İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2026/1227 E. 2026/803 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1227
- Karar No
- 2026/803
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2026/1227 Esas KARAR NO:2026/803
DAVA:İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ:15/04/2026 KARAR TARİHİ:29/09/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin "lastik tamiratı" hizmeti verdiğini, bu hizmet karşılığında davalı adına düzenlenen 30/11/2025 tarihli ... sayılı, 31/12/2025 tarihli ... sayılı ve 31/01/2026 tarihli ... sayılı faturalardan kaynaklı olarak toplam 264.600,00 TL alacaklarının doğduğunu, faturaların davalı tarafça kabul edilerek ticari defterlerine işlenmesine rağmen bedellerinin ödenmediğini, alacağın tahsili amacıyla davalı aleyhine ... İcra Müdürlüğünün 2026/... Esas sayılı dosyası ile başlatılan icra takibinin davalının haksız ve kötü niyetli itirazı üzerine durduğunu, alacağın tarafların ticari defterleri ile sabit olduğunu ve ticari iş ilişkisi nedeniyle takibe ticari temerrüt faizi uygulanması gerektiğini, alacağın likit olduğunu ileri sürerek; davalının Küçükçekmece ...Müdürlüğünün 2026/... Esas sayılı dosyasına vaki itirazının iptali ile takibin devamına, davalı aleyhine %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Tensip zaptı ile bilirkişi ücreti yatırmak üzere verilen kesin süre içerisinde davacı tarafından ücretin yatırılmadığını, bu sebeple davanın öncelikle usulden reddinin gerektiğini, esasa ilişkin olarak ise müvekkili şirketin ticari kayıtlarında davacıya ödenmemiş herhangi bir borcunun bulunmadığını, dava konusu faturalara yansıyan edimlerin müvekkili şirkete veya personeline değil Beşiktaş Belediyesi personeline sağlandığını, faturaların muhatabının ... Belediyesi olduğunu ve müvekkili şirket tarafından kabul edilmediğini, salt faturanın düzenlenmesinin ve tebliğ edilmesinin alacağın varlığına veya hizmetin ifa edildiğine delil teşkil etmeyeceğini, davacının icra takibinde dayanmadığı delillere dava aşamasında dayanmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkilinin ticari defterlerinin hacimli olması sebebiyle yerinde incelenmesi gerektiğini, davacının icra takibi ve ikame ettiği davanın haksız ve kötü niyetli olduğunu beyan ederek; yasal dayanaktan yoksun davanın usulden ve esastan reddine, haksız davacı aleyhine asıl alacağın %20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Dava, itirazın iptali istemine ilişkindir. Bilindiği üzere Asliye Ticaret Mahkemesinin görev alanı ticari davalardır. Ticari davalar ise 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. Maddesinde sayılmıştır. Maddenin 1. Fıkrasında "Her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri.." ifadesi ile her iki tarafın ticari işletmesini ilgilendiren hususlardan doğan davalar nispi ticari davalar olduğu belirtilmiştir. Davanın nispi ticari dava olması için, her iki tarafın tacir olması ve davanın konusunun her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili hususlardan doğması gerekmektedir. Göreve ilişkin düzenlemeler, 6100 sayılı HMK'nın 1. maddesi uyarınca kamu düzenine ilişkin olması nedeniyle mahkemelerce resen gözetilmesi gereken hususlardandır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık hizmet sözleşmesinden kaynaklanmakta olup, söz konusu uyuşmazlıklar TTK'nın 4. maddesinde belirtilen mutlak ticari davalar arasında sayılmamıştır. Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. Bu durumda eldeki davanın Asliye Ticaret Mahkemesince görülüp karara bağlanabilmesi için uyuşmazlığın, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması ve bu bağlamda tarafların her ikisinin birden tacir olması zorunludur. Tüm bu düzenlemeler ve dosya kapsamı birlikte ele alındığında, somut olayda; mutlak ticari dava olarak kabulü gerektiren bir uyuşmazlık bulunmayıp, bu nedenle ancak her iki tarafın tacir sayılması/ davanın nispi ticari dava niteliğinde olması halinde Ticaret Mahkemelerinin görevli olması söz konusu olabilecektir. Davanın nispi ticari dava olup olmadığı bakımından yapılan incelemede ise; her ne kadar dosya kapsamından alınan 08.09.2026 tarihli bilirkişi raporunda davacının yıllık 2,6 milyon TL'yi aşan satış hacmi sebebi ile bilanço esasına tabi olma eşiğini geçtiği yönünde görüş ve tespite yer verilmiş ise de, VUK. 177. maddesindeki yıllık satış tutarının 2025 yılı için 2.800.000 TL, 2026 için 3.500.000,00 TL olarak belirlendiği, dosyaya celbedilen vergi dairesi cevabına göre davacı VUK.177 maddesinde belirtilen sınırların altında kaldığı ve işletme hesabına göre defter tuttuğu, buna göre taraflar arasındaki ticari ilişkinin gerçekleştiği ve takip ve davaya konu faturaların düzenlendiği tarihte 2. sınıf tüccar olduğu, gelen yazı cevaplarına göre davacının gerçek kişi ticari işletme kaydının da bulunmadığı, dolayısıyla bilirkişi raporunda davacının 1.sınıf tacir olduğu yönündeki tespit ve değerlendirmenin dosya kapsamındaki yazı cevapları ile uyuşmadığı anlaşılmıştır. Açıklanan hususlar karşısında, davacının tacir olmadığı, tek başına davalının tacir olmasının davayı nisbi ticari dava haline getirmeyeceği, uyuşmazlığın çözümünde Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğu anlaşılmakla Mahkememizin görevsizliğine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİ nedeniyle davanın HMK'nın 114-1-c ve 115/2 maddeleri uyarınca USULDEN REDDİNE, 2-HMK 20.maddesi uyarınca kararın kesinleşmesinden itibaren 2 hafta içinde talep edilmesi halinde dosyanın görevli İSTANBUL NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE, 3-HMK'nın 20/1 maddesi gereğince, süresi içinde kanun yoluna başvurulmaması halinde kesinleşme tarihinden veya kanun yoluna başvurulması halinde bu başvurunun reddine ilişkin kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süre içinde dava dosyasının görevli Mahkemeye gönderilmesi talep edilmediği takdirde DAVANIN AÇILMAMIŞ SAYILMASINA KARAR VERİLMESİNE, 4-HMK 331/2 maddesi uyarınca harç ve yargılama giderlerinin görevli mahkemece nazara ALINMASINA, Dair verilen karar; davacı vekilinin yüzüne karşı, davalının yokluğunda taraflardan herhangi birisinin mahkememize başvurusu üzerine gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 (iki) hafta içerisinde, mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere başkaca denk bir mahkemeye verilecek dilekçe ile, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ilgili hukuk dairesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 29/09/2026
Katip ... E-İMZA
Hakim ... E-İMZA