Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/793 E. 2026/1652 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/793
- Karar No
- 2026/1652
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2024/793 KARAR NO : 2026/1652
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 19.02.2024 NUMARASI : 2023/506 E. - 2024/140 K. DAVANIN KONUSU : Menfi Tespit KARAR TARİHİ : 19.10.2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 19.10.2026
İzmir 6.Asliye Ticaret Mahkemesinin 19.02.2024 tarih 2023/506 E. - 2024/140 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye.... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA :Davacı vekili, müvekkilinin dava dışı ... Şti'nin tüm paylarının sahibi olduğunu, davalı banka tarafından, dava dışı şirketin kullanımı için genel kredi sözleşmesi ve diğer ticari ürünler ile kredi tahsis edildiğini, kredi kartı verildiğini, davalı banka ile dava dışı şirket arasında imzalanan genel kredi sözleşmesi ekinde borçlusu dava dışı şirket olan 14.12.2017 tanzim tarihli, 01.04.2019 vade tarihli, 550.000-TL bedelli senet düzenlendiğini, müvekkilinin bu senedi müteselsil kefil olarak imzaladığını, dava dışı şirket ile banka arasındaki asıl borç ilişkisinin kaynağının şirket tarafından kullanılan krediler olduğunu, şirketin kredi borcunun 05.06.2019 tarihi itibariyle şirkete ait çek ve senetlerin banka tarafından tahsili suretiyle ödendiğini, senedin temelinde yatan borç ilişkisinin sona erdiğini, senedin düzenlenmesine neden olan borcun ödendiğini belirterek, senede dayalı olarak İzmir 5. İcra Müdürlüğünün 2019/6285 E sayılı dosyasında takip ve takibe konu senet sebebiyle borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP:Davalı vekili, borcun ödendiğinin ispat yükünün davacı yanda olduğunu, iddiasını ispata yarar delil ibraz etmediğini, kambiyo senedinin borç ikrarını içerdiğini, kambiyo senetlerine dayanan menfi tespit davalarında borçlu olmadığını iddia eden tarafın bu iddialarını ispatla yükümlü olduğunu, davacı yanın takibe esas senedin kredi sözleşmelerine esas olarak verildiğini iddia etmekte ise de senedin incelenmesi suretiyle görülebileceği üzere senet metni sebepten mücerret şekilde TTK hükümlerine uygun şekilde tanzim edildiğini, müvekkili bankanın dava dışı.... şirketinin asıl borçlu ve dava dışı ....’in müteselsil kefil sıfatıyla imzalamış oldukları genel kredi sözleşmesine istinaden asıl borçluya ticari krediler kullandırıldığını, borçluların kredi sözleşmesi yükümlülüklerini yerine getirmemesi, kredi geri ödemelerini ifa etmemesi nedeniyle hesaplarının kat edilerek İzmir 35.Noterliği 05.04.2019 tarih 10246 yev.nolu kat ihtarnamesinin keşide edildiğini, kat tarihi itibariyle borçluların bankaya 113.023,48 TL nakit borcu bulunduğunu, banka tarafından alacakların tahsili amacıyla ilgili icra dosyasından takibe geçildiğini, söz konusu gerçekleştirilen icra takip işlemlerinin, genel kredi sözleşmesi hükümlerine uygun olduğunu belirterek, davanın reddini, %20'den az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına mahkum edilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davanın kabulüne, İzmir 5. İcra Müdürlüğü'nün 2019/6285 E sayılı takip dosyasında davacının borçlu olmadığının tespitine, İİK 72/5 maddesi uyarınca davalı tarafından yapılan takibin haksız ve alacağın likit olduğu kabul edildiğinden hüküm altına alınan dava değeri müddeabih 118.983,56 TL alacak üzerinden hesaplanacak %20 kötü niyet tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ:Davalı vekili, usul şartlarının görmezden gelindiğini, borcun ödendiğini ispat yükünün davacıda olup davacının iddiasını ispata yarar hiçbir delil ibraz edemediğini, kambiyo senetleri illetten mücerret olup, senede karşı senetle ispat yükümlülüğü bulunduğunu, kapsamda davacının ispat edilemeyen davasının reddine karar verilmesi gerekirken kurulan hükmün hatalı olduğunu, davacı, takibe esas senedin kredi sözleşmelerine esas olmak üzere verildiğini iddia etmekteyse de icra müdürlüğü kasasında bulunan senedin sebepten mücerret şekilde TTK hükümlerine uygun şekilde tanzim edildiğini, bir kıymetli evrakın bir ilişkiye esas olarak teminat şeklinde verildiğinin kabul edilebilmesi için kıymetli evrak üzerinde teminat için verildiğine dair ibarenin yer alması ve aynı zamanda hukuki ilişkinin karşı tarafıyla yapılan sözleşme veya protokolde teminat için verilen kıymetli evrağa açıkça değinilmesi gerektiğini, ancak, takibe konu bono üzerinde teminat amaçlı verildiğine dair herhangi bir ibare bulunmadığını, bu şart gerçekleşmediği gibi bu şarta bağlı bulunan diğer bir şart, yani sözleşme veya protokolle teminat amaçlı verildiğine dair bonoya atıf yapılması şartı da bulunmadığını, dolayısıyla bu bononun davacı tarafından iddia olunduğu gibi teminat amacıyla verildiğini ortaya koymaya yarar hiçbir koşul olmadığını, gerekçede müvekkilinin kötü niyetli olduğuna dair tek bir hususa yer verilmemişken hüküm altına alınan kötü niyet tazminatın yasaya açıkça aykırı olduğunu ortada olmakla; kötü niyet tazminatının şartlarının oluşmadığını, dava dilekçesinde tüm ödemelerin şirket tarafından yapıldığı iddia olunmakla davacının yapılan ödemelerden bihaber olduğunun ve bilgilendirmeye muhtaç olduğunun kabulü mümkün değilken müvekkili şirkete borcun güncel durumunun sürekli şekilde kefile bildirilmesi gibi yasal dayanağı bulunmayan bir yükümlülük isnadı ile bu bildirimin var olmadığından bahisle hüküm tesisinin hatalı olduğunu, dolayısıyla .... tarafından yapılan tüm ödemelerin tek yetkili ve kurucu olarak davacı .... onayı ve bilgisi dışında gerçekleştirildiğinin ve davacının şirket tarafından yapılan bu ödemelerden bilgi sahibi olmadığının kabul edilmesinin herhalde imkansız olduğunu, gerekçeli kararda müvekkili şirketin yapılan ödemeler ertesinde borcun güncel durumuna ilişkin olarak kefil olan davacıya periyodik malumat vermesi gerektiğine dair bir yükümlülükten söz edilerek böyle bir malumatın verilmediği, bilgilendirmenin yapılmadığından bahisle dava şartlarının dava tarihindeki duruma göre tayin edilir ilkesinden ayrılındığına yer verilmişse de, yüklenen yükümlülüğün bir kanuni dayanağının bulunmadığını, raporun hatalı olduğunu, takipte uygulanan faiz oranının esas alınması suretiyle bir hesaplama yapılması gerekirken takip dışı bir faize ilişkin kabul ile faiz işletildiğini, raporda dava tarihi itibariyle (son ödemenin dava açılış tarihi sonrasında yapıldığı sabittir.) davacının borçlu bulunduğunun tespitinin yapıldığı somut olayda davanın haksız olduğu da sübuta ermiş olmakla beraber herhalde raporun bu haliyle hükme esas alınabilir niteliği bulunmadığını,icra dosyasındaki borcun asıl borç ve faiz gibi asıl borç ve ferilerinin hesaba katılmadığını, dosyası muhteviyatı itibariyle bunların dahili gerçekleştirilmeksizin bir hesaplama yapılması sonucunda davacının dava tarihinden sonra yaptığı ödeme ertesinde alacaklı gibi yansıtılmasının hukuka aykırı olduğunu belirtmiştir. GEREKÇE:Dava, İİK'nun 72. Maddesi gereğince icra takibine konu bono nedeniyle menfi tespit istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. İİK'nun 67. Maddesi uyarınca açılan itirazın iptali davası takibe sıkı sıkıya bağlı bir dava olup, alacağın var olup olmadığının tespitinde dikkate alınması gereken tarih takip tarihidir. Ancak dava tarihine kadar bir ödeme yapılmış ise, yapılan ödeme düşüldükten sonra kalan alacak yönünden itirazın iptali davası açılmalıdır. İtirazın iptali davasında dava açıldıktan sonra yapılan ödemelerin icra müdürlüğünce infaz aşamasında dikkate alınması gerekmekte olup, mahkemece de yargılamanın dava tarihindeki durum gözetilerek yürütülmesi gerekir. İtirazın iptali davası devam ederken yapılan ödemelerin borcu tamamen sona erdirip erdirmeyeceğine göre karar değişkenlik arzedecektir. Şöyle ki, dava açıldıktan sonra icra dosyasındaki kapak hesabını da kapsayacak şekilde (icra harç, faiz, masraf, icra vekalet ücreti) borcun ödenmesi halinde “konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına” şeklinde hüküm kurulur. Dava açıldıktan sonra borcun kısmen ödenmesi halinde ise, bu tutar hükme bağlanan miktardan düşülmeksizin “infaz aşamasında nazara alınmasına” şeklinde ibare düşülür. Dava açıldıktan sonra asıl alacağın tamamen ödenip, icra harç, faiz ve masrafların yatırılmaması halinde davacı tarafın dava dilekçesinde takip tarihinden ödeme tarihine kadar işleyecek yasal faiz masraf ve vekalet ücreti yönünden itirazın iptalini de istediği nazara alınarak; davalının bu kalemlere itirazı haksız ise, kapak hesabı yapılmaksızın ve miktar belirtilmeksizin yalnızca alacak kalemleri zikredilerek karar verilmelidir. Zira bu itirazların iptaline karar verilmediği sürece alacaklı takip tarihinden ödeme tarihine kadar işleyecek faizi, icra masrafları ve icra vekalet ücretini davalıdan alamaz. İtirazın iptali davası açılmadan önce borcun kısmen ödendiği hallerde, alacaklının ödenen kısım yönünden dava açmakta hukuki yararı olmadığından, bu miktar yönünden itirazın iptaline karar verilemez. Somut olayda, davacı, dava dışı .... Şti'nin tüm paylarının sahibi olduğunu; dava dışı şirketin kullanımı için genel kredi sözleşmesi ve diğer ticari ürünler ile kredi tahsis edildiğini, şirketin konkordato talebinde bulunduğunu ve bu dava dosyasında borcun tamamının ödendiğinini, buna rağmen İzmir 5. İcra Müdürlüğünün 2019/6285 E sayılı dosyasıyla takibe girişildiğini belirterek senet nedeniyle borçlu olmadığının tespitini talep etmiştir. Dava dışı .... şirketinin davalı banka ile 14.12.2017 tarihinde 550.000 TL tutarlı genel kredi sözleşmesi imzaladığı, sözleşmede davacının müteselsil kefil sıfatıyla sözleşmeyi imzaladığı, davalı vekilinin cevap dilekçesi incelendiğinde, İzmir 35. Noterliği'nin 05/04/2019 tarihli hesap kat ihtarnamesiyle borçluların davalı bankaya toplam 113,023.48 TL borçlu olduklarının bildirildiği, akabinde 26.04.2019 takip tarihi itibariyle dava konusu 14.12.2017 tanzim ve 01.04.2019 vade tarihli, 550.000-TL bedelli senet dayanak gösterilerek hesap kat ihtarnamesindeki miktarla sınırlı olmak üzere kambiyo senetlerine özgü takibe girişildiği, tüm dosya kapsamı ve davalı tarafın cevap dilekçesindeki beyanları, kredi ve bononun miktarları ve düzenlenme tarihleri, hesap kat tarihi itibarıyla kalan kredi tutarı kadar bono nedeniyle takibe girişilmiş olması birlikte değerlendirildiğinde, mahkemece söz konusu bononun genel kredi sözleşmesi için verildiğinin kabul edilmesinde isabetsizlik bulunmadığı değerlendirilmiş ise de, alınan bilirkişi raporuna göre dava tarihi itibarıyla davalı bankanın 29.179,02 TL alacaklı olduğu belirlenmesine karşın, mahkemece davanın kabulüne karar verilmesinde isabet görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle, itirazın iptali davasında borç miktarının belirlenmesi hususunda yapılan açıklamalar da dikkate alınarak, gerektiğinde bilirkişiye yerinde inceleme yetkisi de verilerek, borç miktarının yukarıda yapılan açıklamalar ve davalı vekilinin rapora itirazları da değerlendirilerek belirlenmesi konusunda ek rapor alınarak sonucuna karar verilmesi gerekirken, bunun yapılmamış olmasında isabet görülmemiştir. Öte yandan, mahkeme alınan bilirkişi raporuna göre, dava tarihinden sonra bir kısım ödemeler yapılmasına karşın, davalı bankanın dava tarihi itibarıyla bir miktar daha alacağı bulunduğunun tespit edildiği, bu şekilde İİK'nun 72/5 maddesi uyarınca alacaklının haksız ve kötü niyetli olarak takip yaptığının kabul edilemeyeceği, dolayısıyla İİK'nun 72/5 maddesi gereğince koşulları gerçekleşmediği halde davalı aleyhine tazminata hükmedilmesinde isabet bulunmadığı değerlendirilmiştir. Kabule göre de, Bölge Adliye Mahkemeleri Hukuk Daireleri’nin kesin nitelikteki kararları arasındaki uyuşmazlığın giderilmesine yönelik Yargıtay 19.HD'nin 13.02.2020 tarih ve 2020/85 Esas-2020/454 Karar tarihli ilamı ile ticari uyuşmazlıklarda menfi tespit davasının zorunlu arabuluculuğa tabi olmadığının benimsendiği, her ne kadar 6102 sayılı TTK'nun 5/A maddesinde 01/09/2023 tarihinde yürürlüğe girmek üzere 28/03/2023 tarihli ve 7445 sayılı Kanunun ile değişiklik yapılarak ticari dava niteliğindeki menfi tespit davasının dava şatı olan zorunlu arabuluculuğa tabi olduğu belirtilmiş ise de davanın açıldığı 17.05.2023 tarihi itibariyle anılan kanun değişikliğinin geçmişe şamil olacak şekilde eldeki davaya uygulanamayacağı değerlendirilmiştir. Bu durumda, ilk derece mahkemesince uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması nedeniyle istinaf istemine konu karara yönelik denetim yapılması mümkün değildir. O halde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi uyarınca istinaf başvurularının esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve kaldırma kararının sebep ve şekline göre sair istinaf itirazlarının incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM :Yukarıda açıklanan nedenenlerle; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca ESASA İLİŞKİN SEBEPLER İNCELENMEKSİZİN KABULÜNE, 2-İzmir 6.Asliye Ticaret Mahkemesinin 19.02.2024 tarih 2023/506 E. - 2024/140 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Dairemizin kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın mahal mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-Kaldırma kararının sebep ve şekline göre sair istinaf itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, 5-İstinaf yoluna başvuran tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde istinaf yoluna başvurana iadesine, 6-Karar tebliği ve avans iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi gereğince kesin olmak üzere 19.10.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.