İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2026/1680 E. 2026/908 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1680
- Karar No
- 2026/908
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2026/1680 Esas KARAR NO:2026/908
DAVA : Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 28/06/2026 KARAR TARİHİ : 26/10/2026
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı şirket ile davalı arasında 31.05.2025 tarihinde protokol imzalandığını, protokol uyarınca davalı, “Jetbee” isimli uygulamayı davacı şirketin belirleyeceği marka ismiyle, kurye firmalarının kullanabileceği ve kurye operasyonlarının sürdürülebileceği şekilde çalışır ve sorunsuz hâle getirerek en geç 01.01.2026 tarihinde davacı şirkete teslim etmeyi kabul ve taahhüt ettiğini, Protokolün 3.4. maddesinde, yazılımsal sorunların yedi iş günü içerisinde giderilmemesi hâlinde gecikilen her gün için 5.000,00 TL cezai şart ödeneceği, cezai şart bedelinin en geç üç iş günü içerisinde ödenmemesi durumunda gecikme faizi işletileceği kararlaştırıldığını, davacı şirket sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerini yerine getirmiş olmasına rağmen; uygulama kararlaştırılan 01.01.2026 tarihinde ve sonrasında davacıya çalışır ve kullanılabilir şekilde teslim edilmediğini, davalıya tanınan süreler de geçmiş olmasına rağmen teslim borcu hâlen yerine getirilmediğini, uygulamanın hiç teslim edilmemesi, yazılım sorunlarının süresinde giderilmemesinden daha ağır bir sözleşmeye aykırılık teşkil ettiğini, davalıların uygulamayı hiç teslim etmeyerek cezai şarttan kurtulduklarının kabulü, sözleşmenin amacı ve dürüstlük kuralıyla bağdaşmayacağını, davalının teslim borcuna aykırılığı nedeniyle günlük 5.000,00 TL cezai şart alacağı doğmuş ve gün geçtikçe işlemeye devam ettiğini, bu davada; birikmiş ve işlemeye devam eden cezai şart alacakları ile diğer tüm hakları saklı tutularak şimdilik kısmi dava olmak üzere 5.000,00 TL talep edildiğinden bahisle şimdilik 5.000,00 TL cezai şart alacağının Protokolde kararlaştırılan tarih olan 01.01.2026 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan müştereken ve müteselsilen tahsilini; bu tarihten faiz işletilemeyeceği değerlendirilirse ihtar tarihi olan 05.06.2026 tarihinden itibaren faiz uygulanmasını, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. .... Tüketici Mahkemesinin ... karar sayılı ve 29/06/2026 tarihli kararı ile görevsizlik kararı verilerek mahkememize tevdi edilip, mahkememizin yukarıdaki esasına kaydı yapılarak yargılamaya devam edildiği görüldü. Mahkememiz dosyasının 10/09/2026 tarihli tensip zaptının 1 numaralı ara kararı uyarınca davalının tacir-esnaf kaydının araştırılması için ilgili birimlere müzekkere yazılmasına karar verildiği, İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünün 14/09/2026 tarihli yazı cevabında davalı Ufuk Kerem Büyüktorun'un gerçek kişi ticari işletme kaydının bulunamadığının bildirildiği, ... Vergi Dairesinin 14/09/2026 tarihli yazı cevabında davalının 01/03/2023 tarihinden itibaren Bilgisayar Programlara faaliyetinde bulunduğu, işletme esasına göre defter tuttuğu ve beyanname verilen son yıl tutarlarına göre kazancının gayrisafi hasılatı tacir sınırına ulaşmadığının bildirildiği, İstanbul Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliğinin 30/09/2026 tarihli yazı cevabı ile de davalı ...'un esnaf kaydına rastlanılmadığının bildirildiği görüldü. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE HUKUKİ GEREKÇE: Dava alacak talebine ilişkindir. 6100 Sayılı HMK'nın "Dava şartlarının incelenmesi" başlığını taşıyan 115. Maddesinin 1. Fıkrası "(1) Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler." uyarınca yargılamanın her aşamasında dava şartlarının bulunup bulunmadığının re'sen incelenmesi gerektiğinden aynı kanunun "Dava şartları" başlığını taşıyan 114. Maddesi uyarınca " (1) Dava şartları şunlardır: a) Türk mahkemelerinin yargı hakkının bulunması. b) Yargı yolunun caiz olması. c) Mahkemenin görevli olması. ç) Yetkinin kesin olduğu hâllerde, mahkemenin yetkili bulunması. d) Tarafların, taraf ve dava ehliyetine sahip olmaları; kanuni temsilin söz konusu olduğu hâllerde, temsilcinin gerekli niteliğe sahip bulunması. e) Dava takip yetkisine sahip olunması. f) Vekil aracılığıyla takip edilen davalarda, vekilin davaya vekâlet ehliyetine sahip olması ve usulüne uygun düzenlenmiş bir vekâletnamesinin bulunması. g) Davacının yatırması gereken gider avansının yatırılmış olması. ğ) Teminat gösterilmesine ilişkin kararın gereğinin yerine getirilmesi. h) Davacının, dava açmakta hukuki yararının bulunması. ı) Aynı davanın, daha önceden açılmış ve hâlen görülmekte olmaması. i) Aynı davanın, daha önceden kesin hükme bağlanmamış olması. (2) Diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümler saklıdır." Şeklindeki düzenlemesi uyarınca dava şartlarına ilişkin re'sen yapılacak olan kontrol işbu maddede yer alan sıralamaya göre yapılması gerektiğinden mahkememizce öncelikle görev hususu irdelenecektir. Asliye Ticaret Mahkemeleri ile diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’ndan ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 6335 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki halinden farklı olarak iş bölümü ilişkisi değil, görev ilişkisidir. Göreve ilişkin düzenlemeler, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 1. maddesi uyarınca kamu düzenine ilişkindir. 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde ticari davalar tanımlanmış ve sayılmıştır. Bu maddeye göre “her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları”, “ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işleri” ve “tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın aynı maddenin (a), (b), (c), (d), (e) ve (f) bentlerinde sayılan davalar" ticari dava sayılır. Bu maddeye göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için ya tarafların her ikisinin tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğması; ya ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi olması ya da açılan davanın maddede 6 bent halinde sayılan davalardan olması gerekir. Diğer taraftan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/II. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira, Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. Türk Ticaret Kanununun 4. maddesinde, bu kanundan doğan hukuk davalarının ticari dava sayıldığı, aynı Kanunun 5. maddesinin ikinci fıkrasında, bir yerde ticaret mahkemesi varsa asliye hukuk mahkemesinin vazifesi içinde bulunan ve bu Kanunun 4. maddesi hükmünce ticari sayılan davalara ticaret mahkemesinde bakılacağı hususları düzenlenmiştir. Türk Ticaret Kanununun 3. maddesinde, "Bu Kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir." düzenlemesi getirilmiştir. TTK'nın 14. maddesine göre “Bir ticari işletmeyi kısmen dahi olsa kendi adına işleten kimseye tacir denir.” Aynı Kanunun 17. maddesi hükmünce de; “iktisadi faaliyeti nakdi sermayesinden ziyade bedeni çalışmasına dayanan ve kazancı ancak geçimini sağlamaya yetecek derecede az olan sanat ve ticaret sahipleri tacir değildir.” düzenlemesi yer almaktadır. 5362 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar Meslek Kuruluşları Kanununun 3’üncü maddesinde, Esnaf ve sanatkâr, ister gezici ister sabit bir mekânda bulunsun, Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunca belirlenen esnaf ve sanatkâr meslek kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedenî çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usûlde vergilendirilenler ve işletme hesabı esasına göre deftere tâbi olanlar ile vergiden muaf bulunan meslek ve sanat sahibi kimseler olarak ifade edilmiştir. Ayrıca TTK’nın 1463. maddesinde de, önce 17. maddeye gönderme yapılarak, Bakanlar Kurulunun bu konuda kararname çıkarması halinde onlarda gösterilen miktardan aşağı gayrisafi geliri bulunan sanat ve ticaret erbabından başka hiç kimse kanunun 17. maddesinde tarif edilen esnaftan sayılamaz denmek suretiyle tacir veya esnafın hangi kriterlere göre saptanacağı açık bir biçimde gösterilmiştir. 19.02.1986 tarih ve 19024 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan 25.01.1986 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ile TTK'nın 1463. maddesine göre esnaf ve küçük sanatkar ile tacir ve sanayicinin ayrımına dair esaslar tespit edilmiştir. Buna göre; 1- Koordinasyon kurulunca tespit ve yayınlanacak esnaf ve küçük sanatkar kollarına dahil olup da gelir vergisinden muaf olanlar ile kazançları götürü usûlde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre, defter tutanlardan iktisadi faaliyetleri nakdi sermayesinden ziyade, bedeni çalışmalarına dayanan ve kazançları ancak geçimlerini sağlamaya yetecek derecede az olan ve Vergi Usûl Kanununun 177. maddesinin birinci fıkrasının 1 ve 3 nolu bentlerinde yer alan limitlerin yarısını, iki numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve küçük sanatkar, 2- Vergi Usûl Kanununa istinaden birinci sınıf tacir sayılan ve bilanço esasına göre defter tutanlar ile işletme hesabına göre defter tutan ve birinci madde de belirtilenlerin dışında kalanların tacir ve sanayici sayılmaları kararlaştırılmıştır. Vergi Usûl Kanununun 177. maddesinde “Birinci Sınıf Tüccarlar” sayılmış olup bu maddedeki birinci sınıf tacirlerle ilgili şartları taşımayanlar ise ikinci sınıf tacir sayılırlar. İkinci sınıf tacirler ise ticari işletme hesabına göre defter tutarlar. Bir hukukî işlemin veya fiilin TTK'nın kapsamında kaldığının kabul edilmesi için kanunun amacı içerisinde yukarıda tanımları verilen bu kanunda düzenlenen hususlar ile bir ticari işletmeyi ilgilendiren bir hukukî işlemin veya fiilin olması gerekir. Dosyamız ile emsal mahiyetteki ... Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi 2025/4420 E., 2025/1951K. Sayılı kararında " Somut olayda, davacının işletme usulüne göre defter tuttuğu, tacir sayılmadığı, davalıların da gerçek kişi tacir olmadığı ve taraflar arasındaki uyuşmazlığın haksız fiiliden kaynaklandığı, davacının aracı yolcu taşıma için kullanılan ticari araç olsa da uyuşmazlığın mutlak ticari davaya sebep olmadığı, davacının faaliyetinin esnaf faaliyeti sınırları içinde kaldığı anlaşılmakla davaya bakmakla görevli mahkemenin HMK'nın 2.maddesi gereği genel görevli mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemesi olduğuna dair karar vermek gerekmiştir." şeklinde karar verildiği görülmüştür. Somut olayda, mahkememiz dosyasına kazandırılan müzekkere cevapları incelendiğinde davalının ticari işletme kaydının bulunmadığının ticaret sicil müdürlüğü yazı cevabı ile sabit olduğu, vergi dairesi yazı cevabına göre işletme esasına göre defter tuttuğunun, kazancının gayrisafi hasılatı tacir sınırına ulaşmadığının bildirildiği, İstanbul Esnaf ve Sanatkarlar Odası birliğinin cevabına göre de esnaf kaydına rastlanılmadığının bildirildiği, bu hali ile davalının tacir olduğuna dair dosya kapsamında somut delil bulunmadığı, açıklanan nedenlerle uyuşmazlığın, Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerektiği kanaatine varıldığından mahkememizin görevsizliğine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; HÜKÜM: 1-Davacı tarafından davalı aleyhine açılan davanın, davaya mahkememizin görevli olmaması nedeniyle dava şartı yokluğundan USULDEN REDDİNE, 2-Davaya bakmaya İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olması nedeniyle mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, 3-HMK. Madde 20 uyarınca istinafa tabi olan işbu davada süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içinde mahkememize başvurulması halinde dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesine, 4-Dosyanın gönderilmesi için süresi içerisinde başvurulmaz ise HMK. Madde 20 uyarınca davanın AÇILMAMIŞ SAYILACAĞINA karar verileceğinin ihtarına (gerekçeli kararın tebliği ile ihtarına) 5-HMK'nın 20.maddesi gereğince yasal süre içerisinde dosyanın görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesi için taraflarca başvurulması halinde HMK 331/2.maddesi gereğince yargılama giderlerinin ve HMK 323/1-ğ maddesi gereğince yargılama giderlerinden sayılan vekalet ücretinin yetkili ve görevli mahkeme tarafından hüküm altına alınmasına, belirtilen sürede başvuru yapılmaması halinde talep üzerine yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin mahkememizce hüküm altına alınmasına, Dair, tarafların yokluğunda gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.26/10/2026
Katip ... (e-imzalıdır)
Hakim ... (e-imzalıdır)