Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1554 E. 2026/1359 K. – Menfi Tespit
Konu: Menfi Tespit
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1554
- Karar No
- 2026/1359
- Karar Tarihi
- Konu
- Menfi Tespit
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ 2026/1554 Esas 2026/1359 Karar T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2026/1554 KARAR NO : 2026/1359
TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR
İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 02/09/2026 NUMARASI : 2026/622 Esas (Ara Karar)
TALEP : İhtiyati Tedbire İtiraz TALEP TARİHİ : 06/08/2026 KARAR TARİHİ : 09/10/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 09/10/2026
Taraflar arasındaki menfi tespit davasında mahkemece ihtiyati tedbir kararına itirazın reddine dair verilen ara karara karşı taraf davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü. TALEP İhtiyati tedbir kararına itiraz eden davalı vekili itiraz dilekçesinde özetle; müvekkilinin ortağı olduğu davacı Şirketten 3-4 yıldır dağıtılmayan kar paylarının ödenmesini ihtarname ile talep ettiğini, davacı Şirketin bu talebe cevap vermediğini, aynı dönemde diğer ortakların ... ... unvanlı yeni bir şirket kurarak ... Fuarcılık Ticaret Anonim Şirketi'nin mal varlığını bu yeni şirkete aktardığını, müvekkilinin kar payı alacağının tahsili için Ankara 7. Genel İcra Dairesi'nin 2026/22683 Esas sayılı dosyası üzerinden başlattığı ilamsız icra takibinin davacının süresinde itiraz etmemesi nedeniyle kesinleştiğini, kesinleşen takip üzerine haciz işlemleri uygulandığını, davacı tarafın İİK m. 72/3 uyarınca ihtiyati tedbir talebinde bulunduğunu, mahkemenin 01/07/2026 tarihli kararı ile nakdi teminat veya teminat mektubu karşılığında icra veznesindeki paranın ödenmesinin durdurulmasına karar verdiğini, ancak tedbir talep edildiği tarihte henüz menfi tespit davası açılmadığını, İİK m. 72/3 hükmünün uygulanma şartlarının oluşmadığını, tedbirin verildiği an itibarıyla hukuka aykırılık bulunduğunu, HMK m. 397 uyarınca iki haftalık kesin süre içinde esas davanın açılıp açılmadığının ve icra dosyasına ibraz edilip edilmediğinin resen denetlenmesi gerektiğini, karşı tarafın yaklaşık ispat yükümlülüğünü yerine getirmediğini, TTK m. 408/2-d hükmünün şirkete süresiz kar payı dağıtmama imkânı tanımadığını, karşı tarafın aynı icra takibine karşı eş zamanlı olarak tebligatın iptali davası açtığını ve bu durumun kötüniyetli bir usul suistimali olduğunu, şirket malvarlığının başka bir şirkete aktarılmaya çalışıldığını, bu nedenle tedbirin devamı halinde dahi yalnızca nakdi teminatın kabul edilmesi gerektiğini, teminat şartının fiilen yerine getirilip getirilmediğinin tespiti ile tedbir kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece 02/09/2026 tarihli ara karar ile; Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2026/137 D.iş sayılı dosyasında verilen ihtiyati tedbir kararına itirazda Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 394. maddesindeki koşulların bulunmadığı, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi'nin 2025/82 Esas 2025/225 Karar sayılı ilamı ile işaret edildiği üzere menfi tespit davası açılmadan önce değişik iş sayılı dosya üzerinden İİK 72 maddesi uyarınca ihtiyati tedbir talebinde bulunulmasının mümkün olduğu, öte yandan esas hakkında dava açmaya yönelik arabuluculuk başvuru sürecinin 22/07/2026 tarihinde sonlandığı, esas hakkındaki davanın ise 23/07/2026 tarihinde açıldığı ve keyfiyetin aynı gün ihtiyati tedbir kararı veren Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2026/137 D.iş sayılı dosyasına bildirildiği, bu haliyle ihtiyati tedbir kararına itirazın yerinde olmadığı gerekçesiyle Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2026/137 D.iş sayılı 01/07/2026 tarihli ihtiyati tedbir kararına itirazın reddine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili 02/09/2026 tarihli ara karara karşı istinaf dilekçesinde özetle; tedbir kararının verildiği 01/07/2026 tarihi itibariyle davacının esas hakkındaki menfi tespit davasını henüz açmadığını, hatta dava şartı arabuluculuk başvurusunu dahi yapmadığını, Mahkemece ara kararında yalnızca Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi'nin 2025/82 E., 2025/225 K. sayılı kararına atıfla, esas hakkında dava açılmadan önce D.iş dosyası üzerinden İİK m. 72 uyarınca tedbir talep edilebileceğini belirttiğini, ancak tedbirin verildiği an itibariyle karşı tarafın esasa ilişkin bir dava sürecini somut ve ciddi biçimde başlatmadığını, arabuluculuk başvurusu dahi yapılmamış bir aşamada verilen tedbir kararının, İİK m. 72/3'ün aradığı şartları sağlamadığını, kararın verilmesinden 22 gün sonra (23/07/2026) esas davanın açıldığını, HMK m. 390/3 uyarınca aranan yaklaşık ispat yükümlülüğünün karşı tarafça yerine getirilip getirilmediğinin mahkemece değerlendirilmediğini, karşı tarafın dava konusu icra takibine süresi içinde itiraz edilmediğini ve takibin kesinleştiğini, kâr payı talebini içeren ihtarnameye karşı tarafın cevap vermediğini, TTK m. 408/2-d hükmünün şirkete kâr payı dağıtımından süresiz olarak kaçınma imkânı tanımadığını, dağıtılabilir kârı bulunan bir şirketin dürüstlük kuralına aykırı biçimde uzunca bir süre kâr dağıtmaması hâlinde pay sahibinin bu hakkını mahkeme aracılığıyla talep edebileceğini, tüm bu hususlar gözetildiğinde karşı tarafın yaklaşık ispat yükümlülüğünü sağlayamadığını, karşı tarafından icra takibini bertaraf etmek amacıyla eş zamanlı olarak birden fazla ve birbiri ile çelişen hukuki yola başvurduğunu (tebligatın iptali davası, İİK m. 72/3 tedbir talebi ve nihayet menfi tespit davası), karşı taraf şirketin diğer ortaklarının davacı şirketle aynı adres ve ortaklık yapısına sahip "... ... Fuarcılık Ticaret Anonim Şirketi" unvanlı yeni bir şirket kurarak şirket malvarlığını bu yapıya aktarmakta olduğunu, bu olguların tedbir talebinin gerçek amacının müvekkilinin haklı alacağının ödenmesini geciktirmek ve bu süreçte şirket malvarlığını üçüncü bir yapıya kaydırmak olduğunu gösterdiğini, ara kararda bu iddiaların değerlendirilmediğini, karşı tarafın, Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi dosyasına sunduğu beyan dilekçesinde teminat mektubunun icra dairesine ve mahkemeye depo edilmesi sayesinde şirketin banka hesapları üzerindeki haciz ve blokelerin kaldırıldığını, maaşların ödenebildiğini ve borçların ifa edilebilir hâle geldiğini, bu beyanın tedbir talebinin dayanağı olan tamiri güç zarar tehlikesinin karşı taraf bakımından ortadan kalktığının kabulü niteliğinde olduğunu, bu noktadan sonra müvekkiline ait icra dosyasındaki tutarın ayrıca bloke altında tutulmasının karşı taraf bakımından hiçbir koruyucu işlevi kalmadığını, tedbirin devamına karar verilmesi hâlinde dahi malvarlığı aktarımı riski karşısında teminatın yalnızca nakdi olarak kabul edilmesi, süresiz teminat mektubu seçeneğinin ise müvekkilimizin nihai olarak alacağına kavuşmasını fiilen güçleştirebileceğini, ara kararda zımnen reddedilen bu hususta bir gerekçeye yer verilmediğini, ihtiyati tedbir karşılığında öngörülen teminatın, İİK m. 72/3'teki asgari oranla (%15) sınırlı tutulmasının isabetsiz olduğunu, Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesince herhangi bir gerekçe göstermeksizin teminatı doğrudan kanuni asgari sınırda (%15 - 6.511.967,95 TL) belirlediğini, itiraz üzerine bu hususu inceleyen Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin de teminat miktarının somut olay bakımından yeterli olup olmadığını tartışmadığını, menfi tespit davasının, olası istinaf ve temyiz aşamaları dahil, kısa sürede sonuçlanmasının beklenmediğini, bu süre boyunca müvekkilinin icra veznesinde bloke kalan alacağına ilişkin gecikme ve enflasyon kaynaklı değer kaybının, alacağın %15'i ile sınırlı kalmayabilecek boyutlara ulaşabileceğini, davacı şirketin malvarlığını "... ..." unvanlı yeni bir şirkete aktarmakta olduğu yönündeki somut iddia dikkate alındığında, yargılamanın uzaması hâlinde müvekkilinin nihai olarak teminattan dahi tam olarak tatmin olamama riski bulunduğunu, teminatın süresiz teminat mektubu şeklinde de sunulabilmesine imkân tanınmış olmasının, nakdi teminata kıyasla ilave bir güvencesizlik yarattığını, tedbirin uygulanmasından (09/07/2026) itibaren HMK m. 397'de öngörülen iki haftalık kesin süre içinde esas davanın açılıp açılmadığının ve buna ilişkin belgenin icra dosyasına fiilen ibraz edilip edilmediğinin ilgili dosyalar resen celp edilmek suretiyle denetlenmesinin talep edildiğini, karşı tarafın beyanına göre esas davanın 23/07/2026 tarihinde açıldığını, bu tarihin, 09/07/2026'dan itibaren işleyen iki haftalık sürenin son gününe denk geldiğini, sürenin usulüne uygun işletilip işletilmediğinin ve ibraz işleminin icra dosyasına fiilen ve süresinde yapılıp yapılmadığının resmî kayıtlar üzerinden doğrulanması geretiğini, ayrıca, kararda öngörülen teminatın (nakdi teminat veya teminat mektubu) icra dosyasına fiilen sunulup sunulmadığı ve buna bağlı olarak tedbirin infazının gerçekleştirilip gerçekleştirilmediğinin de ayrıca tespit edilmesi gerektiğini, ara kararın gerekçesiz olduğunu beyan ederek ilk derece mahkemesi ara kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini istemiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Talep; ihtiyati tedbirin kaldırılması istemine ilişkindir. 6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede; HMK'nın 389/1. maddesinde; mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebileceği, düzenlemesi yer almaktadır. HMK'nın 390/1 maddesi uyarınca ihtiyati tedbir dava açılmadan önce esas hakkında görevli ve yetkili mahkemeden, dava açıldıktan sonra ise ancak davanın görüldüğü mahkemeden talep edilebilir. 6100 sayılı HMK'nın 390/3. maddesinde tedbir talep eden taraf dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. İİK 'nın 72/3 maddesi hükmüne göre "İcra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında ihtiyati tedbir yoluyla takibin durdurulmasına karar verilemez ancak borçlu gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın % 15 'inden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat karşılığında mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyla icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini isteyebilir", düzenlemeleri yer almaktadır. İhtiyati tedbir kesin hükme kadar devam eden yargılama boyunca tarafların dava konusu ile ilgili olarak hukuki durumunda meydana gelebilecek zararlara karşı öngörülmüş geçici nitelikte geniş veya sınırlı hukuki korumadır. İhtiyati tedbir talebinin kabul edilebilmesi için yaklaşık ispat yeterlidir yani çekişmeli vakıanın gerçeğe yakın bir derecede kanıtlanması esastır. Mahkeme mevcut delillere göre tedbir isteyenin hakkını muhtemel görmeli ve tedbir verilmesini icap ettiren sebeplerinde varit görülmesi gerekir. HMK'nun 397 maddesinde; "(1) İhtiyati tedbir kararı dava açılmasından önce verilmişse, tedbir talep eden, bu kararın uygulanmasını talep ettiği tarihten itibaren iki hafta içinde esas hakkındaki davasını açmak ve dava açtığına ilişkin evrakı, kararı uygulayan memura ibrazla dosyaya koydurtmak ve karşılığında bir belge almak zorundadır. Aksi hâlde tedbir kendiliğinden kalkar. (2) İhtiyati tedbir kararının etkisi, aksi belirtilmediği takdirde, nihai kararın kesinleşmesine kadar devam eder. (3) Tedbir kalkmış veya kaldırılmış ise bu husus ilgili yerlere bildirilir. (4) İhtiyati tedbir dosyası, asıl dava dosyasının eki sayılır." düzenlemeleri mevcuttur. Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerin incelemesinden; ►Davacı şirket vekilince davalının müvekkili şirketten kar payı ödemesi talebinde bulunduğu, ancak şirket genel kurulunca bu yönde alınmış bir karar bulunmadığından talebin reddedilmesi üzerine davalının müvekkili Şirket hakkında Ankara 7. Genel İcra Dairesinin 2026/22683 sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlattığını, usulsüz tebligat ile takibin kesinleştiğini ve davalının müvekkili şirketin mallarına haciz koydurduğunu, müvekkili şirketin nakit sıkıntısı yaşaması nedeniyle maaş ödemeleri dahil ödemelerini yapamaz hale geldiğini, menfi tespit davası açılacağını ve zorunlu arabuluculuk sürecinin beklendiğini ileri sürerek icra kapak hesabı kadar kesin ve süresiz teminat mektubunun icra dosyasına yatırılması karşılığı icra veznesindeki paranın alacaklıya ödenmemesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep ettiği, Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2026/137 D.İş Esas ve 2026/137 Karar sayılı 01/07/2026 tarihli kararı ile ihtiyati tedbir talebinin kabulüne, İcra İflas Kanunu'nun 72/3. maddesine göre takip tutarında yazılı olan bedelin % 15'i oranında 6.511.967,95 TL nakdi teminat mahkeme veznesine yatırıldığında veya kesin ve süresiz teminat mektubu sunulduğunda, Ankara 7. Genel İcra Dairesi'nin 2026/22683 Esas sayılı takip dosyasında icra veznesine yatırılacak paranın dava sonuna kadar takip alacaklısına ödenmesinin ihtiyati tedbir yolu ile durdurulmasına karar verildiği, ►Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesince 09/07/2026 tarihinde, dosyaya sunulan ...Bankası A.Ş'ye ait 08/07/2026 tarihli, TMDZ26-504049 numaralı, 6.511.967,95 TL bedelli teminat mektubu ile tedbir kararının icra müdürlüğüne gönderilerek karar gereğinin yerine getirilmesinin talep edildiği, ►Davacı vekilince 30/06/2026 tarihinde arabuluculuk yoluna başvurulduğu, arabulculuk sürecinin 22/07/2026 tarihinde sona erdiği ve menfi tespit istemine ilişkin davanın 23/07/2026 tarihinde açıldığı, ►Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin tedbir kararına davalı vekilince itiraz edilmesi üzerine Mahkemenin 07/08/2026 tarihli ek kararı ile; HMK 394/2 maddesi gereğince tedbire itiraz hakkında esas davaya bakan Mahkemece karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle karar verilmesine yer olmadığına, kararın ve itiraz dilekçesinin Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2026/622 Esas sayılı dosyasına gönderilmesine karar verilmesi üzerine Mahkemesince itirazın duruşmalı olarak incelendiği ve 02/09/2026 tarihli ara kararla itirazın reddine karar verildiği, söz konusu ara karara karşı davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmaktadır. Bu kapsamda davalı vekilinin istinaf itirazlarının incelenmesinde; HMK'nın 390/1 maddesi uyarınca dava açılmadan önce ihtiyati tedbir talep edilebileceği, dava açılmadan önce ihtiyati tedbir kararı verilmiş ise bu kararın uygulanmasının talep edildiği tarihten itibaren 2 haftalık süre içinde esas hakkındaki davanın açılması gerektiği, davacı vekilince 09/07/2026 tarihinde teminat mektubunun sunularak kararın uygulanmasının istenildiği ve yasal 2 haftalık sürede 23/07/2026 tarihinde esas davanın açıldığı, İİK'nın 72/3.maddesi gereğince takipten sonra açılan menfi tespit davasında teminat karşılığında icra veznesine yatan paranın alacaklıya ödenmemesinin durdurulmasına karar verilebileceği, davacı yanın da teminat göstermek suretiyle bu yönde talepte bulunduğu anlaşılmakla Mahkemece davalı vekilinin ihtiyati tedbir kararına itirazının reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir. Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin ara kararında bir isabetsizlik bulunmadığından ihtiyati tedbir kararına itiraz eden davalı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-İhtiyati tedbire itiraz eden davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Alınması gereken 732,00 TL harç peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-İhtiyati tedbire itiraz eden davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-f. maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 09/10/2026
Başkan- Üye - Üye - Zabıt Katibi-