İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/825 E. 2026/889 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/825
- Karar No
- 2026/889
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2025/825 Esas KARAR NO:2026/889
DAVA : Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 07/11/2025 KARAR TARİHİ : 29/09/2026
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekilinin Mahkemeye sunmuş olduğu dava dilekçesini özetle; “Taraflar arasındaki ticari alım satımlar nedeniyle müvekkilleri aleyhine davalı tarafından .... İcra Müd. 2025/... E. Sayılı dosyasından 01.06.2025 düzenleme, 20.07.2025 vade tarihli, 260.000,00 TL bedelli bono için kambiyo senetlerine özgü ilamsız icra takibi başlatılmış olduğunu, takip müstenidi evraklar taraflarınca incelendiğinde evrakın sözleşmenin eki niteliğinde maktu bono olduğunu, bono üzerindeki zorunlu unsurların müvekkilinin eli ürünü olmadığı olduğunu ve taraflar arasındaki borç ilişkisine miktarları fazla yazıldığı olduğunu fark edildiğini, keza bonoda keşide yeri: 01.06.2025, el yazısıyla sonradan eklenen maktu yazı içerisinde dahi olmayan vade kelimesi ile 20.07.2025, düzenleme tarihi: İstanbul şeklinde yazılmış olduğunu ve takip müstenidi bono yasal koşulları sağlamadığından kambiyo senedine özgü takip yapılamaz olduğunu, müvekkili şirkete gelen tebligatlar incelendiğinde aynı alacaklının başlatmış olduğu Küçükçekmece İcra Md. 2025/... E. Sayılı dosyasından bir de fatura müstenid ilamsız icra takibi başlatmış olduğunu görüldüğünü, Küçükçekmece dosyasının açılış tarihi 13.08.2025 olduğunu, mükerrer olarak açılan .... İcra Müdürlüğü’nün 2025/... E. Sayılı dosyası ise 28.08.2025 tarihinde ikame edilmiş olduğunu, taraflar arasında ticari olmaksızın tek alışveriş mevcut olduğunu, bu alışverişe konu faturalar Küçükçekmece’deki ilamsız icra takibine konu edilmiş olduğunu, daha sonrasında ise sözleşme sunularak bonoya dayanılarak mükerrer takibe geçilmiş olduğunu, tarafların ticari defter kayıtlarından başka bir borç ilişkisinin olmadığı ortaya çıkacak olduğunu, keza borç kabul anlamına gelmemekle birlikte borç miktarı faturalar gereğince 254.662,94-TL olduğu iddia edilmekteyken dava konusu bono 260.000,00-TL üzerinden doldurularak işleme konulmuş olduğunu, dilekçede belirttikleri icra dosyalarında itiraz süresi kaçırılmış olmakla birlikte her iki dosyanın da tahsil edilmesi halinde mükerrer tahsilat yapılacağı açık olduğunu, dolayısıyla tacir olan taraflar arasında başkaca ticari ilişki yokken mükerrer takip yapılması davalı tarafın kötüniyetli olduğunu göstergesi olduğunu, bu sebeple davanın kabulü halinde takip miktarının %50’sinden az olmamak koşuluyla kötüniyet tazminatına mahkum edilmesi taleplerinin mevcut olduğunu, müvekkilinden mükerrer tahsilat yapılmaması için açacakları işbu menfi tespit davasında arabuluculuk başvuru dava şartı olduğundan taraflarınca İstanbul Arabuluculuk Bürosuna başvuru yapılmış olmakla taraflar arasında anlaşmama tutanağı düzenlenmiş olduğunu, tutanak dilekçe ekinde sunulmuş olduğunu, müvekkili hakkında aynı borçluluğa beyanda bulunulmayacak şekilde aykırı doldurmak suretiyle yasal unsurları taşımayan bonoya ilişkin sonradan ikame edilen .... İcra Md. 2025/... E. Sayılı dosyasından mükerrerlik nedeniyle borçlu olmadıklarını tespiti için mahkemeye müracaatla işbu davanın açılması zorunluluğu doğmuş olduğunu, haklı davanın kabulüne, müvekkillerinin mükerrer takip nedeniyle .... İcra Müdürlüğü 2025/... E. Sayılı dosyasından borçlu olmadığının tespitine, davalı tarafın mükerrer takip açmak suretiyle müvekkilinin fazladan borçlandırmaya çalışması nedeniyle kötüniyetli olduğu açık olduğundan takip miktarının %50’si oranında kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesini” talep ve dava etmiştir. D avalı vekilinin Mahkemeye sunmuş olduğu cevap dilekçesini özetle; Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; “Davacıların, takibe dayanak teşkil eden bononun sözleşmenin eki niteliğinde maktu bir bono olduğunu, üzerindeki zorunlu unsurların davacının eli ürünü olmadığını ve bonoda keşide yeri ile vade kelimesinin sonradan eklendiğini iddia ederek bononun kambiyo vasfını haiz olmadığını ileri sürdüklerini, davacının bu iddialarının hiçbir surette gerçeği yansıtmadığını, Türk Ticaret Kanunu (“TTK”) uyarınca bononun belirli şekil şartlarına bağlı olmakla birlikte (mücerret) soyut bir borç ikrarını temsil ettiğini, davacıların bononun geçersiz olduğu yönündeki iddialarının tamamen asılsız olduğunu ve bononun sahteciliği veya unsurlarında eksiklik olduğu yönündeki iddialarının tamamen soyut olduğunu, ispat yükünün bu iddiaları ileri süren davacıya ait olduğunu, müvekkili düzenlenen ve takibe konulan bononun yasal şekil şartlarını eksiksiz taşımakta olduğunu ve sonradan doldurulma gibi bir hususun söz konusu olmadığını, kaldı ki müvekkili düzenlenen ve takibe konulan bononun ... Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2025/... E. sayılı dosyası ile incelemeden geçmiş olduğunu ve hakkında ihtiyati haciz kararı düzenlenmiş geçerli bir kambiyo senedi olduğunu, bu durumun dahi bononun hukuki geçerliliğini teyit ettiğini, hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemekle birlikte senedin usulsüz düzenlendiği iddia edilse dahi davacıların tacir sıfatını haiz olduklarını ve basiretli tacir ilkesi gereğince bir sözleşmenin düzenlenmesinde veya kabul edilmesinin hukuki sonuçlarını bilmek ve bu işlem sırasında gerekli dikkat ve özeni göstermekle yükümlü bulunduklarını, tacir olan davacıların senedin içerik ve şekil unsurlarını kontrol etmeksizin işlem tesis ettikten sonra senedin usulsüzlüğünden söz etmelerinin dürüstlük ve iyi niyet kurallarıyla bağdaşmadığını, bu nedenle davacıların bu yöndeki iddialarının yerinde olmadığını ve usule ilişkin itirazlarının reddi gerektiğini, davacıların müvekkili tarafından başlatılan iki ayrı icra takibinin aynı alacağa ilişkin olduğunu ve mükerrerlik teşkil ettiğini iddia ettiklerini, bu iddianın hukuki dayanaktan yoksun olduğunu ve gerçeği yansıtmadığını, taraflar arasındaki ticari ilişkinin tek bir alışverişten ibaret olmadığını, müvekkili ile davacılar arasında farklı tarihlerde gerçekleşen ve farklı hukuki temellere dayanan birden fazla ve birbirinden tamamen bağımsız alacaklar bulunduğunu, bu iki icra takibinin birbirinden bağımsız alacakların tahsili amacıyla başlatılmış olduğunu, Küçükçekmece İcra Müdürlüğü’ndeki takibin belirli faturaların dayanak alacağına dayandığını, .... İcra Müdürlüğü’ndeki takibin ise bağımsız bir borç ikrarı olan bonoya dayandığını, davacıların ticari defter kayıtları ve faturalar gereğince borç miktarının 254.662,94-TL olduğunu iddia ettiklerini, ancak dava konusu bononun 260.000,00-TL üzerinden doldurularak takibe konulduğunu ileri sürdüklerini, bu iddianın müvekkilinin başlattığı icra takiplerinin birbirinden tamamen bağımsız alacaklara ilişkin olduğu gerçeği karşısında hukuken anlamsız olduğunu, her iki takibin de kendi hukuki dayanağına ve kendi alacak miktarına sahip olduğunu, birbirinden bağımsız iki ayrı alacağın miktarının aynı olmasının beklenemeyeceğini ve farklı olması durumunda haksızlık iddiasında bulunulamayacağını, bononun TTK hükümleri uyarınca düzenlenmiş bağımsız bir borç ikrarını içeren ve sebepten bağımsız (mücerret) nitelikte bir kambiyo senedi olduğunu, davacıların müvekkilinin mükerrer takip açmak suretiyle kötü niyetli olduğunu iddia ettiklerini ve takip miktarının %50’sinden az olmamak koşuluyla kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini talep ettiklerini, ancak İcra ve İflas Kanunu’nun 72/5. maddesi uyarınca kötü niyet tazminatına hükmedilebilmesi için icra takibinin haksız olmasının yanı sıra alacaklının takibi başlatmasında kötü niyetli olduğunun da davacı tarafça somut delillerle ispat edilmesi gerektiğini, müvekkilinin mevcut ve hukuken geçerli alacaklarını tahsil etmek amacıyla yasal yollara başvurduğunu ve bunun alacak hakkının kullanılması olduğunu, hiçbir şekilde kötü niyet olarak değerlendirilemeyeceğini, davacı tarafın müvekkilini kötü niyetli göstermeye yönelik iddialarının asılsız olduğunu ve somut bir dayanağı bulunmadığını, hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemekle birlikte takibin haksız olduğu durumda dahi Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre salt takibin haksız olmasının kötü niyet tazminatına hükmedilmesi için yeterli olmadığını ve alacaklının kötü niyetinin ayrıca ve tartışmasız bir şekilde ispatlanması gerektiğini, bu bağlamda davacı tarafın kötü niyet tazmnatı talebinin reddi gerektiğini, mahkemenizce re’sen dikkate alınacak sebeplerle davacılar tarafından açılan haksız ve dayanaksız işbu menfi tespit davasının reddi gerektiğini, davacı tarafın talep ettiği kötü niyet tazminatının şartları oluşmadığından ve kötü niyet ispat edilemediğinden bu talebin reddi gerektiğini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasını” talep etmiştir. Dava, dava konu senedin mükerrer tahsil edildiği iddiasıyla senet nedeniyle davacının borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir. Gerçekte var olmayan bir borç ya da geçersiz bir hukuki ilişki nedeniyle icra takibine maruz kalması muhtemel olan veya icra takibine maruz kalan bir kimsenin (borçlunun) gerçekte borçlu bulunmadığını ispat için açacağı dava, menfi tespit olarak adlandırılmaktadır. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun “Menfi tespit ve istirdat davaları” başlıklı 72. maddesi:“Borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir.” düzenlemesini içermektedir. Anılan maddeden anlaşıldığı üzere borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir ve takip konusu alacağın borçlusu olmadığının tespiti isteyebilir. Borçlu, belirtilen şekilde takipten önce veya sonra alacaklıya karşı bir menfi tespit davası açar; bu davayı kazanırsa, hakkındaki icra takibi iptal edilir ve borcu ödemekten kurtulur. Somut uyuşmazlıkta davacı icra takibinden sonra Menfi tespit davası açmıştır. İspat yükü ise; bir vakıanın doğru ve gerçek olup olmadığı konusunda hakimi inandırma faaliyetidir. İspat, ispat anıdan önce vuku bulmuş ve tekrar etmeyen, vakıalara ilişkindir. İspat yükü aynı zamanda bir haktır. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2013/10133 Esas 2014/451 Karar sayılı ilamında da belirttiği üzere 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK), “İspat Yükü” başlıklı 6. maddesinde, “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.” şeklinde; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 190. maddesinde ise: “İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir.” şeklinde düzenlemelere yer verilmiştir. Sözkonusu ispat yükünün kime ait olduğunu belirleme görevi, davanın taraflarına değil, mahkemeye aittir. İspat yüküne ilişkin bu genel kural menfi tespit davaları için de geçerlidir. Yani, menfi tespit davalarında da, tarafların sıfatları değişik olmakla beraber, ispat yükü bakımından bir değişiklik olmayıp, bu genel kural uygulanır. Bu davalarda da bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran (iddia eden) taraf, o vakıayı ispat etmelidir. Menfi tespit davasında borçlu ya borçlanma iradesinin bulunmadığını ya da borçlanma iradesi bulunmakla birlikte daha sonra ödeme gibi bir nedenle düştüğünü ileri sürebilir. Borçlu, borcun varlığını inkar ediyorsa, bu durumlarda ispat yükü davalı durumunda olmasına karşın alacaklıya düşer. Borçlu varlığını kabul ettiği borcun ödeme gibi bir nedenle düştüğünü ileri sürüyorsa, bu durumda doğal olarak ispat yükü kendisine düşecektir. Görülmektedir ki, menfi tespit davasında kural olarak, hukuki ilişkinin varlığını ispat yükü kural olarak davalı/alacaklıdadır ve alacaklı hukuki ilişkinin (borcun) varlığını kanıtlamak durumundadır. Ancak davalının alacağı senede dayanıyorsa ispat yükü yer değiştirerek senetten dolayı borçlu olmadığını iddia eden davacı tarafa düşer. Kambiyo senetleri sebepten mücerret olduğundan borçlu olunmadığının ispat yükümlülüğü davacı borçluya aittir. Karine olarak bir kambiyo senedinin mevcut bir borcun ifası veya itfası amacıyla verildiği kabul edilir. Kambiyo senetleri birer ödeme aracıdır. Borçlu, bononun başka bir amaçla verildiği yönündeki iddiasını yazılı delil ile ispatlamalıdır. Bu konuda tanık dinletilmesi de mümkün değildir. (Yargıtay 19. HD 2018/2939 Esas 2019/4786 Karar sayılı 2017/3521 Esas 2019/1844 Karar sayılı içtihatları) Senedin anlaşmaya aykırı doldurulduğu iddiası yönünden ise TTK'nın 778. maddesi delaletiyle 680. maddesi gereğince açık bono düzenlenebileceği ve davacının bu iddiasını da ancak yazılı delille ispat edebileceği izahtan varestedir. Bir başka söyleyişle asıl olan senede karşı senetle ispat kuralıdır. Senede karşı senetle ispat kuralının istisnaları HMK'nın 203. maddesinde tahdidi olarak düzenlenmiş olup, salt borçlunun ya da alacaklının sosyal ekonomik durumu vb. soyut sebeplerden bahisle "hayatın olağan akışına aykırılık" gibi kanuni olmayan argümanlarla senede karşı senetle ispat kuralı bertaraf edilemez.
.... İcra Müdürlüğü'nün 2025/... Esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde, davacının davalı aleyhine 260.000,00-TL asıl alacak, 7.500,00-TL ilam vekalet ücreti, 11.977,81-TL işlemiş faiz, 1.716,80-TL ilam harcı, 780,00-TL komisyon %30 olmak üzere toplam 281.974,61-TL ilamsız icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin borçlulardan İlhan Tugay Tüzün'e 02/09/2025 tarihinde tebliğ edildiği, borçlunun borca itiraz etmediği görülmüştür. Bilirkişinin düzenlediği 01/05/2026 tarihli 39 sayfadan ibaret raporunda özetle; Taraflar arasındaki uyuşmazlığın, davaya konu bononun mükerrer borç tahsilatına yönelik olduğundan bahisle bono sebebiyle borçlu olunmadığının tespiti isteminden kaynaklandığı, Davacı defterlerini 6102 sayılı TTK.m.64/3, VUK. M.182 uyarınca tutulması zorunlu olan 2024-2025 yıllarında E-Defter sistemine tabi olduğu, yevmiye ve defter-i kebir defterinin 1. Sıra no.lu Elektronik Defter Tebliği gereğince e-defter olarak tutulduğu, 1. Sıra no.lu tebliğ gereğince Ocak ayı beratlarının açılış, Aralık ayı Beralarının ise kapanış tasdiki yerine geçtiği, Ocak ve Aralık ayı beratlarının süresinde alındı görülmüş olup, bu itibarla HMK 222 md. ve 6102 sayılı TTK 64/3 madde gereğinde mevcut haliyle davacının 2024-2025 yılları ticari defterlerinin lehine delil niteliğinin bulunduğu, Davalı defterlerini 6102 sayılı TTK.m.64/3, VUK. M.182 uyarınca tutulması zorunlu olan 2024-2025 yıllarında E-Defter sistemine tabi olduğu, yevmiye ve defter-i kebir defterinin 1. Sıra no.lu Elektronik Defter Tebliği gereğince e-defter olarak tutulduğu, 1. Sıra no.lu tebliğ gereğince Ocak ayı beratlarının açılış, Aralık ayı Beralarının ise kapanış tasdiki yerine geçtiği, Ocak ve Aralık ayı beratlarının süresinde alındı görülmüş olup, bu itibarla HMK 222 md. ve 6102 sayılı TTK 64/3 madde gereğinde mevcut haliyle davalının 2024-2025 yılları ticari defterlerinin lehine delil niteliğinin bulunduğu, Davacının ticari defterlerine göre; Küçükçekmece ... Müdürlüğü’nün 2025/... E Sayılı İcra Dosyası takip tarihi (18.08.2025) itibariyle, davacının davalıya 169.429,39 TL borçlu olduğu yönünde bakiyesinin mevcut olduğu, Davacının ticari defterlerine göre; .... İcra Müdürlüğünün 2025/... E. Sayılı İcra Dosyası takip tarihi (28.08.2025) itibariyle, davacının davalıya 169.429,39 TL borçlu olduğu yönünde bakiyesinin mevcut olduğu, Davacının ticari defterlerine göre; dava tarihi (07.11.2025) itibariyle, davacının davalıya 229.429,39 TL borçlu olduğu yönünde bakiyesinin mevcut olduğu, Davalının ticari defterlerine göre; Küçükçekmece ... Müdürlüğü’nün 2025/... E Sayılı İcra Dosyası takip tarihi (18.08.2025) itibariyle, davalının davacıdan 254.662,94 TL alacaklı olduğu yönünde bakiyesinin mevcut olduğu, Davalının ticari defterlerine göre; .... İcra Müdürlüğünün 2025/... E. Sayılı İcra Dosyası takip tarihi (28.08.2025) itibariyle, davalının davacıdan 254.662,94 TL alacaklı olduğu yönünde bakiyesinin mevcut olduğu, Davalının ticari defterlerine göre; dava tarihi (07.11.2025) itibariyle, davalının davacıdan 254.662,94 TL alacaklı olduğu yönünde bakiyesinin mevcut olduğu, Tarafların yasal defter kayıtları örtüşmemekte olup, 254.662,94 TL – 229.429,39 TL = 25.233,55 TL tutarında icra takipleri ve dava tarihi itibariyle cari hesap farkının mevcut olduğu, rapor içeriğinde ayrıntılı olarak tabloda yer alan davacının yasal defter kayıtlarındaki 01.05.2025 tarihli Depozito iade açıklamalı 22.360,00 TL+ 2.900,00 TL = 25.600,00 TL tutarlı mahsup kayıtlarının davalı tarafın yasal defter kayıtlarında yer almadığı ve dosya münderecatında işbu işlemlere ilişkin olarak yükümlülük altına sokacak bir sözleşme fatura, ödeme makbuzu, teslim tesellüme ilişkin herhangi bir belgenin mevcut olmadığı anlaşılmakla davacının tek yanlı mahsup kayıtlarının ispata muhtaç olduğu kanaatine varıldığı, Davacı taraf yasal defter kayıtları tetkikinde; davalı ile olan ticari ilişkiye konu faturalarında icra takip tarihlerinden önce davalı taraf tarından davacı tarafa düzenlenmiş olan faturaların “Satış depozito tutarı” açıklamalı bedelleri 01.10.2025 tarihinde kayıtlarına aldığı, başka bir anlatım ile; davalı tarafın davacı tarafa düzenlemiş olduğu tüm faturalar takip tarihlerinden önce düzenlenmiş, davacı taraf ise işbu faturaları “Satış depozito tutarı” açıklamalı bedelleri 01.10.2025 tarihinde kayıtlarına aldığı, takip tarihlerinden sonra davalı taraf davacı tarafa herhangi bir faturanın düzenlemediği, Davalının davacıya takip tarihleri itibariyle 254.662,94 TL borçlu olduğunun hesaplandığı, takdiri tamamen mahkemeye ait olmak üzere; Davacının incelenen 2024-2025 yılları ticari defterlerinde, taraflar arasında ticari ilişkinin mevcut olduğu, Küçükçekmece... Müdürlüğü’nün 2025/... E Sayılı İcra Dosyası ile rapor içeriğinde ayrıntılı olarak yer alan faturaların tarafların yasal defter kayıtlarında yer aldığı, davalının Küçükçekmece ... Müdürlüğü’nün 2025/... E Sayılı İcra Dosyası kapsamında 254.662.94 TL tutarında davalıya borçlu olduğu, Davalının incelenen 2024-2025 yılları ticari defterlerinde, taraflar arasında ticari ilişkinin mevcut olduğu, Küçükçekmece...Müdürlüğü’nün 2025/... E Sayılı İcra Dosyası ile rapor içeriğinde ayrıntılı olarak yer alan faturaların tarafların yasal defter kayıtlarında yer aldığı, davacıdan Küçükçekmece ...Müdürlüğü’nün 2025/... E Sayılı İcra Dosyası kapsamında 254.662.94 TL tutarında asıl alacak talebinde bulunabileceği, Davacının incelenen 2024-2025 yılları ticari defterlerinde, .... İcra Müdürlüğünün 2025/... E. Sayılı İcra Dosyası ile 01.06.2025 tarihli düzenlenen 20.07.2025 günlü 260.000,00 TL bedelli senedin TL yada başka para cinsinden karşılıklarının davacı şirketin yasal defterlerinde ve kayıtlarında yer almadığı, şirketi borçlandıracak bir yükümlülük altına sokacak bir sözleşme fatura, vb. ile herhangi bir muhasebe kaydına konu edilmediği, davacının yasal defterlerinde senedin giriş ve çıkış işleminin yapılmadığı davalıya bonodan kaynaklı alacaklı/borçlu olduğu yönünde bakiyesinin bulunmadığı, Davalının incelenen 2024-2025 yılları ticari defterlerinde, .... İcra Müdürlüğünün 2025/... E. Sayılı İcra Dosyası ile 01.06.2025 tarihli düzenlenen 20.07.2025 günlü 260.000,00 TL bedelli senedin TL yada başka para cinsinden karşılıklarının davalı şirketin yasal defterlerinde ve kayıtlarında yer almadığı, şirketi borçlandıracak/alacaklandırılacak bir yükümlülük altına sokacak bir sözleşme fatura, vb. ile herhangi bir muhasebe kaydına konu edilmediği, davalının yasal defterlerinde senedin(bono) giriş ve çıkış işleminin yapılmadığı davacıya bonodan kaynaklı alacaklı/borçlu olduğu yönünde bakiyesinin bulunmadığı, Neticeten; davalının davacıdan takip tarihi itibariyle 254.662,94 TL tutarında faturadan kaynaklı cari hesap alacağının mevcut olduğu, davalının işbu alacağını tahsil etmek amacı ile Küçükçekmece... Müdürlüğü’nün 2025/... E Sayılı İcra Dosyası ile takip başlattığı tespit edilmiş olup, davalının işbu takipten kaynaklanan 254.662,94 TL tutarında alacağının olduğunun hesaplandığı, davalı tarafın .... İcra Müdürlüğünün 2025/... E. Sayılı İcra Dosyası ile 01.06.2025 tarihli düzenlenen 20.07.2025 günlü 260.000,00 TL bedelli senedin tahsili amacıyla başlatılan takibe ilişkin olarak ise, ticari ilişkiden kaynaklı bonodan dolayı davalının alacaklı olduğu yönünde bakiyesinin bulunmadığı, başka bir anlatım ile; bonodan kaynaklı alacağın ortadan kalktığının tespit edildiği, görüş ve kanaatine varılmıştır. Yasal dayanakları ortaya konularak yapılan bu açıklamalardan sonra somut olaya gelindiğinde; kıymetli evrak kayıtsız şartsız borç ikrarı içeren, kamu güvenliğini mazhar, tedavül edilebilen senetlerdir. Bir senedin hangi amaçla verildiğinin ispat yükü bunu ileri süren üzerindedir. Davaya konu senedin taraflar arasındaki ticari ilişkideki fatura bedellerinin ödemesi için verildiğinin kabulü için senet ile bu yönde bağ kurulabilmesine bağlıdır. Zira kambiyo senetleri sebepten mücerret olduğu, ödeme aracı olduğu, bononun hangi amaçla verildiği yönündeki iddianın ancak ve ancak yazılı delil ile ispatlanması gerektiği, taraflar arasındaki kambiyo senedinin hangi amaçla verildiğine ilişkin yazılı belgenin bulunmadığı, mahkememizce tarafların ticari defter ve kayıtlarının incelenmesinde de dava konusu senede ilişkin hiçbir kaydın bulunmadığı, dolayısıyla kayıtsız şartsız borç ikrarı içeren senedin aksini ileri süren davacının bunu yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir. Tüm dosya kapsamında bu yönde bir ispatın bulunmadığı, dava değeri itibariyle ve davalı tarafın tanık dinlenilmesine muvafakatinin de bulunmadığı anlaşıldığından HMK 201. Maddesi gereğince tanık dinlenilmemiş, ispatlanamayan davanın reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın reddine, 2-732,00-TL karar harcının peşin alınan 4.815,43-TL den düşümü ile kalan 4.083,43-TL nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 3-Tarafların zorunlu arabuluculuk sürecinde anlaşmamaları nedeniyle 6325 sayılı Kanunun 18/A-13-14 maddesi uyarınca zorunlu arabuluculuk gideri olan 4.700,00-TL'nin davacıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydına, 4-Davalı taraf kendisini dava ve duruşmalarda vekili ile temsil ettirdiği anlaşılmakla AAÜT gereğince 45.115,94-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 6-Tarafların gider avansından artan bakiyesinin karar kesinleştiğinde ve talep halinde taraflara iadesine, Dair, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süresi içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.
Katip ... Hakim ... e-imzalıdır e-imzalıdır