Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/2311 E. 2026/2135 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/2311
Karar No
2026/2135
Karar Tarihi

T.C.

KAYSERİ

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

6. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO: 2026/2311

KARAR NO: 2026/2135

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 24/06/2026

NUMARASI: 2022/201Esas - 2026/578Karar

DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 27/10/2026

İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ: 27/10/2026

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: davalı şirket müvekkili şirketten ekte sundukları ...seri numaralı, ... düzenleme tarihli ve 175.199,04-TL tutarlı faturadan da anlaşılacağı üzere motorin aldığını, fatura alacağının müvekkili şirkete ödenmediğini, bu sebeple müvekkili şirket faturadan kaynaklanan alacağının tahsili için Mersin 5. İcra Müdürlüğünün ...esas sayılı dosyasında icra takibi başlatıldığını, davalı şirket tarafından hem yetkiye hem de borca itiraz edilerek takibin durdurulduğunu, yetki itirazı üzerine dosyanın Kayseri İcra Müdürlüğüne gönderildiğini, Kayseri Genel İcra Dairesinin ...esas sayısını aldığını, ödeme emri tekrardan tebliğe çıkarıldığını davalı şirket kendisine tebligatın yapılması ile söz konusu borca itiraz ederek takibin durdurulduğunu, davalı şirket dosya borcunu ödemediği gibi, borca itiraz ettiğini, borçlu tarafından yapılan itiraz haksız ve dayanaksız olduğunu, davalı tarafça alınan motorin, davalı şirket tarafından alındığını ve müvekkil şirketin ticari defterlerine işlendiğini, aynı şekilde söz konusu fatura davalı şirkete de gönderildiğini, faturaya ilişkin borcun ödenmediği sabit iken davalı şirket tarafından haksız itiraz ile müvekkil alacağına kavuşamadığını, alacağın muaccel ve likit bir alacak olduğunu belirterek, fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla, davalının Kayseri Genel İcra Dairesinin ...E. Sayılı icra dosyasına yapılan itirazının iptali ile takibin devamına, takibe konu alacağın işlemiş ve işleyecek reeskont faizi ve diğer tüm ferileri ile birlikte davalı borçludan tahsiline, dava konusu alacak ve borç miktarı likit olduğundan davalıdan tahsil edilmek üzere %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesine, karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde: davacının iddia ettiği hususlar, tamamen gerçek dışı olduğunu, müvekkilin davacıya icra takibine konu ettiği 175.199,04 TL bedelli fatura nedeniyle borcu bulunmadığını, fatura içeriği malların müvekkil şirkete teslim edilmediğini, taraflar arasında defalarca kez görüşmeler yapılmış olmasına rağmen teslimin gerçekleşmediğini, davacı taraf ile müvekkil şirket arasında petrol alımı gerçekleştiğini müvekkili şirket ilk alımlarına istinaden ürünlerin teslim edileceğine inanarak faturaları işlemişse de davaya konu fatura da dahil alınan ürünler teslim edilmediğini, davacının 175.199 TL'lik motorini müvekkili şirkete teslim ettiğini ispat etmesi gerektiğini, faturanın içeriğine 8 gün içerisinde itirazda bulunulmadığı takdirde sadece faturada belirtilen verilerin doğru olduğu karinesi doğar, yoksa faturanın verilmesine neden olan iş veya hizmetin de yapılmış olduğunun kabulü anlamını taşımayacağını, uyuşmazlık halinde, işin yapılmış olduğunun kanıtlanması gerektiğini, ayrıca davalıya tebliğ edilmiş olan fatura içeriğinin kesinleşmesi söz konusu olamayacağını, davacı tarafça dava dilekçesi ekine hiçbir delil sunulmadığını, malın teslim edildiğinin, teslim makbuzu, sevk irsaliyesi, irsaliyeli fatura ile ispat edilmesi gerektiğini, davacı şirket yetkilisi ... adına davacı şirketin talebi ile taşınmaz devri gerçekleştirildiğini ve borçtan mahsup edildiğini, davacı ile müvekkil şirket yetkilileri ile aralarında geçmişe dönük alım-satım ilişkisi bulunduğundan ve şirket yetkilisi ... ile devamlı görüştüklerinden ... ili ... ilçesi ... 'da bulunan ... ada ... parsel'de bulunan ... nolu bağımsız bölümü davacı şirkete devretmeyi kabul ettiklerini ancak davacı şirket yetkilisi şirkete taşınmaz alımlarında vergisel anlamda sıkıntılar yaşadıklarını, bu nedenle taşınmazın şirket alacağına istinaden şirket ortağı ve yetkilisi olan ...'ya devredilmesini talep ettiğini, bunun üzerine ... tarafından şirkete getirilen şirket imza ve kaşesi bulunan talep yazısı alınarak şirketin yetkilisi olan ...'ya taşınmaz müvekkili şirket tarafından devredildiğini, taşınmazın değerinin en az 300.000,00-TL edeceğini ancak 200.000,00-TL'lik fatura kesebildiklerini, ...'nın kalan kısım için de motorin vermeyi sözlü olarak taahhüt ettiğini beyan ettiğini, taşınmaz üzerinde keşif yapılması suretiyle taşınmazın bedelinin gerekirse tespitinin yapılmasını, davacının müvekkil şirketten söz konusu fatura nedeniyle hiçbir alacağının olmadığını, müvekkilin ticari defter ve kayıtları, cari hesap ekstresi, muavin defter kayıtları incelendiğinde durumun ortaya çıkacağını davacı tarafından alacak muaccel olmadan ve müvekkil temerrüde düşmediği halde alacak ve buna ilişkin faiz talep edilmesi hukuka aykırı olduğunu, talep edilen işlemiş faiz miktarının da fahiş olduğunu, likit bir alacağın söz konusu olmadığını, icra inkar tazminatı talebinin de yersiz olduğunu belirterek davanın reddine davacı tarafın kötü niyetli olduğunu bu nedenle davacının %20'den az olmamak üzere kötüniyet tazminatı ödemeye mahkum edilmesine karar verilmesini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucunda;"Yapılan yargılama, toplanan deliller, alınan bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre; davacı ... ...Ltd.Şti tarafından davalı ... ..Ltd.Şti aleyhine Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı icra takip dosyası üzerinden ... tarihli ... seri numaralı fatura dayanak gösterilerek 175.199,04-TL asıl alacak ve 57.012,92-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 232.211,96-TL alacak talebiyle ilamsız icra takibi başlatıldığı, davalının itirazı üzerine takibin durdurulmasına karar verildiği, alacaklının yasal 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde eldeki itirazın iptali davasını açtığı anlaşılmaktadır.Davalı vekili cevap dilekçesinde fatura içeriğinin müvekkiline teslim edilmediğini, fatura üzerinde teslim alan kısmının boş olduğunu, fatura konusu mal teslimi yapılmadığından ve kayıtlara da işlendiğinden davacı şirketin talebi ile davacı şirket yetkilisi ...'ya taşınmaz devri yapıldığını, bu taşınmaz bedelinin borçtan mahsup edildiğini, bu nedenle ... ili... ilçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... parsel, ... nolu bağımsız bölümü devrettiklerini, takibin haksız olduğunu, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.İstinaf kaldırma kararı öncesi aldırılan 16/06/2021 tarihli rapor ve 06/09/2021 tarihli mali müşavir bilirkişi raporlarına göre takip ve dava konusu ... tarihli, ... seri numaralı ve 175.199,04-TL tutarlı faturanın her iki tarafın da ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, vergi dairesine ... bildirimlerinin yapıldığı, her hangi bir ödeme kaydının bulunmadığı, davalının dayandığı ...tarihli taşınmaz devrine dair belgedeki imzanın davacı şirket yetkilisine ait olmadığının Adli Tıp Kurumu Genişletilmiş Uzmanlar Kurulu raporu ile tespit edildiği, bu nedenle belgenin davacı şirketi bağlamayacağı, davalı bu hususta yemin deliline dayandığından taşınmazın fatura konusu borca binaen devredildiği savunması ile ilgili olarak karşı tarafa yemin teklif etmesi için kesin süre verildiği, davalının verilen kesin süre içerisinde yemin deliline de başvurmadığı, oluşan sonuca göre davalının iddiasını ispat edemediği, bu nedenle taşınmaz değeri olan 200.000,00-TL'nin fatura borcundan mahsubunun mümkün olmadığı, takipte istenen asıl alacak tutarı 175.199,04-TL yönünden davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.Davalı vekili savcılık dosyasında belgenin davacı şirket yetkilisi tarafından davalıya gönderildiğine dair birçok tanık beyanı olduğunu savunmuş ise de imzanın geçerliliğine ilişkin adli tıp kurumu raporu karşısında tanık beyanına itibar edilemeyeceğinden ve başkaca delil de sunulmadığından bilirkişi raporu doğrultusunda karar verilmesi gerekmiştir.6098 sayılı Borçlar Kanununun 117.maddesinde bu hüküm ''Muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer'' şeklinde düzenlenmiştir. Temerrüt, ya bir ihtar ile ya da dava açılması vs. suretiyle gerçekleşir. Borçlunun temerrüdü, borçluya gönderilen ihtarnamenin tebliğinden veya ihtarnamede ödeme için süre verilmişse bu sürenin bitiminden itibaren oluşur. İade talebinde bulunulmadan temerrüt faizi işlemez. Davacı takip başlatmadan önce davalıyı temerrüde düşürdüğüne dair dosyaya herhangi bir delil sunmadığından takip öncesi 57.012,92-TL işlemiş faiz talebi yönünden davanın reddine karar vermek gerekmiştir. Davacı taraf dava dilekçesinde icra inkar tazminatı talebinde bulunmuştur. İİK'nun 67/1. maddesine göre "Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın "yüzde yirmisinden" aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir." Buna göre davacı lehine icra inkar tazminatına hükmetmek için davalının haksız olması, itirazın iptaline karar verilen alacağın likit olması ve davacının talebi gerekir. Takibe konu edilen alacak taraflar arasındaki alım satıma dayalı ticari ilişki nedeniyle düzenlenen faturanın içeriğinden, taraflar arasındaki icra takibinden, ticari defter ve kayıtlardan tespiti ve hesabı mümkün olduğundan ve davacının davalıdan kabul edilen tutar kadar alacaklı olduğu da sabit olduğundan alacağın likit ve belirlenebilir olduğu görülmekle kabul edilen alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekmiştir.

Davalı cevap dilekçesinde kötü niyet tazminatı isteminde bulunmuştur. İcra İflas Kanunun 67/2.maddesi uyarınca itirazın iptali davasının kısmen veya tamamen reddi halinde, borçlu lehine hükmedilecek tazminat kötü niyet tazminatı olup, borçlu lehine kötü niyet tazminatına hükmedilebilmesi için icra takibinin haksız olmasının yanında takip alacaklısının kötü niyetli olması gerekir. Alacaklı icra takibi başlatmakta kötü niyetli değilse aleyhine kötü niyet tazminatı hükmedilemez. Öğretide ve Yargıtay’ın yerleşik uygulamalarına göre, alacağının bulunmadığını bildiği veya bilmesi gereken bir durumda olduğu hâlde, icra takibine girişen alacaklının kötü niyetli olduğu kabul edilmektedir.Anılan yasa hükmünde düzenlenen ve ‘kötü niyet tazminatı’ olarak adlandırılan tazminat, yukarıdaki açıklamalar çerçevesinde takibe girişmekte kötü niyetli bulunduğu borçlu tarafından açıkça kanıtlanmış olan ya da öyle olduğu ayrıca kanıtlanmasına gerek bulunmaksızın dosya kapsamından açıkça anlaşılabilen alacaklıya yönelik bir yaptırım niteliğindedir. Açıklanan gerekçeler ışığında, reddedilen kısım yönünden davacı kötü niyetli görülmediğinden ve bu hususun davalı tarafından ispatlanamaması sebebi ile davalı vekilinin kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar vermek gerekmiş..." gerekçesiyle DAVANIN KISMEN KABULÜ ile,

1-Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ...esas sayılı icra takip dosyasında 175.199,04-TL alacak yönünden İTİRAZIN İPTALİ ile takibin bu miktar üzerinden kaldığı yerden devamına, alacağa takip tarihinden tahsil tarihine kadar yıllık %13,75 oranını geçmemek üzere ticari avans faizi uygulanmasına,

2-57.012,92-TL işlemiş faiz yönünden açılan davanın reddine,

3-İİK'nın 67. maddesi uyarınca kabul edilen alacağın %20'si oranında (35.039,80-TL) icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,

4-Şartları oluşmamakla davalının kötü niyet tazminatı isteminin reddine karar verilmiştir.

İşbu kararı davacı ve davalı vekili süresinde istinaf etmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Mahkemece yapılan yargılama sonucunda müvekkil şirketin davalıdan ... tarihli faturadan kaynaklanan 175.199,04 TL alacağının bulunduğu kabul edildiğini ve davalının itirazının bu miktar yönünden iptaline karar verildiğini, ancak icra takibinde talep ettiği 57.012,92 TL işlemiş faiz, takip öncesinde davalının temerrüde düşürüldüğüne ilişkin delil bulunmadığı gerekçesiyle reddedildiğini, kararın işlemiş faize ilişkin bu kısmına katılmadığını, dava konusu alacak taraflar arasındaki ticari ilişkiden ve ... tarihli faturadan kaynaklandığını, söz konusu faturanın tarafların ticari defterlerinde kayıtlı olduğu ve ... bildirimlerinin birbirini doğruladığı dosya kapsamında alınan bilirkişi raporlarıyla tespit edildiğini , nitekim mahkemece de fatura bedeli olan 175.199,04 TL'nin tamamının müvekkil şirketin alacağı olduğu kabul edildiğini, dosyada alınan bilirkişi raporunda da faturada ayrıca bir vade bulunmaması nedeniyle ilgili yasal düzenlemeler değerlendirildiğini ve fatura tarihi esas alınarak takip tarihine kadar işlemiş faiz hesabı yapıldığını, buna rağmen mahkemece söz konusu bilirkişi değerlendirmesi ve taraflar arasındaki ticari ilişkinin niteliği yeterince değerlendirilmeden, yalnızca takip öncesinde ayrıca bir temerrüt ihtarı bulunmadığı gerekçesiyle işlemiş faiz talebin tamamının reddine karar verilmesi hatalı olduğunu, bu nedenle dava konusu fatura alacağı bakımından faiz başlangıç tarihinin taraflar arasındaki ticari ilişki, fatura tarihi, dosyadaki ticari kayıtlar ve bilirkişi raporu birlikte değerlendirilerek belirlenmesi ve bu tarihten icra takip tarihine kadar işlemiş faizin hesaplanarak takip taleple bağlı kalınmak suretiyle hüküm altına alınması gerektiğini, açıklanan nedenlerle Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/201 Esas ve 2026/578 Karar sayılı kararının takip öncesi işlemiş faiz talebin reddine ilişkin kısmının kaldırılmasına, dava konusu fatura alacağına ilişkin faiz başlangıç tarihi belirlenerek icra takip tarihine kadar işlemiş faizin hesaplanmasına ve takip taleple bağlı kalınarak işlemiş faiz yönünden de davalının itirazının iptaline, tehiri icra talebin kabulüne, buna göre yargılama giderleri ve vekalet ücretinin yeniden değerlendirilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucunda verilen 24/06/2026 tarihli ve 2022/201 E. - 2026/578 K. sayılı gerekçeli kararda; davanın kısmen kabulü ile Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ...esas sayılı icra takip dosyasında 175.199,04-TL asıl alacak yönünden itirazın iptali ile takibin bu miktar üzerinden avans faiziyle devamına, 57.012,92-TL işlemiş faiz yönünden davanın reddine, kabul edilen alacağın %20'si oranında (35.039,80-TL) icra inkar tazminatının müvekkilden tahsiline ve müvekkil şirketin kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verildiğini, usul ve yasaya aykırı olan işbu karar haksız ve dayanaksız şekilde tesis edilmiş olup kaldırılması gerektiğini, fatura konusu mal müvekkil şirkete teslim edilmemiştir ve ispat yükünün davacı satıcı üzerinde olmasına rağmen mahkeme eksik incelemeyle malın teslim edildiğini kabul ettiğini, faturada teslim alan imzası bulunmadığını, takibe konu edilen ... tarihli ... seri numaralı 175.199,04-TL bedelli faturanın incelenmesinden açıkça anlaşılacağı üzere, faturanın teslim alan kısmında müvekkil şirkete ait ne bir kaşe ne de yetkili bir imza yer aldığını, mal teslimini ispat yükü davacı satıcıya ait olmasına rağmen davacı taraf faturaya konu edilen motorini müvekkil şirkete teslim ettiğini somut ve yazılı delillerle kanıtlayamadığını, dosyada faturaya konu malın teslim edildiğine dair onaylı sevk irsaliyesi, taşıma irsaliyesi veya teslim- tesellüm belgesi bulunmadığını, faturanın müvekkil şirketin ticari defterlerine kaydedilmiş olması, basiretli tacir sıfatıyla ürünün teslim edileceğine olan inançla yapılmış bir kayıt olup tek başına malın teslim edildiğinin kabulü anlamına gelmediğini, mal teslimi yapılmadığı hususu yazılı delillerimizle ispat edilmiş olmasına rağmen mahkemece bu hususun karara esas alınmaması bu kararın bozulmasını gerektirdiğini, hüküm, taşınmaz devrinin borca mahsubu talebin ve bilirkişi raporlarındaki çelişkinin eksik incelenmesi ile kurulduğunu ve bozulması gerektiğini, mahkemece tanıkların dinlenmemesi kabul edilemediğini, tanıklar sahte imza ile müvekkile teslim edilen belgenin tarafların huzurunda imzalandığına değil evrakın bizzat şirket yetkilisi tarafından düzenlenmiş şekilde getirildiğine ilişkin olup tanıklar dinlenilmeksizin karar verilmesi bozma nedeni olduğunu, ayrıca yerel mahkemece savcılık dosyalarının değerlendirilmemesi de bozma nedeni olduğunu, üzere taşınmaz borca mahsuben devredildiğini, müvekkil şirket yetkilileri ile davacı şirket yetkilisi ... arasında geçmişe dayalı alım-satım ilişkisi bulunması sebebiyle, teslim edilmeyen motorin faturasına ilişkin olarak görüşüldüğünü ve borca mahsuben ... ili ... ilçesi... Mah. ... ada ... parsel... nolu bağımsız bölümdeki taşınmazın devri kabul edildiğini, davacı şirket yetkilisi ...'nın şirket alacağına istinaden çeşitli sebeplerle taşınmazın kendi adına devredilmesini talep etmesi üzerine taşınmaz devri şirket sahibinin şahsı adına gerçekleştiğini, öte yandan bilirkişi raporları arasındaki açık çelişki giderilmeden karar verildiğini, mahkeme gerekçesinde Adli Tıp Kurumu Genişletilmiş Uzmanlar Kurulu'nun 14/01/2026 tarihli raporuna dayanarak ...tarihli talimat belgesindeki imzanın ...'ya ait olmadığı belirtilmiştir. Oysa dosya kapsamında mevcut ... ... ... Polis Laboratuvarı Müdürlüğü'nün 22/08/2023 tarihli resmi uzmanlık raporunda mezkûr belgedeki imzanın davacı şirket yetkilisi ... eli ürünü olmasının "kuvvetle muhtemel" olduğu tespit edildiğini, iki resmi kurum raporu arasındaki çelişki tam olarak giderilmeden eksik inceleme ile karar verildiğini, şirket temsilcisi adına yapılan devir şirket borcunu söndürdüğünü, ... davacı şirketin münferiden temsile yetkili kurucu ortağı ve tek yetkilisi olduğunu, ticari hayatta şirket yetkilisi adına yapılan bu tür devirlerin şirket borcuna mahsuben yapıldığı açık olduğunu, mahkemece gösterdiği tanıklar dinlenmediğini, taşınmaz üzerinde keşif yapılarak gerçek değeri tespit edilmediğini ve müvekkil şirketin ispat hakkı kısıtlandığını, müvekkil aleyhine icra inkâr tazminatına hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacı tarafça müvekkil şirket yetkilisi hakkında devre konu belgeye ilişkin evrakta sahtecilikten şikayetçi olunulduğunu ve müvekkil şirket yetkilisi hakkında takipsizlik kararı verildiğini, takipsizlik kararının verilmesinin nedeni söz konusu belgenin müvekkil şirket yetkilisine bizzat getirilmiş olması gerektiğini, mahkemece bu hususta tanıkların dinelnmesi, en azından savcılık dosyasında mevcut tanık ifadelerinin dikkate alınması, aksi karar verilecekse dahi gerekçeye yansıtılması gerekmekteyken hiçbir şekilde değinilmeksizin karar verilmesi eksik incelemeyle karar verildiğinin en net kanıtı olduğunu, davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesi kabul edilemediğini, tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde müvekkilin kendisine getirilen belgeye dayanarak taşınmaz devri yaptığı ve bu devre binaen icraya itiraz ettiği borcun likit olmadığı açık olup icra inkar tazminatına hükmedilmesi kabul edilemediğini, borca mahsuben taşınmaz devri gerçekleştirilmesine ve taşınmazın bedelinin ayrıca ödendiğine ilişkin tek bir delil dahi sunulamadığını, bu nedenle taşınmazın devri sebepsiz ve bedelsiz kalmış olup, tapu iptal ve tescil davası açılmak zorunda kalınacağını, bu dosyada bekletici mesele yapılması gerektiğini, davalı şirket yetkilisinin taşınmazı işbu dava konusu alacağına mahsuben devralmasına ve hiçbir bedel ödememesine rağmen taşınmazı devraldıktan sonra mahsup edilmiş alacağı yine de icra yoluyla tahsil etmeye çalışmasıyla taşınmaz devri sebepsiz kaldığını, böylelikle Türk Borçlar Kanunu m. 77 uyarınca, haklı bir sebep olmaksızın veya sebebi sonradan ortadan kalkan bir husus çerçevesinde davalı ... müvekkil şirkete ait taşınmazı ivazsız bir şekilde bünyesine geçirerek sebepsiz zenginleştiğini, ayrıca davalı ..., müvekkil şirketi kandırarak TBK m. 36 Hile hükümleri kapsamında taşınmazı devralmış hem de şirket borcunu tahsil etmeye çalışmıştır. Bu sebeple TMK m. 1025 gereğince, hukuki sebepten yoksun olan YOLSUZ TESCİL'İN düzeltilmesi amacıyla, Tapu İptal ve Tescil davası açılmak zorunda kalınacağını, davacı taraf kötüniyetli olup taşınmaz devri için hiçbir bedel ödenmemişken hem ödeme olmaması hem savcılık dosyasında dinlenen tanıklar birlikte değerlendirilerek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, açıklanan ve re'sen gözetilecek nedenlerle; Usul Ve Yasaya Aykırı Olan Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 24/06/2026 Tarihli, 2022/201 E. - 2026/578 K. Sayılı Kararının İstinaf İncelemesi Neticesinde kaldırılmasına, müvekkil aleyhine başlatılan haksız ve kötü niyetli takip nedeniyle davacı aleyhine %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yerel mahkeme kararının icraya konulması ihtimaline binaen tehir-i icra kararı verilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine, karar verilmesini talep etmiştir.Davacı vekili istinaf dilekçesine karşı sunduğu cevap dilekçesinde özetle ;Davalı taraf, öncelikle dava konusu faturaya ilişkin motorinin teslim edilmediğini ve teslim olgusunun ispatlanamadığını ileri sürdüğünü, ... tarihli, ... seri numaralı ve 175.199,04 TL bedelli faturanın hem davacı hem de davalı şirketin ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, tarafların 2018 yılı Ekim ayına ilişkin ... bildirimlerinin birbirini doğruladığı dosyada alınan bilirkişi raporlarıyla tespit edildiğini, davalı şirketin faturayı kendi ticari defterlerine kaydetmesi ve ilgili vergi dairesine bildirimde bulunması, fatura konusu ticari işlemin gerçekleştiği ve malların teslim edildiği yönünde davacı lehine karine oluşturduğunu, davalı taraf ise bu kayıtların aksini ortaya koyabilecek somut ve yeterli delil sunamadığını, davalının faturada teslim alan imzası bulunmadığı ve sevk irsaliyesi sunulmadığı yönündeki itirazları da tek başına alacağın reddini gerektirmediğini, müvekkil şirketin alacağı yalnızca faturaya değil, davalı şirketin kendi ticari kayıtlarına ve tarafların birbirini doğrulayan vergi bildirimlerine de dayandığını, davalının taşınmaz devrinin fatura borcuna mahsuben gerçekleştirildiği yönündeki istinaf sebebi de dayanaksız olduğunu, davalı taraf, ... ili ... ilçesi ... Mahallesi ... ada ... parselde bulunan ... numaralı bağımsız bölümün, müvekkil şirketin alacağına karşılık şirket yetkilisi ... adına devredildiğini ileri sürdüğünü, taşınmazın ... adına devredilmiş olması, bu devrin müvekkil şirketin dava konusu fatura alacağına karşılık gerçekleştirildiğini tek başına ispatlamadığını, müvekkil şirket ile şirket yetkilisi ... ayrı hukuki kişilikler olup şirket alacağının üçüncü kişi adına gerçekleştirilen taşınmaz devriyle sona erdiğinin kabul edilebilmesi için söz konusu devrin şirket alacağına mahsuben yapıldığının ispatlanması gerektiğini, davalı taraf bu hususu ispatlayamadığını, davalı tarafın, savcılık soruşturmasında alınan kriminal rapora ve kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin karara dayanarak eksik inceleme yapıldığını ileri sürmesi de yerinde olmadığını, Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığının ... soruşturma sayılı dosyası mahkemece incelenmiş, soruşturma kapsamında alınan kriminal rapor değerlendirilmiş ve bu rapor ile Adli Tıp Kurumu raporu arasındaki farklılık nedeniyle Genişletilmiş Uzmanlar Kurulundan yeniden inceleme istendiğini, kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin karar, hukuk mahkemesi bakımından dava konusu belgenin davacı şirket yetkilisince imzalandığını kesin biçimde ortaya koyan ve mahkemeyi bağlayan bir tespit niteliğinde olmadığını, mahkemece tüm bu hususlar gerekçeli kararda değerlendirilmiş olduğundan savcılık dosyasının dikkate alınmadığı yönündeki istinaf sebebinin kabulü mümkün olmadığını, davalının tanıklarının dinlenmediği ve ispat hakkının kısıtlandığı yönündeki itirazları da kararın kaldırılmasını gerektirmediğini, davalı tarafın dayandığı ... tarihli belgedeki imzanın şirket yetkilisine ait olmadığı Adli Tıp Kurumu raporlarıyla tespit edildiğini, ayrıca mahkemece, davalının cevap dilekçesinde yemin deliline dayanmış olması gözetilerek, taşınmazın fatura borcuna mahsuben devredildiği savunması bakımından karşı tarafa yemin teklif etmesi için kesin süre verildiğini, ancak davalı taraf bu süre içerisinde yemin deliline başvurmadığını, davalının süresinde kullanmadığı delile rağmen, taşınmazın borca mahsuben devredildiği iddiasının ispatlanmış sayılması mümkün olmadığını, mahkeme, savcılık dosyasındaki tanık beyanlarını da değerlendirmiş ve imzanın aidiyetine ilişkin teknik inceleme ile diğer deliller karşısında bu beyanları yeterli görmediğini, bu nedenle eksik inceleme ve savunma hakkının kısıtlanması iddiaları yerinde olmadığını, davalının taşınmaz üzerinde keşif yapılmadığı ve gerçek değerinin belirlenmediği yönündeki itirazı da uyuşmazlığın çözümüne etkili olmadığını, somut olayda öncelikle belirlenmesi gereken husus, taşınmazın değeri değil, taşınmaz devrinin müvekkil şirketin dava konusu fatura alacağına mahsuben yapılıp yapılmadığını, davalı tarafça devrin bu amaçla gerçekleştirildiği ispatlanamadığından taşınmazın gerçek değerinin tespit edilmesi de tek başına borcun ödendiği sonucunu doğurmayacağını, bu sebeple mahkemenin taşınmaz bedelini fatura alacağından mahsup etmemesi isabetli olduğunu, davalı tarafın müvekkil şirket aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerektiği yönündeki talebi de yerinde olmadığını, İİK'nın 67/2. maddesi uyarınca alacaklı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilebilmesi için icra takibinin haksız olması yanında alacaklının takip başlatmakta kötü niyetli olduğunun da ortaya konulması gerektiğini, somut olayda müvekkil şirketin 175.199,04 TL asıl alacağı mahkeme kararıyla kabul edilmiş olup davalı taraf, müvekkilin icra takibini kötü niyetli olarak başlattığını gösteren herhangi bir somut delil sunamadığını, dolayısıyla mahkemece davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddedilmesi hukuka uygun olduğunu, sonuç olarak, ilk derece mahkemesi tarafından davalının itirazının 175.199,04 TL asıl alacak yönünden iptaline, kabul edilen alacak üzerinden icra inkar tazminatına hükmedilmesine ve davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine ilişkin verilen karar dosya kapsamına ve hukuka uygun olduğunu, davalının istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususlar, yargılama sırasında değerlendirilmiş ve ispatlanamamış savunmalarının tekrarından ibaret olduğunu, bununla birlikte, müvekkil şirket tarafından takip öncesi işlemiş 57.012,92 TL faiz talebinin reddine ilişkin olarak ayrıca istinaf başvurusunda bulunulmuş olup söz konusu istinaf başvurudaki talep ve itirazları aynen devam ettiğini, işbu cevap dilekçesinde ilk derece mahkemesi kararının davalı lehine kaldırılmasını gerektiren bir hukuka aykırılık bulunmadığını savunma, işlemiş faiz yönünden yaptığı istinaf başvurusundan vazgeçildiği veya bu yöndeki ret kararının kabul edildiği anlamına gelmediğini, arz ve izah edilen nedenlerle; davalı tarafın istinaf başvurusunun esastan reddine, Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/201 Esas ve 2026/578 Karar sayılı kararının 175.199,04 TL asıl alacak yönünden itirazın iptali, 35.039,80 TL icra inkar tazminatı ve davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine ilişkin hükümlerinin korunmasına, müvekkil şirket tarafından takip öncesi işlemiş faiz yönünden yapılan istinaf başvurusunun ayrıca değerlendirilerek kabulüne, istinaf yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesine karşı sunduğu cevap dilekçesinde özetle ;Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 24/06/2026 tarihli ve 2022/201 E. - 2026/578 K. sayılı kararında; davanın kısmen kabulü ile takibin 175.199,04-TL asıl alacak üzerinden devamına, davacının takip öncesi 57.012,92-TL işlemiş faiz talebinin ise takipten önce borçlunun temerrüde düşürüldüğüne dair hiçbir belge ve ihtarname bulunmadığı gerekçesiyle reddine karar verildiğini, müvekkil şirket aleyhine hükmedilen asıl alacak ve icra inkar tazminatına karşı tarafınca süresinde ve usulüne uygun olarak istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, bu husustaki istinaf başvuru dilekçedeki tüm hakları, itirazları ve talepleri tamamen saklı olduğunu, takibe konu faturada taraflarca kararlaştırılmış kesin bir vade bulunmadığı gibi takip öncesinde borçluyu temerrüde düşüren bir ihtarname de keşide edilmediğinden, bölge adliye mahkemesi'nin kaldırma ilamı doğrultusunda takip öncesi işlemiş faiz isteminin reddine karar verilmesi hukuka uygun olduğunu, takibe dayanak faturada taraflarca kararlaştırılmış kesin bir vade bulunmadığı, akaryakıt tesliminin belgelendirilemediği ve müvekkil şirketin takip öncesinde usulüne uygun bir ihtarname ile temerrüde düşürülmediği sabit olduğundan; davacının fatura tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerektiği yönündeki istinaf talepleri hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davacı vekili faturanın defterlerde kayıtlı olduğunu ve bilirkişi raporunda fatura tarihine göre hesaplama yapıldığını öne sürerek işlemiş faizin kabul edilmesi gerektiğini iddia ettiğini, ancak davacının bu iddiaları hukuken kabul edilemediğini, fatura tek taraflı olarak tanzim edilen bir belge olup sözleşme yerine geçmediğini, öte yandan TTK m. 1530 hükmünün uygulanabilmesi için mal ve hizmet tedarikinin eksiksiz ve çekincesiz şekilde ifa edilmiş olması gerektiğini, faturaya konu akaryakıtın müvekkil şirkete teslim edildiğine dair dosyada hiçbir teslim makbuzu, sevk irsaliyesi veya taşıma belgesi bulunmadığını, teslimi kanıtlanamayan ve üzerinde kesin vade yer almayan bir faturaya dayanılarak temerrüt faizi işletilmesi kanuna aykırı olduğunu, öte yandan bilirkişi raporundaki faiz hesaplamaları mahkeme için bağlayıcı olmayıp mahkemenin hukuki denetimi altında olduğunu, bu bakımdan mahkemece temerrüt ihtarının bulunmadığı tespit edilerek bu yöndeki talebin reddedilmesi yerinde olduğunu, asıl alacak ve icra inkar tazminatı yönünden tarafınca ikame edilen istinaf başvuru dilekçedeki haklar ve talepler saklı kalmak kaydıyla; davacı tarafın dilekçesi ile ileri sürdüğü ve takip öncesi işlemiş faize yönelik olan istinaf başvurusunun esastan reddine, İlk derece mahkemesinin davacının 57.012,92-TL takip öncesi işlemiş faiz talebinin reddine ilişkin hüküm fıkrasının onanmasına, istinaf yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.

HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzeniyle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.Dava faturaya dayalı olarak başlatılan takibe yapılan itirazın iptali davasıdır.

Mahkemece yapılan yargılama sonucu davanın kısmen kabulüne karar verildiği görülmüştür. Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı takip dosyasını incelenmesinde, Mersin 5. İcra Müdürlüğün ...Esas sayılı dosyasında ... tarihli ... numaralı fatura dayanak yapılarak 175.199,04 TL asıl alacak 57.012,92 TL işlemiş faiz toplam 232.211,96 TL alacağın tahsili istemi ile ilamsız icra takibi başlatıldığı, davalı şirket tarafından hem yetkiye hem de borca itiraz edilerek takibin durdurulduğu, yetki itirazı üzerine dosyanın Kayseri İcra Müdürlüğüne gönderildiğini, Kayseri Genel İcra Dairesinin ...Esas sayısını aldığını, ödeme emri davalı şirkete tebliği üzerine söz konusu borca itiraz ederek takibin durdurulduğu anlaşılmıştır. Davacının takibe dayanak yaptığı fatura incelendiğinde;Davacı tarafından davalı adına düzenlendikleri ... tarihli ... numaralı fatura toplam 175.199,04 TL meblağlı oldukları faturalarda teslim alan kısmında imza bulunmadığı görülmüştür. Vergi Usul Kanunu’nun (VUK) 229. maddesi ise; “Fatura, satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır”hükmünü haizdir. Bu hüküm çerçevesinde, 24.12.2003 tarihli ve 25326 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulunun 27.06.2003 tarihli ve 2001/l E., 2003/l K. sayılı kararında fatura; “Ticari satışlarda satıcı tarafından alıcıya verilen ve satılan malın miktarını, vasıflarını, ölçüsünü, fiyatını ve sair hususları veya ifa edilmiş hizmetleri gösteren hesap pusulası olup, ticari belge niteliğindedir” şeklinde tanımlanmıştır.6102 sayılı TTK m. 21 maddesine göre; fatura düzenlenmesi için öncelikle taraflar arasında akdi bir ilişkinin bulunması gerekir. Madde hükmüne göre faturanın bir alacağın mevcudiyetine delil teşkil etmesi, karşı tarafa tebliğinden itibaren sekiz gün içinde hiçbir itiraza uğramamış olması koşuluna bağlıdır. Bunun için de öncelikle taraflar arasındaki sözleşmesel ilişkinin varlığının kanıtlanmış olması gerekir. Davalının sözleşmesel ilişkiyi inkâr etmesi durumunda davacının öncelikle aralarındaki akdi ilişkiyi yani alım-satım ilişkisini ispat etmesi gerekmektedir. Bu nedenle, bir satım ilişkisinde davacı taraf sattığı malın miktarını ve alıcıya teslimini, davalı taraf ise yaptığı ödemeleri usulüne uygun bir şekilde ispat etmek zorundadır.Tek başına fatura düzenlenmesi, akdi ilişkinin varlığını ispat etmeye yeterli değilse de, satıcı tarafından gönderilen faturanın alıcı tarafından ticari defterlerine kaydedilmesi durumunda, alıcı ile satıcı arasındaki akdi ilişkinin var olduğu kabul edilebilir. Ancak, eğer fatura, alıcının ticari defterlerinde kayıtlı değilse, satıcı alacak iddiasını diğer delillerle ispat etmelidir.

Yukarıdaki açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; eldeki dava satıştan kaynaklanan fatura alacağının tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkin olup, davacı tarafın takibe dayanak yaptığı faturanın her iki tarafın ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, davalı tarafından vergi dairesine bildirildiği görülmüştür. Davalı taraf, faturadaki borcu davacı taraf ile olan anlaşma doğrultusunda şirketlerine ait taşınmazı, davacı şirket yetkilisi ...'ya devredilmesi suretiyle ödediklerini beyan etmiş olup bu durumda davalı taraf takibe konu fatura borcunun davacı ile aralarında yapılan sözleşme gereği ...'ya devir edilen taşınmaz suretiyle ödendiğini ispat külfeti altındadır.Davacı yan ise davalı ile aralarında takibe konu fatura borcunun davalı şirkete ait taşınmazın dava dışı ...'ya devir edilmek suretiyle ödenmesi yönünde bir anlaşmanın bulunmadığını beyan ettiği görülmüştür. Davalı taraf dosyaya "... ...Ltd Şti'ne" başlıklı belge sunmuş olup bu belge incelendiğinde; ... ...Limited Şirketinden olan alacağımıza karşılık almayı kabul ettiğimiz ... ... ilçesi ... mahallesi ... ada ... parselde bulunan bağımsız bölümde bulunan taşınmazın şirket ortaklarımızdan olan ve ekte kimlik fotokopisi verdiğimiz ...'ya devrini talep ederiz. ... " şeklinde düzenlendiği, belgenin ... Limited Şirketinin isim ve kaşesi ile imzalandığı görülmüştür.Davacı taraf bu belgenin sahte olduğunu, kaşenin şirkete ait olmadığını, imzanın da şirket Yetkilisi ...'ya ait olmadığını beyan ettiği, devamında Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığına şikayette bulunduğu Başsavcılıkça ... Sorusturma numarası ile soruşturma başlatıldığı görülmüştür.Dosya içerisine sunulan tapu kaydı incelendiğinde Dava dışı ... adına kayıtlı olan ... ili ... ilçesi ... mahallesi ... pafta ... ada ... parsel bulunan ... nolu bağımsız bölümün ... tarihinde dava dışı ...'ya 200.000,00 TL bedelle satış suretiyle devir edildiği görülmüştür.Dosyada yer alan Mersin ... Noterliğinin ... yevmiye ... tarihli vekaletnamesi incelendiğinde, ...'nın Mersin ... Noterliğinin ... yevmiye ... tarihinde tasdik edilen imza sürkülerine göre ... Şirketini münferiden temsile yetkili olduğunun belirtildiği görülmüştür. Mahkemece davalı tarafından dosyaya sunulan ve davacı tarafından imzası inkar edilen bu belgedeki imzanın davacı şirket yetkilisine ait olup olmadığı araştırıldığında imzanın şirket yetkilisine ait olmadığı Adli Tıp Fizik İhtisas Dairesi raporuyla belirlendiği anlaşılmıştır. Davalının cevap dilekçesinde yemin deliline dayandığı ve fakat davacı yana yemin teklif etmediği görülmüştür. Üçüncü kişiye ait bir taşınmazın tapuda dava dışı 3. Kişi olan davacı şirket yetkilisine 200.000,00 TL karşılığında devir edildiği sabit ise de bu ödemenin takibe konu fatura için yapıldığı ispat edilememiş olmakla davanın fatura bedeli üzerinden kabulü ile likit, belirlenebilir nitelikteki alacak yönünden icra inkar tazminatına hükmedilmesi usul ve yasaya uygun bulunmuştur. 6098 sayılı Borçlar Kanununun 117.maddesinde bu hüküm ''Muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer'' şeklinde düzenlenmiştir. Temerrüt, ya bir ihtar ile ya da dava açılması vs. suretiyle gerçekleşir.Borçlunun temerrüdü, borçluya gönderilen ihtarnamenin tebliğinden veya ihtarnamede ödeme için süre verilmişse bu sürenin bitiminden itibaren oluşur. Davacı takip başlatmadan önce davalıyı temerrüde düşürdüğüne dair dosyaya herhangi bir delil sunmamış olup bu durumda davacının takip öncesi fatura alacağı için faiz istenmesi de mümkün değildir.

Yukarıda belirtilen gerekçelerle ve HMK'nın 355. Maddesi gereğince istinaf başvurusu sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda davacı ve davalı tarafın yukarıda yazılı söz konusu istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden ilk derece mahkemesinin istinafa konu edilen nihai kararının HMK'nın 353/1-b.1.maddesi gereğince usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu değerlendirilerek istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle ;

Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 'nin 2022/201 Esas 2026/578 sayılı kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılması nedeniyle davacı ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK. 'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,

Alınması gereken 11.967,84 TL istinaf karar harcından davalıdan peşin olarak alınan 2.259,96 TL'nin mahsubu ile eksik kalan 9.707,88 TL'nin davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,

Davacıdan alınması gereken istinaf karar harcı peşin olarak alındığından harç ile ilgili karar verilmesine yer olmadığına,

Tarafların yaptığı istinaf yoluna başvuru harcı ve istinaf posta giderlerinin kendileri üzerinde bırakılmasına ,

İstinaf incelemesi aşamasında duruşma yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına ,

Kararın tebliğ işlemlerinin Dairemiz tarafından yapılmasına,

Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde , 6100 sayılı HMK'nın 361/1 maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay'a temyiz yolu açık olmak üzere, oy birliği ile karar verildi. 27/10/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/2311, K. 2026/2135, T. 27.10.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-2311-e-2026-2135-k-5eb01714280f