İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2026/971 E. 2026/763 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2026/971
- Karar No
- 2026/763
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2026/971 Esas KARAR NO:2026/763
DAVA:İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ:03/02/2026 KARAR TARİHİ:23/09/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; müvekkil şirket ile şahıs şirketi olan davalı arasında ticari alım satımdan kaynaklı bir cari hesap ilişkisi kurulduğunu, davalının fatura içeriğindeki malzemeleri müvekkil şirketten alıp kontrol ederek bir ihtirazı kayıt olmaksızın kullandığını, teslim edilen ürünlerin bedellerinin ekonomik gerekçeler bahane edilerek ödenmediğini, bunun üzerine ... İcra Müdürlüğü 2025/... Esas sayılı dosyası ile 22/05/2025 tarihinde ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalının 02/06/2025 tarihli dilekçe ile takibe itiraz ettiğini ve takibin durduğunu, akabinde itirazın iptaline yönelik zorunlu arabuluculuk başvurusunda bulunulduğunu ve görüşmeler sonucunda anlaşamama tutanağı tanzim edildiğini, davalının borcu kabul etmekle birlikte kötü niyetli olarak takibe itiraz edip zaman kazanmayı amaçladığını belirterek ... İcra Müdürlüğü 2025/... Esas sayılı dosyasına yapılan itirazın iptalini, takibin devamını, alacağa takip tarihinden itibaren en yüksek ticari avans faizi uygulanmasını, alacak likit ve itiraz haksız olduğundan yüzde yirmiden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama gideri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir Davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle; dava konusu faturaların davacı ile müvekkil arasındaki kağıt ticaretine dayandığını, müvekkil şirket tarafından davacıdan satın alınan oto filtrelerde kullanılan kağıtların üçüncü kişilere satılması amacıyla alındığını, satılan kağıtların eski ve beklemiş olduğundan müvekkil tarafından başkalarına satılamadığını, müşterilere satılmak istenen kağıtların çok beklediği ve kullanım özelliklerini kaybettiği gerekçesiyle geri iade edildiğini, bu sebeple müvekkil tarafından gizli ayıp sebebiyle iade faturası kesilerek davacıya iade edilmeye başlandığını, davacı tarafın ilk iadeleri kabul etmesine rağmen daha sonraki iadeleri kabul etmediğini, sonucunda kalan kağıtların halen müvekkilin stoklarında beklediğini, davacı tarafından satılan kağıtlar ayıplı olduğundan davacının ücrete hak kazanmadığını, müvekkilin iadesi kabul edilen ayıplı kağıtlardan sonra kalan ayıplı kağıtları davacıya iade etmeye hazır olmasına rağmen davacının iadeyi kabul etmediğini ve müvekkil aleyhinde haksız ve mesnetsiz icra takibi başlattığını, müvekkil tarafın davacıya herhangi borcu bulunmamasından ötürü müvekkil aleyhine açılan haksız ve mesnetsiz davanın reddine karar verilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE; Dava, Davacı tarafından davalı şirket aleyhine fatura alacağına ilişkin olarak yapılan icra takibine vaki itirazın iptali ile icra inkar tazminatı istemine ilişkindir Dava konusu ... İcra Dairesi 2025/... Esas sayılı icra dosyası incelenmesinde ; davacı tarafından davalı hakkında 22/05/2025 tarihinde takibin başlatıldığı, 29/05/2025 tarihinde davalı tarafa ödeme emrinin tebliğ edildiği, 02/06/2025 tarihinde davalı borçlu tarafından takibe itiraz edilmesi nedeniyle takibin durdurulduğu anlaşılmıştır. Ticaret sicil müdürlüğü , vergi daireleri ve esnaf odasına yazılan müzekkerelere cevap verildiği anlaşılmıştır. Bilirkişi Doç. Dr. ... ... tarafından düzenlenen 25/05/2026 Tarihli bilirkişi raporunda özetle; 2026/... Esas sayılı dosya kapsamında ticari defterler, faturalar, tahsilat makbuzları ve Vergi Dairesi kayıtlarının incelendiğini, taraflar arasında yazılı sözleşme olmasa da ticari satım ve cari hesap esasına dayanan sürekli bir hukuki bağın bulunduğunu, İstanbul ... ve ... Vergi Dairesi Müdürlüklerinden alınan BA/BS analiz formlarının çapraz denetimi neticesinde tarafların 202.343,18 TL tutarındaki iade faturasını uyumlu şekilde beyan ettiklerini, bu durumun zımni bir borç mutabakatı anlamına geldiğini, davacının HMK m. 222'ye uygun ticari defterlerine göre toplam 959.863,44 TL tutarından iade faturası ve 420.000,00 TL tutarındaki nakit tahsilatın mahsup edilmesiyle davacı lehine 337.520,26 TL tutarında bakiye cari hesap alacağının oluştuğunu, davalının gizli ayıp savunmasına karşın TTK m. 23/1-c ve TTK m. 18/3 uyarınca süresinde yapılmış yazılı bir ayıp ihbarına rastlanmadığını, davalının malların iade edildiğine dair taşıma belgesi sunamadığını, davalının iade faturası tarihinden sonra 18.04.2025 tarihinde 420.000,00 TL tutarında ödeme yapmasının borcun zımnen kabulü yönünde finansal karine oluşturduğunu, davalının VUK m. 177 uyarınca bilanço esasına tabi birinci sınıf tacir statüsünde bulunduğunu, bu nedenle basiretli davranma yükümlülüğünün olduğunu, alacağın likit nitelikte olması sebebiyle İİK m. 67/2 uyarınca icra inkâr tazminatı şartlarının oluştuğunu, asıl alacağa uygulanacak temerrüt faizinin 2025 yılı TCMB tebliğleri gereği TTK m. 1530 uyarınca yıllık %53,25 oranında talep edilebileceğini ve tüm bu hususların finansal verilerle doğrulanmış olduğu kanaatine varıldığı tespit edilmiştir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun (TMK) 6. maddesi uyarınca kural olarak, aksi kanunca belirlenmedikçe iki taraftan her biri iddiasını ispata mecburdur. Bu hüküm, kaynak İsviçre Medeni Kanunu’ndaki şekli gibi, “bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran taraf, o vakıayı ispat etmelidir” şeklinde anlaşılmalıdır.Davacı taraf bedeli ödenmeyen faturalardan kaynaklanan açık hesap ilişkisine dayalı alacak talebinde bulunmaktadır.Buna göre öncelikli incelenmesi gerek husus faturanın ispat gücüdür.6102 sayılı TTK'nın 21/2.maddesi şu şekildedir: ''Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır''.TTK'nın 21/2.(6762 sayılı TTK'nın 23/2.) maddesi ile faturanın tacirler arasında ifaya yönelik ispat aracı olduğu,süresinde itiraz edilmemekle münderecatından sayılan hususlar yönünden düzenleyen lehine,adına fatura düzenlenen aleyhine bir karine getirilmiştir.Bu karine faturanın ispat gücünü ortaya koymaktadır.Fatura düzenleyen tacirin anılan karineden yararlanabilmesi için fatura tanzim edenle,adına fatura tanzim edilen arasında akdi ilişki bulunması,faturanın akdin ifasıyla ilgili düzenlenmesi gerekir.Fatura sözleşmenin kurulma safhasıyla ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin bulunması gerekir. Ticari davalarda yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasada delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delil olarak düzenlediği açıkça anlaşılmaktadır. Ticari defterler kesin delillerden ise de ancak HMK 222. maddedeki koşullar çerçevesinde ispat aracı olabilir. Ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Her iki ticari defterlerde yer alan kayıtlar birbiri ile uyuşması halinde ticari defterler, içeriğine göre delil vasfına sahip olabilecektir. Mahkememizce yapılan yargılama, iddia, savunma, sunulan ve toplanan deliller, yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler, ... İcra Müdürlüğünün 2025/... Esas sayılı takip dosyası, 25/05/2026 tarihli bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında davacı tarafından faturadan kaynaklı alacaklı olduğu iddia edilerek davalı hakkında icra takibine girişildiği, davalı tarafça borca ve ferilerine itiraz edilmesi üzerine işbu itirazın iptali istemli davanın açıldığı, taraflar tacir olup delil olarak ticari defterlere dayanıldığından TTK'nun 83 ile 85 ve HMK'nun 222'nci maddeleri uyarınca tarafların ticari defter ve belgeleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verildiği, davalı tarafça ihtara rağmen ticari defter ve kayıtların Mahkemeye sunulmadığı ve yerinin de bildirilmediği, denetime uygun ve hüküm kurmaya elverişli bilirkişi raporunda; davacının 2025 yılına ait ticari defterlerinin lehine delil niteliği bulunduğu, davacının ticari defterlerine göre; 12/02/2025 ve 18/02/2025 tarihlerinde iki adet 959.863,44 TL fatura düzenlendiği, davalı tarafından 09/04/2025 tarihinde "..." e-fatura numarasıyla 202.343,18 TL bedelli iade faturası düzenlendiği, iade faturanın davacı tarafından ticari defterlerine kaydedildiği, 18/04/2025 tarihinde davalı tarafından 420.000,00 TL bedelli ödeme yapıldığı, takip tarihi itibariyle 337.520,26 TL alacağının bulunduğu anlaşılmıştır. Davalı tarafından davacı tarafından teslim edilen ürünlerin ayıplı çıkması nedeniyle iade faturası kesilerek davacıya iade edildiğini, davacının ilk iadeleri almasına rağmen sonraki iadeleri kabul etmediği, kalan kağıtları davacıya iadeye hazır olduğunu bildirmiş ise de; tacirler arasında satışa konu malın ayıplı çıkması halinde, alıcının yasal haklarını kullanabilmesi için 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 23 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendindeki süreler içerisinde ayıp ihbarında bulunmasının zorunlu olduğu, bu sürelerin, satılan malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli olması durumunda iki gün, açıkça belli olmaması durumunda da sekiz gün olduğu, ancak ayıp ihbarının bu süre içinde satıcıya ulaşmasının şart olmadığı, bu süre içinde satıcıya ulaşmasa bile alıcının haklarını koruyacağı, 6102 sayılı Kanun'un 23 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde gizli ayıbın sonradan ortaya çıkması halinde 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 223 üncü maddesinin uygulanacağı belirtildiği, 6098 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasına göre ayıbın sonradan ortaya çıkması halinde bildirimin derhal yapılması aksi halde alıcı malı ayıp ile beraber kabul edilmiş sayılacağı, alıcının ihbar külfetini yerine getirmiş ise zaman aşımı süresi içinde 6098 sayılı Kanun'un 227 nci maddesinde kendisine tanınan hakları dava yoluyla talep edebileceği, davalının kendisine teslim edilen malların ayıplı olduğuna dair davacıya bildirimde bulunduğunu iddia ettiği, davalının kalan ürünler için davacıya anılan sürelerde ihbarda bulunduğunu yazılı bir delil ile kanıtlayamadığı, 6098 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin ikinci fıkrasına göre de satıcının alıcıyı iğfal etmiş olduğu söz konusu olmadığı gibi, bu hususun da ispat edilmediği, satın alınan malın 12/02/2025 ve 18/02/2025 tarihinde teslim edildiği, teslime konu malların bir kısmına ilişkin iade faturanın davalı tarafından 09/04/2025 tarihinde dzenlendiği, 18/04/2025 tarihinde 420.000,00 TL ödemenin davacı tarafa yapıldığı, dolayısı ile alıcı davalının malı teslim aldıktan sonra 8 gün içinde incelemek veya incelettirmek ile ve bu inceleme sonucu malın ayıplı çıkması halinde durumu satıcıya bildirmekle yükümlü olduğu, 8 günlük muayene ve ihbar yükümlülüğüne uymayan alıcının malı o hali ile kabul etmiş sayılacağı, ayıplar için kanunun kendisine tanıdığı hakları kaybedeceği, süresinde ayıp ihbarında bulunmayan davalının 6098 sayılı Kanun'un 227 nci maddesinin birinci fıkrasından da yararlanamayacağı, davalı tarafından ayıba dair yapılan açıklamalarda basit bir muayene ile ayıbın tespit edilebileceği, kaldı ki gizli ayıp bulunduğu varsayılsa bile ayıbın sonradan ortaya çıktığı tarihte derhal bildirimde bulunma yükümlülüğü bulunduğu halde ihtar çekilmeyerek bu yükümlülüğe de uyulmadığı ayıba ilişkin yapılan itirazın borçtan kurtulmaya yönelik olduğu anlaşılarak davalı tarafın itirazları yerinde görülmemiştir. Dolayısı ile fatura konusu malların davalıya tesliminin kanıtlandığı, faturadaki bedelin ödendiği hususunda ispat yükü üzerinde olan davalının fatura bedelinin ödendiğini ileri sürmediği gibi bu yönde delil de sunmadığı ve bu nedenle borcu ödediğini ispatlayamadığı, davalı tarafça ihtara rağmen ticari defter ve kayıtların Mahkemeye sunulmadığı ve yerinin de bildirilmediği, davalının ticari defterlerini sunmayarak davacının ticari defter kayıtlarının HMK'nın 222/3. maddeye göre lehine delil oluşturduğu, denetime uygun ve hüküm kurmaya elverişli bilirkişi raporu dikkate alınarak davacının ticari defter kayıtları ve karşılaştırmalı alış satış analiz raporları ile taraflar arasındaki ticari ilişkinin ve alacağın varlığının ispatlandığı, faturadan kaynaklı borcun ödenmediği, davacının icra takibi başlatmakta haklı olduğu, asıl alacağın belirlenebilir ve likit olması nedeniyle asıl alacağın %20 'si oranında 67.504,05-TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde tüm hususları içerir hüküm kurulmuştur. HÜKÜM; Yukarıda açıklanan nedenler ile ; 1-Davanın KABULÜ İle; davalının ... İcra Müdürlüğü'nün 2025/... esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin takip talebindeki şartlarla aynen DEVAMINA, 2-Davacı tarafın icra inkar tazminatı talebinin kabulü ile asıl alacağın %20 'si oranında 67.504,05-TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya VERİLMESİNE, 3-Alınması gereken 23.056,00 TL harçtan peşin olarak alınan 4.076,41- TL harcın mahsubu ile bakiye 18.979,59- TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-Davacı tarafından yapılan 17.570,00-TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 5-Arabuluculuk Kanunu m.18/A-(13) uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 4.700,00-TL arabuluculuk giderinin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 6- Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürülükte bulunan A.A.Ü.T.'nin 13/2 maddesi gereğince takdir olunan 54.003,24 -TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 7-Davacı tarafından yatırılan 4.076,41-TL peşin harç ile 732,00-TL başvuru harcı olmak üzere toplam 4.808,41-TL harç masrafının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 8- Karar kesinleştiğinde, arta kalan gider avansı bulunması halinde ayrı bir karar yazmaya gerek olmaksızın, HMK.'nın 333. maddesi ve gider avansı tarifesine göre, ilgililerine re'sen iadesine, Dair verilen karar; davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda, taraflardan herhangi birisinin Mahkememize başvurusu üzerine gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 (iki) hafta içerisinde Mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere başkaca denk bir mahkemeye verilecek dilekçe ile, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ilgili hukuk dairesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere açıkça okunup, usulen anlatıldı.23/09/2026
Katip ... e-imza
Hakim ... e-imza