İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/884 E. 2026/476 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/884
Karar No
2026/476
Karar Tarihi

T.C. BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2025/884 Esas KARAR NO : 2026/476

DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 06/10/2025 KARAR TARİHİ : 04/05/2026 KARARIN YAZILMA TARİHİ : 11/05/2026

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde ÖZETLE; Davalının müvekillerine olan borcunu ödemediğini açılan icra takibene de haksız olarak itiraz ettiğini belirterek itirazın iptalini talep etmiştir.

Davalı tarafından cevap sunulmamıştır.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Dava konusu uyuşmazlığın taraflar arasında ticari ilişkinin bulunup bulunmadığı, alım satıma ilişkin düzenlenen faturaların usulüne uygun hazırlanıp hazırlanmadığı, taraflar arasında ticari ilişkinin bulunup bulunmadığı ve davalı tarafından ileri sürülen itirazların iptaline ilişkin olduğu anlaşılmıştır Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. İstanbul ..... İcra Dairesinin ..... Esas sayılı dosyasının tetkikinde alacaklı davacı tarafından borçlu aleyhine açık hesap ekstresinden kaynaklı 28.593,74 TL asıl alacak ve 2.552,48 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 31.146,22 TL alacak için takip yapıldığı, borçlunun süresi içinde borca itiraz ettiği, takibin durduğu davanın İİK nun 67.Maddesinde belirtilen bir yıllık hak düşürücü süre içinde açıldığı tespit edilmiştir. İş bu dava 6100 sayılı TTK'nun 5/A maddesi uyarınca zorunlu arabuluculuğa tabi olup, davacı tarafından başvurulan arabuluculuk süreci, anlaşmama ile sonuçlanmıştır. Bu kapsamda davacı tarafından TTK'nun 5/A maddesi uyarınca zorunlu arabuluculuk dava şartının da yerine getirildiği anlaşılmıştır. Kanunda aksine özel bir düzenleme olmadıkça; taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü (4721 sayılı TMK m. 6), diğer bir ifadeyle, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran taraf ispat yükü altında (6100 sayılı HMK m. 190) olup, bu temel kuralların da sonucu olarak herkes iddiasını ispat etmekle yükümlüdür. İspat yükü kendisinde olmayan diğer taraf da ispat yükünü taşıyan tarafın iddiasının doğru olmadığı hakkında delil sunabilir. Dava konusu uyuşmazlığın çözümlenebilmesi maksadı ile taraflara ticari defterlerini sunmaları için süre verildiği ancak taraf yerinde inceleme talepleri kapsamında bilirkişiye yetki verildiği ancak davalının defterlerini sunmadığı gibi yerinde inceleme talebinde de bulunmadığı, bilirkişi tarafından sunulan defterler kapsamında rapor hazırlandığı davalının işbu raporda defterlerinin incelenmediğine yönelik itiraz etmediği, gibi ticari defterlerinin sunulmamasına ilişkin beyanda da bulunmadığı anlaşılmıştır. Ticari defterlerin delil olmasına ilişkin düzenleme HMK'nın 222. maddesinde yer almaktadır. Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK 222/1). Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK 222/2). Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur (HMK 222/4). Ticari defterler uyumlu değil ise muntazam tutulmuş olsun veya olmasın sahibi aleyhine delil olacaktır. Ancak defterlerden biri muntazam olsa da her iki defter de sahibi aleyhine kayıt içeriyor ise aleyhe delil sayılma yönünden öncelikle iddiasını ispat yükü altında olan taraf defterleri aleyhine delil sayılmalıdır. Yani ispat yükü altında olan taraf kendi defterindeki aleyhe kayıtları bertaraf edecek şekilde karşı tarafın aleyhine olan ticari defterler kayıtlarından yararlanmamalıdır. Bunun sonucu ise aleyhe kayıtların uyuşmayan kısmından ispat yükü altında olan tarafın yararlanamayacağı kabul edilmelidir. Çünkü ispat yükü, uyuşmazlık konusu hususlar için olup, karşı tarafın ileri sürmediği bir husus için ispat yükü de söz konusu olamayacağından bu sonuca varılması usul kurallarının da temel bir sonucudur.." (Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 2021/3447 Esas 2022/3634 Karar sayılı ilamı). 22/7/2020 tarihli ve 7251 sayılı Kanunun 23 üncü maddesiyle, HMK m.222/3'de yer alan “ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi” ibaresi “diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi” şeklinde değiştirilmiş, tarafların ticari defterlerini sunmaması hali de usulüne uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için yeterli görülmüştür. Yargıtay ..... Hukuk Dairesi'nin 20/09/2023 tarih ...... E. ..... K. Sayılı ilamında da ifade edildiği gibi; 7251 sayılı Yasa ile değişik 6100 sayılı Kanun'un 222 nci maddesinin birinci fıkrası gereğince mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. Aynı Kanun'un 222 nci maddesinin üçüncü fıkrası gereğince, ikinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekmektedir. Belirtilen yasal düzenlemeler ve açıklamalar doğrultusunda somut olay değerlendirildiğinde; davalı taraf, usulüne uygun ihtara rağmen ticari kayıt ve defterlerini sunmadığından yerinde inceleme yetkisinde de ticari defterlerin hazır edilmediğinden bilirkişi tarafından yalnızca davacı şirketin defter ve kayıtları üzerinden inceleme yapılmış olup davacı şirket cari hesap ekstresi ve ticari defter kayıtlarının incelenmesi neticesinde davalıdan alacaklı olduğu tespit edilmiştir. Bu minvalde davalının faturalara ilişkin herhangi bir itirazının bulunmadığı görülmekle birlikte icra inkar tazminatına ilişkin yapılan değerlendirmede ise alacağın likit olduğu ve davalı tarafça haksız itiraz edilmesi nedeniyle davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesine yönelik aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.

HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın Kabulü ile Davalınınİstanbul ..... İcra Dairesinin ......E sayılı icra takip dosyasına yaptığı itirazın 28.593,74 TL bedel yönünden İPTALİNE, işbu alacağa takip tarihinden itibaren taleple bağlılık ilkesi doğrultusunda değişen oranlarda avans faizi işletilmesine Asıl alacak bedeli 28.593,74 nin üzerinden hesaplanan %20 icra inkar tazminatı olan 5.718,748 TL bedelin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 1.953,24.-TL karar harcından mahkememiz veznesine yatırılan 615,40.-TL peşin harcın mahsubu ile eksik kalan 1.337,84.-TL karar harcının davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından yatırılan 615,40..-TL başvurma harcı ve 615,40.-TL peşin harcın davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine, 4-Davacı tarafından dosyada yapılan 12.000,00 TL bilirkişi ücreti 75,00 TL posta masrafı olmak üzere toplam 12.075,00.-TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine, 5-Davalı tarafından dosyada yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 6-Davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 28.593,74.-TL maktu vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine, 7-Davacı tarafından dosyaya yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının karar kesinleşince ve HMK 333. maddesi uyarınca ilgili tarafa iadesine, 8-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13.maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 4.600,00TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye irad KAYDINA, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı davalı vekilinin yokluğunda verilen kararın dava tarihinde istinaf yasa yolu kesinlik sınırı olan 40.000 TL nin altında kalması nedeniyle kesin olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 04/05/2026

Katip ..... ¸e-imzalıdır Hakim .... ¸e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2025/884, K. 2026/476, T. 04.05.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-884-e-2026-476-k-7974df0a7b97