İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2026/1318 E. 2026/837 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2026/1318
Karar No
2026/837
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2026/1318 Esas KARAR NO : 2026/837

DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 05/05/2026 KARAR TARİHİ : 02/10/2026

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA : Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ... Gıda Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi ile davalı ...'in sahibi olduğu şahıs şirketi arasında cari hesap şeklinde işleyen ticari bir ilişki bulunduğunu, davalının bağlı bulunduğu vergi dairesinin ... Vergi Dairesi Müdürlüğü olduğunu, davalının bu cari hesap ilişkisinden kaynaklanan 423.985,38-TL tutarında bakiye borcu olduğunu, borcun ödenmemesi üzerine ... İcra Müdürlüğü'nün İcra Müdürlüğü'nün 2026/... E. sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalının takibe haksız ve sebepsiz yere itiraz ederek takibi durdurduğunu, itirazın tamamen usuli nitelikte ve kötü niyetli olduğunu, alacağın ticari defter ve kayıtlara dayandığını, 19/02/2026 tarihinde ... Arabuluculuk Bürosu'na 2026/... ve 2026/413 numaraları ile başvurulduğunu, davalının toplantıya katılmaması üzerine 09/03/2026 tarihinde anlaşmama son tutanağının tanzim edildiğini, dava şartı olan arabuluculuk sürecinin tamamlandığını, davalının icra takibine vaki itirazının iptali ile takibin devamını, asıl alacağa takip tarihinden itibaren ticari reeskont faizi işletilmesini, alacak likit olduğundan davalı aleyhine asıl alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesini talep ve dava etmiştir. Davalıya usulüne göre tebligat yapılmış olup davaya cevap sunmamıştır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE; Dava, davacı tarafından fatura alacağına ilişkin başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkin olduğu tespit edilmiştir. Dava konusu ... İcra Dairesi 2026/... Esas sayılı icra dosyası UYAP üzerinden dosyamız arasına alınmıştır.

Esnaf Odası, Ticaret Sicil Müdürlüğü ve Vergi Dairelerine yazılan müzekkerelere cevap verildiği anlaşıldı. Her ne kadar taraflar arası uyuşmazlığın yukarıdaki şekilde oluştuğu anlaşılmakta ise de gelen yazı cevapları göz önüne alındığında öncelikli olarak dava şartlarından olan görev yönünden uyuşmazlığın değerlendirilmesi gerektiği kanaatine varılmış, bu kapsamda yapılan inceleme neticesinde Asliye Ticaret Mahkemeleri, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. Maddesi gereğince ticari davalara bakmakla görevlidir. Ticarî davalar, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4/1. maddesinde sayılmış olup, buna göre, “Her iki tarafın da ticarî işletmesi ile ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın aynı maddenin a), b), c), d), e) ve f) bentlerinde sayılan davalar” ticari dava olarak adlandırılmıştır. Ticarî davalar; mutlak ticarî davalar, nispi ticarî davalar ve yalnızca bir ticarî işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticarî nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır. Mutlak ticarî davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin ticarî bir işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticarî sayılan davalardır. Mutlak ticarî davalar, TTK’nın 4/1. maddesinde bentler hâlinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu m. 99, İcra ve İflas Kanunu m. 154, Finansal Kiralama Kanunu m. 31, Ticarî İşletme Rehni Kanunu m. 22 gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticarî davalar da bulunmaktadır. Bu gruptaki davaların ticarî dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticarî işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK’nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticarî dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticarî dava sayılan davalardır. Nispi ticarî davalar, her iki tarafın ticarî işletmesiyle ilgili olması hâlinde ticarî nitelikte sayılan davalardır. TTK’nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticarî işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları “ticari dava” sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticarî dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticarî işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticarî iş niteliğinde olması veya ticarî iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticarî iş sayılması davanın ticarî dava olması için yeterli değildir. Ticarî iş karinesinin düzenlendiği TTK’nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticarî iş sayılan bir işin diğeri için de ticarî iş sayılması davanın niteliğini ticarî hâle getirmez. TTK, kanun gereği ticarî dava sayılan davalar haricinde, ticarî davayı ticarî iş esasına göre değil, ticarî işletme esasına göre belirlemiştir. Tüm bu düzenlemeler ve dosya kapsamı birlikte ele alındığında, somut olayda; mutlak ticari dava olarak kabulü gerektiren bir uyuşmazlık bulunmayıp, bu nedenle ancak her iki tarafın tacir sayılması/ davanın nispi ticari dava niteliğinde olması halinde Ticaret Mahkemelerinin görevli olması söz konusu olabilecektir. Davanın nispi ticari dava olup olmadığı bakımından yapılan incelemede ise; ... Vergi Dairesi'nin 11/05/2026 tarihli cevabi yazısı uyarınca davalının ikinci sınıf tüccar/esnaf olup işletme hesabına göre defter tuttuğu, keza Ticaret Sicil Müdürlüğü nezdinde yapılan araştırmada da gerçek kişi tacir kaydının bulunmadığı, esnaf kaydının bulunduğu anlaşılmıştır. Açıklanan hususlar karşısında tek başına davacının tacir olması davayı nisbi ticari dava haline getirmeyeceğinden, uyuşmazlığın çözümünde Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğu davanın ... Asliye Ticaret Mahkemesinde açılmış olması nedeniyle yetkili mahkemenin dava açılış tarihi itibariyle değerlendirilerek, taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözümü noktasında görevli mahkemenin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 2. maddesi uyarınca ... Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu anlaşılmakla, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114/1-c. maddesi yollamasıyla 115/2. maddesi gereğince dava şartı yokluğu sebebiyle açılan davanın usulden reddine vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM; Yukarıda açıklanan nedenler ile 1-Davanın GÖREVSİZLİK NEDENİ ile 6100 sayılı HMK'nın 114/1-c ve 115/2 maddeleri gereğince USULDEN REDDİNE, 2-Karar kesinleştiğinde ve talep halinde dosyanın görevli ve yetkili ... NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE gönderilmesine,

3-6100 sayılı HMK'nın 20. maddesi gereği kararın kesinleşmesinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde dosyanın görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesinin talep edilmemesi halinde iş bi dosya resen ele alınarak Mahkememizce davanın AÇILMAMIŞ SAYILMASINA KARAR VERİLMESİNE, 4-Yargılama giderleri konusunda görevli ve yetkili mahkemece karar verilmesine, davanın açılmamış sayılma şartları oluştuğu takdirde yargılama giderleri konusunda MAHKEMEMİZCE KARAR VERİLMESİNE, Dair verilen karar; davacı vekilinin yüzüne karşı davalı tarafın yokluğunda, taraflardan herhangi birisinin mahkememize başvurusu üzerine gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 (iki) hafta içerisinde, mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere başkaca denk bir mahkemeye verilecek dilekçe ile, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ilgili hukuk dairesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere açıkça okunup, usulen anlatıldı.02/10/2026

Katip ... e-imza

Hakim ... e-imza

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2026/1318, K. 2026/837, T. 02.10.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2026-1318-e-2026-837-k-13168b2aadea