Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2022/1139 E. 2026/1275 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2022/1139
- Karar No
- 2026/1275
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
15.HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/1139
KARAR NO: 2026/1275
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: (KAPATILAN)... 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 30/11/2021
NUMARASI: 2017/228 Esas, 2021/1053 Karar
DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali
KARAR TARİHİ : 14/10/2026
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ :
Dava; taraflar arasındaki eser sözleşmesinden kaynaklanan iş bedelinin tahsili için davacı yüklenici tarafından başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali talebine ilişkin olup, mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı davalı iş sahibi vekili tarafından istinaf talebinde bulunulmuştur.
Davacı yüklenici vekili; davalı şirket ile davacının; kumaşı davalıya ait olan tekstil ürünlerinin belirlenen bedel üzerinden fason şeklinde dikilmesi amacıyla anlaştığını, taraflar arasında varılan anlaşma gereği fason tekstil ürünlerinin hazırlanıp tesliminden sonra iş karşılığı olan bedelin alınması için davalı şirkete faturalar düzenlenerek, teslim edildiğini, davacının fason olarak dikmiş olduğu bir kısım ürünlerin karşılığı faturaların çeşitli aralıklarla ödendiğini, ancak dava konusu faturanın ödenmediğini, belirterek; haksız ve mesnetsiz itirazın iptalini ve takibin devamını,davalıdan %20 tazminatın tahsilini, talep ve dava etmişlerdir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasında 09/12/2016 tarihinde fason dikim anlaşması imzalandığını ve kendisine yapılacak dikim için gerekli numuneler de verilerek nasıl bir ürün dikileceği ve ürünün özelliklerinin belirtildiğini, ancak davacının sözleşme gereği numuneye uygun olarak yapması gereken işi hatalı yaptığını ve numunede bulunan fermuarı yanlış yere diktiğini, bu durumun davacıya 09/01/2017 tarihinde bildirildiğini, bildirim yazısını davacının kendisinin imzaladığını, davacının yaptığı bu hatadan dolayı davalı ürünleri sipariş veren firmaya satamadığını, müşterinin bu haliyle ürünleri satın alamadığını, davacıya iade faturası düzenlenerek gönderildiğini, belirterek; davanın reddini, talep etmiştir.
Mahkemece 30.11.2021 tarihli karar ile; icra takibine konu faturanın davalının ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, bu faturadan sonra davalı şirket tarafından davacı muhatap alınarak düzenlenen 09/01/2017 tarihli yazıda; "... order no ve ... irsaliye nolu siparişteki ürünlerin bacak fermuar yönünün yanlış dikildiği görülmüştür. Üretim için atölyenize teslim edilen dosya, kalıp ve orjinal numunedeki tüm bilgi ve veriler fermuarların iç bacakta olması gerektiği yönünde olmasına rağmen, ürünlerin fermuarları dış bacağa dikilmiştir.
Müşteriden gelecek tüm talepler (indirim, yeniden üretim, tamir) tarafınıza yansıtılacaktır..." denmekte olup; her iki tarafın imzası ve kaşesinin mevcut olduğu, grafoloji alanında uzman bilirkişi aracılığıyla yapılan incelemede bu sözleşmede yer alan imzanın davacıya ait olmadığının tespit edildiği, yine bu sözleşmeye istinaden davalı tarafından davacı adına 18/01/2017 tarihinde reklamasyon açıklamalı 26.999,04-TL tutarlı faturanın düzenlendiği ve davalı kayıtlarına alındığı, davalı tarafından reklamasyon faturasının davacıya tebliğe çıkartıldığına ilişkin belgelerin incelenmesinde davacıya tebliğ edilip edilmediğinin tespit edilemediği, bu sebeple...A.Ş.'ye yazılan müzekkereye ... ... Müdürlüğü'nden gelen yanıtta gönderinin 06/03/2017 tarihinde davalıya iade edildiğinin bildirildiği, davalının ayıp ihbarına ilişkin sunmuş olduğu sözleşmedeki imza davacıya ait olmadığı gibi davalı tarafından ayıba ilişkin kesilen reklamasyon faturası ve buna ait gönderinin de davacıya tebliğ edilmediği, davalıya iade olduğu, ispat yükünü üzerine alan davalı tarafça iddialarının ispat edilemediği, davacı tarafından davalı şirketin icra takibi öncesi temerrüdü düşürüldüğüne dair dosyaya tevsik edici bir belge sunulmadığından; davacının işlemiş faiz talebinin kabul edilmediği, icra takibi faturadan kaynaklanan alacağın tahsiline yönelik olduğu, bu durumda açılan itirazın iptali davasında hüküm altına alınan alacak bilinebilir, bir başka deyişle likit olduğu, gerekçesi ile davanın kısmen kabulü ile; davalının .... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazın kısmen iptali ile takibin asıl alacak miktarı olan 13.503,62 TL üzerinden aynı koşullarda devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, davacı lehine 2.700,72 TL icra inkar tazminatına hükmedilerek bedelin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiştir.
Davalı vekili istinaf dilekçesi ile;
1-Davacının ticari defterlerini ibraz edemediğini,
2-Davalı tarafından düzenlenen faturanın, önce davalının işyeri adresine kargo ile gönderildiğini, teslim alınmaması üzerine de mernis adresine posta ile gönderildiğini, daha sonrada kendisine elden teslim edildiğini, tebligat yapılan adresler borçlunun işyeri ve mernis adresi olup tebligatın yapılamamasının; davacının kötüniyetini gösterdiğini,
3-Mahkemece yapılan incelemede; malın ayıplı olarak üretildiği kabul edilmekle beraber ispat yükünün davalıya ait olduğu değerlendirilmesinde bulunularak; davanın kabulüne karar verilmiş olsa da davacının ayıplı ürün imal ettiğinin ortada olduğunu, davacıya reklamasyon faturası düzenlenmesi ve yapılan diğer işlemlerin, ürünleri ayıplı olarak kabul etmediğini açık bir gösterdiğini, belirterek; yerel mahkeme kararının kaldırılması için istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Uyuşmazlık; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 470. ve devamı maddelerinde düzenlenen eser inşaat sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı yüklenici, davalı ise iş sahibidir.
Taraflar arasında; yazılı eser sözleşmesi bulunmasa da eser sözleşmesi ilişkisi bulunmaktadır.
Davacı yüklenici; davalı için tekstil ürünleri dikip teslim ettiğini, buna ilişkin faturayı da tebliğ ettiğini, bir kısım ödemeyi yaptığını ancak bakiye kısmı ödemediği için başlattığı icra takibine de haksız olarak itiraz ettiğini belirterek; itirazın iptalini talep ve dava etmiş, davalı iş sahibi vekili; davacı yanın diktiği ürünlerin hatalı olduğunu, bunu 09.01.2017 tarihinde kendisine bildirdiğini hatta bu bildirimi davacının da imzaladığını, ürünleri sipariş veren firmaya satamadığını, davacıya iade faturası gönderdiğini belirterek; davanın reddini talep etmiş, mahkemece; icra takibine konu faturanın davalının ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, bu faturadan sonra davalı şirket tarafından davacı muhatap alınarak düzenlenen 09/01/2017 tarihli yazıda; "... order no ve ... irsaliye nolu siparişteki ürünlerin bacak fermuar yönünün yanlış dikildiği görülmüştür.
Üretim için atölyenize teslim edilen dosya, kalıp ve orjinal numunedeki tüm bilgi ve veriler fermuarların iç bacakta olması gerektiği yönünde olmasına rağmen, ürünlerin fermuarları dış bacağa dikilmiştir. Müşteriden gelecek tüm talepler (indirim, yeniden üretim, tamir) tarafınıza yansıtılacaktır..." denmekte olup; her iki tarafın imzası ve kaşesinin mevcut olduğu, grafoloji alanında uzman bilirkişi aracılığıyla yapılan incelemede bu sözleşmede yer alan imzanın davacıya ait olmadığının tespit edildiği, yine bu sözleşmeye istinaden davalı tarafından davacı adına 18/01/2017 tarihinde reklamasyon açıklamalı 26.999,04-TL tutarlı faturanın düzenlendiği ve davalı kayıtlarına alındığı, yapılan araştırma ile iade faturasının tebliğ edilemediğinin anlaşıldığı, davalının ayıp ihbarına ilişkin sunmuş olduğu sözleşmedeki imza davacıya ait olmadığı gibi; davalı tarafından ayıba ilişkin kesilen reklamasyon faturası ve buna ait gönderinin de davacıya tebliğ edilmediği, ispat yükünü üzerine alan davalı tarafça iddialarının ispat edilemediği, davacı tarafından davalı şirketin icra takibi öncesi temerrüdü düşürülmediği, alacağın fatura ile likit olduğu, gerekçesi ile davanın kısmen kabulü ile; işlemiş faiz dışlanarak; asıl alacak miktarı kabul edilerek; itirazın kısmen iptali ile takibin asıl alacak miktarı olan 13.503,62 TL üzerinden aynı koşullarda devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, davacı lehine 2.700,72 TL icra inkar tazminatına karar verilmiştir.
Somut olayda; davacı yüklenicinin bakiye alacağını talep ettiği, davalının ise ürünlerde ayıp olduğunu ve davacının bir bildirim ile bu ayıbı kabul ettiğini, faturayı iade ettiğini savunduğu, mahkemece taraflar arasındaki sözleşmede ki davacı yan imzası için grafoloji uzmanından alınan rapor ile 09.12.2016 tarihli sözleşmede ki imzanın davacı yükleniciye ait olmadığının tespit edildiği, her ne kadar davalı yan tarafından dosyaya sunulan 09.01.2017 tarihli bildirimde davacı yan ayıbı kabul ettiği bu belgeyi imzalamış gibi görünse de bu belge deki imzanında asıl sözleşmede davacı yan tarafından imzası inkar edilen sözleşmedeki aynı imzanın kullanılmış olduğu, bu imzanın da iğfal kabiliyetine haiz olmadığı ve çıplak gözle dahi davacı yan tarafından atılmış bir imza olmadığının anlaşıldığı, kaldı ki davacı vekilin 2. celse de hem sözleşme hem de ayıba ilişkin belge için imza inkarında bulunduğu, davalı yanın borca itiraz dilekçesinde ürünlerin hatalı olması sebebi ile müşterinin reklamasyon faturası kestiği ve ürünleri fiyat tenzili ile satabildiğini belirtirken, iş bu davaya cevap dilekçesinde ise ürünleri satamadığını belirttiği, davalı yanın bu iki savunmasının dahi birbiri ile örtüşmediği ve ispat yükünü üzerine alan davalının savunmasını ispat edemediği anlaşıldığından; mahkemece yazılı gerekçe ile işlemiş faiz kısmı davalı temerrüde düşürülmediğinden dışlanarak ve asıl alacak kısmı kabul edilerek; davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru olmuştur.
Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-(KAPATILAN)... .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin .../11/2021 tarih ve 2017/... Esas, 2021/... Karar sayılı kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan REDDİNE,
2- Alınması gereken 732,00 TL nisbi istinaf karar harcından davalı tarafça peşin olarak yatırılan 230,61TL harcın mahsubu ile bakiye 501,39 TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
3-Davalı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA,
4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 14/10/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.