Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/2231 E. 2026/5675 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/2231
Karar No
2026/5675
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/2258 E., 2024/2409 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 22. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/409 E., 2021/362 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ... ve diğerleri vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Kullanım kadastrosu sırasında, ... ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 1 21... parsel sayılı 2.514,17 m² yüzölçümündeki taşınmazın, 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 2/B maddesi uyarınca orman sınırları dışına çıkarıldığı hususu kadastro tutanağının beyanlar hanesinde belirtilerek kullanıcısız olarak tespiti yapılmıştır. Bilahare, hükmen 04.02.2015 tarihli fen bilirkişisi raporunda (F) harfiyle gösterilen bölümün kullanıcılarının ... ve ... olduğu yönünde beyanlar hanesine şerh verilmiş; anılan işlemi müteakip 6292 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi ile Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun uyarınca gerçekleştirilen satış işlemleri sonucunda taşınmaz Hazine ve Selma Yıldız adına tescil edilmiştir. 2. Davacı ... ... mirasçıları, ... mirasçıları ve ... vekili dava dilekçelerinde; dava konusu taşınmazın ayrı ayrı bölümlerinin müvekkillerinin fiili kullanımında bulunduğu ileri sürerek, anılan bölümler yönünden müvekkilleri lehine kullanıcı şerhi verilmesini talep etmişlerdir.

II. CEVAP Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile keşif, tanık beyanları, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre dava konusu taşınmazın 24.08.2010 tarihinde Hazine adına tescil edildiği, üzerindeki evlerin 2007-2008 yıllarında yıkılarak yol geçirildiği ve bu tarihten itibaren taşınmazın tel örgü ile çevrili ve boş halde bulunduğu, asıl ve birleşen dava davacılarının tespit tarihi itibarıyla kesintisiz ve aralıksız fiili kullanıcı olduklarının ispatlanamadığı, ödenen vergilere ilişkin beyanların da zilyetliğin tespitine yeterli bulunmadığının tespit edildiği gerekçesiyle asıl ve birleşen davaların ayrı ayrı reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı ... ve diğerleri vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve kanuna uygun olduğu gerekçesiyle davacı ... ve diğerleri vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/(1)-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı ... ve diğerleri vekili temyiz dilekçesinde; müvekkillerin ve murislerinin dava konusu taşınmazın belirli kısımlarını 1990-1991 tarihlerinde el senediyle satın aldıkları ve üzerine iki katlı konutlar inşa ederek yaklaşık 20 yıldır malik sıfatıyla zilyet olduklarını, bu hususun belediyece düzenlenen kroki, zilyetlik tespit ve ölçüm tutanağı, mükellef sicil bilgileri, 1990-1991 yılından itibaren ödenen vergi tahsilat makbuzları ve tanık beyanlarıyla sabit olduğunu, 2007 yılında taşınmaz üzerindeki yapıların Büyükşehir Belediyesince yıkılarak müvekkillerine muhdesat bedeli ödendiği halde bunun zilyetliğin terk edildiği biçiminde yorumlanmasının hatalı olduğunu, davalıların el satış senedi, belediye beyanı ve vergi kaydı bulunmamasına rağmen zilyetliklerinin kabul edilip müvekkillerin ispatlanmış zilyetliğinin kabul edilmemesinin çelişki oluşturduğunu, ayrıca terditli olarak açılan yolsuz tescil nedeniyle tapu iptal ve tescil talebi hakkında İlk Derece Mahkemesince herhangi bir değerlendirme yapılmadığını belirterek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, dava konusu taşınmazın ayrı ayrı bölümleri üzerinde davacıların/murislerinin kullanım kadastrosu tarihi itibarıyla kesintisiz fiili kullanıcı olup olmadıkları, yapıların yıkılıp muhdesat bedeli ödenmesinin zilyetliği sona erdirip erdirmediği ve davacılar lehine kullanıcı şerhi verilmesinin hukuka uygun olup olmadığına ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun'un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı ... ve diğerleri vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, 615,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 116,60 TL nin temyiz edenden alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 13.10.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2025/2231, K. 2026/5675, T. 13.10.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2025-2231-e-2026-5675-k-d8bdf340151f