Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2023/2770 E. 2026/2097 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2023/2770
- Karar No
- 2026/2097
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
9.HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
ESAS NO:2023/2770
KARAR NO:2026/2097
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ:(Kapatılan)İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
KARAR TARİHİ:06/12/2022
NUMARASI:2021/388 Esas - 2022/880 Karar
DAVA:İtirazın İptali
KARAR TARİHİ:14/10/2026
Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... plaka nolu minibüsün müvekkili şirket nezdinde trafik sigortalı olduğunu, 05.01.2018 günü saat 23.50 sularında davalının alkollü olarak sevk ve idaresinde bulunan ... plakalı araç ile dava dışı ... plaka nolu araç arasında maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, trafik kazası tespit tutanağına göre ... plaka nolu minibüs sürücüsünün %100 oranında kusurlu olduğunun tespit edildiğini, kazadan 25 dakika sonra yapılan alkol muayenesinde davalı sürücünün 0.36 peomil alkollü olduğunun tespit ettiğini, eksper incelemesi sonucu dava dışı ... plaka nolu araçta KDV dahil 14.868,45-TL hasar tespit ettiğini ve bu bedel ödendiğini, trafik sigortası genel şartlarına göre müvekkili şirketin sigortalısına rücu hakkı bulunduğunu, başlatılan takibe itirazın haksız olduğunu belirterek davanın kabulüne itirazın iptali ve takibin devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı asil cevap dilekçesi sunmamıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "Davanın reddine" karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Yerel Mahkeme dosyası kapsamında düzenlenen kusur raporunda sigortalıya atfedilen kusur oranının kabulünün mümkün olmadığını, dava konusu kazanın, sigortalı araç sürücüsünün aldığı alkolün etkisi ile meydana geldiği açık olduğundan rücu şartlarının oluştuğunu, ticari araç sürücülerinin alkollü olarak trafiğe çıkmalarının tümüyle yasaklandığını, davalı aleyhine işleyecek olan faizin müvekkili şirket'in ödeme yaptığı tarihten itibaren başladığını, davalı aleyhine alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.Dava, maddi hasarlı trafik kazası nedeniyle sigorta şirketi tarafından ödenen hasar bedelinin sigortalısından rücuen tahsili istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.Dosya kapsamından davalılara trafik sigorta poliçesini temin eden davacı sigorta şirketi, sigortalı... plakalı araç ile ... plakalı araç arasında 05/01/2019 tarihinde meydana gelen trafik kazası nedeniyle zarar gören 3. Kişiye yapılan ödemenin ... sigortalı sigortalı iki araç sürücüsünün de yasal sınırlar üzerinde alkollü olması sebebiyle teminat kapsamında olmadığını iddia ederek ödemenin tahsili için davalı sigortalı aleyhine başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptaline ilişkindir....'de sigortacının rücu hakkı, TTK’nın 1301/2. maddesi, 2918 sayılı KTK'nın 95/2. maddesi ile ... poliçesi genel şartlarında düzenlemeye tabi tutulmuştur. Davaya konu kazanın meydana geldiği tarih itibariyle yürürlükte olan Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının B.4.d maddesinde, tazminatı gerektiren olay, işletenin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin veya motorlu aracın hatır için karşılıksız olarak verildiği kişilerin uyuşturucu veya keyif verici maddeler almış olarak aracı sevk ve idare etmeleri esnasında meydana gelmiş veya olay yukarıda sayılan kişilerin alkollü içki almış olmaları nedeniyle aracı güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş bulunmalarından ileri geliyorsa, sigortacının sigorta ettirene rücu hakkı olduğu açıklanmıştır.Hasarın teminat dışı kalabilmesi için kazanın meydana geliş şekli itibariyle sürücünün salt (münhasıran) alkolün etkisi altında kaza yapmış olması gerekmektedir. Diğer bir anlatımla, sürücünün alkollü olması tek başına hasarın teminat dışı kalmasını gerektirmez. Üstelik, böyle bir durumda hasarın teminat dışı kaldığını ispat yükü, 6762 sayılı TTK'nun 1281. maddesi hükmü gereğince sigortacıya düşmektedir. Hasarın teminat dışı kalabilmesi için kazanın meydana geliş şekli itibariyle sürücünün salt (münhasıran) alkolün etkisi altında kaza yapmış olması gerekmektedir. Diğer bir anlatımla, sürücünün alkollü olması tek başına hasarın teminat dışı kalmasını gerektirmez. Üstelik, böyle bir durumda hasarın teminat dışı kaldığını ispat yükü, 6762 sayılı TTK'nun 1281. maddesi hükmü gereğince sigortacıya düşmektedir.
Yargıtay HGK'nun 11.05.2011 tarih, 2011/17-182 Esas ve 2011/294 Karar sayılı kararında da "... taraflar arasındaki Poliçenin Genel Şartlarına göre sigortacının rücu hakkının doğumu için kazanın salt (münhasıran) alkolün etkisiyle meydana gelmiş olması gerekmektedir; tek başına sürücünün alkollü olması sigortacıya rücu hakkı vermez. Aracı sürenin, alkolün tesiri altında olup, güvenli sürme yeteneğini kaybetmiş olması halinde, meydana gelen kazanın sürücünün alkollü oluşunun bir sonucu olması gerekir. 6098 sayılı TBK’nun 74. maddesine (818 Sayılı BK’nun 53. maddesi) göre hakim, zarar verenin kusurunun olup olmadığı, ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken, ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi ceza hakimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı değildir. Aynı şekilde, ceza hakiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da hukuk hakimini bağlamaz. Buna göre, hukuk hakimi kural olarak ceza hakiminin belirlediği kusur oranı ile bağlı değil ise de kesinleşen maddi olgu ile bağlıdır (H.G.K. 06.02.2002 gün 2002/19-16, 2002/47 sayılı kararı). ".Somut uyuşmazlıkta; hükme esas alınan heyet bilirkişi raporuna göre... plakalı sigortalı araç sürücüsünün % 75, ... plakalı araç sürücüsünün % 25 kusurlu oldukları bildirilmiştir. İlk Derece Mahkemesince kusurun belirlenmesi için alınan bilirkişi raporunda kaza tespit tutanağı, aracın hasarlı parçaları dikkate alınarak değerlendime yapıldığı, bu durumda bilirkişi raporunun, ayrıntılı, gerekçeli, denetime elverişli, kazanın oluş şekli ve dosya kapsamına uygun olduğu anlaşıldığına göre Mahkemece bu bilirkişi raporunun hükme esas alınmasında usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından davalı vekilinin kusur raporuna ilişkin istinaf itirazı yerinde değildir. Kaza sırasında davalı sigortalı araç sürücüsünün alkollü olduğu saptanmış ise de yukarıda açıklanan ilkeler ışığında, sürücünün alkollü olması yalnız başına hasarın teminat dışı kalmasını gerektirmez. Kazanın salt alkolün etkisiyle oluşması ve kazanın meydana gelmesinde başka etmenlerin bulunmaması gerekir. Bilirkişi heyetince düzenlenen bilirkişi raporunda kusur yönünden yapılan incelemede alkollü sürücü dışında karşı araç sürücüsünün de kazanın gerçekleşmesinde kusurlu olduğu, ... poliçesi kapsamında ödeme yapan davacı sigorta şirketinin sigorta genel şartları ve Karayolları Trafik Kanunu'nun 95/2.maddesi uyarınca ödediği tazminatı sigortalıdan rücu etme hakkı doğmadığı anlaşıldığından yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş olmasında isabetsizlik bulunmamaktadır.Bu nedenlerle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
KARAR:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
1-Davacı vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 732,00 TL harçtan peşin alınan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 552,10 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına,
4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına,
5-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere, oy birliği ile karar verildi.14/10/2026