Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/898 E. 2026/968 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/898
- Karar No
- 2026/968
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ Esas No: 2024/898 - Karar No:2026/968 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2024/898 KARAR NO : 2026/968
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R
BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP :
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 12/03/2024 NUMARASI : 2022/432 E-2024/160 K
ASIL DAVADA DAVACI : VEKİLLERİ : Av. Av. DAVALI : VEKİLİ : Av.
BİRLEŞEN ANKARA 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'NİN 2022/666 ESAS SAYILI DOSYASINDA; DAVACI : VEKİLİ : Av. DAVALI : VEKİLLERİ : Av. Av.
ASIL DAVA KONUSU : İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) BİRLEŞEN DAVA KONUSU : Tazminat (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 23/09/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 23/09/2026 Asıl davada davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan itirazın iptali, birleşen davada davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan tazminat davasında mahkemece asıl davanın reddine, birleşen davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine yapılan incelemede; GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili; müvekkili ile davalı ... Ltd. Şti'nin 09.12.2021 tarihinde akdettikleri sözleşme kapsamında davalıya ait seranın ısıtma sistemini yapma işini üstlendiğini, taraflar arasında akdedilen sözleşme gereği davalı taraf ödemeyi dört taksit halinde yapacak ve taksitlendirme; "1. ödeme: 13.12.2021 tarihinde 80.000 TL avans ödemesi, 2. ödeme: 27,500 TL ürünler şantiyeye indiğinde ve işe başlandığında, 3. ödeme: 85,000 TL işin sonunda, imalatların tamamlanması halinde ve 4. ödeme: 40.000 TL tüm testler yapılıp sistemin çalışır vaziyette teslimi akabinde fatura kesildiğinde" şeklinde yapıldığını, müvekkilinin üstlendiği işi tamamlamasının ve davalı yanın sistemi çalışır bir vaziyette teslim almasının akabinde davalı yana fatura kestiğini ve son iki taksit olarak belirlenen 125.000,00 TL bedeli ödemesini talep ettiğini, ancak davalının ödeme yapmayı reddettiğini ve Yenimahalle 4. Noterliği'nin 24.03.2022 tarih ve 4574 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile ödeme yapmayacağını beyan ettiğini, davalı yan ihtarnamesinde, "ayıplı mal ve imalatın giderilmemesinden" kaynaklı ödeme yapmayacağını belirtmiş ise de bu iddiasının dayanağını ve ayıbın ne olduğu hususunu açıklamadığını, müvekkilinin faturayı davalı yana gönderdikten sonra davalı yan tarafından böyle bir iddianın ortaya atıldığını, TBK'nun açık hükümleri gereği bir ayıp söz konusu ise bunun derhal yükleniciye bildirilmesi gerektiğini, oysaki yüklenilen işin müvekkili tarafından anlaşılan sürede bitirildiğini ve işin bitirilmesinden yaklaşık 2 ay sonra faturanın karşı tarafa gönderildiğini, davalı yanın haksız ve kötü niyetli ihtarının akabinde ilgili faturanın 08.04.2022 tarihinde icraya konulduğunu, Ankara 17. İcra Müdürlüğünde 2022/6984 takip numaralı dosya ile taraflarınca takip başlatıldığını, ancak davalı yanın 15.04.2022 tarihinde borca itiraz ettiğini, bu suretle takibin durduğunu, takibin durması neticesinde dava şartı arabuluculuk yoluna başvurulduğunu, 26.04.2022 tarihinde yapılan toplantı neticesinde anlaşma sağlanamadığını, yüklenici müvekkili tarafından yüklenilen işin belirlenen sürede ve sözleşme koşullarına uygun olarak yapılmasına rağmen davalı tarafça kötü niyetli olarak yapılan itirazın kabulünün mümkün olmadığını ileri sürerek, borçlunun icra takibine yaptığı itirazın iptali ile takip konusu borcu takip dosyasında belirtilen ticari temerrüt faizi ile birlikte ödemeye ve takip konusu alacağın %100'ü oranında icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve avukatlık vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili; müvekkili aleyhine açılan davanın haksız ve hukuka aykırı olduğunu, davacı şirketin taraflar arasında imzalanan sözleşme şartlarına aykırı bir şekilde eksik, hatalı ve kusurlu bir imalat gerçekleştirerek müvekkilinin mağduriyetine neden olduğunu, dava konusu yapılan faturanın davacının edim yükümlülüğünü sözleşme şartlarına uygun bir şekilde yerine getirmemesi nedeniyle müvekkili tarafından kabul edilmediğini, müvekkili firma ile davacı arasında 09.12.2021 tarihinde "... Sözleşmesi" imzalandığını ve müvekkili firmaya ait (.../Ankara) semtinde bulunan 1036 m² alana sahip seranın malzeme dahil ısıtma sisteminin montajı için anlaştıklarını, sözleşmede detayları ile yapılacak işin tanımlanmış olmasına karşın, yüklenici tarafından projeye ve sözleşmeye aykırı borular döşenerek sistemin kurulduğunu ve söz konusu boruların montajlandıktan sonra sisteme 4 bar basınçla su verildiğini, sistemin bu şekilde çalışmasının akabinde seraya yüklenicinin döşediği boruların yaklaşık 200 yerinden patladığını ve kurulan sistemin 4 bar basınçla çalışamaz hale geldiğini, müvekkili şirketin davacı yükleniciye söz konusu boruları değiştirmesini ve sistemi sözleşmeye uygun şekilde yeniden kurmasını belirtmesine karşın, boruların sözleşmeye uygun hale getirilmediğini ve sistemin sözleşmede belirtilen şekilde test edilerek çalışır vaziyette müvekkiline teslim edilmediğini, yüklenici firmanın su borusu özelliği olmayan kalitesiz ve sözleşmede tanımlanan özelliklerin uzağındaki boruları kullanarak ısıtma sistemini oluşturduğunu, kullanılan boruların sözleşmede belirtilen 4 bar basınca dayanıklığının olmadığını, davacı tarafından sistemin sözleşmeye uygun halde teslim edilemediğini, davacı şirketin sözleşmede açıkça, "teslim alma şartı olarak belirlenen 4 bar basınç testi ile kontrol edilerek sistem işler vaziyette teslim edilecektir" ifadesine rağmen sistemde su tesisat borusu özelliği olmayan kalitesiz ve sözleşmede tanımlanan özelliklerin dışında borular ile “kendilerinin tanımı ile basınç testi ile üretilmeyen sanayi borusu kullanarak” ısıtma sisteminin oluşturduğunu, davacının davaya konu işte sözleşmeye aykırı şekilde, su borusu yerine sanayi borusu kullanmış olup, bu borularda basınç testi yapılamadığını, taraflarınca davacının sözleşmeye aykırı kusurlu imalatının tespiti için açılan Ankara 6.Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2022/126 D.İş sayılı dosyasında yapılan keşif sonucu hazırlanan 27.05.2022 tarihli bilirkişi raporunda, davacının borulama işinde kullandığı boruların tamamına yakınının ayıplı/hatalı üretim olduğunun işverenin bütün tesisatı yenilemesi için 225.126,00 TL harcama yapması gerekeceği yönünde tespit yapıldığını, anılan rapordan da anlaşılacağı üzere davacı tarafın edim yükümlülüğünü sözleşmeye uygun bir şekilde yerine getirmediğini, müvekkilinin maddi ve manevi anlamda davacı tarafından mağdur edildiğini, işin sözleşmede belirtilen şekilde kullanılabilir hale getirilmesi için müvekkili tarafından sisteme 225.126,00 TL masraf yapılmasının gerektiğini, müvekkilinin tüm iyi niyetli girişimlerine karşın davacı tarafından işin sözleşmeye uygun hale getirilmediğini, davacının sözleşme hükümlerine uymadığını, ayıplı ve eksik ifa ile müvekkilinin zararına sebebiyet verdiğini, yapılan icra takibinin haksız ve kötü niyetli olduğunu savunarak, davanın reddine, davacı tarafın haksız ve mesnetsiz %100 icra inkar tazminatı isteminin reddine, haksız ve hukuka aykırı icra takibi nedeniyle davacı tarafın %20 kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine, dava masraf ve avukatlık ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Birleşen Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/666 Esas sayılı dosyasında; Davacı vekili; müvekkili ile davalı arasında 09.12.2021 tarihinde "... Sözleşmesi" imzalandığını, müvekkili firmaya ait Karşıyaka (.../Ankara) semtinde bulunan 1.036 metrekare alana sahip seranın malzeme dahil ısıtma sisteminin montajı için anlaştıklarını, söz konusu sözleşmede işin kapsamının; sera içi tüm ısıtma sistemi olduğu ve kazan dairesinde bulunan ... tanktan başlayıp sera arasındaki tüm tesisatı kapsadığı, yüklenicinin tesisatın tüm işlerini bitirdikten sonra, tesisata su basması ve 4 bar basınç ile su kaçağı ve mukavemet testi ile kontrol ederek sistemi çalışır halde iş sahibine teslim edeceği ve yüklenicinin sözleşme kapsamındaki işi projeye uygun yapacağının imza altına alındığını, bununla birlikte sözleşmenin "Yüklenicinin yükümlülükleri" başlıklı 4. maddesinde, döşenecek boruların, yapılacak tesisat işinin ve montajın detaylı teknik özelliklerinin belirlendiğini, yapılacak işin sözleşmede detayları ile tanımlanmış olmasına karşın, yüklenici tarafından projeye ve sözleşmeye aykırı borular döşenerek sistemin kurulduğunu, söz konusu akde aykırı borular montajlandıktan sonra sisteme 4 bar basınçla su verildiğini ve sistemin çalışmasının akabinde yüklenicinin döşediği boruların yaklaşık 200 yerinden patladığını ve kurulan sistemin 4 bar basınçla çalışamaz hale geldiğini, müvekkili şirketin davalı yükleniciye söz konusu boruları değiştirmesini ve sistemi sözleşmeye uygun şekilde yeniden kurmasını belirtmesine karşın, boruların sözleşmeye uygun hale getirilmediğini ve sistemin sözleşmede belirtilen şekilde test edilerek çalışır vaziyette müvekkiline teslim edilmediğini, yüklenici firmanın su borusu özelliği olmayan kalitesiz ve sözleşmede tanımlanan özelliklerin uzağındaki borular kullanarak ısıtma sistemini oluşturduğunu, kullanılan boruların sözleşmede belirtilen 4 bar basınca dayanıklılığının olmadığını, davalı şirketin sözleşmeye açıkça yazılan "teslim alma şartı olarak belirlenen 4 bar basınç testi ile kontrol edilerek sistem işler vaziyette teslim edilecektir" ifadesine rağmen sistemde su tesisat borusu özelliği olmayan kalitesiz ve sözleşmede tanımlanan özelliklerin dışında borular ile “kendilerinin tanımı ile basınç testi ile üretilmeyen sanayi borusu kullanarak” ısıtma sistemini oluşturduğunu, davalı firmaya ilk ödeme 13.12.2021 tarihinde yapılmış olup işin akde uygun teslim tarihi 28.12.2021 olmasına rağmen işin sözleşmeye uygun şekilde tesliminin gerçekleştirilmediğini, bu sebeple 28.04.2022 tarihinde Ankara 30. Noterliği'nin 03968 yevmiye no'lu ihtarnamesi ile davalı firmaya sözleşmenin 8.maddesi uyarınca gecikme cezasının ödenmesinin ihtar edildiğini ve ayıp ihbarında bulunulduğunu, ancak davalının ne ayıbın giderilmesine yönelik onarım yaptığını ne de gecikme cezasını ödediğini, davalının işi akde uygun olarak süresinde teslim etmediği gibi delil tespiti kapsamında alınan rapordan da anlaşılacağı üzere, edim yükümlülüğünü sözleşmeye uygun bir şekilde yerine getirmemiş olup yapılan işin ayıplı olduğunun tespit edildiğini, davalının sözleşme hükümlerine uymayarak ayıplı, eksik ve geç ifa ile müvekkilinin zararına sebebiyet verdiğini, müvekkilinin uğradığı zararın giderimi ve gecikme cezasının ödenmesi amacıyla arabuluculuk süreci başlatılmış ise de, bir anlaşma sağlanamadığını, açıklanan tüm bu nedenlerle gecikme cezasının ve ayıplı ifa nedeniyle müvekkilinin uğradığı zararın tazmini için işbu davayı açma zorunluluğunun doğduğunu ileri sürerek, fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik; işin süresinde teslim edilmemesi nedeniyle sözleşmenin 8.maddesi uyarınca 5.000 TL gecikme cezası, ayıplı ifa nedeniyle müvekkilinin uğradığı zarara karşılık 5.000 TL tazminat olmak üzere toplamda 10.000 TL'nin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan alınarak müvekkile ödenmesine, dava masraf (ihtarname giderleri de dahil olmak üzere) ve avukatlık ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiş; yargılama sırasında verilen 28.11.2023 tarihli talep artırım dilekçesi ile; davacı/karşı davalı şirketin müvekkiline 248.376,00 TL (225.126,00 TL ayıplı ifa nedeniyle zararın gideri + 23.250,00 TL cezai şart olmak üzere) ödemeye mahkum edilmesi yönünde karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili; taraflar arasında huzurdaki davada anılan eser sözleşmesine ilişkin uyuşmazlıktan kaynaklanan ve Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/432 Esas sayılı dosyası ile halen derdest olan bir davanın mevcut olduğunu, davacının taraflar arasındaki sözleşmeye ilişkin iddia ve taleplerini anılan dava ile de ileri sürebilecekken, huzurdaki davayı dermeyan ettiğini, bu suretle konusu ve tarafları aynı olan iki davanın vücut bulduğunu, hal böyle iken derdestlik itirazında bulunma zaruretinin hasıl olduğunu, bu sebeple itirazlarının kabul edilerek, davanın usulden reddedilmesi gerektiğini, mahkemece derdestlik itirazları hususunda aksi kanaatte olunması halinde ise mevcut dosyanın, aynı taraflar ve aynı sözleşmeyi konu edinen Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/432 Esas sayılı dosya ile birleştirilmesini talep ettiklerini, davacı yan dava dilekçesinde her ne kadar yapılacak işin sözleşmeye aykırı olarak yapıldığını ve projenin 4 bar basınçla çalışmadığını iddia etmişse de anılan hususun gerçeği yansıtmadığını, müvekkilinin işi tamamladıktan sonra sisteme ilişkin testleri davacı yanın eşliğinde yaptığını ve sistemi çalışır vaziyette davacı yana teslim ettiğini, davacının herhangi bir ihtirazi kayıt belirtmediğini, iş teslimini bu haliyle kabul ettiğini, yapılan ısıtma sisteminin denemelerinde çalışması esnasında herhangi bir aksaklıkla karşılaşılmadığını, müvekkilinin işi belirlenen tarihte teslim etmiş olmasına rağmen işin ayıplı olduğu iddiasının müvekkilinin alacağının ödenmesini talep etmesi akabinde öne sürüldüğünü, TBK'nın açık hükümleri gereği bir ayıp söz konusu ise bunun derhal yükleniciye bildirilmesi gerektiğini, davacı yanın iddia ettiği üzere sistem yüzlerce noktadan patladığı varsayıldığında gizli bir ayıbın mevcut olamayacağı hususunun izahtan vareste olduğunu, davacı yan dava dilekçesinde müvekkilinin işi teslim hususunda geciktiğini iddia etmişse de bu hususun da gerçeği yansıtmadığını, her ne kadar sözleşmede ilk ödemeyi müteakiben 15 gün içinde sistemin teslim edileceği belirtilmişse de serada işi yapabilmek için elektrik bulunmaması nedeniyle işin başlangıcının belirtilen tarihte yapılamadığını, görüleceği üzere müvekkilinden kaynaklanmayan bir sebep dolayısıyla gecikmenin yaşandığını, anılan aksaklığın giderilmesinin akabinde olumsuz hava koşulları nedeniyle işe başlanılmasının mümkün olmadığını, davacının müvekkile herhangi bir sorun olduğunu beyan etmemesine rağmen müvekkilinin kalan alacağını talep etmesi neticesinde yapılan sistemin ayıplı olduğunu iddia ettiğini, davacı yanın müvekkiline söz konusu boruları değiştirmesini ve sistemi sözleşmeye uygun şekilde yeniden kurmasını talep etmesi hususunun da gerçeği yansıtmadığını, tüm bu anlatılanlar neticesinde davacı yanın Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/432 Esasına kayıtlı davayı kaybetme ihtimaline binaen huzurdaki davayı kötü niyetli ve müvekkilini zarara uğratmak kastıyla dermeyan ettiği göz önünde bulundurulduğunda, davacı yanın haksız ve dayanaksız davasının hem usulden hem de esastan reddinin gerektiğini savunarak, davanın usulden reddine, mahkemece aksi kanaatte olunması halinde Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/432 Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesini, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, yapılan yargılamaya, toplanan delillere, taraflar arasındaki eser sözleşmesine, Ankara 6. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2022/126 D.İş sayılı tespit dosyasına, yerinde inceleme sonucu düzenlenen bilirkişi asıl ve ek raporları ile tüm dosya kapsamına göre, asıl davadaki alacak istemine konu faturaya ilişkin olarak asıl dava davalısı işveren şirket olan.......Ltd.Şti. tarafından asıl dava davacısı yüklenici şirkete gönderilen Yenimahalle 4. Noterliğince düzenlenen 24.03.2022 tarih, 4574 yevmiye numaralı ihtarnamede, ayıplı mal ve imalatın giderilmemesi nedeniyle faturaya itiraz ve kabul edilmediği belirtilerek, iade edildiğinin bildirildiği, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu 21. maddesinin ikinci fıkrasına göre, bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılacağı, bu hükme göre itirazın yasal süresinde yapıldığı, ayrıca asıl davada davalı, birleşen davada davacı olan......Ltd.Şti. tarafından asıl davada davacı, birleşen davada davalı olan .....Ltd.Şti.'ye Ankara 30. Noterliğinden düzenlenen 28.04.2022 tarihli 03968 yevmiye numaralı ihtarname ile işin sözleşme hükümlerine uygun yapılmadığına dair ihtarname gönderildiği, davacının davalıya düzenlemiş olduğu 22.03.2022 tarihli ve ... nolu 232.500,00 TL tutarındaki faturanın davalı defterlerinde kayıtlı olmadığı ve bu faturaya ilişkin olarak noterden gönderilen ihtarname ile itirazda bulunulduğu, asıl dava davacısı olan yüklenici şirket tarafından fatura düzenlenmiş ise de sözleşmede 3.ödeme için şart koşulan “…imalatların tamamlanması halinde…” ve 4.ödeme için şart koşulan “…tüm testler yapılıp sistemin çalışır vaziyette teslimi akabinde…” şartları yönünden kabul ve teslim belgelerini ibraz edemediği ancak fiili teslim olgusunun tarafların beyanlarına ve dosya kapsamına göre sabit olduğu, Ankara 6. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2022/126 D.İş sayılı dosyasında yapılan tespit ile bilirkişilerce yapılan teknik incelemede "Boru basınç değerini 4 Bara getirildiğinde basınç değerinin düştüğü ve sızıntıların tespit edildiği…", "Bu tip ısıtma ve tesisat işlemlerinde kullanılması gereken boru, TSE EN 10255 - A1 standardına uygun su tesisatı borularıdır. Bu borular su tesisatı amaçlı olarak teste tabi tutulmuş, kaçak yapmaya karşı dirençli borulardır. Yapılmış olan boru seçimi yanlıştır, kaçaklar tamir edilse dahi dayanımı düşüktür, korozyona mukavemeti ve ömrü azdır. Bu durumda değiştirilmesi gerekmektedir." tespitlerinden işin sözleşme koşullarına uygun olarak yapılmadığının belirlendiği, teknik incelemede "Borulamanın yenilenmesi gerektiği dava tarihi itibari ile Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca yayımlanmış olan 2022 Birim fiyatlarına göre; Yaklaşık 2700 m sabit çapta borulama yapıldığı kabulüyle işverenin bütün tesisatı yenilemesi için 2700 x 83,38= 225.126,00 TL olduğu,…" hesaplamasının da yapıldığı, sözleşmenin "Garanti" başlıklı 9.maddesinde; "Yüklenici yaptığı imalatların tamamından sorumludur. Bu imalatların malzeme, saf malzeme, isçilikten kaynaklanacak tüm kusur, eksiklik ve noksanlıklar (kullanıcı hatası hariç) yüklenici sorumluluğunda olup 2 yıl garanti olacaktır" hükmünün yer aldığı, tespit edilen bu maddi ve hukuki olgular karşısında asıl davada; dava konusu eser sözleşmesine konu işin taraflar arasında akdedilen Sözleşmeye uygun şekilde teslim edilmemiş olduğu, dava konusu sera ısıtmasında kullanılan boruların seçimi itibari ile hatalı seçim yapıldığı ve kullanılmış boruların su tesisatına uygun olmadığından sürekli kaçaklar oluştuğu, borulamanın yenilenmesi gerektiği dava tarihi itibari ile Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca yayımlanmış olan 2022 birim fiyatlarına göre yaklaşık 2700 m sabit çapta borulama yapıldığının kabulü sonucu yapılan hesaplamaya göre işverenin bütün tesisatı yenilemesi için 2700 x 83,38= 225.126,00 TL'nin gerekli olduğu, bu durumda sözleşme konusu işi sözleşmeye uygun olarak ifa etmemiş olan asıl dava davacısı yüklenicinin takip konusu fatura alacağına ilişkin talebinin yerinde olmadığı, işi sözleşmeye uygun olarak teslim etmediği, davalı işverenin bütün tesisatı yenilemesi için yapması gereken harcama tutarı da göz önüne alındığında davacı yüklenicinin bakiye bir alacağının bulunmadığı, bu nedenle asıl davanın yerinde olmadığından reddinin gerektiği, işveren tarafından açılan birleşen davaya konu taleplere gelince; sözleşme konusu işin sözleşmeye uygun şekilde teslim edilmediği, yapılan teslimin sözleşmenin amacına ve sözleşmede belirtilen niteliklere uygun bir teslim olmadığı sonucuna varıldığından, birleşen davada davacı işverenin ayıplı ifa nedeniyle uğradığı zarar, tazmini gereken miktardan sözleşme bedelinden tasarruf edilen 125.000,00 TL’nin tenzili sonucu 225.126,00 TL-125.000,00= 110.126,00 TL olarak hesaplanmakla, bulunan bu miktarın birleşen dava davacısı iş sahibinin sözleşmenin ayıplı olarak ifası nedeniyle uğradığı zararın karşılığı olduğu, bu miktarı davalı yükleniciden talep etme hakkının bulunduğu, birleşen davada ayrıca işin süresinde teslim edilmemesi nedeniyle sözleşmenin 8. maddesi uyarınca cezai şart talebinde de bulunulmuş ise de gecikmeden kaynaklı cezai şart talep edilebilmesi için yapılan işin teslim alınmış olması ve yapılan işin sözleşmeye uygun olmasının gerektiği, somut olayda yapılan işin sözleşmeye uygun bir teslim olduğu hususu mahkemece kabul edilmediğinden, bir başka anlatımla sözleşmeye uygun bir ifa bulunmadığından ifaya ekli cezai şart niteliğindeki gecikme cezasına ilişkin talebin reddine karar vermek gerekmekle, yapılan açıklamalara ve varılan hukuki sonuca göre asıl davada; yerinde görülmeyen davanın reddine, ancak davacının takibe geçmekte kötü niyetli olduğu kanaatine varılamadığından davalı tarafın kötü niyet tazminatına ilişkin isteminin yasal koşullar oluşmadığından reddine, birleşen davada; birleşen davanın ıslah dilekçesi kapsamında kısmen kabulü ile, ayıplı ifa nedeniyle uğranılan zarar karşılığı 110.126,00 TL'nin birleşen dava davalısından tahsili ile birleşen dava davacısına ödenmesine, davacı tarafından davalıya gönderilen 28.04.2022 tarihli ihtarnamede, ayıplı ifaya ilişkin hakların saklı tutulduğu belirtilmiş ise de bu konuda miktar gösterilerek bir talepte bulunulmadığından, belirlenen 110.126,00 TL ayıplı ifadan doğan zarar için davalı yüklenicinin dava dilekçesinde talep edilen kısım için birleşen dava tarihi, ıslah ile artırılan kısım için de ıslah tarihinden itibaren işleyecek avans faiz oranları uygulanmak suretiyle sorumlu tutulmasına, birleşen davada davacının fazlaya ilişkin istemleri ile yerinde görülmeyen gecikme cezasına ilişkin isteminin reddine karar verilmiştir. Asıl davada davacı/ birleşen davada davalı vekili istinaf başvurusunda; asıl davaya ilişkin mahkemece gerekçeli kararda her ne kadar "Sözleşmede 3. Ödeme için şart koşulan “…imalatların tamamlanması halinde…” ve 4’üncü ödeme için şart koşulan “…tüm testler yapılıp sistemin çalışır vaziyette teslimi akabinde…” şartları yönünden kabul ve teslim belgelerini ibraz edemediği, ancak fiili teslim olgusunun tarafların beyanlarına ve dosya kapsamına göre sabit olduğu" şeklinde beyanda bulunulmuşsa da asıl davanın reddi yönünde hüküm tesis etmesinin usul ve yasalara aykırı olduğunu, müvekkilinin, ...Tic. Ltd. Şti ile 09.12.2021 tarihinde akdettikleri sözleşme kapsamında davalıya ait seranın ısıtma sistemini yapma işini üstlendiğini, işbu sözleşme uyarınca müvekkilinin üstlendiği işi tamamlamasının ve davalı yanın sistemi çalışır bir vaziyette teslim almasının akabinde davalı yana fatura kestiğini ve ödeme talep ettiğini mahkemenin fiili teslim olgusunun dosya kapsamında sabit olduğunu belirlemesine karşın asıl davayı reddettiğini ,sözleşme kapsamında taraflar arasında herhangi bir kabul teslim tutanağının imzalanması akabinde ödemenin yapılacağına ilişkin şart belirlenmediğini bu kapsamda müvekkilinin işi bitirdiği tarih ile davalı yanın bu tarihten itibaren serayı kullanıp kullanmadığı hususunun tespiti yapılması ve sistemin çalışıp çalışmadığı olgusunun bu şartlar altında değerlendirilmesi gerekirken mahkemece bu değerlendirme ve tespitler yapılmaksızın eksik inceleme ve değerlendirme neticesinde hüküm kurulduğunu davalı yanın internet sitesi ve banka hesap dökümleri incelediğinde serada faaliyete başladığı ve fiilen çalışır vaziyette bir sera teslim aldığı hususunun açıkça görüleceğini bu suretle sözleşmede öngörülen şartların gerçekleştiği ve müvekkilinin ücrete hak kazandığını, mahkemenin gerekçeli kararında her ne kadar "dava konusu sera ısıtmasında kullanılan boruların seçimi itibari ile hatalı seçim yapıldığı ve kullanılmış boruların su tesisatına uygun olmadığından sürekli kaçaklar oluştuğu, borulamanın yenilenmesi gerektiği dava tarihi itibari ile Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı'nca yayımlanmış olan 2022 birim fiyatlarına göre yaklaşık 2700 m sabit çapta borulama yapıldığının kabulü sonucu yapılan hesaplamaya göre işverenin bütün tesisatı yenilemesi için 2700 x 83,38= 225.126,00 TL'nin gerekli olduğu, bu durumda sözleşme konusu işi sözleşmeye uygun olarak ifa etmemiş olan asıl dava davacısı yüklenicinin takip konusu fatura alacağına ilişkin talebinin yerinde olmadığı" şeklinde beyanda bulunulmuşsa da asıl davanın reddi yönünde hüküm tesis etmesinin usul ve yasalara aykırı olduğunu ,müvekkillerinin 09.12.2021 tarihli sözleşmede belirlen niteliklere uygun olarak boru kullandığını ,davacı yanın ise dava aşamasında yeni bir seracılık sistemi geliştirdiğini ve kullanılması gereken boruların bazı niteliklere sahip olması gerektiğini ifade ettiğini ancak işbu hususun bu aşamada belirtilmesi kabul edilemez olduğunu ,müvekkillerinin standart bir serada kullanılan boruları kullandığını ve akabinde sistemi eksiksiz olarak teslim ettiğini sistemin kurulması esnasında kullanılacak malzemelerin seraya getirilmesi sırasında davalı yanın borulara ilişkin herhangi bir itirazı da olmadığını davalı yanın tacir olduğu bu itibarla da basiretli tacir olarak hareket etmesi gerektiği hususunun tartışmasız olduğunu şöyle ki davalı şirketin sera ve peyzaj alanında faaliyet göstermekte olup bu alanda uzman olduğu kabul edilmesi gerektiğini ayrıca davalı yanın yetkilisinin de aynı zamanda mühendis olduğunu hal böyle iken boruların sera ısıtmasında kullanılmasının uygun olmadığı iddiası bir an için kabul edilebilir olsa bile davalı yanın uygun boruyu bilebilecek durumda olması kendisinden beklenecek olduğunu uygun olmadığını düşündüğü boruların seraya getirilmesi neticesinde bu boruları kabul etmeme ve uygun olanları ile değiştirilmesini talep etme hakkı mevcut iken bu yola başvurulmadığını, kaldı ki özel bir boru kullanılması isteniliyorsa detaylı olarak bu hususların müvekkili ile davalı yan arasında düzenlenen 09.12.2021 tarihli sözleşmede de belirtilmesi gerektiği de davalı yanın yükümlülüklerinden olduğunu anılan yükümlülükleri yerine getirmemesine karşın müvekkilinin yapmış olduğu tüm sera ısıtma sistemlerinde standart olarak kullanmış olduğu boruların yanlış boru olduğuna ilişkin iddiasının dürüstlük kurallarına ve basiretli tacirin TTK ile belirlenen yükümlülüklerine de aykırı olduğunu bu suretle yanlış yapıldığı iddia olunan hususa davalı yanın sebep olduğu hususunun da tartışmasız olduğunu ancak bu yöndeki savunmalarının yerel mahkemede dikkate alınmadığını, müvekkili ve davalı yan arasında akdedilen sözleşme uyarınca "Yüklenici yaptığı imalatların tamamından sorumludur. Bu imalatların malzeme, saf malzeme, isçilikten kaynaklanacak tüm kusur, eksiklik ve noksanlıklar (kullanıcı hatası hariç) yüklenici sorumluluğunda olup 2 yıl garanti olacaktır." hükmü yer aldığını işbu hükümden de açıkça anlaşılacağı üzere yapılan tesisatta herhangi bir sıkıntı oluşması halinde garantiye ilişkin koşulların taraflarca kabul edildiğini hal böyle iken işin gereği gibi ifa edilmediği kabulüne karşın garanti şartlarının uygulanabilir olduğundan bahisle asıl davanın kabulü, birleşen davanın reddine karar verilmesi gerekirken yerel mahkemenin 12.03.2024 tarihli ve 2022/432 E., 2024/160 K. sayılı kararında hukuka uyarlık bulunmadığını sözleşmenin gereği gibi ifa edilmemiş olduğunun kabul edilebilmesi için davalı yanın işin teslim tarihi itibariyle makul bir sürede ihtar çekmesi gerektiğini ancak davalı yanın müvekkilininin fatura göndermesi akabinde ödeme yapmayı reddettiğini ve Yenimahalle 4. Noterliğinin 24.03.2022 tarih ve 4574 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile ödeme yapmayacağını beyan etmiştir. Davalı yan ihtarnamesinde "ayıplı mal ve imalatın giderilmemesinden" kaynaklı ödeme yapmayacağını belirttiğini müvekkilinin faturayı davalı yana gönderdikten sonra davalı yan tarafından böyle bir iddia ortaya atıldığını, TBK'nın açık hükümleri gereği bir ayıp söz konusu ise bunun derhal yükleniciye bildirilmesi gerektiğini oysa ki yüklenilen iş müvekkili tarafından anlaşılan sürede bitirildiğini, işin bitirilmesinin yaklaşık iki ay sonunda faturanı karşı tarafa gönderildiğini, Yargıtay 15. Hukuk Dairesi 06.02.2019 tarihli ve 2018/ 3603 E., 2019 / 466 K. sayılı ilamında "Mahkemece bozmaya uyularak alınan bilirkişi raporunda davacı tarafından yapılan imalâtta gizli ayıp bulunduğu tespit edilmiş ise de bunların ortaya çıkmasından itibaren 6098 sayılı TBK 470/son maddesi uyarınca gecikmeksizin ayıp ihbarında bulunulduğu davalı tarafından kanıtlanamamıştır. Bu durumda davalı iş sahibinin işi mevcut haliyle kabul etmiş sayılacağından davanın asıl alacak miktarı üzeriden kabulü gerekirken gizli ayıp bedeli düşürülerek daha az miktar üzerinden kabulü doğru olmamış, bozulması gerekmiştir." demek suretiyle gecikmeksizin ayıp ihtarında bulunulmamasının işin mevcut haliyle kabul edilmiş sayılacağını hüküm altına aldığını ,dava dosyası kapsamında yapılan keşif neticesinde ve davaya kazandırılan diğer deliller de bir arada değerlendirildiğinde müvekkilinin işi tamamlamasının akabinde davalı yanın seracılık faaliyetlerine başladığı ve aktif bir şekilde faaliyetlerini devam ettirdiği açıkça anlaşıldığını ancak yerel mahkemece tüm bu hususlar da değerlendirmeye alınmadığını eksik inceleme ve araştırma neticesinde hüküm kurulduğunu bu suretle yerel mahkeme kararının kaldırılması gerektiğini, birleşen davaya ilişkin ise, mahkeme 12.03.2024 tarihli kararında her ne kadar "Sözleşme konusu işin sözleşmeye uygun şekilde teslim edilmediği, yapılan teslimin sözleşmenin amacına ve sözleşmede belirtilen niteliklere uygun bir teslim olmadığı sonucuna varıldığından, birleşen davada davacı işverenin ayıplı ifa nedeniyle uğradığı zarar 110.126,00-TL" şeklinde tespitlerde bulunarak kabul yönünde hüküm kurmuşsa da müvekkili ile asıl davada davalı/ birleşen davada davacı yan arasında akdedilen sözleşme incelendiğinde spesifik bir boru türü, markası belirtilmediği görüleceğini bu suretle sözleşmeye aykırılıktan da bahsolunamayacağını gerçekten de müvekkilinin sözleşmede belirtilen şartlara uygun borular kullanarak sistemi düzenlediğini davalı yanın sera kurulumu için getirilen boruları da kabul ettiğini, bunun üzerine kurulum yapıldığını müvekkillerinin sözleşme uyarınca kalan alacaklarını tahsil etmek amacıyla faturayı göndermesi neticesinde asıl davada davalı/ birleşen davada davacı yan işin gereği gibi ifa edilmediği ve ayıplı ifa edildiği iddiasını ortaya attığını, müvekkilinin sözleşmede belirtilen tarihten evvel işi davacı yana teslim ettiğini, işi süresinde teslim etmiş olmasına rağmen davacı yanın sözleşmede belirtilen ödemeyi müvekkiline yapmadığını, taraflar arasında akdedilen sözleşmenin 9.maddesi gereği müvekkilinin imalatın tamamından sorumlu olduğunu, bu imalattan kaynaklanan malzeme, sarf malzeme, işçilikten kaynaklanan kusur, eksiklik, noksanlar için 2 yıl süreyle de garanti verdiğini, davacının müvekkiline herhangi bir sorun olduğunu beyan etmemesine rağmen müvekkilinin kalan alacağını talep etmesi neticesinde yapılan sistemin ayıplı olduğunu iddia ettiğini, her şeyden evvel sistemde herhangi bir kusur olması durumunda müvekkilinin bu kusurların giderilmesi için 2 yıl süre ile garanti vermişse de, davacı tarafça işbu yola başvurulmadığını, sözleşmenin ayakta tutulması ve ahde vefa ilkeleri gereği de öncelikle sözleşmede belirtilen koşullar uyarınca uyuşmazlığın çözümü gerekmekteyse de yerel mahkemece de işbu hususa dikkat edilmediğini, mahkemenin, asıl davada davalı/ birleşen davada davacı yan tarafından talep edilen tazminatın kısmen kabulüne karar vermişse de işbu kararda da hesaplama hatası yapıldığını, gerçekten de yerel mahkemenin "birleşen davada davacı işverenin ayıplı ifa nedeniyle uğradığı zarar, tazmini gereken miktardan sözleşme bedelinden tasarruf edilen 125.000,00 TL’nin tenzili sonucu 225.126,00 TL- 125.000,00= 110.126,00 TL olarak hesaplanmakla" şeklinde hüküm tesis edildiğini, hükmedilmesi gereken miktarın 100.126,00 TL olması gerektiğini, bu tespite bağlı olarak yapılan harç, faiz ve vekalet ücreti hesaplamalarının da hatalı olarak yapıldığını belirterek, mahkeme kararının kaldırılarak, asıl davanın kabulüne, birleşen davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Asıl davada davalı/ birleşen davada davacı vekili istinaf başvurusunda; mahkeme kararının hüküm kısmının 2. 4. ve 5.maddelerinin yerinde olmadığını, mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda hazırlanan bilirkişi kök ve ek raporları ile davacı/ karşı davalının işi sözleşmeye uygun şekilde tamamlamadığının ortaya konulduğunu, işini sözleşmeye uygun şekilde tamamlamayan davacı/ birleşen davada davalının davasının haksızlığının ortaya çıktığını, işi tamamlamaması nedeniyle davaya konu faturanın müvekkilince ödenme yükümlülüğü bulunmadığını, davacı/ birleşen davada davalı firmanın sözleşme ile taahhüt ettiği 51 mm çapında ve 2 mm et kalınlığında yaklaşık 2400 m borulama işinde kullanılan boruların tamamına yakınının ayıplı/ hatalı üretim olduğunu, tesisatta kullanılmış olan boruların inşaat iskelelerinde kullanılan ve piyasada sanayi borusu diye tabir edilen uygunsuz et kalınlığında ve üretim kalitesinde, basınç testlerine tabii tutulmamış borular olduğu hususunun sabit olduğunu, sözleşmenin "Garanti" başlıklı 9.maddesinde; "Yüklenici yaptığı imalatların tamamından sorumludur. Bu imalatların malzeme, saf malzeme, işçilikten kaynaklanacak tüm kusur, eksiklik ve noksanlıklar (kullanıcı hatası hariç) yüklenici sorumluluğunda olup 2 yıl garanti olacaktır" hükmü ve Yapım İşleri Genel Şartnamesi'nin hatalı, kusurlu ve eksik işler başlıklı 25.maddesinde "Sorumluluğu yükleniciye ait olduğu anlaşılan hatalı, kusurlu ve malzemesi şartnameye uymayan işlerin bedelleri, geçici hakedişlere girmiş olsa bile, yüklenicinin daha sonraki hakedişlerinden veya kesin hakedişinden veyahut teminatından kesilir. .." hükmünün düzenlendiğini, söz konusu düzenlemeler uyarınca müvekkili firmanın işi sözleşmeye uygun olarak tamamlamayan davacı/ birleşen davada davalıya son fatura bedeli ödeme yükümlülüğü olmadığını, davanın hukuka aykırılığının mahkeme kararı ile sabit olmakla birlikte, davacı/ birleşen davada davalının kötü niyetinin de ortada olduğunu, bu nedenle davacı / karşı davalının haksız ve mesnetsiz icra takibi dolayısıyla İİK m.67 gereği %20 kötüniyet tazminatına mahkum edilmesi gerekmekteyken aksi yönde hüküm kurulmasının yerinde olmadığını ,Müvekkili firmanın davacı / karşı davalının ayıplı ifası nedeniyle yaklaşık 2700 m sabit çapta borulama yapması gerektiğini ,bu nedenle bütün tesisatı yenilemesi için 2700 x 83,38= 225.126,00 TL harcama yapması gerektiğini ,taraflar arasında akdedilen sözleşmenin; 2. maddesinde, "yüklenicinin tüm işleri bittikten sonra tesisata su basması ve 4 bar basınç ile kontrol ederek sistemi çalışır vaziyette işverene teslim etmesi" denilerek işin nasıl teslim edileceği, 3. maddesinde, "teslim süresinin ilk ödemeye müteakip 15 takvim günü" denilerek teslim tarihi, "Cezai Müeyyide" başlıklı 8. maddesinde ise "Yüklenici bu işi tamamen ve eksiksiz olarak iş programına ve kendisine verilen proje ve teknik şartnamelere uygun olarak bitirmek zorundadır. Bu süre hiçbir surette işin işverene teslim süresinden sonraki bir tarih olamaz... Montaj tamamlanma süresinde gecikilen ilk 10 gün için toplam iş bedelinin 6/1000'i, 10 günü geçmesi kaydı ile toplam bedelin 10/1000'i, ve bir ay geçmesi halinde toplam bedel üstünden günlük %10 oranında gecikme cezası yükleniciden tahsil edilecektir." denilerek işin süresinde teslim edilmemesi halinde uygulanacak gecikme cezası belirlendiğini , buna göre davacı / karşı davalının müvekkiline 225.126,00 TL ayıplı ifa nedeniyle zararın giderimi için, 23.250,00 TL de cezai şart ödemesi gerektiğini , Mahkemenin bu yönde hüküm kurmaktan imtina ederek " ...birleşen davada davacı işverenin ayıplı ifa nedeniyle uğradığı zarar, tazmini gereken miktardan sözleşme bedelinden tasarruf edilen 125.000,00 TL’nin tenzili sonucu 225.126,00 TL – 125.000,00=110.126,00 TL olarak hesaplanmakla, bulunan bu miktarın birleşen dava davacısı iş sahibinin sözleşmenin ayıplı olarak ifası nedeniyle uğradığı zararın karşılığı olduğu, bu miktarı davalı yükleniciden talep etme hakkının bulunduğu, birleşen davada ayrıca işin süresinde teslim edilmemesi nedeniyle Sözleşme’nin 8. Maddesi uyarınca cezai şart talebinde de bulunulmuş ise de gecikmeden kaynaklı cezai şart talep edilebilmesi için yapılan işin teslim alınmış olması ve yapılan işin sözleşmeye uygun olmasının gerektiği, somut olayda yapılan işin sözleşmeye uygun bir teslim olduğu hususu mahkememizce kabul edilmediğinden, bir başka anlatımla sözleşmeye uygun bir ifa bulunmadığından ifaya ekli cezai şart niteliğindeki gecikme cezasına ilişkin talebin reddine karar vermek gerekmekle..." gerekçesiyle hüküm kurduğunu , Mahkemenin gerekçesinin yerinde olmadığını ,davacı tarafın edim yükümlülüklerini yerine getirmediği için davaya konu fatura ödenmediğini ve Mahkemece bu durumun haklılığının ortaya konulduğunu hal böyleyken ve ayıplı ifa durumunun teknik ve hukuki varlığı tespit edilmişken, "sözleşme bedelinden tasarruf" kavramı ekseninde müvekkilinin zararından indirim yapılması yerinde bir değerlendirme olmadığını ,müvekkilinin oluşan zararı 110.126, 00 TL değil, 225.126,00 TL olup, aksi yönde verilen kararı hukuka aykırı olduğunu , müvekkilinin 23.250, 00 TL cezai şartı hak ettiği de dosya içeriğinden anlaşılacağı üzere sabit ve açık olduğunu ,işin sözleşmeye uygun yapılmamış olmasının, cezai şartı hukuken bertaraf etmediği beyanla kararın kaldırılmasını talep etmiştir. Asıl dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali, birleşen dava ise tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece asıl davanın reddine, birleşen davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İnceleme, Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Taraflar arasında 09.12.2021 tarihli sözleşme kapsamındaki işin tamamlanıp çalışır vaziyette teslim edildiği ancak sözleşme kararlaştırılan son iki kaleme bağlanan toplam 125.000,00 TL bedelli ödemenin yapılmadığı iddiasına dayalı takip nedeniyle borca itiraz ve itirazın iptali istemine, iş sahibi tarafından açılan birleşen dava ise, yüklenici tarafından proje ve sözleşmeye aykırı borular döşenerek sistem kurulduğu, sistemde kullanılan boruların teknik gereksinimleri karşılamaktan uzak ayıplı olması nedeniyle ayıp giderim bedeli ile zarara uğradığı ve sözleşme kapsamında yüklenicinin gecikme cezası ödemesi gerektiği iddiasına dayalı olarak ayıbın giderim bedeli ve gecikme cezası istemine ilişkin olduğu anlaşılmıştır. Taraflar arasındaki 09.12.2021 tarihli sözleşmenin işin adı ve kapsamı başlıklı 2.maddesinde 1036,00m2 lik modern sera ısıtma sisteminin montajın yüklenici tarafından yapılacağının belirlendiği, yüklenicinin yükümlülüklerinin 4.maddede düzenlendiği, iş sahibinin yükümlülüklerinin 5.maddede düzenlendiği, cezai müeyyidelerin 8.maddede, garantinin 9.maddede, sözleşme bedelinin KDV dahil 232.500,00 TL olduğunun 15.maddesinde düzenlendiği, hakediş ve ödemeler başlıklı 16.maddesinde ise 1. ödemenin 13.12.2021 - 80.000,00 TL avans ödemesi, ikinci ödemenin 27.500,00 TL olarak ürünler şantiyeye indiğinde ve işe başlandığında, üçüncü ödemenin 85.000,00TL işin sonunda imalatların tamamlanması halinde ve dördüncü ödemenin 40.000,00TL tüm testler yapılıp sistemin çalışır vaziyette teslimi akabinde fatura kesildiğinde şeklinde kararlaştırıldığı anlaşılmıştır. Eser sözleşmesi ilişkilerinde sözleşme tarihinde yürürlükte bulunan 6098 sayılı TBK'nın 474. maddesi hükmüne göre iş sahibi açık ayıplarda eserin tesliminden sonra işlerin olağan akışına göre imkân bulur bulmaz eseri muayene ve açık ayıpları ihbar etmek zorunda olduğu ve TBK'nın 477/son maddesi hükmü gereğince ayıbın gizli olup sonradan ortaya çıkması halinde gecikmeksizin ayıbı yükleniciye bildirmek zorunda olduğu, aksi halde eseri olduğu gibi kabul etmiş sayılacağı düzenlemelerine yer verilmiştir. Kural olarak, açık ve gizli ayıplarda az yukarıda açıklandığı üzere ihbar zorunluluğu bulunmakla birlikte, sözleşmede ayıplardan dolayı garanti süresi bulunması halinde garanti süresince iş sahibinin açık ve gizli ayıplı işler nedeniyle ihbar yükümlülüğü aranmayacaktır (Yargıtay (Kapatılan) 15.H.D.'nin 2016/112, 2016/4146, 06.10.2016). Yargıtay yerleşik içtihatlarında kabul edildiği üzere, götürü bedel sözleşmelerde yüklenicinin talep edebileceği iş bedelinin tespitinde, sözleşme ile kararlaştırılan tüm işler dikkate alınarak bu oranın 100 birim olarak kabul edilmesi, yüklenici tarafından yapılan işlerde varsa eksik ve ayıplı işlerin sözleşmenin bütünündeki oranı belirlenmek suretiyle 100 birimden mahsubu ile yüklenici tarafından sözleşmeye uygun tamamlamış olduğu oranın belirlenmesi, bu oranın sözleşme bedeline uygulanarak talep edebileceği bedelin tespiti ile davalı tarafça ödendiği ihtilafsız bedelin mahsubu suretiyle yüklenicinin bakiye alacağının olup olmadığının belirlenmesi gereklidir. Yine, iş sahibi de tüm iş bedelinin ödenmiş olması şartıyla yüklenicinin eksik ve ayıplı yaptığı işlerin giderim bedelini yapıldığı tarihteki mahalli piyasa rayiçleriyle talep edebilecektir. Taraflar arasındaki sözleşmenin 8.maddesinde düzenlenen cezai şart ifaya ekli ceza niteliğinde olup, teslim alınırken cezai şarta ilişkin talep hakkının saklı tutulması şartıyla talep edilebilecektir. Tüm bu açıklamalar kapsamında, mahkemesince yapılması gereken iş, taraflar arasındaki sözleşmede kararlaştırılan işlerin fiilen teslim edildiği, kullanım aşamasında alınan bilirkişi raporunda sera ısıtma sisteminde kullanılan boruların seçimi itibariyle hatalı seçim yapıldığı, sürekli kaçaklar oluştuğu belirtilmekle, yukarıda belirtilen ilkelere uygun olarak davacı yüklenicinin götürü bedel sözleşme kapsamında talep edebileceği iş bedelinin belirlenmesi, bu bedelden davalı iş sahibince ödendiği ispatlanan bedelin mahsubu ile bakiye alacağının olup olmadığının belirlenmesi; davalı birleşen davada davacı iş sahibi tarafından tüm bedellerin ödenmediği ihtilafsız olmakla, ayıpların giderim bedelini talep edemeyecek ise de, çoğun içinde az da vardır kuralı gereği yukarıda açıklanan ilkelere uygun fazla ödeme yapıldığının belirlenmesi durumunda birleşen davada fazla ödenen bedelin tahsili yönünde birleşen davada talep edilen cezai şart yönünden ise, ifaya ekli ceza niteliğinde olduğu, teslim anında ihtirazı kayıt konulup konulmadığına ilişkin taraf beyan ve delilleri değerlendirilerek sonucuna uygun karar verilmesi gerekeceğinden, mahkemesince bu ilkelere uygun bilirkişi heyetinden denetlenebilir nitelikte ek rapor veya gerektiğinde raporlar alınarak sonucuna göre asıl ve birleşen davada karar verilmesinden ibarettir. Kabule göre de, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporuna göre ayıplar giderim bedeli 225.126,00TL olarak kabul edilmiş, ödenmeyen bakiye bedel olan 125.000,00 TL'nin mahsup edildiği, iki rakam arasındaki farkın 100.126,00TL olduğu halde 110.126,00 TL üzerinden hüküm kurulması da doğru olmamıştır. Açıklanan nedenlerle, taraf vekillerinin istinaf başvurularının sair istinaf nedenleri incelenmeksizin kabulüne, mahkeme kararının HMK'nın 353/1-a.4-6 maddeleri gereğince kaldırılmasına, dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde yeniden görülmesi için ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Taraf vekillerinin istinaf başvurularının kabulüne, 2-Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 12/03/2024 tarih ve 2022/432 Esas- 2024/160 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a.4-6 maddeleri gereğince kaldırılmasına, 3-Dairemiz kararına uygun şekilde davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 4-Asıl davada davacı/ birleşen davada davalı tarafından yatırılan 427,60 TL + 1.880,68 TL olmak üzere toplam 2.308,28 TL istinaf karar harcının talep halinde iadesine, 5-Asıl davada davalı/ birleşen davada davacı tarafından yatırılan 427,60 TL + 427,60 TL olmak üzere toplam 855,20 TL istinaf karar harcının talep halinde iadesine, 6-İstinaf talep eden taraflarca yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harçları ile yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nun 353/1-a maddesi gereğince KESİN olarak 23/09/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Başkan e-imzalıdır
Üye e-imzalıdır
Üye e-imzalıdır
Katip e-imzalıdır
e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır