalı icra takibi başlatılmıştır.
Takibe dayanak bonoların tanzim tarihlerinin 21/03/2020, vade tarihlerinin 30/04/2020, 30/05/2020 ve 30/07/2020 ve 2.500,00 USD bedelli oldukları, davacıların keşideci davalının lehtar olduğu görülmüştür.
Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
24.08.2023 tarihli bilirkişi raporunda özetle;" davacıların İstanbul icra dairesi ... esas sayılı icra takibine konu borç nedeniyle
borçlu olmadıklarının tespitini talep ettikleri davada;
davacıların borç doğurucu faturayı dava dışı Promet şirketinden mal/hizmet alışı nedeniyle yaptıkları ancak havale ve diğer ödemeleri dava dışı Promet şirketinin hissedarı ... adına ödediklerinin görüldüğü, Davacıların davalı ... ile ticari alışverişleri bulunmadığını ve/veya dosyada mübrez belgelerden tespiti
yapılamadığı, dava dışı Promet şirketinin, davacılar için tutulan cari hesap muavin özetleri
incelendiğinde taraflar arasında yazılı bir sözleşmenin bulunmadığı ve ticari ilişkinin 24.09.2019 tarihinde başladığı görüldüğünden, dava dışı şirket ile davacılar arasındaki açık hesap ilişkisi şeklinde gerçekleşmiş olan borç/alacak ilişkisini hükme elverişli bir şekilde tespit edebilmek için davacıların; hangi bankaya ve/veya hangi iban numarasına ödeme yapılıyor ise mahkemeden ilişkinin başlangıç tarihinden dava tarihine kadar olan sürede hesap ekstresinin (24.09.2019- 31.12.2021) dosyaya celbi gerekeceği, mevcut durum itibariyle dava dışı şirket, davalı ile davacılar arasındaki borç/alacak ilişkisi tespiti yapılamadığı" belirtilmiştir.
12/01/2024 tarihli bilirkişi ek raporunda özetle;" davacıların 2019-2021 tarihleri arasında dava dışı Promet şirketinden 225.182,00 TL tutarlı mal/hizmet alışı yaptıkları, davacı ... hesaplarından davalıya 2019-2021 tarihleri arasında 215.575,00 TL EFT yapıldığı,
davacı ... hesaplarından davalıya 2019-2021 tarihleri arasında 179.175,00 TL EFT yapıldığı, davalıya toplamda 394.750,00 TL ödeme yaptıkları, davalı ...’nın İstanbul 36. İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosyası ile davacılar aleyhine başlattığı takipte 147.922,52 TL ( 8.438,11 USD) talep ettiği, davacıların icra takip tarihi itibariyle (394.750-225.182) 169.568,00 TL fazla ödeme yaptığından, davacıların takip konusu bonoları, dava dışı şirketten satın aldıkları mal/hizmet nedeniyle davalıya ifa uğruna verdikleri sayın mahkemece kabul gördüğü takdirde İstanbul 36. İcra Müdürlüğü ... Esas Sayılı dosyası yönünden borçlu olmadıklarının değerlendirilmesi gerektiği "belirtilmiştir.
Menfi tespit davasını açan davacı (borçlu), davalının (alacaklı) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkinin hiç doğmadığını iddia etmeyip, bilakis bu ilişkinin doğduğunu bildirerek başka bir nedenle hukukî ilişkinin geçersiz olduğunu veya son bulduğunu ileri sürmekte ise bu iddiayı ispat yükü TMK’nın 6. maddesi gereğince davacıya düşer. Örneğin; alacaklının dayandığı senedin karşılıksız olduğunu ispat yükü, davacıya (borçluya) düşer. Bunun gibi, davacı (borçlu), davalının (alacaklının) iddia ettiği alacağın ödeme, ibra ve takas gibi bir nedenle son bulduğunu ileri sürerse, bu iddiayı ispat yükü de davacı borçluya düşer (Kuru-El Kitabı, s.370 ilâ 372)..." (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2019/(19)11-122 Esas 2022/400 Karar sayılı ilamı).
Davacılardan, ... tarafından davalı hesabına, 04/05/2020 tarihinde,17.500,46 TL., 01/06/2020 tarihinde,17.000,45 TL., 02/07/2020 tarihinde,17.000,00 TL., ödeme yapıldığı ve dekontlarda senede atıf bulunmadığı anlaşılmıştır.
Davalı vekili icra takibine konu borcun, icra takibinin başlatıldığı tarihte ödenmediğini, akabinde takip kapsamında davacılar tarafından icra dosyasında mevcut borcun ödendiğini, Dava konusu edilen senetlerin, müvekkili tarafından bizzat davacılara verilen şahsi borca ilişkin olduğunu, ticari ilişkiye istinaden yapılan ödemeler ile müvekkilinin şahsi borcuna ilişkin ödemelerin birbirinden farklı olduğunu,davacıların ticari ilişkilerine istinaden müvekkilinin şahsi hesabına yapmış oldukları ödemeleri senede ilişkin ödeme olarak ileri sürdüklerini belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Somut olayda toplanan tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde davacılar tarafından ödeme iddiasında bulunulduğu, ödeme dekontlarında senede bire bir atıf bulunmamakta ise de, davacıların 2019-2021 tarihleri arasında dava dışı Promet şirketinden 225.182,00 TL tutarlı
mal/hizmet alışı yaptıkları, davacı ... hesaplarından davalıya 2019-2021 tarihleri arasında 215.575,00 TL EFT yapıldığı, davacı ... hesaplarından davalıya 2019-2021 tarihleri arasında 179.175,00 TL EFT yapıldığı, davacılar tarafından davalıya toplamda 394.750,00 TL. ödeme yaptıkları, davalı ... tarafından, İstanbul 36. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile davacılar aleyhine başlattığı takipte 147.922,52 TL ( 8.438,11 USD) talep ettiği, davacıların icra takip tarihi itibariyle (394.750-225.182) 169.568,00 TL., davalıya fazla ödeme
yaptıkları bilirkişi raporunda tespit edildiği, davalı tarafından, davacıların neden fazla ödeme yaptığı hususunun açıklanamadığı ve davalı ödemenin başka bir borca istinaden yapıldığını belirtmiş ise de bu hususun da ispat edilemediği, davacılar tarafından yapılan fazla ödemenin üç adet bonodan mahsubu gerektiğinden mahkemece davanın kabulüne dair verilen karar dosya kapsamına göre yerindedir.
Saptanan ve hukuksal durum bu olunca; tarafların dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla yapılan inceleme neticesinde davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1- Usûl ve yasaya uygun İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 10/07/2024 tarih ve 2023/67 E., 2024/506 K. sayılı kararına karşı davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 10.104,59- TL nispi istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 2.526,15 TL harcın mahsubu ile bakiye 7.578,44 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,
3-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,
5- Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,
6- Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine,
6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 01/10/2026