Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/5365 E. 2026/5577 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/5365
- Karar No
- 2026/5577
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/266 E., 2025/778 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ovacık(Tunceli) Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2019/130 E., 2023/32 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. ... ili ... ilçesi ... köyü çalışma alanında 2019 yılında yapılan kadastro sırasında 1 04... parsel sayılı 3.218.014,91 m² yüzölçümlü taşınmaz kamu orta malı niteliğinde mera vasfıyla sınırlandırılmış, 1 06... parsel sayılı 318.651,88 m² yüzölçümlü taşınmaz ham toprak vasfıyla senetsizden Hazine adına tespit edilmiştir. 2. Davacı dava dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın uzun yıllardır aileleri tarafından bir kısmının ev, müştemilat, samanlık ve ahır, bir kısmının da tarım arazisi olarak kullanıldığını, imar-ihya, kazandırıcı zamanaşımı zilyetlik sebeplerine dayalı olarak taşınmazların adına tespiti gerekirken hatalı şekilde tespitlerin yapıldığını ileri sürerek, bu tespitlerin iptali ile taşınmazların adına tapuya kayıt ve tescilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar; davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...Dava; 3402 sayılı Kadastro Kanunu (3402 sayılı Kanun) uyarınca yapılan ilk tesis kadastro tespit çalışmalarına itiraz niteliğindedir. İddia, savunma, yapılan yazışmalar, dosyaya getirtilen bütün bilgi ve belgeler ile tüm dosya kapsamına göre; dava konusu taşınmaza ilişkin 3402 sayılı Kanun uyarınca yapılan ilk tesis kadastro çalışmasında dava konusu 1 06... parselin ham toprak vasfı ile Hazine adına ve 1 04... parsel sayılı taşınmazın mera vasfı ile orta malı olarak tespit edildiği anlaşılmıştır. Bir yerin imar-ihya ile kazanılabilmesi için öncelikle taşınmazın orman sayılmayan ve kamu hizmetine tahsis edilmeyen Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan taşlık, orman sayılmayan çalılık, makilik, fundalık, nehir ve çay gibi akarsuların eski (terk edilmiş,metruk) yatakları gibi arazilerden olması ve emek ve para sarfedilerek tarım arazisi haline getirilmesi gerekir. Ekime, dikime ve ürün yetiştirmeye müsait olmayan yerler ihya edilecek taşınmazlardır. Emek ve masraf gerektirmeyen, zilyetliğin sürdürülmesi seviyesindeki taşınmazın daha verimli hale getirilmesi gibi çalışmalar imar ve ihya sayılmaz. 3402 sayılı Kanun'un 14. ve 17. maddeleri uyarınca taşınmazın emek ve masraf sarfı suretiyle imar-ihya işlemlerinin tamamlanarak tarıma elverişli hale getirilmesi ve bu işlemlerin tamamlanmasından sonra kazanmayı sağlayacak zilyetlik süresinin (20 yıl) geçmesi zorunludur. Davacı tarafından imar-ihyaya dayalı olarak zilyetlik iddiası ile dava açılmış ise de mahkememizce yapılan keşif incelemesinde taşınmazın tarımsal faaliyet yapılmayan, doğal bitki örtüsü ot ve geven ile kaplı halde olduğunun gözlemlendiği, uzman bilirkişilerce hazırlanan müşterek bilirkişi raporunda ve hava fotoğraflarına ilişkin değerlendirme ve tespitlerde dava konusu yerde imar-ihya çalışmasının yapılmadığının, taşınmazların tarım toprağı sıfatının oluşmadığının tespit edildiği anlaşılmıştır. Keşif mahallinde dinlenen tanık ve mahalli bilirkişiler anlatımlarında dava konusu taşınmazda geçmiş yıllarda tarımsal faaliyet yapıldığı belirtilmiş ise de 1956, 1973, 19 83... tarihine ait hava fotoğraflarında sürüm izlerine, toprak işleme faaliyetlerine rastlanmadığı uzman bilirkişi raporundaki tespitler çerçevesinde anlaşılmakla bu beyanlara itibar edilmemiştir. Bu açıklamalar çerçevesinde 3402 sayılı Kanun'un 17. maddesinde ve bu maddenin atfıyla aynı Kanun'un 14. maddesinde öngörülen imar ve ihya yoluyla taşınmaz mal kazanma koşullarının davacı lehine gerçekleşmediği anlaşıldığından..." gerekçesiyle davacının davasının reddine, dava konusu ... ili ... ilçesi ... köyü 1 04... parsel ve 1 06... parsel sayılı taşınmazların tespitleri gibi tapuya ve özel siciline kaydına karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...İleri sürülen istinaf nedenlerine, kamu düzenine ilişkin hususlara, dosyadaki belgelere, taraflarca ileri sürülen ve kararın dayandığı delillerle kanuna uygun gerektirici sebeplere, İlk Derece Mahkemesince delillerin takdirinde usul ve yasaya aykırılık görülmemesine ve dosya kapsamına, teknik bilirkişi raporlarına, raporlara ekli fotoğraflara ve özellikle çekişmeli taşınmaz bölümlerinin zilyetlikle kazanılmaya elverişli yerlerden olmadığı gibi davacının zilyetliğinin de bulunmadığının anlaşılması..." gerekçesiyle istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/(1)-b.1 maddesi gereği esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; eksik inceleme ve araştırma sonucu hüküm tesis edildiğini, bilirkişi raporlarının gerçeği yansıtmadığını ileri sürerek ve resen dikkate alınacak sebeplerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, kadastro tespitine itiraz istemine ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun'un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, 615,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 116,60 TL'nin temyiz eden davacıdan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 07.10.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.