Yargıtay · Hukuk Genel Kurulu
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2026/389 E. 2026/522 K. – Hizmet Tespiti
Konu: Hizmet Tespiti
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- Hukuk Genel Kurulu
- Esas No
- 2026/389
- Karar No
- 2026/522
- Karar Tarihi
- Konu
- Hizmet Tespiti
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi Sıfatıyla) SAYISI : 2025/232 E., 2025/339 K. ÖZEL DAİRE KARARI : Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 27.03.2025 tarihli ve 2024/12420 Esas, 2025/5124 Karar sayılı BOZMA kararı
Taraflar arasındaki hizmet tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı ve fer'î müdahil Sosyal Güvenlik Kurumu vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ve fer'î müdahil Sosyal Güvenlik Kurumu vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 10. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, İlk Derece Mahkemesi tarafından Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir. Direnme kararı davalı ve fer'î müdahil Sosyal Güvenlik Kurumu vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan gündem ve dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili; müvekkilinin 01.10.2009-31.03.2012 tarihleri arasında aralıksız davalı işyerinde Posta ve Telgraf Teşkilatı (PTT) acente görevlisi olarak çalıştığını ancak hizmetlerinin bildirilmediğini ve primlerinin ödenmediğini, İnli Belediyesi ve Çay PTT Müdürlüğü arasında düzenlenen protokol gereğince Belediyenin aldığı encümen kararıyla PTT acentesi kurularak görevli tahsis edilmesine, primlerinin de Belediye tarafından yatırılmasına karar verildiğini, müvekkilinin tahsilat ve posta işlemlerini yaptığını ileri sürerek anılan tarihler arasındaki hizmetlerinin tespitine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı vekili; hak düşürücü sürenin geçtiğini, husumetin İnli Belediyesine yöneltilmesi gerektiğini, müvekkilinin davayla ilgisinin ve sorumluluğunun bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. 2. Fer'î müdahil Sosyal Güvenlik Kurumu (Kurum/SGK) vekili; Kurum kayıtlarında davacının iddia ettiği tarihlerde davalı işyerinde çalışmasına rastlanmadığını, Kurum kayıtlarının aksinin aynı nitelikte belgelerle ispatlanması gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 21.12.2021 tarihli ve 2021/454 Esas, 2021/585 Karar sayılı kararı ile; Çay PTT Müdürlüğü yazı cevabına göre davalı ile dava dışı İnli Belediyesi arasında düzenlenen acentelik sözleşmesine istinaden davacının İnli Köyü PTT Acentesinde otomasyon sistemleri üzerinden acente hizmetlerini yaptığı, dosya kapsamı ve tanık beyanlarına göre uyuşmazlık konusu dönemde İnli Köyü PTT Acentesinde kesintisiz çalıştığı gerekçesiyle davanın kabulüne, 01.10.2009-31.03.2012 tarihleri arasında davalının İnli Köyü PTT Acentesinde asgari ücretle çalıştığının tespitine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ve fer'î müdahil Kurum vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 28.06.2024 tarihli ve 2022/337 Esas, 2024/2161 Karar sayılı kararı ile; kamu düzenine aykırılık bulunmadığı, İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davalı ve fer'î müdahil Kurum vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ve fer'î müdahil Kurum vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile “...Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davalı işyerinden davacı adına hizmet bildiriminde bulunulmadığı, SGK kayıtlarında PTT İnli şubesi işyerinin bulunmadığı, PTT Çay şubesi dosyasının 1990 yılında imha edildiği, 01.06.2018 tarihli tutanakta ilçede meydana gelen sel felaketi nedeniyle PTT Çay şubesinin arşiv evraklarının ıslandığının tespit edildiği görülmektedir. Mahkemece talep gibi davanın kabulüne dair karar verilmiş ise de, hüküm eksik inceleme ve araştırmaya dayalıdır. Somut olayda, davanın 04.10.2021 tarihinde açıldığı, işveren tarafından herhangi bir bildirimde bulunulmadığı ve çalışmanın geçtiği 2012 yılını takip eden 5 yıllık sürede davanın açılmamış olduğu gözetildiğinde, kabul kararı verilen dönem yönünden hak düşürücü süre irdelenmeli ve oluşacak sonuca göre bir karar verilmelidir...” gerekçesiyle oy çokluğuyla karar bozulmuştur. B. İlk Derece Mahkemesince Verilen Direnme Kararı İlk Derece Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; önceki gerekçe tekrar edilmek suretiyle direnme kararı verilmiştir.
VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Direnme kararına karşı süresi içinde davalı ve fer'î müdahil Kurum vekillerince temyiz isteminde bulunulmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1. Davalı vekili; hak düşürücü sürenin geçtiğini, davacının müvekkilinin çalışanı olmadığını, primlerinin de müvekkili tarafından yatırılmadığını, 12.06.2009 tarihli encümen kararı gereğince davacının İnli Belediyesinin çalışanı olup primlerinin de bahsi geçen Belediye tarafından yatırılması gerektiğini belirterek direnme kararının bozulmasını talep etmiştir. 2. Fer'î müdahil Kurum vekili; hak düşürücü sürenin geçtiğini, davada İl Özel İdaresinin taraf olması gerektiğinden taraf teşkilinin sağlanamadığını, zira davacının başvuru yaptığını ileri sürdüğü İl Özel İdaresi hakkında dava açmadığını, ayrıca İnli Belediyesinin kapatıldığını belirterek direnme kararının bozulmasını talep etmiştir. C. Uyuşmazlık Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; davacının 01.10.2009-31.03.2012 tarihleri arasında kesintisiz çalıştığının tespiti talebiyle 04.10.2021 tarihinde açtığı eldeki davada talep edilen ve hüküm altına alınan dönem yönünden hak düşürücü süre irdelenerek sonucuna göre karar verilmesinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır. D. Gerekçe 1. İlgili Hukuk 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun (5510 sayılı Kanun) 86. maddesinin 9. fıkrası. 2. Değerlendirme 1. Öncelikle uyuşmazlığa ilişkin yasal düzenleme ve kavramların açıklanmasında yarar bulunmaktadır. 2. Uyuşmazlık konusu dönem dikkate alındığında davanın yasal dayanağı 5510 sayılı Kanun hükümleridir. 3. Öncelikle ifade etmek gerekir ki 5510 sayılı Kanun’un 4. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalı niteliğini kazanmanın koşulları başlıca üç başlık altında toplanmaktadır. 4. Bunlar, çalışma ilişkisinin kural olarak hizmet sözleşmesine dayanması, işin işverene ait işyerinde ya da işyerinden sayılan yerlerde iş organizasyonu içerisinde yapılması, çalışanın 5510 sayılı Kanun’un 6. maddesinde belirtilen istisnalardan olmaması şeklinde sıralanabilir. Sigortalı olabilmek için bu koşulların bir arada bulunması zorunludur. 5. Dolayısıyla sigortalı olarak çalışabilmenin temel koşulu, hizmet sözleşmesine dayalı çalışmanın bulunmasıdır. Bu anlamda bir sözleşme, hizmet sözleşmesi olarak kabul edilmediğinde sigortalılıktan da söz edilmesi mümkün olmayacaktır. 6. Sigortalılık niteliğinin kazanılması açısından işveren ile çalıştırılan kişi arasında hizmet sözleşmesinin yapılması tek başına yeterli değildir. Ayrıca işin işverene ait işyerinde ya da işyerinden sayılan yerlerde yapılması gerekmektedir. 5510 sayılı Kanun'un 11. maddesine göre işyeri, bir hizmet sözleşmesine dayanarak bir veya birkaç işveren tarafından çalıştırılanların işlerini yaptıkları yerdir. İşin niteliği ve yürütümü bakımından işyerine bağlı bulunan yerlerle dinlenme, çocuk emzirme, yemek, uyku, yıkanma, muayene ve bakım, beden veya meslek eğitimi yerleri, avlu ve büro gibi diğer eklentiler ve araçlar da işyerinden sayılır. 7. Ayrıca Kanun'da öngörülen koşulların oluşmasıyla birlikte çalıştırılanlar, kendiliğinden sigortalı sayılırlar. Ancak bu kimselerin ayrıca Kanunda sayılan istisnalara girmemesi gerekir. Çalıştırılanların başka hiçbir işleme gerek kalmaksızın sigortalı niteliğini kazanmaları 5510 sayılı Kanun’un 4 ve 92. maddeleri gereğidir. 8. Ne var ki, sigortalıların bazı haklardan yararlanmaları öncelikle Kuruma bildirilmeleri, belirli süre prim ödemiş olmaları ve Kanun'un gerektirdiği bilgilerin açık bir şekilde bilinmesi koşullarına bağlıdır. Anılan bilgi ve belgelerin Kuruma ulaştırılmaması veya eksik ulaştırılması hâlinde ise bildirimsiz (kaçak) çalıştırma olgusu ortaya çıkacaktır. Bu durum, prim ve gelir vergisi ödememek için işverenlerce sıklıkla başvurulan bir yol olup işte bu noktada işçinin birtakım yasal haklardan yararlanabilmesi için sigortalı hizmetinin tespitini istemesi gereği ortaya çıkmaktadır. 9. Bilindiği üzere sigortalı hizmetin tespiti davaları kamu düzenini ilgilendirmekte olup bu niteliği gereği özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerekmektedir. Bu davaların yasal dayanaklarından olan 5510 sayılı Kanun'un 86. maddesinin 9. fıkrasında, "Aylık prim ve hizmet belgesi veya muhtasar ve prim hizmet beyannamesi işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar, çalıştıklarını hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak beş yıl içerisinde iş mahkemesine başvurarak, alacakları ilâm ile ispatlayabilirlerse, bunların mahkeme kararında belirtilen aylık kazanç toplamları ile prim ödeme gün sayıları dikkate alınır" hükmüne yer verilmiştir. 10. Buna göre işe giriş bildirgesi düzenlenmemiş veya düzenlenmesine karşın hak düşürücü süre içerisinde Kuruma verilmemiş, süresi içerisinde Kuruma verilen dönem bordroları ile bildirim yapılmamış, çalışmanın varlığı yönünde Kurumca herhangi bir tespit yapılmamış ise hizmetlerin tespitini talep eden kişilerin hak düşürücü süre geçmeden dava açması zorunludur. 11. İşverenin, çalıştırmış olduğu sigortalılara ait hangi belgeleri Kuruma vermesi gerektiği 5510 sayılı Kanun'un 86/1. maddesinde açıkça ifade edildiği üzere yönetmeliğe bırakılmıştır. Atıf yapılan Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinde işverence verilecek belgeler düzenlenmiştir. Bunlar, aylık prim ve hizmet belgesi, muhtasar ve prim hizmet beyannamesi, vs.dir. Yönetmelikte sayılan bu belgelerden birisinin dahi verilmiş olması hâlinde artık 5510 sayılı Kanun'un 86. maddesinin 9. fıkrasında düzenlenen hak düşürücü süreden söz edilemez. 12. Yargıtayın yerleşmiş uygulamalarına göre eğer sayılan belgelerden birisi işveren tarafından verilmişse burada Kurumun sigortalının çalışmasından haberdar olduğu ve artık hizmet tespiti davası için hak düşürücü sürenin varlığından söz edilemeyeceği kabul edilmektedir. Diğer taraftan Kurum tarafından yapılan bir tespitin olması hâlinde de aynı sonuca ulaşılmaktadır. Sigortalı işe giriş bildirgesi veya Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinde belirtilen diğer belgelerin Kuruma verilmesi ya da Kurum tarafından tespit yapılması hâlinde hak düşürücü sürenin işlememe gerekçesi Kurumun sigortalı çalıştırıldığından haberdar olmasıdır. 13.Somut olayda davacının 01.10.2009-31.03.2012 tarihleri arasında davalı işyerinde kesintisiz çalıştığının tespitini talep ettiği, davalı işyerinden davacı adına hizmet bildirimi yapılmadığı, Kurum kayıtlarına göre İnli Köyü PTT Acentesi adına işyeri tescil kaydının bulunmadığı, PTT Çay Şubesinin ise faal olmadığı ve 15.03.1990 tarihinde Kanun kapsamından çıkarılarak dosyasının imha edildiği, 01.06.2018 tarihli tutanakta ise sel felaketi nedeniyle PTT Çay Şubesinin arşivdeki belgelerin ıslandığının belirtildiği, eldeki davanın da 04.10.2021 tarihinde açıldığı anlaşılmaktadır. 14. Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davacının tespitini talep ettiği ve davalı işverence bildirim yapılmayan 01.10.2009-31.03.2012 tarihleri arasındaki çalışmanın geçtiği yılın sonundan itibaren 5 yıl içinde dava açılması gerektiği ancak eldeki davanın 04.10.2021 tarihinde açıldığı gözetildiğinde hak düşürücü sürenin geçtiği anlaşıldığından davanın reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. 15. Hâl böyle olunca direnme kararı yukarıda açıklanan değişik gerekçe ve nedenlerden dolayı bozulmalıdır. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı ve fer'î müdahil Sosyal Güvenlik Kurumu vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının yukarıda açıklanan değişik gerekçe ve nedenlerden dolayı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 371. maddesi gereğince BOZULMASINA, , Dosyanın HMK'nın 373. maddesinin 1. fıkrası uyarınca İlk Derece Mahkemesine, karardan bir örneğin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 23.09.2026 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.