İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2023/495 E. 2026/819 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2023/495
Karar No
2026/819
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2023/495 Esas KARAR NO : 2026/819

DAVA : Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 27/07/2023 KARAR TARİHİ : 29/09/2026

Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin Türkiye çapında güvenlik sektöründe yasalara uygun şekilde faaliyet gösteren bir şirket olduğunu, elektronik güvenlik sistemlerinin kurulması ve ... aracılığıyla bu sistemlerin izlenmesi alanında hizmet verdiğini, taraflar arasında 10/01/2015 tarihinde hizmet sözleşmesi akdedildiğini, davalının müvekkili şirkette araçlı portföy yöneticisi olarak çalıştığını, davalının iş akdinin 18/05/2021 tarihinde sona erdiğini, taraflar arasında 18/02/2016 tarihinde 'Rekabet Yasağı Sözleşmesi' akdedildiğini, davalının sözleşmenin 4. Maddesine göre İstanbul ili ile sınırlı olarak 2 yıl boyunca müvekkili şirket ile aynı iş kolunda bir firmada çalışmamayı taahhüt ettiğini, davalının ilgili sözleşmelerden kaynaklanan yükümlülüklerine aykırı hareket ettiğini, davalının sözleşmenin feshedilmesinden sonra müvekkili şirket ile aynı faaliyet konusunda hizmet veren ... Güvenlik Şirketinde çalışmaya başladığını ve sözleşme hükümlerine aykırı hareket ettiğini beyanla davanın kabulüne, cezai şart tutarının yasal faizi ile tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının talebinin zamanaşımına uğradığını, taraflar arasındaki uyuşmazlığın iş ilişkisinden kaynaklandığını ve görevli mahkemenin İş Mahkemesi olduğunu, rekabet yasağı sözleşmesinin yer bakımından sınırlandırılmadığı için Türk Borçlar Kanunu'nun 445. maddesine ve T.C. Anayasası'nın 48. ve 49. maddelerine aykırı olduğunu, bu nedenle sözleşmenin batıl olduğunu, sözleşmede yer alan cezai şartın Türk Borçlar Kanunu'nun 420. maddesi uyarınca sadece işçi aleyhine düzenlendiği için geçersiz olduğunu, müvekkilinin iş akdinin davacı tarafından haklı bir neden olmaksızın pandemi döneminde feshedildiğini, Türk Borçlar Kanunu'nun 447. maddesi gereğince rekabet yasağının fesih tarihi olan 18.05.2021 itibarıyla sona erdiğini, davacı şirketin müvekkilinin eylemleri nedeniyle uğradığı bir zararın bulunmadığını ve illiyet bağının mevcut olmadığını, talep edilen cezai şart tutarının müvekkilinin ekonomik durumu göz önüne alındığında fahiş olduğunu, müvekkilinin bakmakla yükümlü olduğu 5 yaşında bir çocuğu bulunduğunu beyanla; davanın öncelikle görevsizlik nedeniyle, aksi takdirde esastan reddini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesini talep etmiştir. TAHKİKAT, DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE; Dava; taraflar arasındaki sözleşmelerden kaynaklı cezai şart istemine ilişkindir. Davalı tarafça zamanaşımının dolduğu ileri sürülmüş ise de; davacı vekili tarafından dava dilekçesinde rekabet yasağı ve gizlilik sözleşmesinin ihlal edildiği iddiası ile talepte bulunulduğu, buna göre taraflar arasında sözleme ilişkisi bulunması ve uyuşmazlığın sözleşmeden kaynaklanması nedeniyle alacağın TBK'nın 146. maddesine uyarınca on yıllık zamanaşımına tabi olduğu, taraflar arasındaki sözleşmelerin 2015 ve 2016 yıllarına ait bulunduğu ve bu sebeple dava tarihi itibari ile 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığı anlaşılmakla yargılamaya devam olunmuştur. ( İstanbul BAM 13. H.D 2022/1714 Esas ve 2025/550 Karar ) Bilirkişiler... tarafından düzenlenen 18/08/2025 tarihli bilirkişi raporunda özetle; ''...a) Polat, 1 Haziran 2021’den 31 Aralık 2021’e kadar kesintisiz olarak “... Güvenlik” işyerinde sigortalı olarak çalışmış olduğu anlaşılmaktadır. Bu dönem, ProNet’ten 24.05.2021’de ayrılış tarihinden sonra gelmekte birlikte, 03.10.2016–24.05.2021 arasındaki “aynı iş kolu ve coğrafi alanda” gerçekleşmiştir. b)Somut olayda uyuşmazlığın, davalının rekabet yasağına aykırı davranıp davranmadığı noktasında toplandığı, Taraflar arasında düzenlenen rekabet yasağı sözleşmesinin geçerlilik şartlarına uygun olarak imzalandığı, davalının fiil ehliyetine sahip olduğu, sözleşmenin davalı tarafından imzalandığı ve davacının rekabet yasağı sözleşmesi yapılmasından hukuken korunan haklı bir menfatinin bulunduğu, c)İçerik bakımından ise; zaman yönünden rekabet yasağı düzenlemesi incelendiğinde, TBK’da öngörülen 2 yıllık azami sürenin sözleşmeyle getirildiğinin görüldüğü, bu yönüyle zaman bakımından kanuni sınırlar içinde kaldığı, d)Rekabet yasağının yer bakımından sadece İstanbul iliyle sınırlı bir kısıtlama getirdiği, davalının Türkiye’nin diğer illerinde çalışması önünde bir engel bulunmadığı, konu bakımından ise davacı şirketin yaptığı türden işlerin kapsama alındığı, rekabet yasağı sözleşmesinde yer ve konu bakımından getirilen sınırlamaların kanuni sınırlar içinde kaldığının düşünüldüğü, e) Davalının 2 yıllık rekabet yasağı süresi içinde benzer sektörde faaliyet gösteren bir firmada İstanbul ilinde çalışmaya başladığının tespit edildiği, Sayın Mahkemece rekabet yasağının geçerli olduğunun kabulü halinde davalının rekabet yasağına aykırı bir eyleminin varlığından bahsedilebileceği ve bu halde sözleşmede belirlenen cezai şartı ödemekle yükümlü olacağı, f) Dosya kapsamında, davalı taraf iş akdinin pandemi şartları çerçevesinde davacı tarafından sona erdirildiğini ileri sürdüğü, hizmet sözleşmesinin davacı tarafından herhangi bir haklı neden belirtilmeden sona erdirildiği durumda, rekabet yasağı sözleşmesinin TBK m. 447/2 uyarınca sona ereceği" şeklinde mütalaada bulunulmuştur. Bilirkişiler ... tarafından düzenlenen 07/07/2026 tarihli bilirkişi raporunda özetle; "...Davacı tarafından dosyaya sunulan son iş sözleşmesi görüntüsünden anlaşıldığı üzere iki farklı rekabet yasağı düzenlemesinin somut olayda mevcut olduğu, her iki düzenlemede de yer bakımından açık bir sınırlamanın getirilmediği, rekabet yasağına ilişkin Yüksek Mahkeme, kararlarında rekabet yasağı sözleşmesinde yer açısından bir düzenleme yapılmayarak yer sınırlaması getirilmemesi halinde yapılan sözleşmenin geçersiz olduğuna karar verildiği gibi, hakimin rekabet yasağına müdahale imkanını düzenleyen TBK m. 445/2 uyarınca coğrafi sınırın hakim tarafından belirlenmesi gerektiği yönünde de kararların bulunduğu, Sayın Mahkemece, Yargıtay’ın coğrafi sınır içermeyen rekabet yasağına ilişkin görüşleri çerçevesinde varılacak sonuca göre, somut olaydaki rekabet yasağı sözleşmesinin geçersiz olduğu veya sözleşmenin TBK m. 445/2 uyarınca tamamlanmak suretiyle ayakta tutulması yoluna gidilebileceği, sözleşmesinin ayakta tutulmasına karar verildiği durumda rekabet yasağı sözleşmesinin davacının da şirket merkezi ve davalının çalıştığı yer olan İstanbul iliyle sınırlandırılmasının mümkün olacağı, Davalının rekabet yasağına aykırı olarak çalıştığı belirtilen ... ... SANAYİ VE TİCARET AŞ’nin merkezinin Çankaya/Ankara olduğu, SGK kayıtlarından da işyeri merkezinin Ankara olarak gösterildiği ve davalının da ikametgahının Ankara olarak belirlendiğinin anlaşıldığı, dolayısıyla davalının fiilen Ankara ilinde çalışmaya başladığı, bu itibarla rekabet yasağının geçerli sayıldığı ve coğrafi bölge olarak TBK m. 445/2 uyarınca İstanbul iliyle sınırlandırıldığı durumda davalının rekabet yasağına aykırı bir eyleminin bulunmadığı sonucuna varılacağı, Sayın Mahkemenizce yapılan görevlendirme doğrultusunda, taraflar arasındaki iş sözleşmesinin kim tarafından feshedildiği hususunda da belirleme yapılması talep edildiği, dosyada mübrez SGK kayıtlarında işten ayrılma nedeni olarak 03 kodunun girildiği görülmekle, söz konusu kod işçi tarafından iş sözleşmesinin feshi anlamına geldiği, Davalı tarafın zamanaşımı itirazında bulunduğu, rekabet yasağı ile getirilen süre sınırlaması ile zamanaşımının birbirinden farklı olduğu, zamanaşımı süresinin kanunda düzenlendiği, Türk Borçlar Kanunu m. 146’da genel zamanaşımı süresinin 10 yıl olduğu, 147. Maddede ise 5 yıllık zamanaşımı süresinin geçerli olduğu hallere yer verildiği, hizmet sözleşmesi ve rekabet yasağına ilişkin düzenlemelerin TBK m. 147’de yer almadığı bu nedenle 10 yıllık zamanaşımı süresinin bu hallerde uygulanacağı, dolayısıyla rekabet yasağının ihlali durumunda işverenin eski işçiden isteyeceği tazminat ve cezai şart taleplerinde zamanaşımı süresinin 10 yıl olacağı" şeklinde mütalaada bulunulmuştur. Yargılama kapsamında toplanan tüm delillerin değerlendirilmesi sonucunda; taraflar arasında 10/01/2015 tarihinde hizmet sözleşmesi ve 18/02/2016 tarihinde rekabet yasağı sözleşmesi akdedildiği, davalının sözleşmenin feshedilmesinden sonra davacı şirket ile aynı faaliyet konusunda hizmet veren ... Güvenlik Şirketinde çalışmaya başladığı ve böylece sözleşme hükümlerini ihlal ettiği iddia edilerek cezai şart istemli eldeki davanın açıldığı, Mahkememizce celbedilen SGK kayıtlarında görüldüğü üzere davalının 2021 yılı Mayıs döneminde davacı şirkete sigortalı iken 2021 Haziran döneminden itibaren dava dışı ....A.Ş sigortalısı olarak göründüğü, iş sırlarının öğrenilmesi ve müşteri çevresinin tanınması nedeniyle iş ilişkisinin sona ermesinden sonra rekabet yasağına ilişkin sözleşme yapılabilir ise de bu durumun çalışma hakkını da ihlal etmemesi gerektiği, bu sebeple yapılacak sözleşmelere TBK 445 maddesi ile yer, konu ve zaman bakımından sınırlama getirildiği, buna göre yapılan değerlendirme kapsamında taraflar arasındaki sözleşmelerin incelenmesinde yer bakımından bir sınırlama getirilmediğinin , rekabet yasağı sözleşmesinin 4. maddesinde yer yazan yerde .... yazılı ve boş olduğunun görüldüğü, nitekim bu durum cevap dilekçesinde belirtildiği gibi Mahkememizce alınan ek raporda da aynı tespitin yapıldığı, ancak TBK 445/2 gereği sözleşmenin ayakta tutulması halinde dahi davacının sözleşmelerde yer alan iş adresi ve Ticaret Sicil kayıtlarındaki merkezi itibari ile sınırlamanın İstanbul ili sınırları kabul edilmesinin makul olacağı, yine ''işverenin faaliyette bulunduğu alan'' şeklinde çok geniş ve davalı tarafça öngörülemez, coğrafi olarak belirsiz bir sınırlamanın da mümkün olmayacağı, kaldı ki dava dilekçesinde de davalının çalışmama taahhüdünün İstanbul iliyle sınırlı olduğunun kabul ve beyan edildiği, oysa dava dışı ....A.Ş'nin merkezinin Ankara'da bulunduğu ve davalının çalışmasının Ankara'da olduğu, İstanbul'da çalıştığına dair bir delil ve belge sunulmadığı,böylece davalının sözleşmeye aykırı bir eylemi bulunmadığı anlaşılmakla; davanın reddine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir. H Ü K Ü M : Gerekçesi açıklandığı üzere; 1-Davanın REDDİNE, 2-Alınması gereken 732-TL harcın davacı tarafından yatırılan 269,85 TL peşin harçtan mahsubu ile arta kalan 462,15 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 3-Davacı tarafça yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı tarafça yapılan 8.000,00-TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 5-Davalı kendisini vekille temsil ettirmiş olmakla, karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. göre hesaplanan 1.000-TL ücreti vekaletin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine, 6-Yargılama giderlerinden sayılan 3.120,00-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, 7-Taraflarca yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize ya da mahkememize gönderilmek üzere istinaf dilekçesi sunulmak suretiyle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 29/09/2026

Katip ... e-imzalıdır

Hakim ... e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2023/495, K. 2026/819, T. 29.09.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2023-495-e-2026-819-k-ff92577ec4f9