Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/922 E. 2026/997 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/922
Karar No
2026/997
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ Esas No: 2024/922 - Karar No:2026/997 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2024/922 KARAR NO : 2026/997

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R

BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP :

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA BATI 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 11/06/2024 NUMARASI : 2023/1029 E-2024/644 K

DAVACI : VEKİLİ : Av.

DAVALI : VEKİLİ : Av. DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 25/09/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 30/09/2026 Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali davasında mahkemece davanın kabulüne dair verilen karara karşı davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine yapılan incelemede; GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili; davalı tarafın Ankara Batı İcra Müdürlüğü’nün 2021/12345 sayılı dosyası kapsamında tebliğ edilen icra ödeme emrine karşı yaptığı itiraz üzerine İcra Müdürlüğü'nce takibin durdurulmasına karar verildiğini, davalı tarafın icra müdürlüğüne yapmış olduğu itirazın haksız ve kötü niyetli olduğunu, davalı şirketin satın aldığı ürünlerin müvekkili şirket tarafından faturaları ve irsaliyeleri ile birlikte kendilerine gönderildiğini, ürünleri teslim alan davalı tarafın bugüne kadar müvekkili şirkete herhangi bir ödeme yapmadığı gibi icra ödeme emrinin kendilerine tebliğ edildiği tarihe kadar da fatura içeriklerine ilişkin herhangi bir itirazda bulunulmadığını, davalı tarafın müvekkili şirketin aralarındaki sözleşmeye uymadığına ve ticari sözleşmeden doğan borçları ifa etmediğine yönelik tamamen mesnetsiz ve soyut iddialarda bulunarak icra takibine itiraz ettiğini, davalı şirketin vaki itirazının haksız ve kötüniyetli olduğunu ileri sürerek, davalının icra dosyasına yaptığı itirazın iptaline ve takibin devamına, asıl alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili; müvekkilinin davacı firmadan ürün tedarik ettiğini, firma bilgilerine göre davacı firmanın iki ortağı olup, şirketin genelde firma yetkililerinden ... ile muhatap olduğunu, firma yetkilisi ... ile yapılan outlook yazışmalarını sunduklarını, bu yazışmalarda aynı zamanda davacı firmaya ürettirilen tüm ürünlerin detaylı çizimleri ve teknik resimleri de bulunduğunu, bu çizimlere ve teknik detaylara firma vakıf olduğunu ve üretime başladığını, firma; kendisine iletilen teknik çizim ve detaylara ilişkin üretim yapmak ve Şirketlerine ürün tedarik etme borç ve yükümlülüğünde iken, Şirketlerine gönderilen ürünlerin yapılması taahhüt edilen vasıftaki ürünlerden olmadığının anlaşıldığını, alınacak rapor ile de üretilen ürünlerin, teknik şartnameye uygun olmadığı hususunun ortaya çıkacağını, davacı firmaya bu konudaki taleplerinin müteaddit defalar iletilmesine rağmen, firma tarafından taleplerinin yerine getirilmediği gibi, firma onaylanmayan ürünleri doğrudan hurdaya atınız gibi taleplerde de bulunduklarını, taraflar arasındaki alacak miktarı kesin olarak belli olmadığını, davacı firmanın borcunu tam ve eksiksiz yerine getirmediğini, davacı firmanın tedarik ettiği çoğu ürün teknik şartnameye uygun vasıfta olmadığını, alacak belirli olmadığından ve yargılama safhasında alacak belirlenecek olduğundan ve sair nedenlerle davacının icra inkar tazminatı talep etme hakkı bulunmadığını, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla; haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, tüm dosya kapsamı, talimat yolu ile alınan bilirkişi raporu içeriği ile davalının ticari defterleri de incelenmek suretiyle alınan Bilirkişi Kurulu raporları içeriğine göre; taraflar arasındaki eser sözleşmesinin varlığı ve dava konusu üretilen parçaların davacı tarafından davalıya teslim edildiği hususunda uyuşmazlık bulunmadığı, davalı tarafın davacı tarafından kesilen faturaların BA formu ile beyan edilmiş olup yasal süresi içinde bir itirazının olmadığı, akdi ilişkinin ve fatura içeriğinin davalı tarafça kabul edilmiş sayılacağı, bu nedenle davalı tarafın itirazının yerinde olmadığı, her ne kadar bilirkişi raporunda dava konusu ürünlerin/ imalatların davalı tarafça haklı teknik gerekçelerden dolayı, yani davacı tarafça imalatı yapılan parçaların/ ürünlerin, davalının davacıya verdiği teknik resimlere göre imal edilmemiş olunmakla red olunduğu olayda davalının da bu ürünler için davacıya bedel ödemesinin gerekmediği bildirilmişse de mal alımının davalı tarafından vergi dairesine beyan edildiği, malların teslim edildiğinin anlaşıldığı zira davalı tarafından ticari defterine kaydedildiği, ayıplı olan bu mallar sebebi ile iade faturası düzenlenmediği, söz konusu faturalara 8 günlük itiraz süresi içerisinde itiraz edilmediğinden faturaların geçerli olduğu kanaatine varıldığı, davacı tarafça düzenlenen faturaların TTK m.23-l-c ("Malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür") hükmü gereği geçerlilik kazandığı gerekçesiyle, davanın kabulüne, davalının Ankara Batı İcra Müdürlüğünün 2023/4400 sayılı (sehven kısa kararda 2021/12345 esas yazılmıştır. HMK 304 gereği düzeltilmiştir.) takibe itirazın 163.679,72 TL üzerinden iptali ile takibin devamına karar verilmiştir. Davalı vekili istinaf başvurusunda; mahkemenin bilirkişi raporuna uygun karar vermediğini, 17.05.2024 tarihli bilirkişi raporunun sonuç kısmında "Davacı tarafça davalıya üretimi yapılan ve davalı tarafça da red olunan dava konusu ürünlerin/ imalatların davalı tarafça haklı teknik gerekçelerden dolayı, yani davacı tarafça imalatı yapılan parçaların/ ürünlerin, davalının davacıya verdiği teknik resimlere göre imal edilmemiş olunmakla red olunduğu olayda davalının da bu ürünler için davacıya bedel ödemesinin gerekmediği," hususunun açıkça tespit ve ifade edildiğini, bu hususun davaya yanıt dilekçelerinde, şirketin davacı firmaya borcunun olmadığına ilişkin beyan ve savunmalarının doğruluğunu ortaya koyduğunu, teknik yönden düzenlenen bu rapora göre, müvekkili şirketin davacıya borcunun olmadığı sabit olmasına karşın davanın kabulü yoluna gidilmesinin haksız olduğunu, davacı şirketin ticari defterlerinin lehine delil olamayacağını, 17.05.2024 tarihli bilirkişi raporunda, davacı tarafın faturaların BS formu ile beyanının görülemediğinin ifade edildiğini, bu hususun davacı defter ve kayıtlarının usulüne uygun tutulmadığını ortaya çıkardığını, bu durumun 13.02.2024 tarihli bilirkişi raporunda ve gerekçeli mahkeme kararında tespit edilememiş olmasının da eksik inceleme ve değerlendirmeye dayanılarak karar verildiğini ortaya koyduğunu, davacının iddialarının genişletilmesine ve yeni delil ileri sürmesine muvafakatleri olmadığı halde bu durumun mahkemece dikkate alınmadığını, bilirkişi raporuna itirazlarını içeren 05.06.2024 tarihli beyanlarında da ifade edildiği üzere, davacı tarafın 24.05.2024 tarihli beyanlarında iddialarını genişlettiğini ve davaya ilişkin yeni deliller ileri sürdüğünü, davacının iddialarını genişletmesine ve yeni delil ileri sürmesine kesinlikle muvafakatlerinin olmadığını ve bunu sunulan 05.06.2024 tarihli dilekçelerinde ifade ettiklerini ancak mahkemenin bu beyan ve itirazlar hakkında bir karar vermeden ve davacının iddialarını genişletmesine onay vererek, bilirkişi incelemesi yaptırdığını ve nihai olarak müvekkili aleyhine karar verildiğini, mahkeme kararının yasanın açık hükmüne aykırılık teşkil eder nitelikte olup, kararın bozulması gerektiğini, icra inkar tazminatına hükmedilmesinin isabetli olmadığını, müvekkili şirketin davacıya borcu olmadığı gibi, alacağın da likit olmadığını, alacak miktarının belirsiz olduğunu, zira davacının defter ve kayıtlarının usulüne uygun tutulmadığını ve ayrıca da uygun vasıfta olmayan parça tedariki söz konusu olduğu (bu nedenle cari hesaptan takas ve mahsup yapma hakları olduğu) da teknik bilirkişi raporu ile sabit olup, alacağın likit ve belirli bir miktarı içermediğinden icra inkar tazminatına hükmedilmesinin de isabetli olmadığını, gerekçeli kararda vekalet ücreti takdiri ve hesaplaması ile yargılama giderleri hesabının da hatalı olduğunu belirterek, mahkeme kararının kaldırılarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kabulüne dair verilen karara karşı davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İnceleme, Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Mahkemece, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilerek yasal düzenlemelere uygun ve isabetli karar verilmiş olduğu, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı ve özellikle eser sözleşmesinde teslimden sonra ayıp iddiasını ve miktarının ispat külfeti davalıda olup, davalı tarafça bu kapsamda ayıplı olduğu belirtilen işlere dair bir tespit olmadığı gibi ayıplı olduğunu iddia ettiği kısma yönelik davacıya iade ettiğine yönelik sevk irsaliyesi veya yargılama aşamasında ayıplı olduğu ileri sürülen malların bulunduğuna ilişkin yasal bir delil ileri sürülmediği anlaşıldığından mahkemece verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğunun anlaşılmasına, mahkemesince, davada kabul edilen miktar dikkate alınarak karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T gereğince hesaplandığı belirtilmiş olmakla, takdir edilen vekalet ücretindeki maddi hatanın talep edildiğinde her zaman düzeltilebileceğinin tabi bulunmasına göre, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine, 2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 11.180,96 TL istinaf karar harcından peşin alınan 2.795,24 TL harcın mahsubu ile bakiye 8.385,72 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazine'ye irat kaydına, 3-İstinaf talep eden davalı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK’nın 361. maddesi uyarınca kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay’da TEMYİZ yolu açık olmak üzere 25/09/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Başkan e-imzalıdır

Üye e-imzalıdır

Üye e-imzalıdır

Katip e-imzalıdır

e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2024/922, K. 2026/997, T. 25.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-922-e-2026-997-k-947aa5da088a