Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1871 E. 2026/162 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/1871
Karar No
2026/162
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 42. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/1871 - 2026/162 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 42. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2026/1871 KARAR NO : 2026/162

TÜR K MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI

BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP :

İNCELENEN KARARIN: MAHKEMESİ : ANKARA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 14/04/2026 ESAS-KARAR NUMARASI : 2025/555 E., 2026/289 K. DAVACI : VEKİLİ : Av. DAVALILAR : 1- : 2- VEKİLİ : Av. : 3- DAVA : Alacak KARAR TARİHİ : 15/10/2026 YAZIM TARİHİ : 15/10/2026

Yukarıdaki karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) 352 madde uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla, istinaf incelemesinin dosya üzerinde yapılmasına karar verilerek dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : Davacı vekili özetle: Hizmet alım işini ihale yasalarının ilgili maddeleri gereğince davalı şirketlerin üstlendiğini, davalı şirketler bünyesinde çalışan işçilerden ...'in işten ayrıldığını, dava dışı işçiye 99.495,04 TL ödeme yapıldığını, ihale evrakı ve sözleşmeler gereğince davalı şirketlerin çalıştırdıkları dönemlere ilişkin işçi alacaklarından sorumlu oldukları iddiası ile kurum alacağının ödeme tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalı şirketlerden tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili özetle: Sorumluluğun asıl işveren konumunda olan davacıda olduğunu, davacının müvekkilinin hakedişinden bu gerekçe ile kesinti yapması nedeni ile takas mahsup savunmasında bulunduklarını sorumlu olabileceklerini savunarak açılan davanın reddini talep etmiştir. Diğer davalılar usulüne uygun davetiye tebliğine rağmen cevap dilekçesi sunmamıştır. İlk derece mahkemesince ".....Davacı idare ile davalılar arasında asıl işveren-alt işveren ilişkisi mevcut olup, davacı asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak İş Kanunu’nun 2/6 maddesinde belirtildiği şekilde, alt işverenle birlikte müteselsilen sorumlu olacağı, ancak bu sorumluluğun dış ilişki itibariyle (dava dışı işçiye karşı) müseselsilen sorumluk niteliğinde olduğu, asıl ve alt işveren arasındaki ilişkide ise iş hukukunun değil, Borçlar Kanunu ve sözleşme hukukunun esas alınacağı, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 167. (Mülga Borçlar Kanunu’nun 146.) maddesinde düzenlenen, “Aksi karalaştırılmadıkça veya borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinden anlaşılmadıkça, borçlulardan her biri, alacaklıya yapılan ifadan, birbirlerine karşı eşit paylarla sorumludurlar. Kendisine düşen paydan fazla ifada bulunan borçlunun, ödediği fazla miktarı diğer borçlulardan isteme hakkı vardır,” şeklindeki hükümde de, müteselsil borçlulardan her birinin alacaklıya yapılan ifadan birbirlerine karşı genel olarak eşit paylarla sorumlu oldukları ve ancak bunun aksinin kararlaştırılabileceğinin açıkça belirtildiği, tarafların serbest iradeleri ile düzenlemiş oldukları sözleşme hükümleri kendilerini bağlayacağından, dış ilişkide kanundan doğan teselsül gereğince borcu ödemiş olan müteselsil borçlunun, ödediği miktarın iç ilişkide borcun nihai yükümlüsü olan borçludan rücuen tahsilini talep edebileceği anlaşılmıştır. İşçiye ödenen kıdem tazminatının tamamından işçiyi çalıştırdıkları dönemle orantılı olarak yükleniciler işverene karşı sorumludurlar (Yargıtay 6. HD 2021/1763 esas 2021/2455 karar sayılı ilamı). İşçilik alacakları ödenen işçinin; yüklenici işçisi olması, sözleşme ücretine işçinin ücret ve sosyal haklarının dahil olması, işverenin işçilik alacaklarından sorumlu olacağına dair sözleşmede bir hüküm bulunmaması hususları nazara alındığında davacı işverenin işçiyi çalıştıran yüklenicilerden ödediği bedeli ve ferilerinin tamamını talep etme hakkı bulunduğunun kabulü gerekeceğinden (Yargıtay 6. HD 2021/876 esas 2021/1507 karar sayılı ilamı) ve taraflar arasındaki sözleşmede açık hüküm bulunmasa dahi, bedeli önceden kararlaştırılan iş yönünden, işçilerinin işçilik alacaklarından, iç ilişkide davalı yanın sorumlu olduğunun kabulü gerekeceği değerlendirilmiştir (Ankara BAM 23. HD 2018/2185 esas 2022/562 karar sayılı ilamı). 7573 sayılı yasanın 6. maddesi ile 4857 sayılı İş Kanununa eklenen geçici 12. maddede "10/9/2014 tarihli ve 6552 sayılı İş Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması ile Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına Dair Kanunun 8 inci maddesinin yürürlüğe girdiği 11/9/2014 ile 15/10/2019 tarihi arasında (bu tarihler dahil) 4734 sayılı Kanunun 62 nci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi uyarınca imzalanan ihale sözleşmeleri kapsamında alt işverenler tarafından çalıştırılan işçilere kamu kurum ve kuruluşları tarafından yapılan kıdem tazminatı ödemelerinden alt işverenlere rücuya konu tutarların söz konusu ihale sözleşmeleri kapsamında geçen kısmının tahsilinden vazgeçilir. Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla birinci fıkra kapsamında kamu kurum veya kuruluşları tarafından alt işverene rücu edilmek üzere yürütülen davalarda, birinci fıkra uyarınca tahsilinden vazgeçilen kısım için ihtilafın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına hükmedilir, yargılama gideri ve vekâlet ücreti taraflar üzerinde bırakılır. İcra takiplerinde tahsilinden vazgeçilen kısma ilişkin olarak harç alınmaksızın düşme kararı verilir, takip giderleri ile vekâlet ücreti taraflar üzerinde bırakılır. Ancak, bu kapsamda alt işverene rücu edilerek takip ve tahsil edilmiş olan tutarlar, alt işverenler lehine hiçbir şekilde alacak hakkı doğurmaz ve tahsil edilmiş tutarlar iade edilmez.” hükmü düzenlenmiştir. 4734 sayılı yasanın 62/1-e bendinin yollamasıyla 5018 sayılı yasa kapsamındaki 5018 sayılı yasaya ekli (1), (2), (3), (4) sayılı cetvellerde sayılan kuruluşlar arasında davacı bulunmadığından bu kanun değişikliğinin eldeki dosyada uygulanamayacağı değerlendirilmiştir. Yukarıda açıklandığı üzere, hükme esas alınan hesap uzmanı bilirkişi tarafından düzenlenen kök rapor uyarınca dava dışı işçinin davalılar nezdinde çalıştığı dönem itibari ile hesaplanan bedelin tamamının rücu edilebileceği kanaati ile davanın kısmen kabulüne karar vermek gerekmiş, davalılar daha önce temerrüte düşürülmediğinden dava tarihi itibari ile (Ankara BAM 23. HD 2018/2070 esas 2019/1481 karar sayılı, Ankara BAM 4. HD 2019/132 esas 2021/334 karar sayılı ilamı) davalılar....." karar verilmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Bilirkişi raporunun hatalı olup hükme esas alınmaması gerektiği, sorumluluğun davalı tarafa yüklenmesi gerektiği, davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği nedenleriyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Davalı ... ... A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde özetle: İşçilik alacaklarından davacı tarafın sorumlu tutulması gerektiği, kabul anlamına gelmemekle birlikte yarı yarıya sorumluluk yüklenebileceği, müvekkilinin verdiği teminatın gelir olarak kaydedildiği ancak hesapta düşülmediği, davacı tarafın işçileri sözleşmeye aykırı olarak çalıştırdığı, davanın reddine karar verilmesi gerektiği nedenleriyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE: Dava, hizmet sözleşmesi uyarınca ödenen işçilik alacaklarının rücuen tahsili taleplidir. Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK m. 355/1 gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davacı vekili ile davalı ... ... Ltd.Şti. vekilinin istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden HMK 353/1.b.1 madde gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-)Davacı vekili ile davalı ... ... Ltd.Şti. vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1.b.1 madde gereğince esastan reddine, 2-a)Harçlar Yasası gereğince alınması gereken 732 TL istinaf harcı peşin alındığından harç alınmasına yer olmadığına, b)Harçlar Yasası gereğince alınması gereken 6.737,45 TL istinaf harcının davalı ... ... Ltd.Şti.'nden tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına, 3-)Taraflarca istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin taraflar üzerinde bırakılmasına, kullanılmayan avansın karar kesinleştiğinde gideri içerisinden karşılanarak iadesine, 4-)HMK 359/4 madde gereğince kararın tebliği, harç tahsil müzekkeresi yazılması ve gider avansı iadesi işlemleri ile 302/5 madde gereğince kesinleşme kaydı ve kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin ilk derece mahkemesi tarafından yapılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK 362/1.a madde gereğince miktar itibari ile kesin olmak üzere, oybirliğiyle karar verildi. 15/10/2026

Başkan

Üye

Üye

Katip

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/1871, K. 2026/162, T. 15.10.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-1871-e-2026-162-k-55b74c41c324