İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2026/1218 E. 2026/864 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1218
- Karar No
- 2026/864
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARA ESAS NO:2026/1218 Esas KARAR NO :2026/864
DAVA :İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ:02/12/2025 KARAR TARİHİ:25/09/2026
Mahkememizde görülmekte olan davanın yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı müvekkilin alacağının ödenmemesi üzerine davalı borçlu aleyhine ... 3. İcra Dairesi 2025/... E. sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalının ödeme emrine itiraz ederek takibi durdurduğunu, taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında 15/09/2025 tarihli ... fatura numaralı, 6.552,70 USD bedelli fatura, 02/09/2025 tarihli ... fatura numaralı, 198,00 USD bedelli fatura, 05/09/2025 tarihli ... fatura numaralı, 4.374,00 TL bedelli fatura, 11/09/2025 tarihli ... fatura numaralı, 495,00 USD bedelli fatura, 22/09/2025 tarihli ... fatura numaralı, 2.970,00 USD bedelli fatura, 05/09/2025 tarihli ... fatura numaralı, 4.009,50 TL bedelli fatura, 02/09/2025 tarihli ... fatura numaralı, 7.988,20 USD bedelli fatura ve 22/09/2025 tarihli ... fatura numaralı, 8.910,00 TL bedelli faturalar ile 712.084,33 TL asıl alacak ve işlemiş faiz toplamının tahsili amacıyla genel haciz yoluyla yapılan takibe vaki itirazın kötü niyetli ve mesnetsiz bulunduğunu, borcun ödendiğine dair herhangi bir delil sunulamadığını, alacağın muavin defter kayıtlarıyla da sabit olduğunu, zorunlu arabuluculuk safhasında davalı tarafın anlaşmaya yanaşmadığını belirterek itirazın iptali ile takibin devamına, davalının malvarlığı üzerinde teminatsız olarak ihtiyati haciz kararı verilmesine ve alacağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı şirket tarafından müvekkil şirket aleyhine ... 3. İcra Müdürlüğü’nün 2025/... Esas sayılı dosyası ile başlatılan icra takibinin haksız ve mesnetsiz olduğunu, takip tarihi itibarıyla herhangi bir borcun bulunmadığını, davacı tarafın iddialarını yalnızca faturalara dayandırdığını ancak salt fatura varlığının borç ilişkisini ispatlamaya yeterli olmadığını, 05/09/2025 tarihli ... numaralı 4.374,00 TL bedelli, 05/09/2025 tarihli ... numaralı 4.009,50 TL bedelli ve 22/09/2025 tarihli ... numaralı 8.910,00 TL bedelli faturaların müvekkil şirket tarafından ödendiğini, bu ödemelerin 10/10/2025 tarihli 12.919,50 TL bedelli banka dekontu ve tedarikçi ekstresi ile sabit olduğunu, kalan kısmın ise iade faturası ile kapatıldığını, davacı tarafın ödemeleri gizleyerek sebepsiz zenginleşmeye yol açtığını, USD bedelli faturalar yönünden de herhangi bir borç bulunmadığını, takibe konu kurun gerçeği yansıtmadığını, ispat yükünün davacı tarafta olduğunu ancak davacının mal teslimine dair irsaliye veya tesellüm belgesi gibi somut bir delil sunamadığını, ihtiyati haciz koşullarının oluşmadığını, 04/12/2025 tarihli ara karar ile ihtiyati haciz talebinin reddedildiğini, alacağın likit olmaması nedeniyle icra inkar tazminatı talebinin hukuka aykırı olduğunu, takip konusu alacağın zamanaşımına uğradığını, ayrıca müvekkil şirketin usulüne uygun şekilde temerrüde düşürülmediğini, bu nedenle faiz taleplerinin de dayanaksız kaldığını belirterek davanın tümden reddini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir. DELİLLER : ... 3. İcra Dairesi, İstanbul Defterdarlığı, ... 3. İcra Dairesi, İstanbul Ticaret Sicili Müdürlüğü yazı cevapları, faturalar, ticari defterler ve belgeler, muavin defter kayıtları, bilirkişi incelemesi, tüm dosya kapsamında toplanan deliller. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : Dava, taraflar arasındaki ticari ilişki nedeniyle başlatılan ... 3. İcra Dairesi 2025/... sayılı icra takibine vaki itirazın iptali ve icra inkar tazminatı tazminatı istemine ilişkindir. Davalı vekili icra dosyasına yapmış olduğu itirazında; müvekkilleri şirketin alacaklı görünen tarafa herhangi bir borcunun olmadığını, bu nedenle takibe, borca, ödeme emrine, işlemiş ve işleyecek faize, faiz oranına ve tüm ferilerine itiraz ettiklerini beyan etmiştir. ... 3. İcra Dairesi 2025/... esas sayılı takip dosyası incelendiğinde; davacı şirketin davalı aleyhinde dayanak 18.384,45-TL ve 16.524,18-USD asıl alacak ile faizi ile birlikte tahsili için faturaya dayalı olarak ilamsız icra takibine geçildiği, borçluya ödeme emrinin tebliği üzerine borçlunun süresinde, borca itiraz ederek takibin durmasına sebebiyet verdiği, İcra Müdürlüğü'nce takibin durdurulmasına karar verildiği, davanın yasal süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır. Tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları re'sen belirlenerek taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesinde uzmanlık gerektiren yönler olduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle dava sonuçlandırılmıştır. Bilirkişi 18/05/2026 tarihli raporunda; Bilirkişiye verilen göreve çerçevesinde yapılan tespit ve değerlendirmeler birlikte dikkate alındığında; Tarafların ticari defterlerinin Türk Ticaret Kanunu’nun ilgili hükümleri uyarınca delil niteliğine haiz olduğu, taraflar arasında Türk Ticaret Kanunu’nun 89. maddesi kapsamında yazılı bir cari hesap sözleşmesi bulunmadığı, ticari ilişkinin açık hesap ilişkisi niteliğinde olduğu, TL alacak yönünden; icra takibine konu edilen 4.374,00 TL tutarlı faturanın iade edildiği, bu yönüyle uyuşmazlık kalmadığı, 8.910,00 TL ve 4.009,50 TL tutarlı faturaların toplamı olan 12.919,50 TL’nin davalı tarafından ödendiği, yapılan ödemenin bu faturalara karşılık geldiği, bu kapsamda davalının icra takibinde TL olarak talep edilen 17.293,50 TL yönünden davacıya borçlu olmadığı, Sayın Mahkemece alacağın yabancı para (USD) cinsinden talep edilebileceği yönünde kanaat oluşması halinde; davacının takip tarihi itibarıyla 16.396,88 USD karşılığı 693.695,08 TL alacaklı olabileceği, söz konusu alacağın Vergi Usul Kanunu’nun 215/2-a maddesi gereğince yabancı para birimi üzerinden talep edilmesi gerektiği, davacının asıl (16.396,88 USD) alacağına 3095 sayılı Kanun’un 4/a maddesi uyarınca takip tarihinden itibaren Devlet bankalarının USD cinsinden bir yıl vadeli mevduat hesaplarına uyguladığı en yüksek faiz oranının uygulanması gerektiği, davacının takip öncesine ilişkin 127,30 USD (5.344,05 TL) işlemiş faiz talebinin Türk Borçlar Kanunu’nun 117. maddesi uyarınca temerrüt oluşmadığından talep edilemeyeceği, Sayın Mahkemece alacağın TL cinsinden talep edilebileceği yönünde kanaat oluşması halinde ise; davacının takip tarihi itibarıyla 690.263,99 TL alacaklı olabileceği ve bu alacağa 3095 sayılı Kanun hükümleri uyarınca avans faizi uygulanması gerektiği, kanaatine varılmış olduğunu bildirmiştir. Bilirkişi 13.07.2026 tarihli raporunda; Dosya kapsamında yapılan itirazlar ve beyanlar değerlendirilerek yapılan inceleme ve değerlendirme ile davacı ve davalı vekillerinin bilirkişi raporuna yönelik itirazları değerlendirildiğinde; Davacı vekilinin yabancı para alacağının TL karşılığının hangi kur üzerinden belirlendiğine ilişkin itirazı incelenmiş olup, kök raporda alacağın takip tarihi itibarıyla 1 USD = 41,98 TL kuru esas alınarak harca esas değerinin hesaplandığı, TL tutarının yalnızca yabancı para alacağının takip tarihindeki karşılığını gösterdiği, bu hususun kök rapordaki sonucu değiştirmediği, davacı vekilinin takip öncesi işlemiş faiz talebine ilişkin itirazı incelenmiş olup, dosya kapsamında davalının takip tarihinden önce usulüne uygun şekilde temerrüde düşürüldüğünü gösteren bir ihtarname veya ödeme talebini içeren belge bulunmadığından, takip öncesi işlemiş faiz talep edilemeyeceği yönündeki kök raporumuzdaki değerlendirmemizde herhangi bir değişiklik bulunmadığı, davalı vekilinin bilirkişi raporuna yönelik itirazlarının incelenmesinde ise, itirazların büyük ölçüde hukuki değerlendirme niteliğinde olduğu, dosyaya kök rapordaki mali tespit ve hesaplamaları değiştirecek nitelikte yeni bir muhasebe kaydı, ticari defter kaydı veya ödeme belgesi sunulmadığı, bu nedenle kök rapordaki mali tespit ve hesaplamaların değiştirilmesini gerektiren bir husus bulunmadığı, Sonuç: davacı ve davalı vekillerinin bilirkişi raporuna yönelik itirazları doğrultusunda yapılan yeniden inceleme neticesinde, kök bilirkişi raporumuzda yer alan mali tespit, hesaplama ve sonuçlarımızı değiştirmeyi gerektirir yeni bir delil veya mali veri bulunmadığı kanaatine varıldığını bildirmiştir. İncelenen tüm dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları, icra dosyası, bilirkişi raporu ve ek raporu içeriğine göre; Tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş olup, alınan bilirkişi raporunda özetle; Davacı şirketin dava konusu döneme ait ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu ve lehine delil olma özelliğine haiz olduğu, davacı defterlerinde dava tarihi itibariyle davalıdan 690.263,99 TL alacaklı gözüktüğü, davalının dava konusu döneme ait ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu ve lehine delil olma özelliğine haiz olduğu, davalı defterlerinde dava tarihi itibariyle davacının davalıdan 690.263,99 TL alacaklı gözüktüğü, dava tarihi itibariyle taraf defterlerinde borç alacak tutarı yönünden mutabakat bulunduğu bildirilmiştir. HMK 222. Maddesi uyarınca ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği düzenlenmiştir. Diğer yandan 6102 sayılı TTK'nun 21/2 maddesinde "Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır." hükmü yer almaktadır. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 27.06.2003 tarih ve 2001/1 E., 2003/1 K. sayılı ilamında da açıklandığı üzere; Bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içerdiği bilgilere itiraz etme hakkına sahiptir. Aksi taktirde faturanın içeriğini kabul etmiş sayılır. (Fatura ve dava tarihinde yürürlükte olan 6102 sayılı TTK'nın m. 21/2.) Bu hüküm, fatura içeriğinden kabul edilen hususlara ilişkin olarak, faturayı düzenleyenin lehine; adına fatura düzenlenenin aleyhine bir karine getirmektedir. Bu karine, faturanın ispat gücüne yönelik bir düzenlemeyi ortaya koymaktadır. Diğer anlatımla, fatura, düzenleyen aleyhine delil olduğu gibi, kendisi faturayı düzenlemediği halde tebliğinden itibaren sekiz gün içinde itiraz etmeyen aleyhine de delil olabilecektir. Faturanın adına tanzim edilen aleyhine ispat vasıtası olması, yani, faturayı alan kişinin fatura kendinden sadır olmamakla birlikte aleyhine delil teşkil etmesi TTK'nın 21. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen ve yukarıda ayrıntısı açıklanan bu karineden kaynaklanmaktadır. İşin bedeli sözleşme kurulurken kararlaştırılmış olup, fatura ise bu aşama ile ilgili değil, ifa safhası ile ilgili bir belgedir. Fatura öncesinde taraflar arasında borç doğurucu hukuki ilişkinin bulunması, faturanın da bu ilişki nedeniyle düzenlenmiş olması gerekir. Faturayı alan (faturayı defterlerine kaydetmemesi koşulu ile) akdi ilişkiyi inkâr ettiğinde, faturayı gönderenin önce akdi ilişkiyi kanıtlaması gerekir. Fatura, sözleşmenin kurulması safhasıyla ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin bulunması gerekir. 6102 sayılı TTK'nın 21. maddesinin 2 ve 3. fıkrasındaki karine aksi ispat edilebilen adi bir karinedir. 2. fıkra gereği sekiz gün içinde faturaya itiraz edilmesi durumunda fatura içeriğinin doğru olduğunu faturayı düzenleyen tacirin ispat etmesi gerekir. Taraflar arasında bu tür bir sözleşme ilişkisi yoksa, düzenlenen belge fatura değildir. Bu belge belki icap olarak kabul edilebilir ki, buna itiraz edilmemesi, anılan 21/2. madde hükmü anlamında sonuç doğurmaz. Öte yandan, sadece faturanın tebliğ edilmiş olması akdi ilişkinin varlığını ispatlamaz. Karşı tarafın akdi ilişkiyi inkâr etmesi halinde tacir, öncelikle akdi ilişkiyi başkaca delillerle ispatlamalıdır. Akdi ilişkinin ispatlanamaması halinde faturanın anılan fonksiyonundan yararlanma imkanı yoktur. Faturanın ispat aracı olması, ancak niteliği gereği faturaya geçirilmesi gereken bilgiler (olağan içerik) hakkında geçerlidir.Sözleşmenin ifa safhasıyla ilgili olarak düzenlenen faturanın şekli ve kapsamının ne olması gerektiği konusunda, Türk Ticaret Kanunu'nda özel bir hüküm bulunmamakta, anılan Yasa'nın 21. maddesinde neyi ifade ettiği açıklanmaksızın faturanın içeriğinden söz edilmektedir. Faturanın zorunlu içeriği ve şekil şartlarına ilişkin ayrıntılı düzenleme Vergi Usul Kanunu'nda yer almaktadır. Faturanın olağan içeriği, akdin ifası ile ilgili hususlarla sınırlıdır (VUK'nın m. 230). Dolayısıyla, faturanın içeriği, faturanın bu temel niteliğine uygun olmadığı takdirde, sekiz günlük itiraz süresinin geçirilmesi bu hususları yazılı delil haline getirmez. Faturaya itiraz, faturanın teslim alındığı tarihten itibaren sekiz gün içinde yapılmalıdır. İtirazın sekiz gün içinde karşı tarafa varması şart değildir. Sekiz günlük süre, hak düşürücü süre veya zamanaşımı süresi değildir. Sadece ispat yükünün yer değiştirmesi açısından önem taşır. Sekiz günlük süre içinde itiraz edildiği taktirde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunu ispat külfeti faturayı veren tarafa ait iken, sekiz günlük sürenin geçmesinden sonra itiraz edilmesi halinde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığını ispat külfeti faturayı alan tarafa ait olur. Faturayı alan her türlü delille bu külfeti yerine getirebilir. (Geniş bilgi için Bkz: Prof. Dr. Sami Karahan, Ticari İşletme Hukuku, 23. Baskı, Eylül 2012, Konya; Sh 111 vd.) (Yargıtay 23. Hukuk Dairesi 2015/1354 esas 2015/7562 karar sayılı ilamı) Somut olayda; Tarafların ticari defterlerinin Türk Ticaret Kanunu’nun ilgili hükümleri uyarınca delil niteliğine haiz olduğu, taraflar arasında Türk Ticaret Kanunu’nun 89. maddesi kapsamında yazılı bir cari hesap sözleşmesi bulunmadığı, ticari ilişkinin açık hesap ilişkisi niteliğinde olduğu, taraflara ait ticari defterler üzerinde yapılan incelemede, davacı tarafça takibe konu edilen faturaların davalının ticari defterlerine işlendiği, 8 günlük itiraz süresi içerisinde itiraz ve iade edilmediği, davacının itiraza konu bakiye 690.263,99 TL alacağın davalının ticari kayıtlarından da teyit edildiği tespit edildiğinden, yapılan açıklamalar ve emsal kararlar uyarınca, davacının faturalara konu hizmeti yerine getirdiği karine olarak kabul edilmiş olup aksi davalı tarafça ispatlanamamıştır. Yapılan incelemede TL alacak yönünden; icra takibine konu edilen 4.374,00 TL tutarlı faturanın iade edildiği, bu yönüyle uyuşmazlık kalmadığı, 8.910,00 TL ve 4.009,50 TL tutarlı faturaların toplamı olan 12.919,50 TL’nin davalı tarafından ödendiği, yapılan ödemenin bu faturalara karşılık geldiği, bu kapsamda davalının icra takibinde TL olarak talep edilen 17.293,50 TL yönünden davacıya borçlu olmadığı, öte yandan davacı tarafından takibe konu edilen bir kısım faturaların USD olarak kesildiği, davalıya kesilen faturalarda mal bedeli USD para birimi üzerinden ABD dolar bazında kesildiği ve kesilme tarihindeki dolar/TL paritesi gösterilerek hem dolar, hem de TL fiyatının da belirtildiği ve bu alacağın USD olarak ödenmesi gerektiği, davalının takip öncesi temerrüde düşürülmemiş olması karşısında, davanın asıl alacak yönünden kısmen kabulüne karar verilmiş, işlemiş faiz talebi reddedilmiş, reddedilen kısım için ise davacının kötüniyeti ispat edilemediğinden davalının kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir. Dava, İİK.nun 67. maddesi uyarınca açılan itirazın iptali davası olup, icra takibi faturadan kaynaklanan alacağın tahsiline yönelik olduğu, bu durumda açılan itirazın iptali davasında hüküm altına alınan alacak bilinebilir, bir başka deyişle likit olduğundan hükmedilen miktarın % 20'si oranında İİK.nun 67. maddesi uyarınca davacı yararına tazminata hükmedilmesine karar verilerek davanın kısmen kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davanın KISMEN KABULÜ ile davacı tarafından davalı aleyhine başlatılan ... 3. İcra Müdürlüğü'nün 2025/... Esas sayılı icra takip dosyasına davalı borçlu tarafından yöneltilen itirazın kısmen iptali ile takibin 16.396,88-USD asıl alacak üzerinden, iş bu dolar asıl alacağa, takipte talep edilen faiz oranını aşmamak kaydıyla, takip tarihinden itibaren 3095 sayılı Yasanın 4/a maddesine göre Devlet Bankalarının Dolar olarak açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek temerrüt faizi oranı uygulanmak suretiyle devamına, fazlaya ve faize ilişkin talebin reddine, 2-Alacak niteliği itibari ile likit ve belirlenebilir olduğundan %20 oranında icra inkar tazminatı olan 138.739,01-TL'nin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 3-Davalının yasal şartları oluşmayan kötüniyet tazminatı talebinin Reddine, 4-Davacının 16.396,88-USD üzerinden ihtiyati haciz talebinin kabulüne, teminat alınmasına yer olmadığına, bu hususta gerekçeli ara karar kurulmasına, 5-Alınması gerekli 47.665,96 TL harçtan davacı tarafça yatırılan 8.600,21 TL harcın mahsubuyla bakiye 39.065,75 TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 6-Davacı tarafından yapılan 615,40 TL başvurma harcı, 8.600,21 TL peşin harç olmak üzere toplam 9.215,61 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Davacı tarafça posta / tebligat / bilirkişi gideri olarak yapılan (ayrıntısı uyapta kayıtlı) 10.700,00 TL yargılama giderinden kabul ve red oranı üzerinden takdiren 10.485,00 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 8-AAÜT gereğince hesap edilen 126.340,47 TL ücreti vekaletin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 9-Reddedilen kısım üzerinden hesap edilen 17.293,50 TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine 10-Arabuluculuk ücreti olan 4.600,00 TL'nin kabul ve red oranı üzerinden takdiren 4.507,00 TL 'sinin davalıdan, bakiye 93,00 TL sinin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, 11-Kararın kesinleşmesine kadar yapılan yargılama giderlerinin davacı tarafça peşin olarak yatırılan yargılama gider avansından mahsubu ile bakiye kısmın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, Dair, 6100 sayılı HMK'nun 342 ve 345.maddeleri gereğince karşı tarafın sayısı kadar örnek eklenmek suretiyle tebliğden itibaren 2 haftalık süre içerisinde mahkememize verilecek dilekçe ile ilgili İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar davacı asilin ve taraf vekillerinin yüzüne karşı açıkça okunup, usulen anlatıldı. 25/09/2026
Katip ... e-imzalıdır
Hakim ... e-imzalıdır