İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2021/615 E. 2026/784 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2021/615
- Karar No
- 2026/784
- Karar Tarihi
T.C. ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2021/615 Esas KARAR NO : 2026/784 DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 27/10/2021 KARAR TARİHİ : 14/10/2026
Mahkememizde görülmekte bulunan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda, DAVA: Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin, inşaat işi ile iştigal olduğunu, diğer müvekkili ile ihaleye girmek üzere adi ortaklık kurulduğunu, ... ve ... ilinde alınan ihaleler ile ilgili olarak; ... ili için... adi ortaklığı, ... ilindeki ihale işi için ... ile adi ortaklık kurulduğunu, ... ilindeki ihale işini müvekkili ... Şti yapıp teslim etmiş ve... ile olan adi ortaklığı feshettiğini, ayrıca bu iş için...'e vermiş olduğu ihale takibine ilişkin Antalya .... Noterliğinin ... tarihli ... Yevmiye Numaralı Vekaleti iş bittiği için azlettiğini, müvekkil şirket, ... ... ... Mah. ... ... ihale işi için ... ile kurmuş olduğu adi ortaklığın ihale işlerini de yürütebilmek için ...'deki ihale işi ile ilgili sınırlı olmak üzere azil tarihinden 3 ay sonra tekrar...'e Antalya .... Noterliğinin ... tarihli ... Yevmiye numaralı vekaleti ile vekil tayin ettiğini, dava dışı..., bir süre sonra hukuk dışı yollara başvurmuş, şirket içerisinde usulsüzlüklerinin tespit edildiğini, dava dışı... azledildikten sonra kötü niyetli olarak müvekkilinin tanımadığı, mal almadığı ve müvekkil şirket ile hiçbir ilgisi olmayan kişilere karşı geçmiş tarihli senet vermeye başladığını, söz konusu senetlerin üzerine de malen veya nakden ibaresi eklendiğini, söz konusu senetlerdeki lehtarlar, müvekkile iş yapmamış, malzeme vermemiş ve para alışverişi olmamasına rağmen ve dava dışı...'in yetkisiz olduğunu bilmelerine rağmen senetleri icraya koyduklarını, ... ... 'e verilen vekaletnamede senet imzalamaya dair bir yetkisi de olmadığını, dava dışı... müvekkillerini bile bile zarara uğtarmak için işbu senetleri bedelsiz olarak hiçbir nakit para ya da mal almadan tanıdığı 3.kişilere imzalayarak verdiğini, zira müvekkillerinin kurmuş oldukları adi ortaklık şirket kayıtlarında işbu senetle ilgili olarak hiçbir kayıt olmadığını, takibe konu edilen senedin de bunlardan bir tanesi olduğunu, hatta müvekkiline karşı başlatılan diğer sahte senetlerden bir tanesi olan Antalya Genel İcra Müdürlüğünün .../... Esas sayılı dosyada lehtar olarak gösterilen kişi...'in öz yeğeni ... ... olduğunu, ayrıca dosyada alacaklı vekiline vekalet takibin yapıldığı gün çıkarıldığını, işbu davaya konu senette alacaklı olan davalı ... ... ... olduğunu, bu kişinin ...-TL verecek maddi gücü olmadığı gibi şirkete de böyle bir para girişi olmadığını, ... ... ve davalı bile bile müvekkili zarara uğratmak için müvekkiline karşı icra takibi başlattıklarını, ... CBS .../... sayılı dosyası ile soruşturmanın da devam ettiğini, tüm açıklamalar ile birlikte...'in azledildikten sonra geçmiş tarihli senet keşide etmesine müteakip müvekkil şirket hakkında ihtiyati hacizler, kambiyo senedine mahsus icra takipleri art arda gelmeye başladığını, bu kapsamda müvekkili şirket hakkında Antalya Genel İcra Müdürlüğünün .../... Esas sayılı dosyada icra takibi başlatılmış olup, takibin konusunün ... tanzim, ... vade tarihli ...-TL'lik senet olduğunu, takibe konu olan senetteki imzanın müvekkili şirkete (yetkililerine) ait olmadığı gibi senette yazıldığı gibi şirkete herhangi bir nakit veya mal girişi de olmadığını, davalının, müvekkili şirkete ...-TL nakit para vermediğini, zira buna ilişkin herhangi bir belgenin de şirket kayıtlarında bulunmadığını, senedin tam anlamıyla bir sahtecilik ürünü olduğunu, müvekkili şirket aleyhine art arda 4 adet sahte senet icraya konularak zarar görmesi amaçlanarak kötü niyetli bir şekilde hareket edildiğini belirterek açıklanan tüm bu nedenlerle müvekkillerinin Antalya Genel İcra Dairesinin .../... Esas sayılı dosyasında borçlu olmadıklarının tespiti ile davalı tarafın kötü niyetli olması sebebiyle davalının kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet alacağının davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacını bu davayı açmakta hukuki menfaati bulunmadığını, zira davacı, Antalya .... İcra Hukuk Mahkemesi nezdinde .../... Esas sayılı dosyası ile imza itirazında bulunduğunu, Antalya .... İcra Hukuk Mahkemesi, yapacak olduğu inceleme sonucu, açılan davaya konu senedi ve senetten ötürü borçluluk sıfatını araştıracak olup; yapacağı inceleme sonucu İcra ve İflas Kanunu hükümleri uyarınca takip hakkında karar vereceğini, anılan dosyadan, takip hukuku kapsamında verilecek karar sonucu, mahkemeniz nezdinde açılan davanın da konusunun kalmaması ihtimali bulunduğundan, davanın açıldığı tarih itibari ile davanın açılmasında davacıların menfaati bulunmadığını, kambiyo senedi sebepten mücerret olup imzalandığı anda geçerli bir borç ilişkisi kurulmuş olduğunu, davacının, davasına dayanak gösterdiği diğer icra takipleri, dava dışı... ile diğer takip dosyalarındaki alacaklılar arasındaki ilişkiler, akrabalık bağları ve benzeri durumlar, işbu dava dosyasını ilgilendirmemekle birlikte, davalı müvekkil, .../... Esas sayılı dosya ile takibe konulan senetten ötürü davacı şirketten alacaklı olduğunu, dava dışı... ile davalı müvekkil arasında, herhangi bir muvazaalı ilişki bulunmadığı gibi, sebepten mücerret borç ifasına karine teşkil eden senetten ötürü borçlu bulunmadığını, senedin bile bile borçlu zararına iktisap edildiğini ispatlama sorumluluğunun davacıda olduğunu, kambiyo senedi sebepten mücerret borç ifasına karine teşkil etmekte olup; davalı müvekkil senetten ötürü davacıdan alacaklı bulunduğunu, davacı adi ortaklık senetten ötürü davalıya borçlu bulunduğunu belirterek tüm bu nedenlerle öncelikle davanın menfaat şartı yokluğundan reddine, bu talebin reddi halinde davanın esastan reddine, davacının %20'den aşağı olmamak kaydıyla tazminata hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet alacağının davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Antalya ... . İcra Hukuk Mahkemesinin ... /... Esas sayılı dosyası sureti dosyamız arasına alınmıştır. Antalya ... . Noterliğine yazılan müzekkereye cevap verilmiştir. Antalya ... . Ağır Ceza Mahkemesi ... /... Esas sayılı dosyası sureti dosyamız arasına alınmıştır. Antalya Kurumlar Vergi Dairesine, ... ... . Noterliğine yazılan müzekkerelere verilen cevaplar dosya arasına alınmıştır. Antalya CBS ... /... sayılı dosyası sureti dosyamız arasına alınmıştır. Antalya ... . Ağır Ceza Mahkemesinin ... /... Esas sayılı dosyası sureti dosyamız arasına alınmıştır. Sosyal Güvenlik Kurumuna yazılan müzekkereye verilen cevap dosya arasına alınmıştır. Antalya ... . Asliye Ticaret Mahkemesinin ... /... Esas sayılı dosyası sureti dosyamız arasına alınmıştır. Antalya ... . Asliye Ticaret Mahkemesinin ... /... Esas sayılı dosyası sureti dosyamız arasına alınmıştır. Antalya CBS ... /.... soruşturma dosyası sureti dosyamız arasına alınmıştır. Taraflara usulüne uygun meşruhatlı davetiyeler tebliğ edilmiş, taraf teşkili sağlanmıştır. Antalya Genel İcra Müdürlüğü'nün .../... Esas sayılı takip dosyası uyap sistem üzerinden celp edilerek dosyamız arasına alınmıştır. Antalya .... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih, .../... Esas, .../... Karar sayılı ilamının istinaf incelemesinden geçerek ... tarihinde davalı yönünden kesinleştiği, davalının hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma ve resmi belgede sahtecilik suçlarından mahkumiyetlerine karar verildiği görülmüştür. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE: Dava, İİK 72/3 maddesi gereğince icra takibinden sonra açılan menfi tespit istemine ilişkindir. Davacı tarafça takibe dayanak bononunu sahteliğinin ve azledildikten sonra yetkili olmamasına rağmen dava dışı... tarafından davacılar adına adi ortaklık adına keşide edildiğinin iddia edildiği görülmüştür. Davacı tarafça ... tanzim ... vade tarihli ... TL bedelli bononun sahteliğinin iddia edilerek borçlu olunmadığı, azledildikten sonra yetkili olmamasına rağmen dava dışı... tarafından davacılar adına adi ortaklık adına keşide edildiğinin iddia edildiği; davalı tarafça cevap dilekçesinde takibe konu senedin illetten mücerret olduğu, senede ilişkin icra mahkemesinde imza itirazında bulunulduğunu, dava dışı...'in şirketi temsile ve senet keşidesine yetkili olduğunu, davanın reddi geretiğini beyan etmişlerdir. Davalı ve dava dışı... hakkında takibe konu senede ilişkin Antalya .... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih, ... /... Esas, ... /... Karar sayılı ilamı ile, davalı .... ... ... hakkında davaya konu senede ilişkin hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma ve resmi belgede sahtecilik suçlarından; dava dışı...'in davaya konu senede ilişkin hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma ve resmi belgede sahtecilik suçlarından mahkumiyetlerine karar verildiği, istinaf incelemesinden geçerek ... tarihinde kesinleştiği görülmüştür. Mahkememizce incelenmesi gereken hususun senedin sahte olup olmadığı, buna göre davacının borçlu olup olmadığı hususlarına ilişkin olduğu anlaşılmıştır. Ceza mahkemesinin maddi nedensellik bağını (illiyet ilişkisi) tespit eden kesinleşmiş hükmünün hukuk hâkimini bağlamasına, TBK'nın 74. maddesi bir engel oluşturmaz. Yargıtayın yerleşik uygulamasına ve öğretideki genel kabule göre maddi olgunun tespitine ilişkin ceza mahkemesi kararı hukuk hâkimini bağlar. Ceza mahkemesinde bir maddi olayın varlığı ya da yokluğu konusundaki kesinleşmiş kabule rağmen aynı konunun hukuk mahkemesinde yeniden tartışılması olanaklı değildir (HGK’nın 15.06.2022 tarihli ve 2019/10-111 E., 2022/948 K. sayılı ilamı). Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 12/11/2019 tarih 2015/10-2868 Esas, 2019/1159 Karar sayılı emsal kararında; "...ceza mahkemesi kararlarının hukuk davasına etkisi, başka deyişle ceza mahkemesinin hangi kararlarının hukuk mahkemelerini bağlayacağı konusu üzerinde durulmasında yarar bulunmaktadır. Ceza mahkemesi kararlarının hukuk mahkemesine (davasına) etkisi, hukukumuzda mülga 818 sayılı Borçlar Kanununun (BK) 53. maddesinde (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 74. maddesi) düzenlenmiş olup; hukuk hâkimi, ceza mahkemesinin kesinleşmiş kararları karşısında ilke olarak bağımsız kılınmıştır. Bu ilke, ceza kurallarının kamu yararı yönünden bir yasağın yaptırımını; aynı uyuşmazlığı kapsamına alan hukuk kurallarının ise kişi ilişkilerinin medeni hukuk alanında düzenlenmesi ve özellikle tazmin koşullarını öngörmesi esasına dayanmaktadır. 818 sayılı BK’nın “Ceza Hukuku İle Medeni Hukuk Arasında Münasebet” başlıklı 53. maddesinde; “Hâkim, kusur olup olmadığına yahut haksız fiilin faili temyiz kudretini haiz bulunup bulunmadığına karar vermek için ceza hukukunun mesuliyete dair ahkamiyle bağlı olmadığı gibi, ceza mahkemesinde verilen beraat kararıyla da mukayyet değildir. Bundan başka ceza mahkemesi kararı, kusurun takdiri ve zararın miktarını tayin hususunda dahi hukuk hâkimini takyit etmez.” hükmü yer almaktadır (6098 sayılı TBK’nın 74. maddesi de aynı düzenlemeyi içermektedir) . Bu açık hüküm karşısında, ceza mahkemesince verilen, beraat kararı, kusur ve derecesi, zarar tutarı, temyiz gücü ve yükletilme yeterliği, illiyet gibi esasların hukuk hâkimini bağlamayacağı konusunda duraksama bulunmamaktadır. Hemen belirtilmelidir ki, hukuk hâkiminin yukarıda açıklanan bu bağımsızlığı sınırsız değildir. Gerek öğretide ve gerekse Yargıtay’ın yerleşmiş içtihatlarında, ceza hâkiminin tespit ettiği maddi olaylarla ve özellikle “fiilin hukuka aykırılığı” konusu ile hukuk hâkiminin tamamen bağlı olacağı kabul edilmektedir. Diğer bir anlatımla, maddi olayları ve yasak eylemlerin varlığını belirleyen ceza mahkemesi kararı, taraflar yönünden kesin delil niteliğini taşır (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.01.975 tarihli ve 1971/T-406 E, 1975/1 K. sayılı kararı; 23.01.1985 tarihli ve 1983/10-372 E, 1985/21 K. sayılı kararı; 27.04.2011 tarihli ve 2011/17-50 E, 2011/231 K. sayılı kararı; 06.06.2018 tarihli ve 2017/15-248 E, 2018/1175 K. sayılı kararı). Vurgulamakta yarar vardır ki, hukuk usulü bir şekil hukukudur. Davanın açılması, itirazların ileri sürülmesi, tanıkların ve diğer delillerin bildirilmesi belirli süre koşullarına bağlı kılındığı gibi, ikinci tanık listesi verilememesi, iddia ve savunmanın genişletilmesi yasağı gibi, yargılamanın süratle sonuçlandırılması gayesi ile belirli kısıtlamalar getirilmiştir. Bunun sonucunda, hukuk hâkimi şekli gerçeği arayacak, maddi gerçek öncelikli hedef olmayacaktır. Ancak ceza hâkimi bunun tersine öncelikli hedef olarak maddi gerçeğe ulaşmaya çalışacaktır. O hâlde ceza mahkemesinin maddi nedensellik bağını (illiyet ilişkisi) tespit eden kesinleşmiş hükmünün hukuk hâkimini bağlamasına, 818 sayılı BK’nın 53. maddesi bir engel oluşturmaz (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16.09.1981 tarihli ve 1979/1-131 E, 1981/587 K sayılı kararı). Yargıtay’ın yerleşik uygulamasına ve öğretideki genel kabule göre, maddi olgunun tespitine ilişkin ceza mahkemesi kararı hukuk hâkimini bağlar. Ceza mahkemesinde bir maddi olayın varlığı ya da yokluğu konusundaki kesinleşmiş kabule rağmen, aynı konunun hukuk mahkemesinde yeniden tartışılması olanaklı değildir..." şeklinde belirtilmiştir. Mahkememizce davacının sahtecilik iddiasına ilişkin olarak, hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma ve resmi belgede sahtecilik suçlarından yapılan yargılamanın sonucu bekletici mesele yapılmış ve bu dava sonucunda davalı ve dava dışı... hakkında verilen mahkumiyet kararının yukarıda belirtildiği şekilde kesinleştiği görülmüştür. Yukarıda belirtilen açıklamalar ve emsal içtihat doğrultusunda mahkememizce yapılan değerlendirmede, davalı dolandırıcılık ve sahtecilik iddialarına dayalı olarak aleyhine yapılan takipte borçlu olmadığının tespitine ilişkin Antalya Genel Müdürlüğünün .../... Esas sayılı takip dosyasında borçlu olmadığının istemi ile açtığı davada, hukuk hakiminin ceza mahkemesindeki kesinleşmiş vakıalarla bağlı olduğu olgusu dikkate alındığında, davalı ve dava dışı... hakkında hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma ve resmi belgede sahtecilik suçlarının işlenmesi suretiyle bononun tanzim edildiği, dolayısıyla takibe konu senedin sahte olduğu hususunun ispatlandığı anlaşıldığından menfi tespit isteminin kabulüne karar vermek gerekmiştir. İİK 72/5. Maddesinde "Dava borçlu lehine hükme bağlanırsa derhal takip durur. İlamın kesinleşmesi üzerine münderecatına göre ve ayrıca hükme hacet kalmadan icra kısmen veya tamamen eski hale iade edilir. Borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırşa, talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir. Takdir edilecek zarar, haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olamaz." şeklinde belirtilmiş olup; takibin bonoda lehtar olan davalı tarafından başlatıldığı, davalının sahte senet ile takip başlattığı ve ceza mahkemesinde sahtecilik suçundan mahkumiyetine karar verildiği görülmekle, haksız ve kötü niyetli olarak takip başlatıldığının kabulü ile davacı lehine alacağın % 20'si oranında hesaplanan ... TL kötü niyet tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar vermek gerekmiş açıklanan gerekçelerle aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Ayrıntıları yukarıda açıklandığı üzere; DAVANIN KABULÜNE; 1-Davacının Antalya Genel İcra Müdürlüğünün .../... Esas sayılı takip dosyasına dayanak ... tanzim tarihli, ... vade tarihli ... TL bedelli bono ve fer’ileri yönünden BORÇLU OLMADIĞININ TESPİTİNE, 2-İİK.’nun 72/5. Maddesi gereğince takibe dayanak bono bedelinin %20’si oranında hesaplanan ... TL kötü niyet tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya VERİLMESİNE, 3-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken ... TL harçtan peşin olarak yatırılan ... TL harcın mahsubu ile eksik kalan ... TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 4-Davacı tarafça dava açılışta yatırılan ... TL harcın davalıdan alınarak davacılara verilmesine, 5-Davacı tarafça yapılan davetiye, posta masrafı, vb. yargılama gideri toplamı ... TL'nin davalıdan alınarak davacılara verilmesine, 6-Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan ... TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine, 7-Taraflarca yatırılan gider avansından kullanılmayan bakiye kısmın HMK 333. maddesi gereğince karar kesinleştikten sonra taraflara iadesine, Dair davacı vekili ve davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık yasal süresi içerisinde Antalya Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 14/10/2026
Katip ... e-imza
Hakim ... e-imza