Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/22 E. 2026/219 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/22
- Karar No
- 2026/219
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 42. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/22 - 2026/219 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 42. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2026/22 KARAR NO : 2026/219
TÜR K MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP : İNCELENEN KARARIN: MAHKEMESİ : ANKARA 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 24/01/2020 ESAS-KARAR NUMARASI : 2018/313 E., 2020/22 K. DAVACI : VEKİLLERİ : Av. DAVALI : VEKİLİ : Av. DAVA : Tazminat KARAR TARİHİ : 21/10/2026 YAZIM TARİHİ : 21/10/2026
Yukarıdaki karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) 352 madde uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla, istinaf incelemesinin dosya üzerinde yapılmasına karar verilerek dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : Davacı vekili özetle: Müvekkili ...' nın 14/01/2014 tarihinde down sendorumlu olarak doğumunu yaptığı oğlu...... gebelik süresince takibinin davalı sigorta şirketine sigortalı Dr ... ... ... tarafından yapıldığını, adı geçen doktorun gerekli özen ve bildirim yükümlülüğünü yerine getirmediğinden, müvekkili...... down sendromlu doğmasına neden olduğunu, söz konusu durum nedeniyle müvekkillerinin büyük maddi ve manevi zararlara uğradıklarını belirterek ve fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak şimdilik; müvekkili...... için ömür boyu iş göremezlik, bakıcı gideri ve diğer maddi zararları için 1.000,00 TL, manevi zararı için 50.000,00 TL, yine diğer müvekkillerinin manevi zararları için 50.000,00 TL'şer den olmak üzere toplam 151.000,00 TL tazminatın dava tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile müvekkillerine ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili özetle: Dava tarihinin poliçe vadeleri içerisinde olmasının müvekkil şirketin sorumluluğu için yeterli olmadığını, dava öncesi sigortalıya bir başvuru olup olmadığının tespitinin gerektiğini, tıbbi standarda uygun bir müdahale yapılmasına rağmen, ortaya çıkabileceği tıp çevreleri tarafından kabul edilen ve her türlü tedbir alınmasına rağmen kaçınılmaz olarak meydana gelen zararların komplikasyon olarak tanımlandığını, tıp hukukunda hekimlerin sorumluluğunun kusura dayalı genel sorumluluk olduğundan, hekimin sorumluluğunun ancak kusurlu uygulama hatasından dolayı olabileceğini, komplikasyon dolayısıyla hekimin sorumlu tutulamayacağını, tıbbi müdahalelerde her an için zararlı bir neticenin meydana gelmesinin söz konusu olabileceğini, gerekli özen ve dikkat gösterilse bile meydana gelen olumsuz neticeler tıbbi müdahalelerin normal sapmaları, riskleri olarak değerlendirilmesi gerektiği, hekimin ancak gebelik sırasında bebeğin Down sendromlu olup olmadığının tespitini sağlamak amacıyla test önermekle yükümlü olduğunu, testin yaptırılmamasından doğan sonuçlardan sorumlu olmadığını, ayrıca bu testler yapılsa dahi down sendromu vardır ya da yoktur şeklinde kesin bir sonuca gidilmesinin de mümkün olmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince ".....Tüm dosya kapsamı dava , cevap , davacı anne ... ve küçük çocuk ... ... ın celp edilen hasta dosyaları ile uzman heyetten alınan hüküm vermeye yeterli bilirkişi raporu hep birlikte değerlendirildiğinde ; davacı annenin oğlu......'a gebeliği süresince davalıya sigortalı doktor tarafında takip edildiği, 15.08.2013 tarihinde yapılan kontrolünde dörtlü testin uygulandığı ve test sonucunda down sendromu riskinin yüksek olduğu saptanarak anneye amniyosentez önerildiği , yine 17.09.2013 tarihinde yapılan ayrıntılı ultrasonografi incelenmesi sonucunda da anneye amniyosentez önerildiği ancak annenin işlemi kabul etmediği , devam eden takiplerinde de bu testin önerildiği yapılmasını kabul etmediği hasta dosyasında yer alan epikrizler de anlaşılmıştır. Sigortalı doktor tarafından gebeliğin düzenli olarak takibinin yapıldığı , bebeğin down sendromlu olup olmadığı yönünde yapılabilecek tanı testlerinden olan amniyosentezin , dörtlü tarama testinin yüksek riskli çıkması üzerine ,ülkemizdeki olağan uygulama ve hasta hakları yönetmeliğine uygun olarak anneye sözlü olarak önerdiği fakat anne tarafından bu işlemin yapılmasına onay verilmediğinden, doktorun özen yükümlülüğüne aykırı bir davranışının vede meydana gelen sonuçta kendisine atfı kabil bir kusurun bulunmadığı tespit edildiğinden açılan davanın reddi ....." karar verilmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle: Bilirkişi raporunda sözle aydınlatmanın yeterli görülemeyeceği, sözlü beyanın değil yazılı delilin aranması gerektiği, hamileliğin sonlandırılmasının istenip istenmediğine dair araştırma yapılmadığı, yazılı onam aranmadan karar verilmesinin hatalı olduğu, down sendromu riskinin müvekkili özelinde yüksek çıktığının anlaşılmakta olduğu, doktorun aydınlatma yükümlülüğünü yerine getirmediği, keza sigorta şirketinin sorumlu tutulabilmesi için doktor kusurunun da gerekmediği, kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği nedenleriyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE: Dava, sigorta poliçesinden kaynaklanan tazminat taleplidir. Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK m. 355/1 gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davacı vekilinin istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden HMK 353/1.b.1 madde gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-)Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1.b.1 madde gereğince esastan reddine, 2-)Harçlar Yasası gereğince alınması gereken 732 TL istinaf harcından peşin alınan 59,30 TL'nın mahsubu ile bakiye 672,70 TL'nın davacıdan tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına, 3-)Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, kullanılmayan avansın karar kesinleştiğinde gideri içerisinden karşılanarak iadesine, 4-)HMK 359/4 madde gereğince kararın taraflara resen tebliğine; tebliğ, harç tahsil müzekkeresi yazılması ve gider avansı iadesi işlemlerinin Dairemiz tarafından yapılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK 361 madde gereğince tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde, kararı veren bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine yahut temyiz edenin bulunduğu yer bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine veya ilk derece mahkemesine verilebilecek bir dilekçe ile Yargıtay nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere, oybirliğiyle karar verildi.21/10/2026
Başkan
Üye
Üye
Katip