İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2026/2303 E. 2026/1069 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2026/2303
Karar No
2026/1069
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2026/2303 Esas KARAR NO : 2026/1069

DAVA : Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 16/10/2026 KARAR TARİHİ : 22/10/2026

Yukarıda tarafları yazılı davanın mahkememizde yapılan yargılaması sonunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket ile davalı şirket arasında 06/08/2024 tarihinde araç kiralama sözleşmesi akdedildiğini, müvekkili şirketin kullandığı kiralık aracın tartışmalı bir arıza nedeniyle servise çekilmesi sonucunda, servisin, davalı şirkete fatura düzenlediğini, davalı da devam faturayla servis faturasını müvekkili şirkete yansıttığını iddia etmekte olduğunu, ancak yansıtma faturada sadece hizmet bedeli açıklaması yer aldığını ve tüm çabalara rağmen serviste araca ne kadar masraf yapıldığının müvekkiline bildirilmediğini, davalı tarafın, servis tarafından kendisine kesilen asıl fatura içeriğini ve hasarın gerçek mahiyetini gösterir somut belgelerinin müvekkiline sunmaktan kaçındığını, yalnızca soyut bir "Hizmet Bedeli" açıklamasıyla fahiş bir meblağın müvekkiline rücu etmeye çalıştıklarını, serviste araca gerçekte ne kadar masraf yapıldığı, hangi parçaların neden değiştiği ve arızanın kullanıcı kusuruna dayanıp dayanmadığı hiçbir teknik belge veya kayıtla ortaya konulup ispatlanmamış olduğunu, müvekkili şirkete izafe edilecek bir kusur ve borç bulunmadığından takibe konu alacak tamamen dayanaksız olduğunu, davalının eyleminin ağır kusurlu ve kötü niyetli olduğunu, bu nedenle 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m. 72/5 uyarınca takip konusu asıl alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere davalı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, .... İcra Dairesinin 2026/... E. sayılı icra takip dosyası kapsamında müvekkili şirketin davalıya borçlu olmadığının tespitine haciz tehdidi ve tedbir kararı gereğince icra veznesine depo edilmiş bulunan dosya borcunun tamamının (asıl alacak, faiz, harç ve vekalet ücreti dahil veznede bloke tutulan tüm paranın) müvekkili şirkete iade ve istirdadına, haksız ve kötü niyetli takip başlatan davalı alacaklı aleyhine, takip konusu asıl alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. 6100 sayılı Yasanın 114/1-c maddesi gereğince mahkemenin görevli olması dava şartlarından olup 115. madde gereğince de Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder. Bilindiği üzere; 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 6335 Sayılı Yasa ile değişik 4. maddesinde ticari davalar tanımlanmıştır. Buna göre; her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile maddenin devamı fıkralarında belirtilen davalar ticari dava olarak nitelendirilmiştir. Yine aynı yasanın 5/3.maddesinde “Asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır” hükmüne yer verilmiştir. Anılan yasal düzenlemeler uyarınca Asliye Ticaret Mahkemelerinin özel mahkeme niteliğinde olduğu, bu niteliği gereği görev alanının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre belirleneceği ve genel mahkemeler ile arasındaki ilişkinin önceki kanunun aksine görev ilişkisi olduğu açıktır. Asliye Ticaret Mahkemelerinin çekişmeli yargıdaki görev alanının, TTK’da ve diğer özel kanunlarda ticari dava olduğu belirtilen davalarla sınırlı olduğu kuşkusuzdur. Gerek mutlak ve gerekse nispi ticari davaların, Asliye Ticaret Mahkemelerinde görüleceği kuşkusuzdur. 6100 Sayılı HMK'nun 4/1-a maddesine göre “Kiralanan taşınmazların, 09.06.1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununa göre ilamsız icra yoluyla tahliyesine ilişkin hükümler ayrık olmak üzere, kira ilişkisinden doğan alacak davaları da dâhil olmak üzere tüm uyuşmazlıkları konu alan davalar ile bu davalara karşı açılan davalarda” Sulh Hukuk Mahkemesi görevlidir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) yürürlüğe girdiği 01.11.2011 tarihinden sonra 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 5. maddesinde 6335 sayılı Kanun ile değişiklik yapılmış ve ticaret mahkemeleri ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki iş bölümü ilişkisi olmaktan çıkarılıp görev ilişkisine dönüştürülmüştür. Yasal dayanakları ortaya konularak yapılan bu açıklamalardan sonra somut olaya gelindiğinde, uyuşmazlığın taraflar arasındaki Araç Kiralama Sözleşmesinden kaynaklandığı anlaşılmış olup, 6100 sayılı HMK'nın 4. maddesinde sulh hukuk mahkemeleri'nin görevi belirlenmiş ve buna göre "kira ilişkisinden doğan alacak davaları da dahil olmak üzere tüm uyuşmazlıkları konu alan davalar ile bu davalara karşı açılan davalara" bakma görevi sulh hukuk mahkemesine ait olup, eldeki davaya bakma görevi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 4/1-a. maddesi uyarınca sulh hukuk mahkemesine aittir. Bu nedenlerle davanın görev şartı yokluğu nedeni ile usulden reddine karar verilerek aşağıdaki hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın 6100 sayılı Yasanın 114/1-c maddesi ve 115/2.maddesi gereğince görev dava şartı yokluğu nedeni ile usulden REDDİNE, 2-6100 sayılı Yasanın 20/1 maddesi delaletiyle kararın kesinleşmesinden itibaren 2 hafta içinde Mahkememize başvurularak dosyanın görevli İstanbul Nöbetçi Sulh Hukuk Mahkemesine gönderilmesinin talep edilmesi gerektiği, aksi durumda davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin kararın tebliği ile birlikte ihtarına, 3-6100 sayılı Yasanın 331/2.maddesi gereğince davaya görevli mahkemede devam edilmesi halinde yargılama giderlerinin görevli mahkemece hüküm altına alınmasına, davaya devam olunmaması halinde Mahkememizce dosya üzerinden durumun tespiti ile davacının yargılama giderlerini ödemeye mahkum edilmesine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süresi içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu kabil olmak üzere karar verildi. 22/10/2026

Katip ... e-imzalıdır

Hakim ... e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2026/2303, K. 2026/1069, T. 22.10.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2026-2303-e-2026-1069-k-cbd27515e386