Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1630 E. 2026/1572 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/1630
Karar No
2026/1572
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/1630 - 2026/1572 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2026/1630 KARAR NO : 2026/1572 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R .

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 20/03/2018 NUMARASI : 2016/198 E. - 2018/64 K.

.

DAVANIN KONUSU :YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü

Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 20/03/2018 Tarih ve 2016/198 Esas - 2018/64 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, müvekkili adına tescilli 91/000502 sayılı "..." ibareli markanın bulunduğunu, davalı Şirketin ise 2015/15096 sayılı "..." ibareli marka başvurusunu yaptığını, müvekkilince bu başvuruya yapılan itirazın davalı Kurum tarafından reddedildiğini, alınan kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, nitekim davalı yana ait yine "..." ibareli 2011/101238 sayılı marka başvurusuna karşı aynı gerekçelerle dava açıldığını, yargılama neticesinde Ankara 2. FSHHM'nin 2013/219 E., 2015/349 K. sayılı kararı ile markanın hükümsüzlüğüne karar verildiğini, müvekkili markası ile dava konusu marka başvurusu arasında ayırt edilemeyecek derecede benzerlik olduğunu, davalı markasının, müvekkili markasının tamamını içerisinde barındıracak şekilde oluşturulduğunu, müvekkiline ait marka ile dava konusu markanın aynı mal ve hizmetleri kapsadığını, müvekkili markasının sektörde bilinirlik düzeyinin yüksek olduğunu, bu nedenle dava konusu markayı gören kimselerce markaların karıştırılacağını, ayrıca bu durumun TTK uyarınca haksız rekabet oluşturacağını, davalı tarafın kötü niyetli bir başvuruda bulunarak kanunu dolanmaya çalıştığını ileri sürerek, YİDK’in 2016-M-2884 sayılı kararının iptaline ve dava konusu markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı TÜRKPATENT vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet marka arasında iltibasa yol açacak düzeyde benzerlik bulunmadığını, davacının diğer iddialarının da yerinde olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Diğer davalı, davaya cevap vermemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davacıya ait "..." ibareli marka ile dava konusu "..." ibareli marka arasında 556 sayılı KHK’nın 8/1-b maddesi kapsamında iltibasa sebebiyet verebilecek düzeyde benzerlik olduğu ve 5. sınıf malların ilgili tüketici kitlesi algısında dahi iltibas ihtimalinin gerçekleştiği, dosya kapsamında sunulan emsal mahkeme kararlarının işbu dava yönünden güçlü delil mahiyetinde olduğu, davalı yan marka başvurusunun kötü niyetli olarak kabul edilebileceği gerekçesiyle YİDK iptal talebi yönünden davanın kabulü ile YİDK'in 2016-M-2884 sayılı kararının iptaline, dava konusu başvuru henüz tescil edilmediğinden hükümsüzlükle ilgili karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı TÜRKPATENT vekili, mahkeme kararının aksine Kuruma itiraz aşamasında ileri sürülen ve mesnet olduğu iddia edilen davacı markası ile başvuru konusu marka arasında görsel, işitsel ve kavramsal bakımdan herhangi bir benzerlik ve karıştırılma ihtimali bulunmadığını, ayrıca taraf markaları arasında benzerlik olduğunun kabulü mümkün olmamakla birlikte davaya konu malların ilaçlar olduğunu ve bu malların uzman tüketici olan doktor ve eczacılara hitap ettiğini, bu tüketiciler bakımından markalar arasında iltibas ihtimali olduğundan söz edilemeyeceğini, taraf markaları arasında görsel açıdan hiçbir benzerlik bulunmaması nedeniyle davalı markasının kötü niyetli olduğunun da söylenemeyeceğini, mahkeme kararında marka görseline yer verilmesinin farklı davaların doğmasına yol açabileceğinden, kararın bu nedenle de kaldırılması gerektiğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.

GEREKÇE :Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, "..." ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet "..." ibareli marka arasında 556 sayılı KHK'nın 8/1-b maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunduğu, nitekim aynı taraflar arasında görülen ve aynı ibareli markaların uyuşmazlık konusu olduğu bir başka davada da, markalar arasında iltibas bulunduğunun Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2017/726 Esas, 2018/6777 Karar sayılı kararı ile kabul edildiği, işbu davaya konu markanın tek farkının ise "..." ibaresinin Kiril alfabesi ile yazılması olduğu, ibarenin başka bir alfabe ile yazılmasının ise markayı farklılaştırmadığı, öte yandan hükümsüzlüğü talep olunan bir markanın, birebir aynısının başka bir alfabe ile yazılmış halinin başvuruya konu edilmesinin kötü niyetli olduğu, ilk derece mahkemesi kararında, dava konusu başvurunun orijinal yazım şekline yer verilmesinin şekil olarak değerlendirilemeyeceği, bu yöne ilişkin istinaf itirazlarının da yerinde bulunmadığı anlaşılmakla, davalı Türk Patent ve Marka Kurumu vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.

HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davalı Türk Patent ve Marka Kurumu vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davalı Kurum tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 615,40-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile kalan 116,60-TL bakiye harcın davalı Kurumdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davalı Kurum tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 17/09/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde TEMYİZ yolu açık olmak üzere karar verildi.

GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 17/09/2026

Başkan .

Üye .

Üye .

Katip .

Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/1630, K. 2026/1572, T. 17.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-1630-e-2026-1572-k-fa34744a0281