İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2026/976 E. 2026/802 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2026/976
- Karar No
- 2026/802
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2026/976 Esas KARAR NO : 2026/802
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 23/12/2025 KARAR TARİHİ : 25/09/2026
Davacı tarafından mahkememize açılan dava dosyasının incelenmesi sonunda; İSTEM: Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket tarafından aşağıda yer alan 3 adet fatura ile dava dışı firmaya satılan emtiadan kaynaklanan toplam 191.168,07 TL’lik alacaklarının davalı tarafından ödenmediğini, bu süreçte ...A.Ş.'nin devir olmak suretiyle ... A.ş. ile birleştiğinin öğrenildiğini, bu nedenle davalı şirketten alacağa istinaden hesap mutabakatı yapıldığını, vadenin geçmesi ve ödeme yapılmaması üzerine karşı tarafa farklı zamanlarda (25.10.2024; 01.11.2024 ve 12.02.2025 tarihlerinde olmak üzere) 3 kez uyarı mektubu gönderildiğini, borçlu mütemerrit olduğu halde borcunu ödemediğini, bunun üzerine ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas nolu dosyası ile 312.868,71 TL üzerinden takibe geçildiğini, takibe konulan faturalar ve takibe kadar işlemiş faizlerin, 03.01.2024 tarihli ... nolu fatura 100.009,67 TL, 66.392,72 TL işlemiş faizi; 24.01.2024 tarihli ... nolu fatura 74.916,29 TL, 47.665,23 TL işlemiş faizi; 29.05.2024 tarihli ... nolu fatura 16.242,11 TL, 7.642,69 TL işlemiş faizi, söz konusu satışların 90 gün vadeli ödeme koşulu ile yapıldığını, borçlu vekilinin yaptığı itiraz ile takibin durduğunu, açıklanan nedenlerle icra dosyasına yapılan itirazın İ.İ.K. m.67 mucibince iptali ile takibin devamını, alacağın tahsilini, haksız ve kötü niyetli yapılan itiraz sebebiyle asıl alacak tutarı üzerinden %20’den az olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesin, yargılama giderlerinin davalı tarafa tahmil edilmesine karar verilmesini talep ve dava ettiği görülmüştür. YANIT: Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın fatura tutarı malları teslim ettiğini ispat etmesi gerektiğini, sevk irsaliyeleri faturalarda yazılı ise de davaya esas faturalardaki malların müvekkiline teslim edilmediğini, cari hesapta yer alan ödemeler teslim edilen mallarla ilgili olduğunu, bedeli ödenmeyenlerin teslim alınmayan mallar olduğunu, bu sebeple, evveli emirde, davacı tarafın, ibraz ettiği davaya esas faturalarda yer alan müvekkili tarafından imzalanmış olması gereken sevk irsaliyelerini ibraz etmeleri gerektiğini, faizin fatura tarihinden itibaren yürütülmesinin Yargıtay HGK Kararına göre kabulünün mümkün olmadığını, temerrüd ihtarnamesi de bulunmadığını, açıklanan nedenlerle davanın esastan reddi ile %20'den aşağı olmamak kaydı ile tazminata hükmedilmesini, faiz yürütme şartları Yargıtay HGK kararına göre oluşmadığından, davanın faiz yönünden de reddini, vekâlet ücreti ile mahkeme masraflarının davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini iddia ve talep ettiği görülmüştür. KANITLAR VE GEREKÇE: -Dava, davacı tarafından davalı aleyhine ... İcra Müdürlüğü'nün ...esas sayılı takip dosyası ile fatura alacaklarına dayanılarak başlatılan ilamsız icra takibine, davalı takip borçlusu tarafından yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. -Mahkememizce icra dosyası, taraflara ait Ba-Bs formları, dosya arasına alınmış, ticari defterler incelenmiş ve diğer tüm deliller toplanmıştır. -.... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyasının celp edilerek incelenmesinde; davacı takip alacaklısı tarafından davalı takip borçlusu aleyhine 191.168,07 TL asıl alacak ve 121.700,64 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 312.868,71-TL alacak üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığı, takip dayanağının "3 adet farklı tarihli fatura" olduğu, davalı borçlu tarafından takibe süresi içerisinde itiraz edilmesi nedeniyle takibin durduğu görülmüştür. -2004 Sayılı İİK 67. maddesi gereğince itirazın iptali davalarının görülüp hükme bağlanabilmesi için geçerli bir icra takibi bulunması, süresinde borca itiraz edilmesi ve 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılması dava şartı niteliğindedir. -İtirazın iptali davası icra takibine sıkı sıkıya bağlı, itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir (YHGK.... Esas -...Karar sayılı ilamı). -Somut olayda davacı tarafın iddiası davalı ile şirket birleşmesi gerçekleştiren ... A.Ş.'ye emtia satışı yapıldığı, işbu satış kapsamında düzenlenen fatura bedellerinin ödenmediği iddiasına dayanmakta iken davalı tarafın fatura konusu malların teslim edilmediğini iddia etmektedir. -Davaya konu alacağın incelenmesinde; alacağın taraflar arasındaki satış sözleşmesi ilişkisine dayandığı anlaşılmaktadır. -Satış sözleşmesi Türk Borçlar Kanununun 207 vd. maddelerinde düzenlenmiştir. Anılan hükümlere göre satım, satıcının satılanın zilyetlik ve mülkiyetini alıcıya devretme, alıcının ise buna karşılık bir bedel ödeme borcunu üstlendiği sözleşme olarak tanımlanmıştır. Satış sözleşmesinin geçerli olabilmesi için icap ve kabul iradelerinin birleşmesi gerekli ve yeterlidir. Sözleşmenin yazılı yapılması geçerlilik için şart değildir. Yazılı yapılması ispat bakımından önem taşımaktadır. Buna göre, sözleşme ile aksi kararlaştırılmadıkça ve aksine bir adet bulunmadıkça, satıcı ve alıcı borçlarını aynı anda ifa etmekle yükümlüdürler. Karşılıklı edimlerin ifasında, satıcı malı teslim ettiğini önce kanıtlamalıdır. Bu ispatlandığında bedelin alıcı tarafından ödendiği ispatlanmalıdır. 6100 sayılı HMK'nın 190/1 maddesi gereğince ispat yükü, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Yine aynı Yasanın 200/1 maddesi gereğince eldeki davanın değer ve miktar itibariyle yazılı belgeyle ispat edilmesi gerekmektedir. -Davacı tarafın dava dilekçesi ile ticari defterlere delil olarak dayandığı görülmektedir. -6102 sayılı Türk Ticaret Kanun'da ticari defterlerle ispata ilişkin hükümlere yer verilmemiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 222. maddesi "Ticari Defterlerin İbrazı ve Delil olması" başlığı altında ticari defterlerle ispata ilişkin hükümler getirmiştir. -Hukuk Muhakemeleri Kanunu 222. Maddesinde; "(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. (3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (Ek cümle:22/7/2020-7251/23 md.) Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz." hükümlerine yer verilmiştir. -Yargıtay uygulamasına göre; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 222. maddesi gereğince; ticari davalarda, yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda, ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasa'da delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delildir (Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 26/09/2018 tarih ...E. ...K. sayılı ilamı). -Türk Ticaret Kanunu faturayı tanımlamış değildir. Ancak kanun faturanın düzenlenmesi hakkında bazı kurallara yer vermiştir. Fatura tanzim edilmesinin öncelikli koşulu, tacirin ticari işletmesi bağlamında mal satmış, üretmiş, bir iş görmüş veya bir menfaat sağlamış olmasıdır. Bu koşul, faturanın nitelik itibarıyla sözleşmenin ifa safhası ile ilgili bir belge olmasının da gereğidir. Dolayısıyla taraflar arasında bir sözleşme olmadan gönderilen belge, faturanın şekil şartlarını taşısa bile, gerçek anlamda bir fatura olmayıp, öneri (teklif) niteliğinde bir yazıdır. Şüphesiz, taraflar arasındaki sözleşmenin hukuken geçerli olması gerekir. Bu anlamda batıl bir sözleşmeye dayanılarak gönderilen faturaya süresi içinde itiraz edilmemesi, fatura içeriğinin kabul edilmiş sayılması sonucunu doğurmaz. Fatura içeriğinin kabul edilmiş sayılmasına ilişkin karinenin uygulanması temel borç ilişkisi doğuran bir sözleşmenin varlığı halinde söz konusu olabilir. Taraflar arasında sözleşmenin bulunup bulunmadığı hususu çekişmeli ise, ispat yükü kuralları çerçevesinde öncelikle sözleşmenin varlığı ispat edilmelidir (Özçelik, Volkan; Fatura İçeriğinin Kabul Edilmiş Sayılması, TBB Dergisi 2018 (138), s. 212 vd.). -Faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması birbirinden farklıdır. 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddeye göre faturaya itiraz edilmemiş ise içeriği kesinleşir ise de akdî ilişkinin yazılı delillerle ispatı gerekir. Fatura ticari defterlere kayıt edilmiş ise artık faturanın delil olmasıyla ilgili bu maddeye değil ticari defterlerin delil olmasıyla ilgili TTK'nın 222. maddeye bakmak gerekir. Bu nedenle ticari defterlere kaydedilmiş fatura akdi ilişkinin varlığını da kanıtlar. Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır ve fatura nedeniyle mal veya hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir. -Bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır (6102 Sayılı TTK 21/2). -Tarafların BA ve BS kayıtlarında dava konusu faturaların kayıtlı olması halinde tarafların ticari defterlerinin incelenmesine gerek yoktur. Zira münazaalı hususlar bizatihi tarafların kayıtları ile ispatlanmış kabul olunur (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 19/11/2015 tarih ... Esas...Karar sayılı ilamı). -Mahkememiz dosyası tarafların ticari defter ve belgelerinin incelenmesi amacıyla SMMM bilirkişiye tevdi edilmiş, düzenlenen 06/05/2026 tarihli raporda özetle; tarafların 2023-2024-2025-2026 yıllarına ait ticari defterleri incelendiğini, tarafların ticari defterlerinin açılış ve kapanış onaylarını zamanında yaptırdığı, (henüz berat yükleme zamanı gelmemiş olan defterler nedeni ile sorumlu tutulamayacağı) defter kayıtlarının birbirlerini doğrular nitelikte olduğu dolayısıyla, T.T.K.'nun amir hükümlerine göre, davacı ve davalı şirketlerin Ticari Defterleri lehlerinde delil niteliğine haiz olduğu, davacının incelenen ticari defter kayıtlarında takip ve dava tarihi itibariyle; davalının davacıya 191.168,07 TL tutarında borçlu olduğu, başka bir deyişle davacının davalıdan 191.168,07 TL tutarında alacaklı olduğu, davalının incelenen ticari defter kayıtlarında takip ve dava tarihi itibariyle; davalının davacıya 191.171,30 TL tutarında borçlu olduğu, başka bir deyişle davacının davalıdan 191.171,30 TL tutarında alacaklı olduğu, taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında düzenlenen faturaların açık fatura nitelikli faturalar olduğu, taraflar arasında yapılan 07.08.2024 tarihli mutabakat yazısında tarafların 30.06.2024 tarihi itibariyle davacının 191.168,07 TL alacaklı, davalının da 191.168,07 TL borçlu olduğu hususunda mutabık kaldıkları, davacının 27.08.2024 tarihinde gönderdiği e-mail ile alacağını istediği ve davalının temerrüde düştüğü, davalının 27.08.2024 tarihinden takip tarihine kadar olan süre için yasal faiz talep edebileceği, tarafların alım satımlarını usulünce Bağlı bulunduğu Vergi Dairesine BA-BS beyanları ile beyan etmiş oldukları, BA-BS beyanlarının mutabık oldukları, neticeten davacı tarafın takipte 191.168,07 TL Asıl alacak ve 121.700,64 TL işlemiş faizi olmak üzere toplam 312.868,71 TL alacak iddiasında bulunduğu, yapılan ticari defter incelemesi ile ise 191.168,07 TL asıl alacak ve 45.254,64 TL işlemiş faiz (Yasal faiz % 24) olmak üzere toplam 236.422,71 TL alacaklı olduğu görüş ve kanaatinin bildirildiği görülmüştür. -Mahkememiz dosyası daha önce rapor veren bilirkişiye tevdi edilerek yapılacak faiz hesaplamasının takip talebinde belirtilen ticari temerrüt faizi üzerinden hesaplama yapılarak ek rapor düzenlenmesi istenmiş, düzenlenen 10/07/2026 tarihli ek raporda özetle; yapılan hesaplama ile davacının 191.168,07 TL asıl alacaklı ve 97.774,63 TL de takip öncesi işlemiş faiz alacağı hesaplanmış olup, davacının toplam (191.168,07 TL + 97.774,63 TL ) = olup 288,942,70 TL alacaklı olduğu, davacının davacı takipte 191.168,07 TL Asıl alacak ve 121.700,64 TL işlemiş faizi olmak üzere toplam 312.868,71 TL alacak iddiasında bulunduğu, yapılan ticari defter incelemesi ile 191.168,07 TL asıl alacak ve 97.774,63 TL de takip öncesi işlemiş faiz alacağı hesaplanmış olup, davacının toplam (191.168,07 TL + 97.774,63 TL ) = 288,942,70 TL alacaklı olduğu görüş ve kanaatinin bildirildiği görülmüştür. -Yukarıda yer verilen açıklamalar doğrultusunda somut olay değerlendirildiğinde; davacı tarafın incelenen ticari defterlerin usulüne uygun tutulup takibe konu alacak kalemlerinin de bu defterlerde kaydedilmiş olması tek başına alacağın varlığına ve fatura içeriği mal ve hizmetlerin teslimi konusuna delil oluşturmamaktadır. -Ancak Mahkememizce 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 83. Maddesi ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu 222/3 gereğince, ticari defterlerin incelenmesine karar verilmiş, her iki tarafça ticari defterler ibraz edilmiş ve ticari defter kayıtları incelenmiştir. -Yukarıda ayrıntılarına yer verilen bilirkişi raporuyla sabit olduğu üzere, taraflarca ticari defterlerinin kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş olduğu, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğruladığı görülmüştür. Hukuk Muhakemeleri Kanunu 222/3. Maddesi uyarınca ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekmektedir. -Bilirkişi raporuyla da sabit olduğu üzere davacı ve davalı tarafın ticari defter kayıtlarının takip tarihi itibariyle birbirini doğruladığı, davacı ile davalının 191.168,07-TL alacak yönünden kayıtlarının aykırı hükümler içermediği, takip konusu fatura alacaklarının 191.168,07-TL'lik kısmının davacı ve davalı tarafından ticari defterlere uyumlu şekilde kaydedildiği, her iki tarafın ticari defterleri üzerinde yapılan bilirkişi incelemesine göre taraflar arasında ticari ilişkinin mevcut olduğu, tarafların ticari defterlerinin kayıtları usulüne uygun olduğundan davacı lehine delil vasfı taşıdığı görülmektedir. -Ayrıca bilirkişi raporunda da yer verildiği üzere davacı tarafça takip konusu edilen faturaların ba-bs bildirimleri ile karşılıklı olarak vergi dairesine bildirildiği tespit edilmiştir. Takibe ve davaya konu faturanın davalının bağlı olduğu vergi dairesi müdürlüğüne BA formları ile bildirilmiş olması ve davalı tarafın teslime ilişkin kabulü nazara alındığında fatura içeriği malların veya hizmetin davalıya teslim edildiğinin ve davalı yanın sözleşme kapsamında bu teslime bir itirazının bulunmadığının kabulü gerekmektedir. (Yargıtay 19. HD'nin ... E.... K. ve ... E.K. sayılı kararları da bu yöndedir.) -Yapılan açıklamalar doğrultusunda davacı şirket ile davalı şirketi arasında ticari ilişkinin var olduğu, davacı tarafın davalı ile aralarındaki fatura içeriği edimlerini yerine getirdiği, davalıya yansıtılan bedellerin usulüne uygun olduğu hususlarının davacı tarafça, ticari defter kayıtları, vergi dairesi kayıtları ile ispat edildiği, buna karşılık olarak davalı tarafın takibe konu 191.168,07-TL'lik kısmını ödediğini yazılı belge ile ispat edemediği kanaatine varıldığından davanın kabulüne karar vermek gerekmiştir. -Davacı tarafın takip tarihi itibariyle alacak isteminin 191.168,07 TL Asıl alacak ve 121.700,64 TL işlemiş faizi olmak üzere toplam 312.868,71 TL olduğu görülmektedir. -Davacı tarafından sunulan belgelerin incelenmesinde, davalı tarafın imzası inkar edilmeyen mutabakat mektubunun bulunduğu, işbu mutabakat tarihinin 07/08/2024 olduğu, yine taraflar arasındaki mail yazışmalarına göre 27/08/2024 tarihinde davalı tarafın temerrüde düşürüldüğü sabittir. Mahkememizce bu kapsamda ek rapor ile faiz hesaplamasının yapıldığı TBK 117. Maddesi kapsamında temerrüt tarihinin ek raporda usulüne uygun olarak belirlendiği Mahkememizce kabul edilmiştir. -Davacı tarafın işlemiş faiz talebi TTK 1530'a dayanmakta olup, TTK'nın 1530. maddesi sadece mal ve hizmet tedariki amacıyla akdedilen sözleşmelerde, mal veya hizmet karşılığı ödenecek bedelde temerrüde düşüldüğü durumda ve iki ticari işletme arasında akdedilen sözleşmeler bakımından uygulanabilecektir. Bu kapsamda taraflar arasındaki ticari ilişkinin satış sözleşmesine dayandığı, emtia tedarikinin gerçekleştiği, buna tacirler arası hizmet alım/satım sözleşmesinde TTK'nın 1530. Maddesi uyarınca faiz talebinin yerinde olduğu anlaşılmakla, bilirkişi ek raporu doğrultusunda davanın kısmen kabulüne karar vermek gerekmiştir. -Davacı vekili, itirazın iptali talebi ile birlikte icra inkar tazminatı talebinde bulunmuştur. Borçlu aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için likit ve belirlenebilir bir alacağın mevcut olması gerekmektedir. Likit bir alacaktan söz edilebilmesi için, ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması, böylece borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. -Buna göre davalı borçlu tarafından cari hesap, vergi dairesi kayıtları ve ticari defter kayıtlarıyla sabit olan alacağın tereddütsüz bir şekilde likit ve belirlenebilir olması nedeni ile davalı borçlu aleyhine kabul edilen alacak miktarı üzerinden %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Ayrıntıları yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KISMEN KABULÜ ile; -... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyasında davalı takip borçlusu tarafından yapılan itirazın kısmen iptali ile takibin 191.168,07 TL asıl alacak, 97.774,63 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 288.942,70 TL alacak ve asıl alacağa takip tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi üzerinden devam olunmasına, -Alacak likit ve belirlenebilir olduğundan kabul edilen miktarın %20'si üzerinden hesap edilen 57.788,54 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, -Fazlaya ilişkin talebin reddine, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 19.737,68-TL karar ve ilam harcından peşin alınan 1.700,34-TL harcın mahsubu ile bakiye 18.037,34-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 3-Davacı tarafından yatırılan 1.700,34-TL peşin harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Davacı tarafından yargılama sırasında sarf edilen 615,40 TL başvurma harcı, 10.000,00 TL bilirkişi ücreti, 185,00-TL tebligat ve posta masrafı olmak üzere toplam 10.800,40- TL yargılama giderinden davanın kabul red oranına (%92,35) göre hesap edilen 9.974,46 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Davalı tarafından sarf edilen yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 6-Kabul edilen kısım yönünden davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap edilen 46.230,83-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Reddedilen kısım yönünden davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap edilen 23.926,01-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 8-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13. maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca ... Arabuluculuk Bürosu'nun ... numaralı arabuluculuk dosyasında Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen toplam 4.600,00 TL arabuluculuk ücretinden davanın kabul red oranına (%92,35) göre hesap edilen 4.248,22 TL'sinin davalıdan, bakiye 351,78-TL'sinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 9-Bakiye gider/delil avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa derhal iadesine, Dair; tebliğden itibaren İKİ HAFTA içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.25/09/2026
Katip e-imzalıdır
Hakim e-imzalıdır