İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2026/1019 E. 2026/737 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1019
- Karar No
- 2026/737
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2026/1019 Esas KARAR NO:2026/737
DAVA:Tespit DAVA TARİHİ:19/02/2026 KARAR TARİHİ:22/09/2026
Mahkememizin yukarıda esas numarası yazılı dosyasının yapılan yargılaması sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı asil tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; davalı tarafından şahsı aleyhine .... İcra Dairesi'nin 2025/... dosya numarası ve 24-10-2025 tarihi ile haciz yoluyla takip başlatıldığını, davalı şirketle hiçbir borç ilişkisinin bulunmadığını, herhangi bir sözleşme veya imzalı senedinin mevcut olmadığını, takip konusu senette yer alan imzanın kendisine ait olmadığını, bu hususta Istanbul Cumhuriyet Başsavcılığı nezdinde 28.01.2026 tarihli ve 2026/... numaralı dosya ile şikayette bulunduğunu ve soruşturmanın devam ettiğini, davalı tarafın adresine ve şahsına hiçbir tebligat yapmadan yasal olmayan adreslere tebligat göndererek kötü niyetli hareket ettiğini, grafolojik inceleme, Mernis kayıtları, adres araştırması, tanık ve yemin dahil her türlü yasal delile dayanıldığını, .... İcra Dairesi'nin 2025/... sayılı dosyasının yargılama sonuna kadar durdurulmasını, dosyadan konulan tüm hacizlerin fekkini, davalıya borçlu olmadığının tespitini, takibin iptalini, sahte belge düzenleyenlerin tespit edilerek haklarında yasal işlem uygulanmasını, davalı aleyhine %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, mahkeme masrafları ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle; davacı ... tarafından müvekkil şirkete karşı açılan davada borç bulunmadığı iddiasının gerçeği yansıtmadığını, davacının velayeti altındaki ... isimli öğrencinin 26.08.2024 tarihinde müvekkil okula kayıt yaptırdığını, eğitim ücretinin ödenmemesi üzerine veliler ... ve... aleyhine .... İcra Dairesi’nin 2025/... E. sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, söz konusu borcun diğer veli... tarafından herhangi bir ihtirazi kayıt ileri sürülmeksizin tamamen ödendiğini, bu ödemenin borcun varlığına dair güçlü bir karine teşkil ettiğini ve borcun ifa ile sona erdiğini, uyuşmazlığın tüketici işleminden kaynaklandığını belirterek öncelikle mahkemenin görevsizliğine ve dosyanın görevli Tüketici Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerektiğini, ayrıca davacının borcun ifa ile sona ermesi nedeniyle icra tehdidi altında bulunmadığını ve bu sebeple davayı açmakta hukuki yararının kalmadığını, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu uyarınca hukuki yararın dava şartı olduğunu ifade ederek davanın usulden ve esastan reddini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE; Dava; davacı taraf hakkında başlatılan icra takibine ilişkin açılan menfi tespit istemine yönelik olduğu tespit edilmiştir. HMK'nun 114/1-c ve 115 maddeleri gereğince görev; kamu düzenine ilişkin dava şartlarından olmakla; mahkememizce davanın her aşamasında resen nazara alınması gerektiğinden dava dosyası görev noktasında incelenmiştir. TTK'nın 4 ve 5. maddeleri ile ticari davalar tanımlanmış olup, anılı kanuni düzenlemeye göre, bir uyuşmazlığın ticari dava sayılması için TTK 4/1.maddesine göre her iki tarafında tacir olması ve ticari işletmeleri ilgili hususlardan doğması, yahut tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın “a-f” bentlerinde sayılan hususlardan doğmasının gerektiği açıktır. 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun (TKHK) 2. maddesinde Kanunun kapsamı; “Bu Kanun, her türlü tüketici işlemi ile tüketiciye yönelik uygulamaları kapsar.” şeklinde açıklanmıştır. Kanunun “Tanımlar” başlıklı 3. maddesinin (l) bendinde ise tüketici işlemi, “Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi ifade eder.” şeklinde tanımlanmıştır. TKHK'nın 73. maddesinde ise; "Tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemeleri görevlidir." ifadesi ile tüketici mahkemelerinin görev alanı tüketici işlemleri ile sınırlandırılmış, mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemin tüketici işlemi olarak tanımlanmıştır. 28.05.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun (TKHK) 2. maddesinde, Kanunun kapsamı “Bu Kanun, her türlü tüketici işlemi ile tüketiciye yönelik uygulamaları kapsar.” şeklinde açıklanmıştır. Kanunun “Tanımlar” başlıklı 3/1-(l) maddesinde de, tüketici işlemi, “Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi ifade eder.” biçiminde tanımlanmıştır. 6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun'un 4/5.maddesi; ''Tüketicinin yapmış olduğu işlemler nedeniyle kıymetli evrak niteliğinde sadece nama yazılı ve her bir taksit ödemesi için ayrı ayrı olacak şekilde senet düzenlenebilir. Bu fıkra hükümlerine aykırı olarak düzenlenen senetler tüketici yönünden geçersizdir.'' şeklindedir. Diğer taraftan, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 4/1. maddesinde her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işlerinin ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılacağı hüküm altına alınmıştır. Buna göre, bir uyuşmazlığın ticari nitelikte olabilmesi için, her iki tarafın da ticari işletmesini ilgilendirmesi yahut aynı maddenin alt bentlerinde düzenlenen istisnalardan birine dahil olması gerekmektedir. Somut olayda; davalı tarafından davacı aleyhine başlatılan icra takibinin "EĞİTİM BEDELİ TAHSİLİ TALEBİ" açıklaması başlatıldığı, örnek 7 ödeme emrinin düzenlendiği, davacı tarafa ödeme emri tebliği ile takibin kesinleştiği , davacının çocuğunun davalı eğitim kurumundan eğitim hizmeti alıp almadığı, sözleşme altındaki imza inkarına ilişkin incelemenin yapılması gerektiği dolayısı ile uyuşmazlığın temelinin eğitim hizmetine ilişkin tüketici işleminden kaynaklandığı anlaşılmakla, Tüketici Mahkemesince görülüp sonuçlandırılması gerektiği, davacının tüketici konumda olduğu ve aralarındaki ilişkinin tüketici işlemi sayılacağı, eldeki davanın mutlak ya da nispi bir ticari dava olmadığı, anılı yasal düzenlemeler gereğince davanın, açıldığı tarih itibari ile tüketici davası vasfında olup Tüketici Mahkemelerinin görev alanına girdiği anlaşıldığından, HMK'nın 114/1-c ve HMK'nın 115/2 maddesi uyarınca mahkememizin görevsizliğine ve davanın usulden reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. HÜKÜM : Yukarıda yazılı gerekçe ile; 1-Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, HMK 114/1-c ve HMK 115/2 md. uyarınca davanın USULDEN REDDİNE, 2-Kararın istinaf yoluna başvurulmaksızın kesinleşmesine müteakip bu tarihten itibaren istinaf yoluna başvurulması ve istinaf talebinin reddinin kesinleşmesine müteakip iki haftalık süre içinde talep halinde dosyanın görevli İSTANBUL TÜKETİCİ MAHKEMESİNE gönderilmesine, süresi içinde gönderilme başvurusunun olmaması halinde davanın açılmamış sayılacağına karar verileceğine, 3-HMK'nın 331/2 maddesi uyarınca yargılama gideri, harç ve vekalet ücreti hususlarında görevli mahkemece karar verilmesine, mahkememizce ek karar ile davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi halinde yargılama gideri, harç ve vekalet ücreti hususunda da karar verilmesine, Dair, tarafların yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde mahkememize verilecek ya da gönderilecek dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 22/09/2026
Katip ... e-imza
Hakim ... e-imza