İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2026/192 E. 2026/1047 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2026/192
Karar No
2026/1047
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO:2026/192 Esas KARAR NO:2026/1047

DAVA :İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ:07/03/2026 KARAR TARİHİ:19/10/2026

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı Vekilinin Mahkememize Tevzi Edilen Dava Dilekçesinde Özetle; Müvekkili ile davalı arasında ticari ilişki bulunduğunu, kurulan ticari ilişki neticesinde müvekkilinin davalıdan alacaklı olduğunu, bu nedenle 216.635,74-TL'nin ödenmemesi üzerine davalı aleyhine Gelibolu ... Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyası ile takip başlattıklarını ancak davalını haksız itirazı ile takibin durdurulduğunu iddia ederek; davanın kabulü ile itirazın iptalini, davalının %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya bırakılmasını talep ve dava etmiştir. Davalıya usulüne uygun tebligat yapılmış olup, davalı davaya cevap vermeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 128. maddesi uyarınca tüm iddiaları inkar etmiş sayılmıştır. .... İcra Müdürlüğü'nün 2023/... Sayılı İcra Dosyasının İncelemesinde; davacı/alacaklı tarafından davalı/borçlu aleyhine 220.163,74-TL asıl alacağın ödenmesi amacıyla 08/07/2025 tarihinde icra takibi başlatıldığı, borçluya çıkartılan ödeme emrinin 13/07/2025 tarihinde tebliğ edildiği, borçlunun 11/07/2025 tarihinde icra takibine itiraz ettiği, takibin durdurulmasına karar verildiği, davanın İcra İflas Kanunu'nun (İİK) 67. maddesinde düzenlenen bir yıllık hakdüşürücü süre içinde açıldığı görülmüştür. Mali Müşavir Bilirkişinin 20/07/2026 Tarihli Raporunda Özetle; "Davacının ticari defterlerinden 2024 ve 2025 yılına ait defterlerini e-defter olarak tuttuğu ve eksiksiz olduğu, tüm defterlerin kendi içlerinde birbirini teyit ettiği genel kabul görülmüş muhasebe esas ve tekniğine uygun tutulduğu, ticari defterlerin HMK 222 maddesi uyarınca sahibi lehine delil vasfına haiz olduğu, davacı davalı ile ilgili olarak cari hesap kayıtlarını ... Tic. ve Turizm A.Ş. ile ilgili cari hesap kayıtlarını tuttuğu, cari hesap dökümüne göre davacının davalıdan icra takibi olan 08/07/2025 tarihi itibari ile 524.174,33-TL alacaklı olduğu, davalı defterleri ile ilgili olarak; davalının davaya cevap vermediği ve 16/06/2026 günü mahkeme kaleminde hazır bulunmadığı ve herhangi bir beyanda bulunmadığı, bu durumda davalının ticari defterlerinin incelenemediği, vergi dairelerine yazılan müzekkerelere neticesinde gelen cevabi yazılar neticesinde; davacının davalıya düzenlediği faturaları kayıtlarına aldığı, davalının davacının düzenlediği faturaları kayıtlarına aldığı, davacı, davalı aleyhine ... İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyası ile davalı aleyhine icra takibi başlatmıştır. Davalı borçlunun yetki itirazı neticesinde 08/07/2025 tarihinde ....İcra Müdürlüğünde 2025/... Esas sayısı ile 220.163,74-TL asıl alacak (İstenen: Yıllık Adi Kanuni Faiz) üzerinden icra takibine geçtiği, ilgili icra takibinde faiz hesaplaması olmadığı için faiz hesaplaması yapılamadığı," görüş ve kanaatine varılmıştır. DELİLLER: -.... İcra Müdürlüğü'nün 2023/... sayılı icra dosyası -Davacı vekili tarafından sunulan; -Davalı vekili tarafından sunulan; -Tarafların beyan ve dilekçeleri -Bilirkişi Raporu -... Vergi Dairesi Müdürlüğü'nden gelen davalıya ait BA/BS formlarını içerir müzekkere cevabı -... ve ... Vergi Dairesi Müdürlükleri'nden gelen davacıya ait BA/BS formlarını içerir müzekkere cevabı -Arabuluculuk son tutanağı -Tüm dosya kapsamı DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Dava, açık cari hesap ve faturadan kaynaklanan alacak için başlatılan takipte itirazın iptali istemine ilişkindir. Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre fatura emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır (229. md.). Fatura malın teslimi veya hizmetin yapıldığı tarihten itibaren azami "yedi gün" içinde düzenlenir. Bu süre içerisinde düzenlenmeyen faturalar hiç düzenlenmemiş sayılır (231/5. Md.). 6102 sayılı TTK'da da fatura konusunda hükümler vardır. Ticari işletmesi bağlamında bir mal satmış, üretmiş, bir iş görmüş veya bir menfaat sağlamış olan tacirden, diğer taraf, kendisine bir fatura verilmesini ve bedeli ödenmiş ise bunun da faturada gösterilmesini isteyebilir.” (6102 Sayılı TTK 21/1) Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır (6102 Sayılı TTK 21/2). Faturanın onu teslim alan kişiyi borç altına sokabilmesi için taraflar arasında borç doğurucu bir ilişkinin varlığı ve faturanın da bu ilişki nedeniyle düzenlenmiş olması gerekir. Borç münasebeti olmaksızın düzenlenen ve muhatap tarafından her nasılsa teslim alınan faturaya sekiz günde itiraz edilmemiş olması onu borç altına sokmaz. Ancak TTK'nın 21/2. maddesi uyarınca, faturalara 8 gün içerisinde itiraz edilmediği takdirde faturadaki gösterilen bu bedeli kabul edilmiş sayılır. Faturanın tebliği şekle bağlı değildir, yazılı veya sözlü herhangi bir şekilde yapılabilir. Muhatap hazır ise kendisine elden verilmesi, değil ise herhangi bir şekilde gönderilmesi mümkündür. Ancak, uyuşmazlık halinde ispat kolaylığı açısından, fatura tebliğinin noter aracılığıyla ya da imza karşılığı elden tebliğ yolu ile ya da telgraf, teleks yolu ile veya PTT aracılığıyla ya da faks çekilmesi yahut güvenli elektronik imza ile elektronik posta gönderilmesi şeklinde yapılması uygundur. Faturaların borçluya tebliğ edilip edilmediği, itiraza uğrayıp uğramadığı belirlenmeli, faturaların tebliğ edilmiş ve 8 günlük itiraz süresi içerisinde itiraz edilmemiş olduğunun tespiti halinde faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunun alacaklı tarafça kanıtlanmış olduğu ve sadece fatura içeriğinin kesinleştiği, bunun aksinin yani faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığının ve kesinleşmediğinin kanıt yükünün bu kez borçluya geçtiği kabul edilmelidir. Faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması birbirinden farklıdır. 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddeye göre faturaya itiraz edilmemiş ise içeriği kesinleşir ise de akdî ilişkinin yazılı delillerle ispatı gerekir. Fatura ticari defterlere kayıt edilmiş ise artık faturanın delil olmasıyla ilgili bu maddeye değil ticari defterlerin delil olmasıyla ilgili TTK'nın 222. maddeye bakmak gerekir. Bu nedenle ticari defterlere kaydedilmiş fatura akdi ilişkinin varlığını da kanıtlar. Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır ve fatura nedeniyle mal veya hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir. Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması başlıklı HMK’nın 222. Maddesi ile "Mahkemenin ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebileceğine karar verilmiştir. Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur. Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır” düzenlemesi yer almaktadır. Ticari davalarda, yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda, ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasada delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delil olarak düzenlediği açıkça anlaşılmaktadır. Ticari defterler kesin delillerden ise de ancak HMK'nın 222. maddedeki koşullar çerçevesinde ispat aracı olabilir. Ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekir. Bir taraf kendi defterlerine delil olarak dayanmış ise karşı tarafın ticari defterlerine dayanılmamış olsa da karşı taraf defterlerinin incelenmesi zorunludur. Çünkü tarafın ticari defterleri yasada belirtildiği üzere karşı tarafın ticari defterleri ile uyumlu olduğu takdirde lehine delil olabilecektir. Karşı taraf defterleri incelenmediği takdirde dayanan tarafın kendi defterindeki kayıtların lehe delil olması mümkün değildir. Karşı taraf ticari defterlerini sunar ise birlikte incelenip değerlendirildiğinden delil olup olmadığı sonucuna göre değerlendirilebilecektir. Karşı taraf ticari defterlerini sunmadığı takdirde ise bu davranışı ile kendi ticari defterlerinin diğer tarafın defterleri ile uyumlu olup olmadığının incelenmesine engel olduğundan, engel olduğu sonucun varlığını kabul etmiş sayılmalıdır. Somut olayda, davacı ticari ilişki kapsamında fatura ve açık cari hesaptan takip edilen alacağını takibe konu etmiş, davalı itirazı üzerine dava ikame edilmiştir. Taraflar arasında süregelen ticari ilişkinin varlığı davacı defterlerinden anlaşılmıştır. Davalının sistem üzerinden düzenlenen faturalara karşı bir itirazı bulunduğu tespit edilmemiş, ba/bs uyumluluğu bulunduğu görülmüştür. Bunların yanında usulüne uygun ihtarata rağmen davalı yan mazeretsiz şekilde defter ibrazında bulunmamıştır. Davalının ticari defterlerini sunmaması ile davacının kendi ticari defterlerinin davalının defterleri ile uyumlu olup olmadığının incelenmesine engel olduğundan, engel olduğu sonucun varlığını kabul etmiş sayılmalıdır. Açıklanan gerekçelerle davacı defterlerine göre ispat edilen takip tarihi itibariyle alacaklı olduğu ve davaya konu ettiği 216.635,74-TL'lik asıl alacak miktarı nedeniyle davalının takipteki itirazının kısmen iptali gerekmiştir. İcra İnkar Tazminatı Yönünden; Dava konusu alacağın önceden belirlenebilirlik, bilinebilirlik, hesap edilebilirlik vasfı ve dolayısıyla likit alacak niteliği taşıdığı, bu haliyle İİK'nın 67. maddesindeki koşullar gerçekleştiği görülmekle, davacının icra inkar tazminatı kabulü ile, alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tahsis edilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Ayrıntılı Açıklandığı Üzere; 1-Davanın KABULÜ ile davacı tarafından davalı aleyhine başlatılan .... İcra Müdürlüğü'nün 2025/... Esas sayılı icra takip dosyasına davalı borçlu tarafından yöneltilen itirazın kısmen iptaline, takibin 216.635,74-TL asıl alacak üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren talep gibi yasal faiz işletilmesine, 2-Alacak niteliği itibari ile likit ve belirlenebilir olduğundan %20 oranında icra inkar tazminatı 43.327,14-TL'nin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine 3-Alınması gereken 14.798,39-TL karar ve ilam harcından 2.598,78-TL peşin harcın düşümü ile eksik kalan 12.199,61-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irad kaydına, 4-Davacı tarafından yatırılan 732,00-TL başvuru harcı ve 2.598,78-TL peşin harç olmak üzere toplam 3.330,78-TL harç bedelinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacı tarafından yapılan bilirkişi ücreti, tebligat, müzekkere gideri toplamı 7.585,00-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince 45.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 7-6325 sayılı Kanunun 18/A-13 maddesi uyarınca Hazine tarafından karşılanan zorunlu arabuluculuk gideri olan 4.600,00-TL'nin davalıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydına, 8-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde resen ilgilisine iadesine, Dair, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süresi içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu kabil olmak üzere verilen karar alenen okunup usulen anlatıldı. 19/10/2026

Katip ... Hakim ... e-imza e-imza

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2026/192, K. 2026/1047, T. 19.10.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2026-192-e-2026-1047-k-4c69a87eaf49