İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2026/633 E. 2026/580 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2026/633
Karar No
2026/580
Karar Tarihi

T.C. .......... 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. .......... 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2026/633 Esas KARAR NO : 2026/580

BAŞKAN : ... ... ÜYE : ... ... ÜYE : ... ... KATİP : ... ...

DAVACI : ... - ... VEKİLİ : ... -....... DAVALI : ... - ... ... VEKİLİ : ... - .........

DAVA : İhalenin Feshi (Pazarlık Suretiyle Satışın İptali) DAVA TARİHİ : 17/07/2025 KARAR TARİHİ : 31/07/2026 KARAR Y. TARİHİ : 04/08/2026 Mahkememizde görülmekte olan Sıra Cetveline İtiraz (İflas Tasfiyesinde Düzenlenen Sıra Cetveline Yönelik Kayıt Kabul Ve Terkin Talebi (İİK 235)) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; .......... 6. Genel İcra Müdürlüğü'nün 2024/51440 sayılı takip dosyası kapsamında borçlu şirketin vekili olduğunu, dosya kapsamında haczedilen taşınır malların bir kısmının 10.07.2025 tarihli ihaleyle pazarlık üsulüyle satışa çıkarıldığını, malların dosya alacağına mahsuben alacaklı şirket tarafından alındığını, müvekkili şirket tarafından 16.07.2025 tarihinde öğrenildiğini, yapılan ihale, aşağıda sunulan nedenlerle hukuka aykırı olup, iptali gerektiğini, ihale sürecinde, İcra İflas Yasası'nın öngördüğü usullere uyulmadığını, satış kararının ilgililere ve müvekkili şirkete bildirilmeksizin ve tebliğ edilmeksizin satış gerçekleştirildiğini, öte yandan dosyadaki kıymet taktir raporu da ilgililere ve borçluya tebliğ edilmediğini, bu durumun hukuka açıkça aykırı olduğunu, alacaklının satış isteme süresiyle ilgili süre kurallarına uyulmaksızın ve bu süreler geçtikten sonra satış karar ve işlemlerinin yapılması hukuka aykırı olduğunu, öte yandan satış kararında İİK'nun 113. maddesine göre satış kararının tesis edildiği belirtilmiş olup, bu madde hükümlerinin gerektirdiği satış usullerine de uyulmadığını, satış kararında 2. satış tarihi dahi belirlenmediğini, icra müdürlüğünün "pazarlık yoluyla satış" yönündeki taktiri, hukuka aykırı olarak kullanıldığını, dosya kapsamında alacaklı, dosya kapsamında hacizli malların satışını istediğini ve fakat bu satışın düştüğünü, sonrasında icra müdürlüğünün bu malların "pazarlık yoluyla satışı" yönündeki taktirinin hukuka aykırı ve gerekli ve normal ihale süreçlerinin uygulanmaması ve etkisizleştirilmesi anlamında olduğunu belirterek .......... 6. Genel İcra Dairesi'nin 2024/51440 takip sayılı dosyası kapsamında 10.07.2025 tarihinde yapılan ihalenin feshine (satış işleminin ve satış kararının iptaline), yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini dava etmiştir. SAVUNMA: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının .......... 6. Genel İcra Dairesi 2024/51440 E. sayılı dosyasında haczedilen taşınır malların 10.07.2025 tarihinde pazarlık usulüyle satışına ilişkin işlemin iptali istemiyle açtığı davanın görev yönünden reddinin gerektiğini, İİK madde 119 uyarınca pazarlık suretiyle satışın bir ihale değil satış işlemi olduğunu ve bu işlemin iptalinin ancak genel mahkemelerde talep edilebileceğini, Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin 2015/8365 E. ve 2015/12780 sayılı kararlarının da bu yönde olduğunu, davacının satış isteme süresine ilişkin iddialarının haksız ve kötü niyetli olduğunu, mahcuzların 09.08.2024 tarihinde haczedildiğini, 12.11.2024 tarihinde satışın talep edildiğini, 19.12.2024 tarihinde bilirkişi incelemesi yapıldığını, 31.12.2024 tarihli satış ilanı ile 15.01.2025 ve 23.01.2025 tarihlerinde satış denendiğini, alıcı çıkmaması üzerine 27.06.2025 tarihinde yeniden satış talep edildiğini, İİK madde 106 uyarınca satış isteme sürelerine riayet edildiğini, davacıya satış ilanı ve kıymet takdirinin 03.07.2025 tarihinde elektronik ortamda tebliğ edildiğini, tacir olan davacının basiretli davranma yükümlülüğünü ihlal ederek gerçeğe aykırı beyanlarda bulunduğunu, 01.07.2025 tarihinde yapılan kıymet takdiri ve 02.07.2025 tarihli bilirkişi raporu doğrultusunda ürünlerin son kullanma tarihleri ve ekonomik değerleri gözetilerek İİK madde 113 uyarınca ivedi satış kararı alındığını, satış ilanı ve şartnamenin esatis. uyap. gov. tr adresinde ilan edildiğini, 03.07.2025 tarihinde ilgili kurumlara müzekkere yazıldığını, satış mahallinde hazır bulunan ...................................................isimli kişilerin ihaleye katılmayarak çekildiklerini, dolayısıyla üçüncü kişilerin satıştan haberdar olduklarını, icra müdürlüğü tarafından yürütülen sürecin mevzuata uygun olduğunu ve davacının zararına bir işlem tesis edilmediğini belirterek davanın öncelikle görev yönünden usulden, aksi halde esastan reddini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Uyuşmazlık; ihalenin feshi (Pazarlık suretiyle satışın iptali) talebine ilişkin şikâyet niteliğindedir. .......... 7. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 23/10/2025 tarih, 2025/451 Esas, 2025/683 Karar sayılı kararı ile "İİK'da pazarlık suretiyle satış 119. Maddede düzenlenmiş olup pazarlıkla satışın şekline ilişkin bir hüküm bulunmamaktadır. O halde, pazarlıkla satışın normal bir satış olduğunun kabulünden hareketle bu satışın Borçlar Kanunu'nun 225 ve onu izleyen maddelerine göre Genel Mahkeme'lerden iptali istenebilir. Hukuk Genel Kurulu'nun 1989/12-413 Esas, 1989/583 Karar sayılı 08/11/1989 tarihli kararında da Genel Mahkeme'de pazarlıkla satışın istenebileceği belirtilmiştir.... mahkeme, görevli olmadığı kanısındaysa, davanın görevsizlik nedeniyle 6100 sayılı HMK'nın 114/1-c maddesi gereğince dava şartı yokluğundan reddine, HMK 20.maddesindeki şartlar çerçevesinde, görevli ve yetkili mahkeme gösterilmek suretiyle, dosyanın görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesine karar vermek durumundadır (Bu yönde .......... Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi'nin 10.01.2017 tarih 2016/91 Esas 2017/25 Karar sayılı ilamı, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi'nin 06.07.2017 tarih 2017/861 Esas 2017/2017 Karar sayılı ilamı). Gerekçesi ile davanın görevsizlik nedeniyle 6100 sayılı HMK'nın 114/1-c maddesi gereğince dava şartı yokluğundan reddine karar bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde mahkememize başvurulduğunda dosyanın görevli ve yetkili .......... Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. .......... 7. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 23/10/2025 tarih, 2025/451 Esas, 2025/683 Karar sayılı Kararının davalı tarafça istinafı üzerine .......... Bölge Adliye Mahkemesi 18. Hukuk Dairesi'nin 15/12/2025 tarih, 2025/1668 Esas, 2025/1671 Karar sayılı kararı ile somut olayda, bölge adliye mahkemesince incelenmesi istenilen kararın İİK.nın 363 ve 134. maddesinde belirtilen istinaf yoluna başvurulabilecek kararlardan olmadığı kesin nitelikte bulunduğu görülmekle İİK'nın 365/3 maddesi gereğince istinaf başvuru dilekçesinin reddine kesin olmak üzere karar verilmiştir. .......... 7. İcra Hukuk Mahkemesinin görevsizlik kararı sonrası dosyanın başvuru sonucu .......... 4. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderildiği, .......... 4. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 16/06/2026 tarih, 2026/81 Esas, 2026/249 Karar sayılı kararı ile "dava Sıra Cetveline İtiraz (İcra Yoluyla Takipten Kaynaklanan Sıra Cetveline İtiraz) talebine ilişkindir.... Davacı ve davalının ticaret şirketi ve davaya konu uyuşmazlığının sebebini oluşturan icra takibine konu alacağın kambiyo senedinden ve bu senede konu alacağında her iki tarafın şirketlerine dair ticari ilişkiden kaynaklı olduğu anlaşılmakla iş bu davada görevli mahkemenin ticaret mahkemeleri olduğu değerlendirilerek davanın görev dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine" istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verilerek dosya mahkememize gönderilmiştir. Mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenir. Göreve ilişkin kurallar kamu düzenine ilişkindir. (HMK 1 m.) Nitekim Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114/1-c maddesi görevi dava şartları arasında saymıştır. Bu itibarla görev kuralları tarafların ileri sürmesine gerek olmaksızın hâkim tarafından ve yargılamanın her aşamasında resen gözetilir. 01/07/2012 tarihinde yürürlüğe giren TTK'nun 4. maddesinde ticari davalar belirtilmiş olup buna göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için; kanuni düzenleme ile görevin Ticaret Mahkemesine verilmesi veya TTK'nun 4. maddesinde sayılan unsurları taşıması (TTK'da yer alması veya TTK'nun 4/1 b, c, d, e, f fıkralarındaki davalardan olması) ya da her iki tarafın da ticari işletmesi ile ilgili hususlardan doğan dava olması gerekmektedir. 6102 sayılı TTK'nın 5/1. maddesi uyarınca, ticari davalara bakmak görevi, asliye ticaret mahkemesine aittir. Ticari davalar, mutlak ve nispi ticari davalar olarak ikiye ayrılmaktadır. Nispi ticari davalar, TTK'nın 4/1. maddesinin ilk cümlesinde tarif edilmiş olup, her iki tarafın da "Ticari işletmesiyle ilgili hususlardan kaynaklanan" hukuk davalarıdır. Mutlak ticari davalar ise tarafların tacir olup olmadıklarına ve uyuşmazlığın tarafların ticari işletmeleri ile ilgili bulunup bulunmadığına bakılmaksızın yasa gereği ticari dava sayılan uyuşmazlıklardır. TTK'nın 4/1-a ve devamı bentlerinde yazılan uyuşmazlıklar ile diğer yasalarda ticari dava olduğu belirtilen uyuşmazlıklar, mutlak ticari davalardır. Türk Ticaret Kanununun 4. maddesinde her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işlerinin ticari dava sayılacağı; 5/1 maddesinde aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesinin tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevli olduğu ve 5/4 maddesinde asliye ticaret mahkemesi bulunmayan yargı çevresindeki bir ticari davada görev kuralına dayanılmamış olmasının, görevsizlik kararı verilmesini gerektirmeyeceği, asliye hukuk mahkemesinin davaya devam edeceği düzenlenmiştir. Mahkemelerin görevi kanunla belirlenir. Görev konusu dava şartı olup, mahkeme tarafından yargılamanın her aşamasında, talep halinde veya resen incelenebilir. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın tüketici işlemi niteliğinde olup olmadığı ve ticaret mahkemesinin bu davada görevli olup olmadığının açıklığa kavuşturulması zorunludur. Dava dilekçesi ile .......... 6. Genel İcra Dairesi'nin 2024/51440 sayılı takip dosyası, .......... 7. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 23/10/2025 tarih, 2025/451 Esas, 2025/683 Karar sayılı dosyası, .......... Bölge Adliye Mahkemesi 18. Hukuk Dairesi'nin 15/12/2025 tarih, 2025/1668 Esas, 2025/1671 Karar sayılı kararı, .......... 4. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 16/06/2026 tarih, 2026/81 Esas, 2026/249 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamına göre; alacaklı ... vekili tarafından borçlu Z Evcil Hayvan Ürünleri Ticaret Limited Şirketi hakkında .......... 6. Genel İcra Dairesi'nin 2024/51440 sayılı takip dosyası ile 549.255,37 TL alacağın tahsili amacıyla 19/08/2024 tarihinde kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile icra takibi başlatıldığı, şikayetçi borçlu vekilinin icra mahkemesine başvurusunda haczedilen menkul malların (hayvansal gıda maddelerinin) pazarlık suretiyle satışının usule aykırı yapıldığını ileri sürerek 10/07/2025 tarihli satışın iptalini istediği, İİK'da pazarlık suretiyle satış 119. maddede düzenlenmiş olup pazarlıkla satışın şekline ilişkin bir hüküm bulunmamaktadır. O halde, pazarlıkla satışın normal bir satış olduğunun kabulünden hareketle bu satışın Borçlar Kanunu'nun 225 ve onu izleyen maddelerine göre genel mahkemelerden iptali istenebilir. İİK m 134 hükmünde (İİK m. 244 attıyla) icra dairesi tarafından taşınmaz kendisine ihale edilen alıcının o taşınmazın mülkiyetini iktisap etmiş olacağı, ihale kesinleşinceye kadar taşınmazın ne şekilde muhafaza ve idare edileceği icra dairesi tarafından kararlaştırılacağı, ihalenin feshini, 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 281 inci maddesinde yazılı sebepler de dâhil olmak üzere yalnız satış isteyen alacaklı, borçlu, mahcuzun resmî sicilinde kayıtlı olan ilgililer ve sınırlı ayni hak sahipleri ile pey sürmek suretiyle ihaleye iştirak edenler yurt içinde bir adres göstermek koşuluyla icra mahkemesinden şikâyet yolu ile ihale tarihinden itibaren yedi gün içinde isteyebilecekleri, İlgililerin ihale yapıldığı ana kadar cereyan eden muamelelerdeki yolsuzluklara en geç ihale günü ıttıla peyda ettiği kabul edileceği, talebin reddine karar verilirse ihalenin feshini talep edeni feshi istenen ihale bedelinin yüzde onuna kadar para cezasına mahkûm edileceği hükmü düzenlenmiştir. İİK'nun İflas tasfiyesine yönelik sekizinci bapta yer alan m. 241 hükmünde masaya ait malların iflas idaresi marifetiyle açık artırma yahut alcaklılar karar verirlerse pazarlık suretiyle satılacağı, üzerlerinde rehin hakkı bulunan eşyanın ancak rehin sahibi alacaklıların muvafakati halinde pazarlık suretiyle satılabileceği, ticari ve ekonomik bütünlük arzeden ya da bir bütün ahlinde satıldığı takdirde daha yüksek gelir elde edileceği anlaşılan mal ve hakların bir bütün olarak paraya çevrileceği hükmü düzenlenmiştir. İflas tasfiyesinde artırma suretiyle satışın şartlarına yönelik olarak İİK'nun 244 maddesinde ise 111/b, 117, 118, 124, 125, 130, 131, (…)134 ve 135 inci maddeler burada da uygulanacağı, icra dairesine ait vazifeler iflas idaresi tarafından görüleceği hükme bağlanmıştır. İİK'da cebri taşınmaz satış ihaleleri ile ilgili hükümlerde artırma suretiyel satışı usulü düzenlenmekle birlikte İİK'nun 242, 243 ve 244. maddelerinde 117, 118, 124, 125, 130, 131, 134, 135. maddelere atıfta bulunulduğu halde pazarlıkla satışı düzenleyen bir hükme İİK'da yer verilmemesi nedeni ile İİK'nun 241. maddesine göre pazarlık sureti ile yapılan ihalede 244. maddesine göre açık artırma hükümlerinin uygulanmasına yasal imkan bulunmamaktadır. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin 21/04/1992 tarih, 1991/10758 Esas, 5219 Karar sayılı kararı ve Hukuk Genel Kurulu'nun 0/11/1989 tarihli 1989/12-413 Esas, 1989/583 Karar sayılı kararında da bu gibi durumlarda anlaşmazlığın genel hükümlere göre Borçlar Kanunun m. 225 vd. (TBK m. 275 vd.) maddelerine göre çözümlenmesi gerektiği belirlenmiştir. İİK'da pazarlıkla satışın şekline ilişkin bir hüküm bulunmaması karşısında pazarlıkla satışın normal bir satış olduğunun kabulünde hareketle bu satışın TBK m. 275 vd. maddelerine göre genel mahkemelerde satışın iptali istenebilir.(İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, 17/01/2018 tarih, 2017/1604 Esas, 2018/65 Karar sayılı karar) Dava konusu uyuşmazlık yönünden mahkememiz icra mahkemesine göre genel mahkeme olmakla birlikte, mahkememizin ihtisas mahkemesi olması nedeniyle ticari dava niteliği taşıyıp taşımadığı yönünde yapılan değerlendirmede ise 6335 sayılı Kanun'un 1. maddesi ile değişik 6102 sayılı TTK'nun 4. maddesinde ticari davalar düzenlenmiş olup somut uyuşmazlığa konu davanın mutlak ticari davalardan olmadığı, davacı tarafından tacir sıfatına dayanarak açtığı dava da olmadığı, her iki tarafın tacir olduğu nispi ticari dava olmadığı gibi taraflar tacir olsa dahi iflas dairesinin cebri ihale işleminin her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili hususlardan doğan hukuk davası sayılamayacağı bu nedenlerle iflas tasfiyesi sırasında yapılan pazarlıkla satışların iptali ile ilgili olarak açılan ve TBK m. 274 vd. maddelerindan kaynaklanan bu tür davalarda 6100 Sayılı HMK'nın 2. maddesine göre genel görevli mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemesi'nin görevli olduğu anlaşıldığından (Emsal: Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 0/11/1989 tarihli 1989/12-413 Esas, 1989/583 Karar; Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin 21/04/1992 tarih, 1991/10758 Esas, 5219 Karar; Yargıtay 23. Hukuk Dairesi 13/05/2015 tarih, 2014/8496 Esas, 2015/3605 Karar; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, 17/01/2018 tarih, 2017/1604 Esas, 2018/65 Karar sayılı kararları; ayrıca aynı yönde Prof. Dr. Baki Kuru, İcra ve İflas Hukuku El kitabı, Tamamen Yeniden Yazılmış ve Genişletilmiş 2. Baskı, 2013, sayfa 1352-1353) mahkememizin görevsizliği nedeni ile HMK nun 114/1-c ve 115/2 maddesi gereğince davanın usulden reddine, kararın kesinleşmesine müteakip talep halinde mahkememizce karşı görevsizlik kararı verilmekle daha önce görevsizlik kararı veren .......... 4. Asliye Hukuk Mahkemesi ile mahkememiz arasında olumsuz görev uyuşmazlığı oluştuğundan dosyanın talep halinde görevli .......... 4. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Ayrıntılı gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere, 1)Mahkememizin görevsizliği nedeni ile HMK nun 114/1-c ve 115/2 maddesi gereğince davanın usulden REDDİNE, 2) Görevli mahkemenin .......... 4. Asliye Hukuk Mahkemesi OLDUĞUNUN TESPİTİNE, 3)Kararın kesinleşmesine müteakip talep halinde dosyanın görevli .......... 4. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, 4) HMK'nun 331/2 maddesi gereğince yargılama giderlerinin görevli mahkemece hüküm altına alınmasına, 5) Mahkememiz ile .......... 4. Asliye Hukuk Mahkemesi arasında OLUMSUZ GÖREV UYUŞMAZLIĞI oluştuğundan, kararın istinaf edilmesi üzerine mahkememiz kararın kesin olduğuna hükmedilmesi halinde veya mahkememiz kararının istinaf edilmemesi halinde olumsuz görev uyuşmazlığının halli ve mercii tayini için HMK 21/c maddesi gereğince dava dosyasının .......... Bölge Adliye Mahkemesi İLGİLİ HUKUK DAİRESİ BAŞKANLIĞI'NA GÖNDERİLMESİNE, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda kararın tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde .......... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.31/07/2026 Başkan ... ✍ e-imzalı

Üye ... ✍ e-imzalı

Üye ... ✍ e-imzalı

Katip ... ✍ e-imzalı

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2026/633, K. 2026/580, T. 31.07.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2026-633-e-2026-580-k-ab8695e31df0