Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/755 E. 2026/1621 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/755
Karar No
2026/1621
Karar Tarihi

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2024/755 KARAR NO : 2026/1621

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : MANİSA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 31/01/2024 NUMARASI : 2023/127 Esas - 2024/64 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 15/10/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 15/10/2026

Taraflar arasındaki davadan dolayı Manisa Asliye Ticaret Mahkemesinin 31/01/2024 tarih 2023/127 Esas 2024/64 Karar sayılı hükmün istinaf yoluyla Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için üye .... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının müvekkili şirkette 01.02.2006 tarihinde vardiya sorumlusu olarak çalışmaya başladığını, yaş dışındaki emeklilik koşullarını sağlaması nedeniyle 30.03.2021 tarihli ihtarnameyle iş sözleşmesini feshettiğini ve hak ettiği tazminatların ödendiğini, taraflar arasındaki iş sözleşmesi ve rekabet yasağı sözleşmesiyle davalının işten ayrılmasından itibaren 36 ay süreyle müvekkiliyle aynı iş kolunda kendi adına iş kurmamayı, rakip firmada çalışmamayı ve ortak olmamayı üstlendiğini, aykırılık halinde 50.000 ABD Doları ile son brüt aylık ücretinin 150 katı cezai şart ve oluşan zararların ödenmesinin kararlaştırıldığını, davalının fesih ihtarnamesinde de bu yükümlülüğü kabul ettiğini, işten ayrıldıktan sonra aynı sektörde faaliyet gösteren... A.Ş. ile ....A.Ş. bünyesinde çalışmaya başladığını, müvekkilinin müşteri çevresi ve reçine üretimine ilişkin ticari sırlarına vakıf olup edindiği bilgi ve tecrübeyi rakip şirkette kullandığını ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla doğmuş zarar ve mahrum kalınan kâr da dahil olmak üzere şimdilik 100.000,00-TL alacağın ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; uyuşmazlıkta iş mahkemelerinin görevli olduğunu, davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, rekabet yasağında coğrafi sınırın belirlenmediğini, üç yıllık sürenin kanuna aykırı olduğunu, yalnız işçi aleyhine kararlaştırılan cezai şartın geçersiz ve miktarının aşırı olduğunu, sözleşmenin çalışma özgürlüğünü ve ekonomik geleceğini ortadan kaldırdığını, müvekkilinin emeklilik koşullarını sağlayarak kendi işini kurmak amacıyla ayrıldığını ancak ekonomik koşullar nedeniyle bunu gerçekleştiremediğini, yaklaşık sekiz ay çalışmadıktan sonra ..... A.Ş.'de punta kaynak operatörü olarak asgari ücretle çalıştığını, ailesinin ve üniversite öğrencisi kızının ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla daha sonra .....'da işe başladığını, önceki işyerinde ticari sırlara ulaşabilecek konumda olmadığını, herhangi bir sır açıklamadığını, yalnız mesleki birikimine uygun işte çalıştığını, davacının zarar görmediğini savunarak davanın öncelikle usulden, aksi halde esastan reddine karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalının davacıya ait işyerinde 01.02.2006-31.03.2021 tarihleri arasında çalıştığı, 09.08.2022 tarihinde dava dışı .... A.Ş.'de işe başladığı, 01.02.2006 tarihli iş sözleşmesinin gizlilik ve rekabet yasağına ilişkin maddesinde 50.000 ABD Doları cezai şart öngörüldüğü, 01.08.2006 tarihli rekabet yasağı, gizlilik ve ticari sır saklama sözleşmesinde ise yasağın 36 ay süreyle Manisa ve çevresi ile davacının ticari faaliyette bulunduğu illeri ve aynı faaliyette bulunan fabrika ve şirket merkezlerini kapsadığı, aykırılık halinde son brüt ücretin 150 katı cezai şart kararlaştırıldığı, vardiya sorumlusu olarak çalışan davalının müşteri ve üretim sırlarına erişebilecek konumda olduğunun ve işverene önemli zarar verme ihtimalinin kanıtlanamadığı, genel mesleki bilgilerin rekabet yasağıyla korunamayacağı, 04.01.2024 tarihli bilirkişi raporunda davacı şirketin faaliyet kârlarının davalının ayrılmasından sonra da artmaya devam ettiğinin belirlendiği ve zararının ispatlanamadığı, üç yıllık sürenin iki yıllık sınırı aştığı, coğrafi kapsamın tüm Türkiye'yi kapsar nitelikte olup işçinin ekonomik geleceğini hakkaniyete aykırı biçimde güçleştirdiği, cezai şart tutarlarının da davalının ücreti ve ekonomik durumuna göre yüksek olduğu, bu nedenlerle rekabet yasağının geçersiz bulunduğu gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir. Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ : Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davalının fesih ihtarnamesinde rekabet yasağını ve aykırılığın sonuçlarını bildiğini kabul ettiğini, özel durum ve koşullarda iki yılı aşan rekabet yasağı kararlaştırılabileceğini, mahkemece bu hususta araştırma yapılmadığını, kapsamı, süresi veya miktarı aşırı bulunan yasağın hakim tarafından sınırlanması gerekirken sözleşmenin tümüyle geçersiz kabul edildiğini, işin niteliği ve faaliyetlerin yaygınlığının incelenmediğini, davalının aynı iş kolundaki ve yer itibariyle yakın rakip şirkette çalışmaya başladığını, vardiya sorumlusu olarak müşteri çevresini ve reçine üretim süreçlerini öğrendiğini, cezai şart talebi bakımından fiilî zararın kanıtlanmasının gerekmediğini, şirketin genel kârının artmasının müşteri ve kazanç kaybı bulunmadığını göstermeyeceğini,.... A.Ş.'ye yapılan reçine satışlarının davalının ayrılmasından sonra azalmasına karşılık ....ın bu şirkete satışlarının arttığını, müşteri kaybı ve mahrum kalınan kâr iddialarının yeterince araştırılmadığını istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir. GEREKÇE : Dava, işyerinden ayrılan işçinin rekabet yasağı sözleşmesini ihlali sebebi ile cezai şart ve tazminat alacağının tahsili istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. Somut olaya uygulanması gereken 6098 sayılı TBK’nın 444/1. maddesi; “Fiil ehliyetine sahip olan işçi, işverene karşı, sözleşmenin sona ermesinden sonra herhangi bir biçimde onunla rekabet etmekten, özellikle kendi hesabına rakip bir işletme açmaktan, başka bir rakip işletmede çalışmaktan veya bunların dışında, rakip işletmeyle başka türden bir menfaat ilişkisine girişmekten kaçınmayı yazılı olarak üstlenebilir” hükmünü haizdir. Buna göre rekabet yasağı sözleşmesinden söz edilebilmesi için ilk olarak işçinin fiil ehliyetine sahip olması ve iş sözleşmesinin kurulması sırasında veya iş ilişkisi devam ederken işçinin sözleşmenin sona ermesinden sonra rekabet etmeyeceğine ilişkin bir hükmün yazılı olarak iş sözleşmesine konulması veya bu konuda ayrı bir sözleşmenin (rekabet yasağı sözleşmesi) yapılması gerekmektedir. Öğretide rekabet yasağı sözleşmesi, işçinin iş ilişkisi içinde işverenin müşterilerine nüfuz etmesi yahut iş sırlarına vakıf olması nedeniyle hizmet sözleşmesi sona erdikten sonra belirli bir faaliyet alanında belirli bir coğrafi bölgede ve belirli bir zaman dilimi içerisinde işçinin işverenle rekabet teşkil eden davranış içerisine girmesini yasaklayan sözleşmeler olarak tanımlanmaktadır. Rekabet etmeme taahhüdünü içeren bu sözleşmeyle işçi işverene karşı hizmet sözleşmesinin bitiminden sonrasına yönelik olarak menfi bir yükümlülük, bir yapmama borcu altına girmektedir. Başka bir deyişle rekabet yasağı sözleşmesi ile işçinin ekonomik faaliyet özgürlüğüne ve ekonomik geleceğine kısmen dahi olsa sınırlama getirilmektedir (Sabah Altay, Türk Borçlar Kanunu Hükümlerine Göre İşçi ile İşveren Arasında Yapılan Rekabet Yasağı Sözleşmesi, Mühf-Had, C.14, sy.3, s.179 vd.). Rekabet yasağı sözleşmesinin yapıldığı sırada işçi fiil ehliyetine sahip değilse, yazılı şekil şartına uyulmamışsa, işçinin, işverenin müşteri çevresi, üretim sırları veya işyerinde yapılan işler hakkında bilgi edinme olanağı bulunmuyorsa ya da işverene önemli bir zarar verme ihtimali yoksa rekabet yasağı sözleşmesi geçersiz olmakla birlikte esasen fiil ehliyetine sahip işçi tarafından yazılı olarak yapılan rekabet yasağı sözleşmesinin geçerli olabilmesi için iki temel şartın daha birlikte yer alması gerekir. (Yargıtay HGK'nın 2024/11-568 esas ve 2025/526 karar sayılı ilamı) Rekabet yasağı sözleşmesinin geçerliliğinin ilk şartı, işverenin bu sözleşme nedeniyle korunmaya değer haklı bir menfaatinin bulunmasıdır. Zira rekabet yasağının getirilmesindeki amaç, işçinin işyerinde öğrendiği üretim sırlarını veya işverenin işleri hakkındaki bilgisini iş ilişkisi sona erdikten sonra işverenle rekabet edecek tarzda kullanmasının önüne geçilmesidir. Bu husus 6098 sayılı TBK’nın 444/2. maddesinde “Rekabet yasağı kaydı, ancak hizmet ilişkisi işçiye müşteri çevresi veya üretim sırları ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânı sağlıyorsa ve aynı zamanda bu bilgilerin kullanılması, işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikteyse geçerlidir” şeklinde ifade edilmiştir. Buna göre korunmaya değer haklı bir menfaatinin söz konusu olabilmesi için, işçinin işverenin üretim sırları, yaptığı işler ve müşteri çevresi hakkında bilgi edinme olanağının bulunması ve bunun sonucunda işvereni önemli bir zarara uğratma ihtimalinin olması gerekir. Dolayısıyla rekabet yasağına ilişkin sözleşmelerin geçerli olabilmesi için iş ilişkisinin işçiye, “müşteri çevresi” veya “üretim sırları” ya da “işverenin yaptığı işler” hakkında bilgi edinme imkânını sağlamasının yanında, aynı zamanda bu bilgilerin kullanılması hâlinde işvereni önemli nitelikte bir zarara uğratabilecek mahiyette olması aranmaktadır. Ancak, rekabet yasağı ihlalinden bahsedilebilmesi için zararın fiilen gerçekleşmesi gerekli olmayıp, yakın ve önemli bir zarar ihtimalinin varlığı da yeterli olmaktadır. Geçerliliğin ikinci şartı ise, işçinin ekonomik geleceğinin tehlikeye düşürülmemiş olmasıdır. Zira sınırsız ve ucu açık bir rekabet yasağının, işçinin çalışma özgürlüğünü ortadan kaldıracağı ve işçinin geçim kaynağı olan emeğini istihdam piyasasına sunamaması sonucunu doğuracağı açıktır. Bu hususta 6098 sayılı TBK’nın 445/1. maddesinde “Rekabet yasağı, işçinin ekonomik geleceğini hakkaniyete aykırı olarak tehlikeye düşürecek biçimde yer, zaman ve işlerin türü bakımından uygun olmayan sınırlamalar içeremez ve süresi, özel durum ve koşullar dışında iki yılı aşamaz” şeklinde düzenlenme mevcuttur. Bu düzenleme, aynı maddenin ikinci fıkrasında hakime tanınan sınırlama yetkisiyle birlikte değerlendirilmelidir. Öte yandan 6098 sayılı TBK’nın 445/2. maddesindeki “Hâkim, aşırı nitelikteki rekabet yasağını, bütün durum ve koşulları serbestçe değerlendirmek ve işverenin üstlenmiş olabileceği karşı edimi de hakkaniyete uygun biçimde göz önünde tutmak suretiyle, kapsamı veya süresi bakımından sınırlayabilir” şeklinde düzenleme ile rekabet yasağı sözleşmesinin işçinin ekonomik geleceğinin tehlikeye düşürmesi yönünden hakime kapsamı veya süresi bakımından rekabet yasağına müdahale ve sınırlama yetkisi verilmiştir. Bu düzenleme ile yer, zaman ve konu (işin türü) bakımından sınırları çok geniş tutulmuş rekabet yasağı sözleşmelerine geçersizlik gibi ağır bir hukuki yaptırım uygulamak yerine, sözleşmenin kanuna uygun hale getirilmesinin yolu açılmış olmaktadır. Rekabet yasağı kaydının geçerli olabilmesi için işçinin, hizmet ilişkisi içinde olduğu işverenin müşteri çevresi ve üretim sırları gibi ticari sırları bilebilecek bir pozisyonda çalışması ve bu bilgileri önceki işverenle rakip durumunda olan yeni işveren ile paylaşabilme ihtimalinin varlığı yeterlidir. Bu anlamda, ayrılan işçinin yeni işyerinde aynı pozisyonda çalışması da şart değildir. Keza rekabet yasağının varlığı için ayrılan işçinin, önceki işverene fiilen bir zarar vermesi şart olmayıp, zarar verebilme risk ve ihtimalinin varlığı yeterlidir. Rakip firmalarla paylaşması ve nüfuz etme imkanının bulunup bulunmaması önem arz etmektedir. (Yargıtay 11. HD'nin 06/03/2019 tarihli, 2018/3705 Esas ve 2019/1860 Karar sayılı, 10/05/2017 tarihli, 2015/15290 Esas ve 2017/2808 Karar sayılı kararları) Somut olayın incelenmesinde; davalının davacı şirkette vardiya sorumlusu olarak çalıştığı, taraflar arasındaki 01.02.2006 tarihli iş sözleşmesinde gizlilik ve rekabet yasağına ilişkin hükümlere yer verildiği, ayrıca 01.08.2006 tarihli rekabet yasağı, gizlilik ve ticari sır saklama sözleşmesinin düzenlendiği, yasağın iş ilişkisinin sona ermesinden itibaren 36 ay süreyle Manisa ve çevresi ile davacının ticari faaliyette bulunduğu illeri ve aynı faaliyette bulunan fabrika ve şirket merkezlerini kapsayacak biçimde belirlendiği, sözleşmelerde 50.000 ABD Doları ve son brüt ücretin 150 katı cezai şart öngörüldüğü, davalının 2021 yılı Mart ayı sonunda davacı işyerinden ayrıldığı ve 09.08.2022 tarihinde dava dışı .... A.Ş.'de çalışmaya başladığı görülmüştür. Mahkemece rekabet yasağının süresinin üç yıl olarak belirlenmesi, coğrafi kapsamının genişliği ve cezai şartın yüksekliği sözleşmenin geçersizliği gerekçeleri arasında gösterilmiş ise de, aşırı nitelikteki bu sınırlamaların tek başına rekabet yasağı sözleşmesinin tümüyle geçersiz sayılmasını gerektirmeyeceği, TBK'nın 445/2. maddesi uyarınca rekabet yasağının kapsamı ve süresinin somut olayın gerektirdiği ölçüde sınırlandırılması, aşırı cezai şartın ise TBK'nın 182/3. maddesi uyarınca indirilmesi suretiyle, diğer geçerlilik koşullarını taşıyan sözleşmenin kanuna uygun sınırlar içerisinde ayakta tutulmasının gerektiği, süre yönünden de iki yılı aşan yasağı gerektiren özel durum ve koşulların bulunup bulunmadığı ile davalının yeni işyerinde çalışmaya başlama tarihinin birlikte değerlendirilmesi gerektiği, davalının 09.08.2022 tarihindeki işe başlama tarihi, önceki işyerinden ayrılmasından itibaren iki yıllık dönem içinde kaldığından, sözleşmede 36 ay yazılı olmasının tek başına iddia edilen ihlalin incelenmesine engel olmadığı, rekabet yasağının kanuna uygun kapsamının belirlenebilmesi için öncelikle davacı şirket ile dava dışı .... şirketinin fiili faaliyet alanları, ürettikleri ve pazarladıkları ürünler, müşteri çevreleri ve faaliyet gösterdikleri bölgeler itibariyle rekabet halinde olup olmadıklarının araştırılması gerektiği, şirketlerin yalnız ticaret sicilinde kayıtlı merkezlerinin veya genel faaliyet konularının karşılaştırılmasıyla yetinilmeyip, ticari defter ve kayıtları, satış faturaları, müşteri ve ürün bazındaki işlem bilgileri incelenerek fiilen aynı pazara ve müşteri çevresine hitap edip etmedikleri ortaya konularak, bu kapsamda davacının .... A.Ş.'ye yaptığı satışların azaldığı, buna karşılık ....'ın aynı müşteriye satışlarının arttığı yönündeki iddiası da iki şirketin kayıtları üzerinden karşılaştırmalı biçimde değerlendirilmek suretiyle sonuca gidilmesi gerekirken eksik incelemeyle yazılı şekilde karar verilmiş olması yerinde görülmemiştir. Diğer taraftan, davalının vardiya sorumlusu olarak yürüttüğü işin somut içeriği, üretim süreçlerindeki görev ve yetkileri, erişebildiği reçete, yöntem, üretim ve müşteri bilgilerinin niteliği sektörde uzman bilirkişiler eliyle incelenip, sektörde genel olarak bilinen mesleki bilgi ve tecrübe ile davacıya özgü korunmaya değer üretim ve ticari sırlar birbirinden ayrılıp, davalının öğrendiği bilgileri yeni işyerinde kullanmasının davacı işverene önemli ölçüde zarar verme ihtimali bulunup bulunmadığı da bu teknik inceleme sonucuna göre değerlendirilmesi gerekmektedir. Kabule göre de; Rekabet yasağının davalının ekonomik geleceğine etkisinin belirlenmesi bakımından ise, davalı işçinin eğitim durumu, mesleki bilgi ve tecrübesiyle istihdam edilebileceği alanların sınırlı olup olmadığı, dava dışı .... şirketi dışında davacıyla rekabet halinde olmayan başka işletmelerde çalışma imkanının bulunup bulunmadığı, davalının önceki işyerinden ayrıldıktan sonra .... A.Ş.'de punta kaynak operatörü olarak çalıştığı ve ekonomik ihtiyaçları nedeniyle ....'ta işe başladığı yönündeki savunması da gözetilerek, alternatif çalışma imkanlarının somut koşullarda bulunup bulunmadığı, yasağın kapsamının mesleğini icra etmesini ve geçimini sağlamasını hakkaniyete aykırı biçimde güçleştirip güçleştirmediği, böylece işverenin korunmaya değer menfaati ile işçinin çalışma özgürlüğü arasında denge kurulmak suretiyle değerlendirme yapılmalıdır. Açıklanan tüm bu hukuki ve maddi vakıalar karşısında; ilk derece mahkemesince davacı şirket ile dava dışı .... şirketinin ticari defter ve kayıtları incelenmek suretiyle faaliyet alanları ve faaliyet gösterilen bölgeler itibariyle aralarında rekabet bulunup bulunmadığı, davalının davacı nezdindeki görevi nedeniyle korunmaya değer bilgilere ulaşma imkânı ve bu bilgilerin rakip işyerinde kullanılmasının önemli zarar doğurma ihtimali ile davalının bilgi ve tecrübesine uygun alternatif çalışma alanlarının bulunup bulunmadığı hususlarının, reçine ve kimya sektöründe uzmanlığı bulunan sektör bilirkişileri ile mali müşavir bilirkişiden oluşturulacak heyetten alınacak açıklamalı, ayrıntılı ve denetime elverişli raporla belirlenip, tarafların rapora yönelik itirazları da karşılandıktan sonra rekabet yasağının diğer geçerlilik ve ihlal koşulları değerlendirilerek, şartların oluşması halinde yukarıda açıklanan ilkeler dairesinde yasağın kapsamı ve süresi uygun sınırlar içinde belirlenip, aşırı cezai şarttan gerekli indirim yapılarak talep sınırları içinde uygun bir miktara hükmedilmesi gerekirken, açıklanan araştırma ve değerlendirmeler yapılmaksızın, eksik incelemeyle yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir. Bu durumda, ilk derece mahkemesince uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması nedeniyle istinaf istemine konu karara yönelik denetim yapılması mümkün değildir. O halde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve kaldırma kararının sebep ve şekline göre sair istinaf itirazlarının incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM :Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca ESASA İLİŞKİN SEBEPLER İNCELENMEKSİZİN KABULÜNE, 2-Manisa Asliye Ticaret Mahkemesinin 31/01/2024 tarih 2023/127 Esas 2024/64 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Dairemizin kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın mahal mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-Kaldırma kararının sebep ve şekline göre sair istinaf itirazlarının incelenmesine yer olmadığına 5-İstinaf yoluna başvuran tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde istinaf yoluna başvurana iadesine, 6-Karar tebliği ve avans iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.15/10/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2024/755, K. 2026/1621, T. 15.10.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-755-e-2026-1621-k-2d9a9e025b25