Yargıtay · Hukuk Genel Kurulu
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2025/528 E. 2026/513 K. – Anonim Şirket
Konu: Anonim Şirket Genel Kurul Kararının Butlanı
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- Hukuk Genel Kurulu
- Esas No
- 2025/528
- Karar No
- 2026/513
- Karar Tarihi
- Konu
- Anonim Şirket Genel Kurul Kararının Butlanı
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/135 E., 2025/542 K. ÖZEL DAİRE KARARI : Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 18.11.2024 tarihli ve 2023/4513 Esas, 2024/7995 Karar sayılı BOZMA kararı
Taraflar arasındaki anonim şirket genel kurul kararının butlanı davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 11. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir. Direnme kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra temyiz incelemesi sırasında duruşmanın düzenlendiği 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 369. maddesinin direnme kararının temyizini kapsamadığı, direnmenin düzenlendiği aynı Kanun'un 373. maddesinde ise duruşmaya yer verilmediği gözetildiğinde direnme kararlarının temyiz incelemesinde duruşma yapılamayacağı kabul edilerek davalı vekilinin duruşma isteğinin reddine karar verilerek, Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan gündem ve dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin ...'den alacaklı olması sebebiyle anılan borçlunun ortağı olduğu davalı şirketteki %49 oranındaki hisselerine haciz konulduğunu ve şirketin pay defterine işlendiğini, ancak davalı şirketin müvekkiline zarar vermek amacı ile 13.06.2018 tarihli ve 2018/8 Karar sayılı karar ile şirket esas sözleşmesinin 6 numaralı maddesi değiştirilerek 500.000,00 TL olan şirket sermayesini on bir kat artırılması ve 5.500.000,00 TL'ye çıkarılması için olağanüstü genel kurul yapılmasına ilişkin yönetim kurulu kararı aldığını, bu kararın iptali için ayrı bir dava açıldığını, oysaki yönetim kurulunun hacizli hisse ile ilgili icra dairesinin muvafakatini almadan hacizli hisseyi de etkileyecek şekilde karar almasının mümkün olmadığını, Bursa 14. İcra Müdürlüğünün 2018/906 Esas sayılı dosyası ile yönetim kurulunun sermaye arttırılması kararının uygulanmamasına ilişkin kararın davalı şirkete tebliğ edilmesine rağmen davalı şirketin olağanüstü genel kurulunda sermaye artırımı kararı aldığını, alınan bu kararla müvekkilinin alacak haklarına zarar verildiğini ileri sürerek davalı şirketin 16.07.2018 tarihli sermaye artırımına ilişkin Olağanüstü Genel Kurul Kararının ve/veya aynı tarihli Olağanüstü Genel Kurulun 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 447. maddesine göre butlan ile batıl olduğunun tespitine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekil yasal süresinde cevap dilekçesi sunmamış, 02.10.2018 tarihli beyan dilekçesinde; şirketin sermaye artırım ihtiyacının bulunduğunu, bunun olağan bir işlem olduğunu, sermaye artırımının davacıyı zarara uğratma amacıyla yapılmadığını, yönetim kurulu kararlarının iptali edilemeyeceğini belirterek davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 05.03.2020 tarihli ve 2018/674 Esas, 2020/208 Karar sayılı kararı ile; davacı şirketin sermaye artırması sonucu haczedilen hisselerin sermayeye olan oranının azaldığı ve hisselerin satım bedelinin düştüğü ileri sürüldüğünden davacının bu davayı açmakta hukuki menfaatinin bulunduğu, bilirkişi incelemesi sonucu alınan rapora göre davalı şirketin 2.344.116,46 TL zarar ettiği, bu zarar ile öz varlığının büyük bir bölümünü kaybettiği, kaybedilen sermayenin yerine gelmesi için sermaye artırımına gidilebilecek ise de davalı şirket tarafından yapılan sermaye artışı sonucu davacının alacaklı olduğu ...'nin şirketteki hisse oranının %49'dan %4,4'e düştüğü ancak davalı şirket ortağının 245.000,00 TL karşılığı olan 245.000 adet hissesinin aynen korunduğu, bu sebeple dava dışı borçlu ortağın pay oranın düşmüş olmasının haciz konulan hissenin satışı aşamasında gerçek değerinin tespitinde herhangi bir değişikliğe yol açmayacağı, ortaklık sermayesinin artırılmasının ortaklık menfaatine olduğu, davalı şirketin sermaye artırımından önce mali zararının bulunduğu, öz sermayesini kaybettiği, sermaye artırımı ile birlikte mali zararın bir kısmının karşılandığı, bu durumun davalı şirket ortağından alacaklı olan davacı lehine bir durum yarattığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. B. Gerekçe ve Sonuç İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesinin 02.05.2023 tarihli ve 2020/1070 Esas, 2023/669 Karar sayılı kararı ile; davalı şirket yönetim kurulunun 13.06.2018 tarihli ve 2018/8 sayılı yönetim kurulu kararının şirket esas sözleşmesinin 6. maddesinin değiştirilerek şirket sermayesinin 500.000,00 TL'den 5.500.000,00 TL'ye yükseltilmesi için genel kurulun olağanüstü toplantıya çağrılmasına ilişkin alınan bir karar olduğu, sermaye artırımına ilişkin bir karar olmayıp olağanüstü genel kurul toplantısına çağrı niteliğinde olduğu için Bursa 14. İcra Dairesinin 05.07.2018 tarihli yazısı ile 13.06.2018 tarihli ve 2018/8 sayılı yönetim kurulu kararının uygulanmaması yönünde verilen ihtaratın gerek mahkemelerin görev ve yetkisinde bulunan bir konuda icra dairesinin yetki aşımında bulunması ve gerekse tarih itibariyle verilmiş bir sermaye artırımı kararı olmadığından bu konudaki ihtaratın usul ve yasaya aykırı olduğu, öte yandan dava dışı ...'nin tasarruf yetkisinin kısıtlandığı ve diğer tedbirlere yönelik ihtaratın yasal mevzuata uygun olduğu, yönetim kurulu kararının iptali için gerek davacı alacaklı gerekse hissesine haciz konulan ... tarafından açılan dava dosyalarında davanın reddine karar verildiği, davalı şirketin mali kayıtları üzerinde yapılan inceleme neticesinde şirketin 2015, 20 16... yıllarında yüksek oranda kâr elde etmekteyken 2017 yılından 30.06.2018 tarihine kadar olan dönemde büyük miktarda zarar oluştuğu, özvarlığın büyük kısmının kaybedildiği ve varlıkların %85'inin yabancı kaynaklardan borç ile finanse edildiği, şirketin varlığını sürdürmesi için sermaye artırımı yapılması gerektiği tespit edilmiş ise de İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/604 Esas sayılı dosyasında yapılan mali inceleme sırasında şirketin ilişkili olduğu yabancı kaynakların ve şirket stoklarının da ayrıntılı olarak incelendiği ve yapılan tespitlerde davalı şirketin 2017 yılından itibaren şirket stoklarını arttırmaya başladığı, %29 seviyesinden %66 seviyesine çıkarıldığı, satışlar artmadığı halde stokların arttırıldığı, bunun da ek finansman ihtiyacı oluşturduğu, stoktaki tüm malzemelerin ... dışında davalı şirket ortakları tarafından Mısır'da kurulan dava dışı ... şirketinden temin edildiği tespit edilmiş olup netice itibari ile şirketin finansman arayışına sokularak sermaye artışına gidilmek zorunda bırakıldığı, esasen yüksek oranlarda kâr elde edilmekteyken şirketin zarara sokularak ihtiyacı olmadığı halde sermaye artırımına gidilmek durumunda kalındığı, davacının haczi nedeniyle alındığı, sermaye artırımı kararının sermayenin korunması ilkesine aykırı ve davacı alacaklının haklarını ihlal edici nitelik taşıması nedeniyle TTK'nın 447. maddesi uyarınca batıl olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesince verilen karar kaldırılarak davanın kabulüne, davalı şirketin 16.07.2018 tarihli sermaye artırımına ilişkin olağanüstü genel kurul kararının butlanla batıl olduğunun tespitine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "...1.Dava, şirket ortağı ...'nin şahsi alacaklısı tarafından açılan sermaye artırımına ilişkin genel kurul kararının butlanı istemine ilişkindir. 6102 sayılı Kanun'da genel kurul kararının iptali yada butlanını isteyebilecek kişiler sayılmış olup, buna göre; toplantıda hazır bulunup da karara olumsuz oy veren ve bu muhalefetini tutanağa geçirten, toplantıda hazır bulunsun veya bulunmasın, olumsuz oy kullanmış olsun ya da olmasın; çağrının usulüne göre yapılmadığını, gündemin gereği gibi ilan edilmediğini, genel kurula katılma yetkisi bulunmayan kişilerin veya temsilcilerinin toplantıya katılıp oy kullandıklarını, genel kurula katılmasına ve oy kullanmasına haksız olarak izin verilmediğini ve yukarıda sayılan aykırılıkların genel kurul kararının alınmasında etkili olduğunu ileri süren pay sahipleri, yönetim kurulu, kararların yerine getirilmesi, kişisel sorumluluğuna sebep olacaksa yönetim kurulu üyelerinden her biri iptal davası açabilir. Genel kurul kararlarının butlanı, hem genel hükümlere hem de Türk Ticaret Kanunu'nda belirtilen hükümlere aykırılıkta söz konusu olabilir. 6102 sayılı Kanun'un 447 nci maddesi butlanı özel olarak düzenlemiştir. Buna göre, pay sahibinin vazgeçilmez haklarını, bilgi alma ve inceleme hakkını sınırlandıran ve ortadan kaldıran, anonim şirketin temel yapısına ve sermayenin korunmasına aykırılık taşıyan genel kurul kararları batıldır. Bu şekilde düzenlenen özel hükmün yanında 6098 sayılı Kanun'un 27 nci maddesi hükmündeki butlan hükmü de genel kurul kararlarının butlanı davasında uygulanabilir. Somut olayda, davacı, davalı şirketin değil şirket ortağının kişisel alacaklısıdır ve bu alacağı için ortağın şirket hisseleri üzerine haciz işlemi uygulanmıştır. Şirket genel kurulunda sermaye artırımına karar verilmiş olup, ortağın rüçhan hakkını kullanmadığını ve sermaye artırımına iştirak etmediğini, bu sebeple ortaklık payının düştüğünü, alacaklı olarak zarar gördüğünü iddia eden davacı 6102 sayılı Kanun'a göre genel kurul kararının iptali yada butlanını değil ancak hacizli hisselerin sermaye artışından önceki ve sonraki değeri arasındaki farktan kaynaklı zararının tazminini isteyebilir. Dava dilekçesinde de bu yönde bir talep de bulunmadığı anlaşılmakla davanın reddine karar vermek gerekirken yazılı gerekçelerle kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir. 2.Bozma sebebine göre davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar verilmiştir..." gerekçesiyle karar bozulmuştur. B. Bölge Adliye Mahkemesince Verilen Direnme Kararı Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile önceki gerekçeye ilaveten; icra dairesi tarafından yapılan haciz bildirimini müteakip şirketin sermaye artırımına ihtiyaç olmadığı halde stoklar artırılarak sermaye ihtiyacı yaratılmak suretiyle yapılan sermaye artırımının %49 hisseden %4,5 oran kadar alacaklının hakkını zayi ettiği, hisse haczinden itibaren şirketlerin sermaye artırımına gitmesi engellenemeyeceğinden bozma ilâmı tamamen hisse hacizlerinde suistimalinin önünü açacağı, zararın doğumunu engelleme hakkı var iken zararın tazminini isteme hakkı tanınmasının bir seçenek olarak davacının önüne sunulmaması gerektiği, butlan herkes tarafından ileri sürülebileceğinden davacı alacaklının hukukunu etkileyen bu kararın butlanını talep etmekte hukuki yararı bulunduğu, bozma kararında davacı alacaklının zararının giderilmesi bakımından butlan davası açma hakkı varken bu hakkını kullanmasının gerekmediği, genel kurul kararının zararlandırıcı etkisine izin verilerek ancak zararın tazmini isteyebileceği gerekçesine yer verilmesinin hukuki olmadığı gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen direnme kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili; davacı iddialarının iptal edilebilirlik nedeni olduğunu, özel dava şartı ile davacı sıfatının bulunmadığını, davada butlan koşullarının gerçekleşmediğini, sermaye artırımı nedeniyle davacının zararının oluştmadığını, sermaye artırımının şirket için gerekli olduğunu, bu hususlara dair kesinleşmiş mahkeme kararlarının dikkate alınmadığını, 24.11.2021 tarihli ve 7343 sayılı Kanun'la 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun (İİK) 106. maddesinde yapılan değişiklik ve İİK'ya eklenen geçici 18. madde uyarınca davacının şirket ortağı hakkında başlatmış olduğu haciz işlemi düşmüş olduğundan davanın da konusuz kaldığı ve bu açıdan da davanın reddi gerektiğini, zira haczin düşmüş sayılması gerektiğini belirterek direnme kararının bozulmasını istemiştir. C. Uyuşmazlık Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; davalı şirket ortağının şirketteki payı üzerindeki şahsi alacağından dolayı lehine haciz şerhi bulunan davacının TTK’nın 447. maddesi kapsamında davalı şirketin sermaye artırımına dair genel kurul kararının butlanla batıl olduğunun tespitini talep edip edemeyeceği noktasında toplanmaktadır. 1. İlgili Hukuk 1. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 133, 353, 445, 446, 4 47... . maddeleri. 2. 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 94. maddesi. 2. Değerlendirme 1. Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle konuya ilişkin yasal düzenleme ile hukuki kavram ve kurumların ortaya konulmasında yarar bulunmaktadır. 2. Anonim şirketlerde genel kurul, pay sahiplerinin veya temsilcilerinin usulüne uygun çağrı üzerine belirli bir gündemi görüşmek ve karara bağlamak için bir araya gelmesinden oluşan, şirketin karar ve irade organıdır. Hukuki sonuç doğuran bir irade beyanı olması nedeniyle genel kurul kararı, bir hukuki işlem niteliğindedir. 3. Hukuki işlem, bir veya birden çok kişinin hukuk düzeninin öngördüğü sınırlar içinde gerektiğinde diğer unsurlarla birlikte hukuki sonuçlar doğurmaya yönelik irade açıklamasından oluşan hukuki bir olgudur. İrade açıklamasının yönelmiş olduğu hukuki sonuç, bir hakkın veya hukuki ilişkinin kurulmasından, değiştirilmesinden, devredilmesinden veya ortadan kaldırılmasından ibaret olabilir. Bir hukuki işlemin meydana gelmesi, hüküm ve sonuçlarını doğurabilmesi, birden çok kişinin irade beyanına bağlı ise bu hukuki işlemlere iki veya çok taraflı hukuki işlem denir. Çok taraflı hukuki işlemler, sözleşme ve karar olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Karar, aynı gruba dâhil kişilerin ortak bir iş veya amaca ilişkin olarak başkana yöneltilmiş irade beyanıdır. Dolayısıyla hukuki işlemlerin hükümsüzlük hâlleri “karar” için de geçerlidir. Dolayısıyla karar şeklindeki bir hukuki işlemin hükümsüz olması, onun yöneldiği hukuki sonucu gerçekleştirme gücünün olmadığı anlamına gelmektedir. 4. Anonim şirketlerde genel kurul kararlarının doğrudan veya dolaylı etkilerini gösterebilmeleri her şeyden önce hukuk kurallarına aykırı bulunmamalarına, hukuken mevcut ve geçerli olmalarına bağlıdır. Kararların mevcudiyet ve geçerlilik şartları, kanun koyucu tarafından şirketin, azınlığın, şirket alacaklılarının ve müstakbel pay sahiplerinin hak ve çıkarları ile kamu düzeninin diğer gerekleri göz önünde bulundurulmak suretiyle çeşitli kanun hükümleriyle tespit edilmiştir. Meydana gelişi veya içeriği bakımından bu hükümlere ve bunların ışığında düzenlenmiş olan şirket esas sözleşmesine aykırı bulunan kararlar hukuken hükümsüz olurlar. Genel kurul kararlarında bu hükümsüzlük, ihlal edilen hukuk kuralının niteliğine göre butlan, yokluk veya iptal edilebilirlik olarak karşımıza çıkmaktadır. 5. Genel kurul kararlarının hükümsüzlük hâllerinden butlan, TTK’nın 447. maddesi ile açıkça düzenlenmiştir. Buna göre genel kurulun, özellikle; pay sahibinin, genel kurula katılma, asgari oy, dava ve kanundan kaynaklanan vazgeçilemez nitelikteki haklarını sınırlandıran veya ortadan kaldıran; pay sahibinin bilgi alma, inceleme ve denetleme haklarını, kanunen izin verilen ölçü dışında sınırlandıran; anonim şirketin temel yapısını bozan veya sermayenin korunması hükümlerine aykırı olan kararları batıldır. TTK’nın 447. maddesinde genel bir düzenleme yapılmamış, sadece örnek niteliğinde butlan sebepleri sayılmakla yetinilmiştir. Dolayısıyla TTK’nın 447. maddesinde sayılmayan durumlarda 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 27. maddesi uygulanacak; emredici hukuk kurallarına, ahlaka, kamu düzenine ve kişilik haklarına aykırı veya konusu imkânsız olan genel kurul kararları da batıl sayılacaktır. 6. Batıl bir hukuki işlem, unsurları itibariyle şeklen ve fiilen mevcut olmakla birlikte, konusu ve içeriği bakımından amaçlanan hukuki hüküm ve sonuçları daha başlangıçtan itibaren kesin olarak hükümsüzdür. Bu kesin hükümsüzlük kural olarak düzeltilemez nitelikte olup hukuki yararı bulunan herkes tarafından bir süre ile sınırlı olmaksızın ileri sürülebilir. Mahkemeye sunulmuş olan olaylardan anlaşılmak koşuluyla hâkim tarafından resen göz önünde tutulur. 7. Anonim şirketlerde genel kurul kararlarının hükümsüzlük hâllerinden iptal edilebilirlik ise TTK’nın 445. maddesinde ayrıntılı olarak düzenlenmiştir. Anılan madde gereğince kanun veya esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı olan genel kurul kararları aleyhine, karar tarihinden itibaren üç ay içinde şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinde iptal davası açılabilecektir. İptal davasına konu bir genel kurul kararı, şekil veya içeriği bakımından sakat olsa bile iptaline dair hüküm kesinleşinceye kadar geçerli bir karar olarak kabul edilir. Süresinde ve usulüne uygun olarak açılan bir iptal davasında verilen iptal kararı kesinleşirse, bu karar geçmişe etkili olarak hüküm doğurur. Kararın alınmasından itibaren üç ay içinde dava açılmazsa veya açılan dava reddedilirse söz konusu aykırılık ve bu nedenle kararın iptal edilebilirliği artık ileri sürülemez. 8. Anonim şirketlerde genel kurul kararlarının iptali isteminde bulunabilecek kimseler ise TTK'nın 446. maddesinde "Toplantıda hazır bulunup da karara olumsuz oy veren ve bu muhalefetini tutanağa geçirten", "Toplantıda hazır bulunsun veya bulunmasın, olumsuz oy kullanmış olsun ya da olmasın; çağrının usulüne göre yapılmadığını, gündemin gereği gibi ilan edilmediğini, genel kurula katılma yetkisi bulunmayan kişilerin veya temsilcilerinin toplantıya katılıp oy kullandıklarını, genel kurula katılmasına ve oy kullanmasına haksız olarak izin verilmediğini ve yukarıda sayılan aykırılıkların genel kurul kararının alınmasında etkili olduğunu ileri süren pay sahipleri,", "Yönetim kurulu," ve "Kararların yerine getirilmesi, kişisel sorumluluğuna sebep olacaksa yönetim kurulu üyelerinden her biri," olarak açıkça belirtilmiştir. 9. Uyuşmazlığın niteliği itibariyle anonim şirketlerde sermaye artırımına dair genel kurul kararları ve bu kararların hükümsüzlüğüne ilişkin bir kısım açıklamalar yapılmasında da yarar bulunmaktadır. 10. Anonim şirketlerde sermaye artırımı, TTK'nın 456 vd. maddelerinde düzenlenmiş olup sermaye artırıma dair genel kurul kararlarının iptalinde aynı Kanun'un 4 45... . maddeleri uygulama alanı bulacaktır. Bu anlamda TTK'nın 446. maddesinde belirtilen kişiler, karar tarihinden itibaren üç ay içinde, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinde kanun veya esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı sermaye artırımına dair genel kurul kararının iptalini talep edebilirler. 11. Anonim şirketin sermaye artırıma dair genel kurul kararının butlanı yönünden ise farklılık mevcuttur. Zira TTK'nın 456/4 maddesi "...3 53... üncü maddeler ile 355 inci maddenin birinci fıkrası tüm sermaye artırımı türlerine kıyas yoluyla uygulanır..." hükmünü haizdir. Türk Ticaret Kanunu'nun 353/1 maddesinde de anonim şirketin butlanına veya yokluğuna karar verilemeyeceği düzenlenmiştir. Buradan hareketle TTK'nın 353. maddesinin, aynı Kanun'un 456/4 maddesinde belirtilen açık atıfla sermaye artırımına dair genel kurul kararları bakımından uygulama alanı bulması sebebiyle sermaye artırıma dair genel kurul kararlarının butlanına veya yokluğuna karar verilemeyeceği söylenebilir. 12. Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davacı tarafından davalı şirket ortağı ... aleyhine Bursa 14. İcra Müdürlüğünün 2018/906 Esas sayılı ve 17.000.000,00 TL asıl alacak için başlatılan icra takip dosyası kapsamında anılan borçlu ortağın davalı şirketteki sermaye artırım öncesi %49 oranındaki 245.000 payına TTK'nın 133. maddesi ile İİK'nın 94. maddesi kapsamında haciz şerhi konulduğu, bu haczin pay defterine işlendiği, davalı şirket tarafından 16.07.2018 tarihinde yapılan olağanüstü genel kurul toplantısında alınan 3 numaralı karar ile davalı şirket sermayesinin 500.000,00 TL'den 5.500.000,00 TL'ye artırılmasına karar verildiği, bu kararın ticaret siciline 29.08.2018 tarihinde tescil edildiği, anılan tescilin 06.09.2018 tarihli ve 9654 sayılı Ticaret Sicil Gazetesinde ilân edildiği anlaşılmaktadır. 13. Davacının konumu itibariyle davalı şirket ortağı olmadığı, davalı şirket ortağının şirketteki payı üzerinde alacağı sebebiyle lehine haciz şerhinin bulunduğu açıktır. Bu kapsamda davacının, TTK'nın 446. maddesinde sayılan kimselerden olmaması sebebiyle aynı Kanun'un 445. maddesi kapsamında davalı şirketin sermaye artırımına dair dava konusu genel kurul kararının iptalini isteyemeyeceği kabul edilmelidir. 14. Öte yandan her ne kadar Bölge Adliye Mahkemesince, dava dışı ortağın sermaye artırım kararı sonrasında pay oranının %45 ten %4,4'da düştüğü, şirketin sermaye artırım ihtiyacı içerisinde olmadığı, butlan herkes tarafından ileri sürülebileceğinden davacının bu davayı açmakta hukuki yararının bulunduğu, aksi kabulün hisse hacizlerinde suiistimalin önünü açacağı belirtilmiş ise de; yukarıda ifade edildiği üzere TTK'nın 456/4 maddesindeki yollamayla uygulama alanı bulan aynı Kanun'un 353. maddesi gereğince sermaye artırımına dair genel kurul kararlarının butlanı veya yokluğuna karar verilemez. 15. Bu itibarla Bölge Adliye Mahkemesince, yukarına anılan TTK'nın 3 53... /4. maddeleri hükümleri gereğince davalı şirketin sermaye artırımına dair genel kurul kararının butlanına ve yokluğuna karar verilmeyeceği nazara alınarak dava konusu genel kurul kararının TTK'nın 447. maddesi kapsamında butlanına ilişkin davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamıştır. 16. Hukuk Genel Kurulundaki görüşmeler sırasında; dava konusu sermaye artırım kararının davacı alacaklıyı zararlandırma kastı taşıdığı, dava dışı şirket ortağının pay oranının ciddi şekilde düştüğü, bu durumun dürüstlük kuralına uygun olmadığı, İİK'nın 94. maddesi kapsamında izin alınması gerektiği gerekçesiyle direnme kararının onanması gerektiği görüşü ileri sürülmüş ise de bu görüş, Kurul çoğunluğunca benimsenmemiştir. 17. Hâl böyle olunca direnme kararının yukarıda açıklanan değişik gerekçe ve nedenlerle bozulmasına karar vermek gerekmiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının yukarıda açıklanan değişik gerekçe ve nedenlerden dolayı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 371. maddesi gereğince BOZULMASINA, İstek hâlinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, Dosyanın HMK'nın 373. maddesinin 2. fıkrası uyarınca kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 16.09.2026 tarihinde oy çokluğuyla kesin olarak karar verildi.