Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2023/2485 E. 2026/5964 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/2485
- Karar No
- 2026/5964
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1856 E., 2022/1956 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi(Tüketici Mahkemesi Sıfatıyla) SAYISI : 2022/139 E., 2022/230 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacıya ait, davalı ... nezdinde zorunlu mali sorumluluk sigortalı aracın karıştığı kazada araçta yolcu olarak bulunan davacının eşi ...'ün yaralandığını ve malul kaldığını, davalı ... şirketince dava dışı hak sahibi ...'e ödeme yapıldığını, daha sonra davalı ... şirketince yapılan ödemenin rücuan tahsili amacıyla davacı aleyhine takip başlatıldığını, ancak meydana gelen trafik kazasının oluş biçimi itibariyle rücu edilebilecek sınırlı hallerin mevcut olmadığını, bu nedenle davalının davacıya rücu imkanının bulunmadığını açıklayıp davacının borçlu olmadığının tespitine ve takibin iptaline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; kazanın, davacı sürücünün viraja hızlı girmesi sonucu aracın kontrolünü kaybetmesi ve şarampole takla atarak devrilmesi şeklinde meydana geldiğini, davacı araç sürücüsünün meydana gelen kazada %100 kusurlu olduğunu, kazada davacının ve araçta yolcu olarak bulunan 7 kişinin yaralandığını, aracın 5 kişilik kapasiteye sahip olmasına rağmen araçta toplam 8 kişi yolculuk ettiğini, KTK ve Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları B.4 kısmında sigorta ettirene rücu edebilmek için sayılan şartın gerçekleşmiş olduğunu, bu nedenle davacı aleyhine icra takibi başlatıldığını ileri sürülerek davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "Davacı vekiline 17.03.2022 tarihli muhtıra ile ara buluculuk uzlaşma tutanağının aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış örneğini sunmak üzere bir haftalık kesin süre verildiği, davacı vekilince sunulan dilekçe ile davada görevli Mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunun düşünülerek açıldığını arabuluculuk yoluna başvurulmadığından bahisle davada görevli Mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu düşünülerek görevsizlik kararı verilmesini, Mahkeme aksi kanaatte ise arabuluculuk dava şartının tamamlanması için taraflarına makul sürenin verilmesini talep etmiş ise de yukarıda yazılı yüksek mahkeme kararlarında anlatıldığı gibi 6325 sy m.18/A-2 maddesinde arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verileceği düzenlenmiştir. Dava açılmadan önce arabuluculuk başvurusu yapılmadığı sabit olduğu" gerekçesiyle davanın dava şartı yokluğundan reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; görevli mahkmenin tüketici mahkemesi değil asliye hukuk mahkemesi olduğunu, bu nedenle arabuluculuğa başvurmadan dava açıldığını, ancak mahkemenin tüketici mahkemesinin görevli olduğunu düşünüyor ise arabuluculuğa dair başvuru yapılması için süre verilmesi gerektiğini, mahkemeye erişim haklarının engellendiğini, mahkemenin ara kararla davaya tüketici mahkemesi sıfatı ile bakılmasına karar verdiğini, eğer müstakil bir tüketici mahkemesi bulunsaydı mahkemenin görevsizlik kararı verdiğinde gerekli eksikliklerin de davacı tarafça tamamlanabileceğini, menfi tespit davalarında arabuluculuk yoluna başvurulmasında hukuki yarar bulunmadığını, ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına yönelik kararın hatalı olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık; Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi kapsamında davalı tarafından ödenen tutarın rücusu amaçlı başlatılan icra takibinde davacı sigortalının borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Yukarıda açıklanan sebeplerle; davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 14.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.