Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/2101 E. 2026/1730 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/2101
Karar No
2026/1730
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/2101 - 2026/1730 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2024/2101 KARAR NO : 2026/1730 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 07/07/2022 NUMARASI : 2021/265 E. - 2022/230 K.

DAVANIN KONUSU : Marka YİDK Kararının İptali ve Hükümsüzlük

Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 07/07/2022 Tarih ve 2021/265 Esas - 2022/230 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı Türk Patent ve Marka Kurumu vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, müvekkili şirkete ait "..." ibareli tescilli markaların bulunduğunu, davalının 2020/02982 başvuru numaralı "..." ibareli marka başvurusunda bulunduğunu, dava konusu marka başvurusuna itirazlarının YİDK tarafından emsal kararlar ile çelişir şekilde reddedildiğini, başvuru markasının müvekkili şirket markaları ile aynı ve ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu, müvekkil şirketin '"..." ibareli markalarının 03 / 05 / 16 / 29 / 30 / 31 ve 32. sınıflarda tescil ettirdiğini, müvekkili şirket tanınmışlığından kaynaklı olarak davalıya avantaj sağlayacağını ve müvekkili şirket markasının zayıflamasına yol açabileceğini, davalının dava konusu marka başvurusunda kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, YİDK'nın 2021-M-5481 sayılı kararının iptaline, 2020/02982 sayılı markanın sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı Türk Patent ve Marka Kurumu vekili, Kurum kararının yerinde olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Diğer davalı vekili, müvekkili şirketin "..." markası olmak üzere diğer tescilli markalarıyla ticari faaliyetlerini sürdürdüğünü, davacı şirketin "..." markasının 2013 yılından beri perakende satış yerlerinde çoğunlukla ayçiçek ve mısır yağı ürünlerinde kullanıldığını, müvekkili şirketin "..." markasının ilk tescilinin davacının perakende satış sektörüne girmesinden çok önce 2003/21368 sayılı marka ile gerçekleştiğini, anılan markanın emtia türünün 29. sınıf olduğunu ve müvekkili şirketin ana faaliyet konusunu oluşturan "bitkisel "yağ" sektörüyle ilgili olarak koruma altında olduğunu, bu anlamda müvekkili şirketin kazanılmış hakka sahip olduğunu, davacı şirketin markaların seri marka imajı doğuracağı, "..." markası kullanılarak "..." markasının yaratıldığı ve iltibas oluşturduğu iddialarının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, müvekkili şirketin markasını oluştururken davacı şirket markasından ve tanınırlığından faydalanmadığını, davacının kötü niyet iddiasının dayanaksız olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, dava konusu marka bir bütün olarak "..." ibaresinden oluşurken, davacıya ait markaların ise "..." esas unsurundan oluştuğu, taraf markaları arasında ayniyet veya ayırt edilemeyecek derecede benzerlik bulunmamakla birlikte, "..." ibaresini ortak olarak içermeleri karşısında taraflara ait markaların görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzer olduğu, başvuruda yer alan gerek "..." ibaresinin, işitsel, görsel, kavramsal ve ortalama tüketicide bırakacağı genel algı itibariyle başvuruyu redde dayanak markadan ayırt etmeye yetmediği, zira davalının da ifade ettiği üzere ”..." İbaresinin İngilizce'de "yağ" anlamına gelen "..." kelimesine çağrışım yaptığı, dolayısıyla tüketicinin markada yer alan "..." ibaresine yoğunlaşacağı, ortalama tüketicinin genel izleniminde yer edecek olan ibarenin başvuru ve redde gerekçe olarak gösterilen markalarda "..." ibaresi olarak ortaya çıktığı, davacı markalarında yer alan diğer kelime ve şekil unsurlarının tali unsur niteliği taşıdığı ve ortalama tüketici algısını değiştirmeye yetmeyeceği, var olan farklılıkların ortalama tüketici veya yararlanıcıların büyük çoğunluğu tarafından ilk bakışta veya yararlanma süresi içerisinde algılanmasının mümkün bulunmadığı, tarafların emtia sınıflarında yer alan ve ayniyet taşıyan emtia grubunun gıda emtialarından oluştuğu, bu ürün grubunun sıklıkla satın alınan ürünlerden olup satın alma sürelerinin nispeten kısa olduğu değerlendirildiğinde tüketicilerin taraf markalarını karıştırabileceği, davacıya ait markaların esas unsurunu oluşturan "..." ibaresinin anlamının tüketicilerce bilinmesi ihtimalinin düşük olması nedeniyle özgün ve ayırt ediciliğinin ve tüketici nezdinde akılda kalıcılığının yüksek olduğu, davalı başvurusunun davacının tescilli seri markaları arasına sızmış bulunduğu, bu hâlin öteden beri kullanılan davacı markalarının tüketiciler nazarında tesis ettiği imajın transferi sonucunu doğuracağı, davalıya ait dava konusu marka başvurusu ile davacıya ait markaların benzer olduğu ve aralarında karıştırılma ihtimali bulunduğu, davacı markasının tanınmışlığının ispatlanamadığı, davalının önceki tarihli markasına binaen müktesep hakkının bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, YİDK'ın 2021/M-5481 sayılı kararının tüm mal ve hizmetler yönünden iptaline, davaya konu 2020/02982 sayılı markanın tüm mal ve hizmetler yönünden hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı Türk Patent ve Marka Kurumu vekili istinaf başvuru dilekçesinde, Kurum kararının yerinde olduğunu ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

GEREKÇE : Dava, marka YİDK kararının iptali ve hükümsüzlük istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, taraf markalarında ortak olarak "...” ibaresini içerdiği, "...” kelimesi, davacı tarafça türetilmiş bir marka olmamakla birlikte, taraf markalarında ayniyet taşıyan 29. sınıf emtialar ile ilişkilendirilebilecek/bağlantı kurulabilecek bir kelime olmadığından "...” ibaresinin ayırt ediciliği yüksek bir marka olduğu, dava konusu "..." ibareli marka başvurusu ile davacının itirazına mesnet "..." asıl unsurlu marka arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunduğu, zira itiraza mesnet markanın tek ve asli unsuru olan "..." ibaresinin, dava konusu marka başvurusuna eklenen "..." ibaresinin itiraza mesnet markadan farklılaşmasını sağlayacak düzeyde ayırt edici bulunmadığı, keza davalı başvuru sahibinin de kabul ettiği üzere İngilizce'de "yağ” anlamı taşıyan ”..." kelimesini çağrıştırdığı ve "yağ” emtiasında kullanıldığının bilindiği, davalının önceki tarihli markasına binaen müktesep hakkının bulunmadığı anlaşılmakla, davalı Kurum vekillerinin istinaf başvurularının esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.

HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davalı Türk Patent ve Marka Kurumu vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davalı Türk Patent ve Marka Kurumu vekili tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 427,60-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 304,40-TL'nin davalı Kurumdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davalı Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 09/10/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.

GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 09/10/2026

Başkan

Üye

Üye

Katip

Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2024/2101, K. 2026/1730, T. 09.10.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-2101-e-2026-1730-k-1cde621b49d4