Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/768 E. 2026/1616 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/768
- Karar No
- 2026/1616
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2024/768 KARAR NO : 2026/1616
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 28/02/2024 NUMARASI : 2021/150 E. 2024/175 K. DAVANIN KONUSU : Menfi Tespit KARAR TARİHİ : 15.10.2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 15.10.2026
İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 28/02/2024 tarih 2021/150 E. 2024/175 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA : Davacı vekili, müvekkili aleyhine İzmir 15. İcra Dairesi 2017/4441 ve 2017/1587, İzmir 17.İcra Dairesi 2016/16288, 2016/15114, 2016/12739, 2016/12231, 2016/10829, 2016/8921, 2016/5564, 2016/4559, 2020/1005 E sayılı dosyaları ile kambiyo senetlerine mahsus yol ile icra takipleri başlatıldığını, takiplerin kesinleştiğini, takip konusu senetlerdeki imzaların müvekkiline ait olmadığını, bu nedenle alacaklı görünen davalıya borcu bulunmadığının tespiti ile takip konusu alacağın %20'sinden aşağı olmayacak şekilde kötü niyet tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP:Davalı vekili, görevli mahkemenin Asliye Hukuk mahkemeleri olduğunu ödeme emirlerinin borçlu/ davacıya tebliğ edilmiş olup, yasal süresi içerisinde itirazda bulunulmadığından takiplerin kesinleştiğini, davacının iddialarında haksız ve kötü niyetli olup, konunun esasında müvekkili ile olan ticari ilişkisinin boyutunu gayet iyi bildiği halde huzurdaki davayı ikame ederek borçlarını tahsil etme sorumluluğunu yok saydırmaya çabaladığını belirterek, davanın reddi ile, takip konusu miktarın %20'sinden az olmamak üzere İcra inkar tazminatına hükmedilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafından bonolardaki imza inkar edildiğinden davacının imza örnekleri alınarak ve ilgili kurumlardan getirtilen belge asılları üzerinde inceleme yapılmak suretiyle Aydın Jandarma Kriminal Laboratuvar Amirliği tarafından düzenlenen rapora göre davaya konu senettler üzerinde davacı adına atılan imzaların davacı eli ürünü olmadığının anlaşıldığı, dolayısıyla davacı tarafça imzalanmamış bonolardan davacının sorumluluğuna gidilemeyeceği gerekçesiyle davanın kabulüne, davacının İzmir 15. İcra Dairesi'nin 2017/4441 Esas, İzmir 17. İcra Dairesi'nin 2016/16288 Esas, 2016/15114 Esas, 2016/12739 Esas, 2016/12231 Esas, 2016/10829 Esas, 2016/8921 Esas, 2016/5564 Esas, 2016/4559 Esas, 2020/1005 Esas sayılı dosyalarında davacının davalıya borçlu olmadığının tespiti ile davacı yönünden icra takiplerinin iptaline, İzmir 17. İcra Dairesi'nin 2016/8921 Esas sayılı dosyasında davacı tarafça davalıya ödenen 5.583,54 TL'nin ve İzmir 17. İcra Dairesi'nin 2016/10829 Esas sayılı dosyasında davacı tarafından davalıya ödenen 498,75 TL'nin davalıdan istirdadı ile davacıya verilmesin karar verilmiştir. Karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ:Davalı vekili, mahkemece sadece senet altındaki imza incelemesi ile yetinerek karar verildiğini, dosyaya sunulan irsaliyeli faturaların yok sayıldığını, karı-koca arasında vekalet ilişkisi bulunup bulunmadığına dair herhangi bir araştırma yapılmadığını, vekalet ilişkisine dair ne Noterler Birliğinden ne de Bankalardan sunulmuş bir vekalet bulunup bulunmadığına dair müzekkere yazılmadığını, bu şekilde eksik inceleme ile karar verildiğini, sadece çekin altındaki imza değil, ayrıca çeke konu asıl alacağın varlığının da araştırılması gerektiğini, cevap dilekçesinde sunulan fatura ve ... çalışanları tarafından imzalanan sevk irsaliyesi ile senetlere konu temel alacak ilişkisinin ispatlandığını, söz konusu irsaliyelerinin davacının sahibi olduğu ekmek fırını çalışanları tarafından imzalanarak teslim alındığını, yani teslim olgusunun ispatlandığı gibi senetlerde malen kaydı da bulunduğunu, senetlerin düzenlenme sebebi olan faturalı un satışı teslim evrakları ile ispatlandığı ve davacının borcu olduğunun ortaya çıktığını, işletme davacı adına kayıtlı olup, unları teslim alan çalışanların da onun işçisi olduğunu, yerleşik yargıtay içtihatları gereği işetmenin resmi sahibinin borçtan sorumlu olduğunu, yine dava konusu İzmir 17. İcra Dairesi'nin 2016/10829 E. sayılı icra dosyasına davacı tarafından toplamda 5.583,54 TL ödeme yapıldığını, yani davacının borcun kendisine ait olduğunu bildiğini ancak, borçtan kurtulmak için iş bu davayı açmakta kötü niyetli olduğunu, karı-koca arasında sözlü adi ortaklık ilişkisi bulunduğunu, davacının eşi ....’nun da imza örnekleri alınarak inceleme yapılması gerektiğini, senetlerdeki imzaların adi ortaklık içerisinde birlikte işlettikleri ya davacının ya da eşi ....'un imzası olduğunu, karı-koca faaliyet gösterdikleri ancak resmiyette davacı üzerine kayıtlı olan bu iş yerinde, çek/senet tanzimlerinin ... . tarafından yapılmasısının adi ortaklık şeklinde işlettikleri fırının borçlarından davacıyı kurtarmayacağını belirtmiştir. GEREKÇE : Dava, İİK'nun 72. Maddesi uyarınca icra takibine konu bonoların sahteliği iddiasına dayalı menfi tespit istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. Somut olayda, davalı tarafından davacı aleyhine İzmir 15. İcra Dairesi 2017/4441 ve 2017/1587, İzmir 17. İcra Dairesi 2016/16288, 2016/15114, 2016/12739, 2016/12231, 2016/10829, 2016/8921, 2016/5564, 2016/4559, 2020/1005 E sayılı dosyalarıyla kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla icra takibi başlatıldığı, takip dayanağı bonolardaki imzaların davacıya ait olmadığının iddia edildiği, bu şekilde davacı tarafça icra takibine konu bonoların sahteliği iddiasına dayanılarak menfi tespit talebinde bulunulduğu, mahkemece davacının imzası yönünden ATK Fiziki İhtisas Dairesi'nce düzenlenen raporda muhtemel sonuç belirtildiğinden ve kesinlik ifade etmediğinden Aydın Jandarma Kriminal Laboratuvarından imza incelemesine ilişkin rapor alındığı, söz konusu rapora göre icra takibine konu bonolar üzerinde yer alan imzanın davacının eli ürünü olmadığı tespit edildiğinden mahkemece davanın kabulüne ve icra tehdidi altında ödenen bedellerin istirdadına karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı değerlendirilmiştir. Toplanan tüm delillere, dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları delilere göre, hükme esas alınan bilirkişi raporundaki tespit ve değerlendirmelerin dosya kapsamına uygun olmasına, raporun denetime ve hüküm kurmaya elverişli olmasına, söz konusu imza incelemesine ilişkin rapora göre icra takibine konu bonolar üzerinde yer alan imzanın davacının eli ürünü olmadığı tespit edilmiş olmasına, mahkemece uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, hükmün dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, ilk derece mahkemesince verilen kararda bir hukuka aykırılık bulunmamakla, istinaf itirazlarının yerinde olmadığı değerlendirilerek, yerinde görülmeyen istinaf itirazlarının HMK'nun 353/1-b.1 maddesi gereğince reddine karar verilmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı yönünden istinaf karar harcı olan 3.761,01-TL'den peşin alınan 940,25-TL'nin mahsubu ile bakiye 2.820,76-TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf başvurusu nedeniyle davalının yaptığı giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.15/10/2026