Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1707 E. 2026/190 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1707
- Karar No
- 2026/190
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 42. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/1707 - 2026/190 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 42. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2026/1707 KARAR NO : 2026/190
TÜR K MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN: MAHKEMESİ : ANKARA BATI 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 29/04/2026 ESAS-KARAR NUMARASI : 2025/1590 E., 2026/294 K.
DAVA : İflas
KARAR TARİHİ : 15/10/2026 YAZIM TARİHİ : 15/10/2026
Yukarıdaki karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) 352 madde uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla, istinaf incelemesinin dosya üzerinde yapılmasına karar verilerek dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : Davacı vekili özetle: Müvekkili şirketin kurulduğu tarihten bugüne kadar hiçbir şekilde borçlarını ödeyememe gibi bir durumla karşılaşmadığını, işletmenin kuruluşundan itibaren dürüst ve kanunlara uygun bir şekilde yönetildiğini, vergi, SGK ve özel borçları, isçi ücretleri her daim düzenli ve eksiksiz bir şekilde ödendiğini, şirketler ve işletmeler kuruluşundan beri hem ülke ekonomisine katkı sağladığını hem de onlarca kişiye doğrudan veya dolaylı olarak iş ve gelir kapısı açtığını, ancak son dönemlerde yaşanan ulusal ve uluslararası piyasalardaki dalgalanmalar, reel piyasalarda oluşan daralmalar, özellikle döviz kurlarındaki olağandışı artış ve yaşanan enflasyon sebebiyle müvekkili şirketlerin borçlarını ödeyememe tehlikesi ile karşı karşıya kaldığını, müvekkili işletmenin yapısı, geçmişi ve faaliyetleri göz önünde tutulduğunda konkordato projesinin başarıya ulaşma şansının kuvvetle muhtemel olduğunu, konkordato projesinin başarıya ulaşması halinde hem alacaklıların alacaklarına kavuşmak suretiyle mağdur edilemeyeceği, hem de olası iflasın önüne geçilerek kamusal anlamda da fayda sağlanmış olacağını, müvekkilinin iflas etmesi halinde alacağı imtiyazlı olmayan, alacağı karşısında rehin ve ipoteği bulunmayan hiçbir alacaklı alacağına kavuşamayacağı, hal böyle olunca konkordato ile alacaklıların eline geçecek alacak miktarı olası bir iflas halinde ellerine geçecek alacak miktarından fazla olacağı, müvekkili şirket tarafından bu hususun öncelikli olarak değerlendirildiğini ve iyi niyetli olarak alacaklıların haklarını düşünerek işbu konkordato başvurusunda bulunulduğunu belirterek, yararlarına geçici mühlet kararı verilmesini, akabinde de kesin mühlet kararı ve konkordatonun tasdiki kararı verilmesini talep etmiştir. Davanın hasımsız açıldığı anlaşılmıştır. İlk derece mahkemesince "...İİK'nun 292.maddesi gereğince kesin mühlet içerisinde konkordatonun başarıya ulaşma şansının olmadığı,bu arada davacı tarafın alacaklılar zararına hareket ettiği anlaşıldığından kesin mühletin kaldırılmasına ve şirketlerin borca batık olduğu anlaşıldığından davacı şirketler hakkında iflas kararı verilmiş ve davacının konkordato talebinin reddi ile iflasına..." karar verilmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle: 22.04.2026 tarihli komiser kurul raporunun yerel mahkemece göz ardı edilmiş olduğunu, yerel mahkemenin, 22.04.2026 tarihli komiser raporunu değerlendirme dışı bırakıp kararının gerekçesinde hiç bu rapora değinmemiş olduğunu, müvekkili şirketin konkordato sürecini başarıya ulaştıracağının 22.04.2026 tarihli komiser raporunda yer aldığını, dosyada müvekkilinin iflasına delil hiçbir belge olmadığını, hiçbir komiser raporunda müvekkilinin borca batık olduğu yönünde tespit yapılmadığını, talebin, iik m.309 itibarında mal varlığının terki suretiyle konkordato hükümlerine ilişkin olduğunu, müvekkili şirket hakkında İİK m.309 itibarında mezkûr konkordato talebinin en temelinde güncel mal varlığı değerinin hesaplanması hususu yer aldığını, müvekkili şirketin mal varlığına ilişkin güncel hiçbir değerledirme yapılmadan tesis edilen hükmün usule ve yasaya aykırı olduğunu ,yerel mahkeme hükmünde iflas kararı İİK m.292 itibarında, konkordato projesinin başarıya ulaşma şansının bulunmayışına ve davacının alacaklıları aleyhine hareket ettiğine dayandırılmışsa da bu dayanağa ilişkin hiçbir somut delilin dosyada bulunmadığını, yerel mahkeme dosyasına 28.04.2026 tarihinde sunulan beyan dilekçesi içeriğinde müvekkili şirketin borçlarının bir kısmının 3. kişi tarafından ödendiği ve ödenen bu miktarın borçtan düşülmesi gerektiğinin bildirilmiş olduğunu, yerel mahkemece mezkûr dilekçeye itibar edilmemiş, gerekli inceleme yapılmamış ve müvekkili şirketin iflasına karar verilmiş bulunduğunu, müvekkili şirket hakkında talep ettiği konkordato sürecinin sonunda borçların ödeneceği, alacaklıların alacaklarına kavuşacakları hesaplanmış , tüm hareketin de bu hesaplama üzerinden ilerletilmiş bulunduğunu, yerel mahkemenin, iflas kararını konkordato projesinin başarıya ulaşamayacağına ve müvekkilinin alacaklılarını zarara uğratmaya yönelik hareket ettiğine dayandırmışsa da bu yönlü tek bir somut delil dosyada bulunmadığını, Somut olayda ise işletmenin mali yapısı tamamen çökmemiş olduğunu, müvekkili hakkında verilen iflas kararının usulle yahut yasa hükmüyle açıklanabilir tarafı bulunmadığı ölçülülük ilkesiyle de bağdaşmadığını,borca batık olmayan, lehine olan rapor içerikleri değerlendirme dışı tutulan, mal varlığının güncel değeri dahi tespit edilmeksizin değerlendirmeler yapılan, İİK m.292 hükmünün işletilemez olduğunu, ölçülülük ilkesi göz ardı edilerek verilen yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talepleri nedenleriyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE: Dava, 2004 sayılı İİK'un 7101 sayılı yasa ile değişik 285 vd. maddeleri uyarınca konkordato (geçici mühlet kararı verilmesi, akabinde kesin mühlet kararı verilmesi ve neticesinde konkordatonun tasdiki) talebi ile ilgilidir. Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK m. 355/1 gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davacı vekilinin istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden HMK 353/1.b.1 madde gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-)Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1.b.1 madde gereğince esastan reddine, 2-)Harçlar Yasası gereğince alınması gereken 732 TL istinaf harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-)Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, kullanılmayan avansın karar kesinleştiğinde gideri içerisinden karşılanarak iadesine, 4-)HMK 359/4 madde gereğince kararın taraflara resen tebliğine; tebliğ, harç tahsil müzekkeresi yazılması ve gider avansı iadesi işlemlerinin Dairemiz tarafından yapılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK 361 madde gereğince tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde, kararı veren bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine yahut temyiz edenin bulunduğu yer bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine veya ilk derece mahkemesine verilebilecek bir dilekçe ile Yargıtay nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere, oybirliğiyle karar verildi.15/10/2026
Başkan
Üye
Üye
Katip