İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2026/1380 E. 2026/786 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2026/1380
Karar No
2026/786
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2026/1380 Esas KARAR NO : 2026/786

DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 17/05/2026 KARAR TARİHİ : 25/09/2026

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; müvekkili ... Gıda Sanayi A.Ş. 'nin ... plakalı 2023 model ... marka aracı ... aracılığıyla 6.300.000,00 TL bedel karşılığında satın aldığını, satış sürecinde aracın hatasız ve eksiksiz olduğunun beyan edilmesine rağmen yedek anahtarın teslim edilmediğini, bu durumun gizli ayıp teşkil ettiğini, davalının anahtarın asıl sahibinde olduğu ve 3 ay sonra teslim edileceği yönündeki beyanlarının müvekkili mağdur ettiğini, güvenlik riski ve kasko teminatı gereklilikleri nedeniyle müvekkilin ... Otomotiv'e başvurarak 36.162,53 TL tutarında yeni anahtar kodlama ve sistem güncelleme işlemi yaptırdığını, ... .... Noterliği'nin 22.12.2025 tarihli ihtarnamesine rağmen davalının ödeme yapmadığını, ... İcra Müdürlüğü’nün 2026/... Esas sayılı icra takibine davalının haksız itirazda bulunduğunu, arabuluculuk sürecinin 29.04.2026 tarihinde anlaşmazlıkla sonuçlandığını, davalının mal kaçırma ihtimaline karşı HMK 389 uyarınca ihtiyati tedbir kararı verilmesi gerektiğini, alacağın likit olması sebebiyle %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesini, haksız itirazın iptali ile takibin devamını ve yargılama giderlerinin davalıya yükletilmesini talep ve dava etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE; Dava; itirazın iptali istemine ilişkindir. Dava konusu ... İcra Dairesi 2026/... Esas sayılı icra dosyası UYAP üzerinden dosyamız arasına alınmıştır. Mahkememiz tarafından tarafların delil listesinde gösterdikleri deliller celp ve incelenmiş, mahkemece değerlendirilmiştir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesinde hangi işlerin ticari dava olarak nitelendirilecekleri belirlendikten sonra anılan kanunun 5. maddesinde ticaret mahkemelerinin kuruluşu ve hangi mahkemelerin ticaret mahkemesi sıfatıyla bakacağı belirlendikten sonra asliye ticaret mahkemesi ile asliye ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu belirtilmiştir.Ticari davaları, mutlak ticari davalar, nisbi ticari davalar, yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grubta toplamak mümkündür. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır. Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayıl TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür. Tüm dosya kapsamından; taraflar arasındaki uyuşmazlığın, satın alınan aracın ayıplı olduğu iddiası ile ayıplı araçtan kaynaklı ödenen bedellerin tahsili istemine ilişkin olduğu, dava konusu araca ait ruhsat belgesi incelendiğinde, hususi araç olduğu, aracın tescil belgesine göre ticari araç olmadığı, dosyada aracın davacı tarafından ticari amaçla kullanıldığına dair bir delil bulunmadığı, ayrıca davaya konu satış işleminin, her iki tarafı tacir olup ticari işletmesini ilgilendirir nitelikte olduğuna dair dosya kapsamında bir bilgi ve belge de bulunmadığı davalının tacir olmadığı, davanın nispi ticari dava olarak kabulü için her iki tarafın da tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirir mahiyette bulunması gerektiği, açıklanan gerekçeler dikkate alındığında mahkememizin görevli olmadığı, davanın Küçükçekmece Asliye Ticaret Mahkemesinde açılmış olması nedeniyle yetkili mahkemenin dava açılış tarihi itibariyle değerlendirilerek, taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözümü noktasında görevli mahkemenin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 2. maddesi uyarınca ... Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu anlaşılmakla, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114/1-c. maddesi yollamasıyla 115/2. maddesi gereğince dava şartı yokluğu sebebiyle açılan davanın usulden reddine vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM; Yukarıda açıklanan nedenler ile 1-Davanın GÖREVSİZLİK NEDENİ ile 6100 sayılı HMK'nın 114/1-c ve 115/2 maddeleri gereğince USULDEN REDDİNE, 2-Karar kesinleştiğinde ve talep halinde dosyanın görevli ve yetkili ... NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE gönderilmesine, 3-6100 sayılı HMK'nın 20. maddesi gereği kararın kesinleşmesinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde dosyanın görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesinin talep edilmemesi halinde iş bi dosya resen ele alınarak Mahkememizce davanın AÇILMAMIŞ SAYILMASINA KARAR VERİLMESİNE, 4-Yargılama giderleri konusunda görevli ve yetkili mahkemece karar verilmesine, davanın açılmamış sayılma şartları oluştuğu takdirde yargılama giderleri konusunda MAHKEMEMİZCE KARAR VERİLMESİNE, Dair verilen karar; davacı vekilinin yüzüne karşı davalı tarafın yokluğunda, taraflardan herhangi birisinin mahkememize başvurusu üzerine gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 (iki) hafta içerisinde, mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere başkaca denk bir mahkemeye verilecek dilekçe ile, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ilgili hukuk dairesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere açıkça okunup, usulen anlatıldı.25/09/2026

Katip ... E-İMZA

Hakim ... E-İMZA

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2026/1380, K. 2026/786, T. 25.09.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2026-1380-e-2026-786-k-f802767767dc